"Gelme kanka." "Oglum dursana. Susadım lan." "Girme." Göğsüme koyduğu elini sıktı sonra. "Vuhhu, memeye bak." Eline vurup, "Çek lan sapık." dedikten sonra yana doğru bir adım daha attım, içeriye geçmek için. "Ya çıksana önümden." "Furkan. Ağzına boru dayayıp onu da çeşmeye bağlarım istersen, ama yapma." "Öykü mü içeride? Görmesem unutacak mıyım sanki oğlum? Manyak mısın sen?" diyerek onu kenara itip içeriye girdim, o arkamdan seslenirken. Çeşmeyi götüme sok Hikmet götüme. Bu ne lan! Öpüşüyor mu onlar? Yok yok, bademciklerine bakıyor kesin. Ulu orta, ne öpüşmesi canım? Yok yok. Kemalim yapmaz. "Furkan. Aldım ben bak suyunu. Hadi çıkalım." Hikmet yanıma gelene kadar, orta yerde durup da onları izlediğimi fark etmemiştim bile. Onlar da beni etmemişti zaten. Aşktan gözleri kimseleri gör

