Nilay ile konuşmak gerçekten büyük bir huzur veriyor bana, ellerimi tutan ellerinden destek almak herkese nasip olmuyor maalesef ama gerçekten bu konu ile ilgili konuştukça daralma geliyor bana.
“Yeter dostum, babam belki vazgeçer belki gerçekten beni korkutmak için söylemiştir bu yüzden bu konu hakkında düşünüp kendimizi daha fazla yıpratmayalım.”
Hah şöyle gül be güzel dostum, Nilay biraz düşünse de gülümsediği için mutluyum sonuçta biz bu kadar düşünsek de babam belki gerçekten sadece beni korkutmak için söylemiş olabilir evet evet ya neden hemen karalara bağlayalım?
Nilay: “Öyle bir ihtimal olabilir değil mi?”
“Tabii ki olabilir, o Raşit pisliği bu düşünceyi soktu ama babam sonuçta ruh haline göre verdiği düşünceleri değiştiren bir adam bu yüzden belki baktı ki korkuyorum benim gözümü daha çok korkutmak istemiş olabilir.”
Neden olmasın? Bu konular yerine beni neşe ile karşılayan haline dönmesini istiyordum Nilay’ın ona gülmek, cıvıl cıvıl olmak yakışıyor. Mavı gözlerinde bir sönüklük olsun istemiyorum asla. Dün beni aradığında yine platonik aşkını anlatmak için buraya gelmişti konuyu değiştirmenin tam zamanı.
“Nilay, şimdi boş verelim tüm bunları sün bana telefonda yeni aşkından söz etmiştin bugün anlatırım diyordun, söyle bakalım kim bu şanslı çocuk?”
Gördüm, dostumun güzel gözlerinden geçen parıltıyı. İlk kez yanakları kızarıyor Allah Allah, Nilay her zaman şıp sevdi olurdu ama hiçbir zaman anlattıklarının arasında yanaklarının kızardığını görmedim, gözlerinde yanan bu ışıklar anlatacağı kişi ile ilgili mi gerçekten? Kaçamak bakışlar atmaya başladı bana, gülümsedi hafif de pembeleşti yanakları.
Nilay: “ Ya kanka utandım, madem bu kadar ısrar ediyorsun bak anlatayım, dün kafedeydim dedim ya kasaya bakmam gerekiyordu. Bana doğru yaklaştığını hissediyordum ama kafamı kaldırıp bakamadım. Var ya sonra bir ateş dalgası hissettim üzerimde kafamı kaldırıp bir baktım ve ilk görüşte şıp! Ah! Gülsüm bir görsen o kadar yakışıklı ki sanki ona yakışıklı dediğimde bile sanki ona hakaret ediyormuşum gibi o derece yakışıklı. Her neyse çocukla bakıştık böyle o masadan kalkana kadar sürekli bakıştık ve masa ile ilgilenmeye özellikle dikkat ettim ve bil bakalım ne oldu? Benden bir kalem ve kağıt rica etti hemen getirdim o güzel gözlerine bakarak verdim. Nazik parmakları ile numarasını yazıp verdi banaaa? Düşünebiliyor musun Gülsüm? Şu an resmen yakışıklı, zengin bir manitam var.”
Dostumu bu kadar sevinçli görmek çok hoş ama Nilay’ın gerçekten anlattığı bu olayın ilerisinde onun üzülmesini istemediğim için anlatırken ki heyecanını asla kesmedim ama içimde bir şüphe doğmuştu. En başında haram bir mutluluktu ve haramda mutluluk aramak kişinin üzülmesi ile sonuçlanabilir. Nilay anlatmaya devam ediyordu, o kadar hızlı konuşuyordu ki nefessiz kalacaktı resmen. Gülümsememi bozmadan onu dinlemeye devam ediyorum şu an en azından evlilik konusundan zihnimi uzaklaştırdığım için mutlu olsam da Nilay’ın anlattıkları da benim için çok olağan dışı şeylerdi. Bir erkek ile bu kadar rahat samimiyet kurabilmesine her seferinde şaşırdığım kadar günaha girmesinden ötürü de üzülüyordum.
Nilay: “Bu akşam yemek yiyeceğiz evinde.”
