Ağladı Aze. Önünde kendisine karşı olur olmadık sözler eden adamın karşısında kendini tutamadı. Haklılığı gücüne gitti. Oysa derdini dökmek akıl almak için saatlerdir o telefonun çalmasını bekliyordu. Zaten iki gündür kafası allak bullaktı birde patronu eklemişti pul biberi. Dayanacak gücü kalmadığından, atıverdi kendini masa önünde duran sandalyeye. Ellerini yüzüne kapattı. Hıçkıra hıçkıra başladı ağlamaya. Işte o vakit sustu doktor'un kellesini almaya sözleriyle yemin eden patronu. Adımlarının çıkardığı sesten anladı kendisine yaklaştığını. " ağlıyormusun sen " Dedi tereddütle. Aze yok yemek yiyorum demek istesede içini boşaltmaya devam etti. Sinirleri iyice helak olmuştu. Bu adamın yanında kendisi değil de sanki sığınmaya muhtaç başı okşansın diye bekliyen çocuk oluyordu. " y

