ALTI

1141 Kelimeler
Diz kapaklarımdaki zonklama onun bacaklarıma olan baskısı yüzünden artmış canımı sıkacak biçimde acıtmaya başlamıştı. Bedenimin onun bana yaslı olan bedenine verdiği tepki ise midemdeki bulantıyı artıyordu. Kalbim alev alıyor ateşim korlanıyordu. Kalbimde filizlenen kıvılcımların keskin uçları zihnimdeki tilkilerime sert darbelerini vurdukça tilkilerim vahşi bir aslan gibi tıslıyor ona saldırmam için içimdeki beni yumrukluyordu. Şüphesiz ki saldırmak için kıvranıyordum içten içe. Ama güçsüzdüm. Onun karşısında şu anda hiç bir şansım yoktu. Yapacağım en ufak hata bile içimdeki intikam için yanıp tutuşan tilkilerime hakaret olurdu. Doğru anı kollamalıydım şu anda o a doğru an değildi. Özgür Şahin için daha acılı bir ölüm olmalıydı. Şu an bir atakta bulunarak bu savaşı kazansam bile ölümü çok basit olacaktı. Ölümü basit olmamalıydı tıpkı benim acımın hiç ama hiç basit olmadığı gibi. Acı çekmesini istiyordum Özgür Şahin'in. Benim yandığım gibi yanmasını kavrulmasını istiyordum. Haykırışlarımın her bir zerresinin onun ruhunda yankılanmasını bedenini ruhunu ilmek ilmek kemirmesini istiyordum. Mahvolmasını, yaşamak için değil de ölmek için bana yalvarmasını istiyordum. Ruhumdaki zelzeleler içinde kaybolmasını içimde kopan fırtına da çıkış yolu bulamamasını istiyordum. "Ne saçmalıyorsun? Söyledim ya!" dedim şaşkınlıkla. Açıkçası ondan böyle bir atak beklemiyordum. Beni bariz şaşırtmıştı ve yirmi yıldır sadece babamı kaybetme konusunda bedenimi yoklayan korku şu an bu adamın bana zarar verebileceği düşüncesiyle kalbimi prangalıyordu. İkimizden başka kimse yoktu bu evde. Olduğum semti bilmiyordum. Güvendiğim bir kaç insan yanımda değildi. Babamın katili ile tek başımaydım. Beni şu an öldürüp atabilirdi ona karşı gelemez hayatımı kurtaramazdım. Ondan kaçamazdım da. Şu an sadece canımın bağışlanmasına ihtiyacım vardı. Zihnimden olası senaryoları geçirdim onun kehribar kahverengisi gözlerine bakarken ama her olasılıkta sonum ile ilgili konulu kötü senaryolar zihnimi ele geçirmişti. Birden fazla olasılık üzerine düşünen tilkilerim fikirlerimin hepsini kuyruklarıyla geri itmiş ve beğenmeyerek bana tıslamışlardı. Başıma her türlü burada kötü bir şey gelecekti. Yapmam gereken tek şey Özgür Şahin'i yalan söylemediğime ikna etmekti. Onu kandırabilmek ve göğsünün altındaki güven duygusunu barındırdığı yere ulaşmaktı. Başka şansım olmamakla birlikte şu anda bedenimi kendi bedeni esareti altına alan Özgür Şahin'den kurtuluşum yoktu. İçimde bir yerlerde bu durum kalbimi acıttı. Şu anda babamın katilinin benim için seçeceği kadere boyun eğmek zorundaydım. Özgür'ün istekleri geçerliydi benim düşüncelerimin ya da isteklerimin zerre anlamı yoktu. Ancak Özgür Şahin'in gözlerinde gördüğüm şey öldürme ya da zarar verme arzusu değildi. Gözlerinde akan şey doğruları duymak istemesinden kaynaklanıyordu. Yalan söylediğimi biliyor gibi bakıyordu ancak gerçekleri bilmemeliydi. Öğrenmemesi gerekiyordu. "Yalan söylüyorsun!" diyerek gövdemi kendine çekti ve hemen ardından tekrar duvara çarptı. Doğruları duymak isteme arzusu öfke şeklinde bana geri yansıyordu. Kalbim bu tepkiye etki olarak hızla çarpmaya başlarken mavi intikamlarımı onun kehribar kıyametlerine kenetledim ve ağzımdan hoyrat bir nefes çıktı. Sırtım acıyla sızlarken dişlerimi sıktım ve gözlerimi yumdum. Onunla göz kontağını kestiğim anda zihnimde yine tek bir sahne canlandı. Babamın ölü bedeni. Gözlerim neden doldu anlamamıştım. Babamı son görüşümün üzerimde bıraktığı etki mi yoksa öldürmek istediğim bu adamın bedenimi hoyratça duvara çarpmasından dolayı mı bilmiyordum. Kapalı gözlerimden isteksiz bir şekilde bir damla gözyaşı aktığında tilkilerimden biri zihnimde bana 'Salak!' diyerek tokat atmıştı. Kendimi tutamayarak sağ gözümden dökülen gözyaşım elmacık kemiğimde asılı kalırken intihar etmeden bir kaç saniye önce gözlerimi açtım. Çatallaşan sesimle konuşmaya çalıştım. "Sana neden yalan söyleyeyim ömrümde ilk kez görüyorum!" Özgür Şahin'in tutuşu farkında olmadan hafifledi beni biraz da olsa özgür bıraktı. Kehribar kıyametlerine prangalanan mavi gri intikamlarım gözlerinde biraz da olsa sinirden ziyade şaşkınlık görünce dudaklarım aralandı. Ağlamamı beklemiyordu sanırım. Açıkçası bende beklemiyordum ama bu mümkün değildi. Bedenim haftalardır ezildiği acının altında o kadar hassas ve çaresizdi ki her