Nilay’a çok anlatmıştım, ona yeni tanıştığı insanlara bu kadar hızlı güvenmemesi gerektiğini, başına Allah korusun kendisine zarar gelebilecek bir olay olabileceğini defalarca söylesem de Nilay cesaretinden asla ödün vermiyordu. Resmen deli cesareti vardı ama bu korkusuzluğu beni korkutuyordu. Bugün yine tanımadığı bir erkeğin evine gidecek olduğunu söylemesi içime alışkın olduğum bir tedirginlik getirmişti. Anlattıkları bittiği için dişlerini göstererek sırıtmaya başladı. Mutlu olduğu her halinden belli idi ama şu an yaptığı şebekliklerin sebebi de gayet açıktı ona her anlattığı yeni erkek arkadaşında verdiğim tepkiyi verdim. Sessiz ve tedirgin bakıyordum, Nilay beni gerçekten çok iyi tanıyordu, sessizliğimin sebebini bildiği için ellerimi, pardon elimi ve kullanamadığım içe dönük elimi tutarak hafifçe sallayıp benim tedirginliğimi geçirmeye çalışıyordu.,
Nilay: “Hadi ya kanka! Kızma hemen valla bak sadece yemek yiyeceğiz, hem sarhoş olmam biliyorsun şarap falan özel günler hariç içmem de fazla. Söz gerçekten yemek yiyip geç kalmadan döneceğim, maksat birbirimizi daha yakından tanımak anlatabiliyor muyum? Hem bakarsın belki enişten olur gerçekten. Evleniriz ileride.”
Hayallerin çok güzel dostum, yıkılmasını da asla istemesem de Nilay’ın hızlı bir hayatı var onu çok sevdiğim için kızgında kalamıyorum asla hafifçe şebekliklerine gülümsedim her zamanki gibi benim nasihat tarafım açılmıştı.
Nilay, bak güzel dostum inşallah hayırlısı bu adamdır ama gerçekten ya niyeti başka ise? O sonuçta bir erkek her türlü beden senden güçlü ise nasıl kendini savunacaksın? Ayrıca alkol tüketmenin azı çoğu olmaz hem zararlı hem günah?”
Nilay benim cümlelerimi neredeyse her seferinde tekrarladığım için neredeyse dediklerimi ezbere tekrarlayarak bana göz devirdi, ben iyiliğini istedikçe, ciddiye aldıkça Nilay benim tam tersime eğleniyordu. Göz devirmemen gerek bana Nilay bunlar hep senin iyiliğin için Nilay göz devirmesi bittikten sonra hınzırca ve masum karışımı bir tavır takındı.
Nilay: Kanka biliyorsun ki bana bir şey olmaz ee, Kötüye bir şey olmaz iyiyi de Allah korur zaten hem biliyorsun çantamda acil durumlar için ir biber gazı var sen merak etme eğer kötü bir niyetinin olduğunu sezersem hemen spreyi sıkar kaçarım o evden. Ya! Bir dakika neden her seferinde kötü niyetli görüyoruz sana hissediyorum diyorum bu gerçek bu adam senin enişten olacak. Bu akşam fotoğrafta çekerim bizim gösteririm sana yarın. Şimdi hadi abur cuburlarımızı yiyip yeni eniştenin gelişini kutlayalım ve senin bu evlilik işinin koca bir şakadan ibaret olduğunu sayalım.”
Ah deli kız! Ben sana boşuna mı deli diyorum, Nilay getirdiği abur cuburları hazırlarken ona yardım etmeye başladım, neşesine ortak olmak bile benim için büyük bir nimetti. Dediği gibi yapmak işime geliyordu bu evliliğin büyük bir şakadan ibaret olması gerekiyordu zaten. Beraber gün boyu sohbet ettik ya da ben gün boyu Nilay’ın enişten, enişten diye tutturduğu çocuğu dinlemek zorunda kaldım. Öğleden sonra saat dört gibi Nilay evine gitmek için kalktı.
Nilay: “Eniştenin beni ilk gördüğünde işte bu kız benim kaderim diyeceği bir şekilde görmesi gerek, önce cilt bakımı ardından müthiş bir elbise.”
Nilay omuzlarını hareket ettirerek bana bir öpücük attığında sesli gülerek ona sarıldım, kalbinin güzelliğine yakışan bir adam olması için her zaman dua edecektim. Geri çekildiğim de onun cilvesine imrenmiştim, bu hayatı çok güzel yaşıyordu ben ise sadece bakmakla yetiniyordum tabii ki onun mutluluğu ile mutlu olsam da bende o an içimde gerçekten sevgiye duyduğum özlemin giderek arttığını hissediyordum. Nilay gittiğinde arkasından el sallayarak kapıyı kapadım. Ortalığı toplamaya başladığımda Nilay’ın görüşeceği çocuktan bahsederken ki tavırları geldi aklıma, yanaklarının kızarması, heyecanı o gözlerindeki parıltılar. Bende yaşamak isterdim gerçekten haram bir şekilde değil ama bana helal olan adamı sevmeyi ondan bahsederken göz bebeklerimdeki parıltıları. Bu hayatta belki de eksik kaldığım her şeyi onda bulabilmeyi. Rabbim, evlilik senin bize en güzel armağanın biliyorum ama şu an gerçekten buna hazır değilim bu yüzden lütfen , lütfen bana sunduğun her şeyi hayırlı kıl. Her zaman sessiz bir dua içindeydim ama garip hissediyordum, babamın düşüncelerinin ne olduğunu tahmin edemeyecek kadar yabancıydım ona, babamdı ama kendisini tanıyabileceğim kadar sevip sevdirmemişti kendisini.
Dudaklarımı büzdüm ve hala düşünceler eşliğinde bulaşıkları da yıkamaya devam ettim tabii biraz uzun sürüyor ama olsun. Akşam yemeğini hazırlamak için ocağa pilav suyu koyduğum sırada çalan kapı ile kalbim tekledi. Babamın gelme saatine daha vardı, tedirgin olmuştum. Kim gelmişti ki? Bizim evimize giren çıkanın sayısı belirli idi ve bu saatte gelen kişi beklenmedik bir misafir olabilir ancak. Sessizce kapıya ilerledim.
“Kim o?”
Babam: “Aç kız, kaç saattir bekliyorum.”
Babam gelmişti ama çok erkendi, acaba yemeğin hazır olmamasına kızıp beni evlendirir mi idi. Yok canım bence evlendirmez evet evet. Kapıyı açtığımda hiçbir şey demeden oturma odasına ilerledi babam, arkasından merakla ilerlerken içimde bir korku oluştu. Erken gelmesi hiçte hayra alamet değildi. Babam koltuğa oturdu ve beni baştan aşağı süzdü. Gözlerindeki bakışı biliyordum tiksinerek bakıyordu bana. Her seferinde bu bakışı ile karşılaşmamak için gözlerimi kaçırırdım ondan. Yine aynısını yaparak yere eğdim bakışlarımı. O an alnım terlemeye başlamıştı. Kalbim hızlanıyordu. Dudağımı dişleyerek ne söyleyeceğini bekledim.
Babam: “Git üzerine insan gibi bir şeyler giyin, akşama seni istemeye gelecekler sözleneceksin.”
Beynim uyuşmaya başladı, sözler kulaklarımda yankılanıyordu. Babam ayağa kalkıp yanımdan geçip gittiğinde ayaklarım beni taşıyamıyordu adeta dehşeta kapılmış bir şekilde dizlerimin üstüne çöktüm. Hayır, bu bir şaka olacaktı hayır. Gözlerimden süzülen yaşlar ile çıkışa yönelen babama baktım ona bağırmak bu durumu kabul etmeyeceğimi söylemek istiyordum ama dudaklarım mühürlenmişti, kelimeler kaybolmuştu bir türlü sesim çıkmıyordu ama ağlıyordum. Tüm sesler susmuştu, benim sesimi de babam susturdu o an bana danışmadı bile, söyleyeceğini söyledi, kefenimi elime bırakan sözlerini ardında bırakıp geri çıktı evden ben ise orada öylece rabbime sığınarak beni bu durumdan kurtarması için dua ederek ağlıyordum. Annem, annecim keşke olsaydın. Keşke ben ölseydim belki doğmasaydım bunlar olmayacaktı. Annesizlik böyle idi demek şu an daha iyi anlıyordum.