olumsuz etmen beni ağlatmak için yeterliydi. "Bende onu soruyorum neden? Kim gönderdi seni buraya?" diyerek üzerimdeki tişörtü biraz daha kavradı. Bu kavrama şaşkınlığını attığını ve sinirinin baskın çıktığını ifade ediyordu Gözlerimi tekrar yumdum ve birbirine sıkıca bastırdığım iki saniye içerisinde derin bir nefes aldım. Cümlemi kafamda toplarlamam ardından nefesimi tam Özgür Şahin'in yüzüne doğru serbest bırakmamın ardından sıkıca yumduğum gözlerimi açtım ve onun alev almış kahverengi gözlerine baktım. İki elimi kaldırıp onu ittirmek için omuzlarına koyduğumda o bana daha çok yaklaşarak göğsünü de göğsüme yasladı ve nefes alamaz oldum. "Kimse göndermedi," diye inledim nefessiz bir şekilde. "Bırak." İstemsiz bir şekilde mavi intikamlarımı onun kehribar kıyametlerinden kaçırmıştım "Bana bak sinsi şey," dediği esnada göz göze geldik ve burnundan verdiği nefes dudaklarıma çarptı. Alev alan gözlerimizde birbirimize akan bu ateş içerisinde bulunduğumuz bu evi yakıp yok etmek için yeterliydi. Sadece bir kıvılcım gerekirdi. "Ben bu gözleri tanıyorum. Bu mavilerin içindeki gri lekelerden akan nefreti hissedebiliyorum. Bana yalan söyleme doluya değil kara tutunursun." Her ne kadar dışımdan "Bırak!" desem de içimden gözlerimdeki ifadeyi bu kadar net çözebildiği için lanetler savuruyordum. Evet diye haykırmak istedim o an evet tanıyorsun. Öldürdüğün adamın kızının gözleri bunlar. Babasıyla tek benzerliği gözleri olan kız. Tabii tanıyorsun, bu gözler son nefesini verirken senin gözlerine baktı çünkü. Sen acımasızca bir insanın nefesini keserken bu gözler sana bakıyordu. Öldürdün bu gözleri nefesini kestin. Arkasında bıraktıkların umurunda olmadan sırf bu topraklar uğruna gözünü bile kırpmadan elinde tuttuğun bu kızın babasını ondan hayatından kopardın! Nefesini kestin! Ömrünü çaldın! Bu gözlerin nefret ile bakmasının sebebi senin bu gözlerin kopyasına sahip olan adamı öldürmenden kaynaklanıyor! "Sana yalan söylemek için bir sebebim yok tanımıyorum bile seni bırak!" dedim tekrardan. Hakikaten de adından ve babamı öldürdüğünden başka bir şey bilmiyordum. Babası kimdi annesi kimdi kardeşi var mıydı? Nerede yaşıyordu ne yapıyordu? Bu yaşına kadar nelerle uğraşmıştı? Eğitimi hangi seviyeydi? Onunla ilgili bildiğim tek şey babamın katili Özgür Şahin olmasıydı. Bir süre stabil sinirli yüz ifadesiyle bana baktı. Ardından bedenim üzerindeki hakimiyetine son verirken kazağımı sıkan yumruğu da gevşedi ve beni bıraktığı esnada bol miktarda oksijeni ciğerlerime doldurdum. Katran kıvamındaki bakışlarını üzerimden çekmez iken Özgür Şahin tekrar konuştu. "Sana güvenmiyorum sinsi panter. Amacın ne bilmiyorum ama amacını öğrenene kadar gözümün önünden ayırmayacağım seni. Gerekirse on yıl bekleyeceğim ama yine de amacını öğreneceğim." Elimi göğsüme koyarak eğildim ve duvardan destek alarak ayakta durmaya çalıştım yetersiz kalan oksijenlerimi tamamlayarak ciğerlerime istediğini sonunda verirken saçlarım yüzümün önüne döküldü. İçten içe dua ettim. 10 yıl sürmemesi için. Ben Özgür Şahin kadar sabırlı bir insan değildim. 10 yıl çok uzun bir süreydi. Babamın intikamını alamadan geçirdiğim on yıl yaşadığım on yıllık esaret demekti. 'Hayır' dedim içten içe kendime. On yılı bırak seninle on gün bile geçirmeye niyetim yok. O kadar uzun sürmeyecek. Tilkilerim sabırsızca bana tıslarken onları sakinleştirmeye çalıştım. Aklımda dönüp duruyorlar sürekli aynı kelimeyi beynimin içinde fısıldayıp duruyorlardı. Hepsi yaralıydı. Hepsi acı içindeydi. Haftalardır hepsi yaralarını iyileştirmem için bana bağırıyor beni dövüyor hoyratça kuyruklarını bana çarpıyorlardı. İntikam. Hepsinin istediği tek şey intikamdı.... İntikam uğruna beni bile öldürmeyi göze almış tüm tilkilerim aç birer kurt misali Özgür Şahin'in üzerine atlamak ve bedenini parçalara ayırarak yemek istiyorlardı ancak onları sakinleştirdim. Güçlerini tam anlamıyla toplamalarına öcelikle beni iyi etmelerine ihtiyacım vardı. Benimde gücümü toplamam ve daha sağlıklı düşünmem bedensel kuvvetimin yerine gelmesine ihtiyacım vardı. İntikamımı öyle kolay alamayacaktım. Ama eninde sonunda alacaktım. Hemen olmayacaktı belki ama sonunda ruhum huzura kavuşacak babamın katlini düşünmek yerine babamı katledenlerin öldüğünü bilerek sadece kendi yasımı tutacaktım. Eninde sonunda benim istediğim olacaktı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE