Sesim çıkmadan orada ne kadar oturduğumu bilmiyorum ama ağlamaktan gözlerim açıldığı an ayağa kalkmaya çalıştım o an bacaklarım uyuşmuştu kalktığım gibi geri devrilmiştim. İşte hayatımın özeti buydu; büyürken annemin yokluğu, elimin engelli olması zaten beni bir sıfır geriden başlamama sebep olmuştu. Belim büyüktü ve babamın bana olan nefreti asla doğrulmama iZin vermemişti büyürken zamanla her şeyin daha iyi olacağına dair umutlarım babamın üniversiteye yollamaması ile bir nebze azalsa da Yine de beni yaradana sığınıp her daim hayırlısının olması için dua etmiştim şimdi ise belimi doğrultmaya çalıştığım bu hayat yıllarımın özetini birkaç saniyede göstermişti bana. Ben her zaman belimin bükülmesine mecburdum. Hava kararmaya başlarken korkarak baktım saate şimdiden bir saat geçmişti aradan. Ocakta kaynayan suyun fokurdamaları geldi kulağıma normal şartlarda şu an babam için hazırladığım yemek hazır olmuş olurdu ama şu an burada annesizliği iliklerime kadar hisseder bir halde duruyordum.
Ne yapmalıyım? Babamın sözlerine karşı çıkarsam beni döver acımadan öyle bir döver ki diğer elimide o sakat bırakır ama ben evlenmek istemiyorum ki Allahım. Zar zorda olsa ayağa kalktım, artık yemek yapacak bir halde değilim el mecbur odama doğru yöneldim ama adım atmaya mecalim yoktu gözlerimdeki yaşların az önce bittiğini düşünüyordum ama yanılmışım hala akmaya devam ediyorlar, zorda olda odama girerek giysi dolabımdan siyah boydan elbisemi çıkardım. Düz beli lastikli, bileklerinde iştir dantel detayları vardı, hızlıca üzerime geçirdim ve aynanın karşısına geçip kendime baktım üzerimdeki elbise bugüne çok uyuyordu bugün kararan hayatımın tamamen zifiri karanlığa teslim olduğu gündü.
Üzerime siyah bir şal yaparak uçlarını göğsümün üzerine örttüm. Bedenimin şeklinin belli olmasını istemiyordum asla bu günahtı ben sadece evleneceğim adama özeldim ama onunla kim olduğunu bilmekten korkuyordum şu an. Eğer eğer bu kişi O sapık Raşit ise ne olursa olsun asla bu evliliği istemediğimi söyleyeceğim, babam beni o an eminim dövecek ama umurumda bile olmaz asla o sapık adamla evlenmem. Başka biri de olsa evlenmek istemiyorum ama Raşit ile diğer kişiler arasındaki fark uçurum gibi. Aynaya bakarken birden aklıma gelen şey ile durdum Nasıl unuturum? Hızlıca oturma odasına gittim, telefondan Nilay’ı aradım çalarken onun bugün yemek randevusu var belki gelmez ama o benim tek dostum bu yüzden bilmeli. Duyduğunda en az benim kadar üzülecek ama ikimizin güçlerini de birleştirsek asla babama karşı gelemeyiz benim yüzümden Nilay’a zarar vermesini ise asla kaldırmazdı yüreğim. Öbür dünyada rabbime bunun hesabını veremezdim asla.
Nilay: “ efendim kanka”
Derin bir nefes aldım birazdan bu neşesi söyleceklerim ile sönecek ama çok özür dilerim güzel dostum bu güzel gününü ikinci kez mahvettiğim için
“ Nilay?”
Sesim titremişti kahretsin! Düz ve hızlıca söylemek istemiştim ama istemsiz bir şekilde böyle çıkmıştı zaman daralıyordu ağlamamak için verdiğim çabaya yeniliyordum çünkü gözlerim tekrar dolmaya başlıyordu. Nilay’ın elinde bir şey vardı ve her ne ise masanın üzerine koyarak ciddi bir şekilde konuşmaya devam etti.
Nilay:” Gülsüm ne oldu?”
Hayatım bitti dostum daha ne olsun. Olayı anlatmak için doğru kelimeleri düşünmeye çalışıyordum ama ben bile olayı tam olarak kavrayamamıştır babam buna izin vermeden geldi sözleniyorsun dedi ve rüzgar gibi eserek geri çıkmıştı kim olduğunu bilmediğim bir adamla nişanlanıyorum demenin daha hafiflemiş cümle şeklini düşündüm ama yoktu bu yüzden ağlamamak için bedenimi sıkmayı bıraktım ve ağlayarak söyledim.
“ Babam, bu akşam tanımadığım biri ile sözlendiriyor kim olduğunu bilmiyorum, geldi ve akşam sözleneceksin dedi gitti. Ben, ben ne yapacağımı şaşırdım senin yemeğin var akşam ama sana haber vermem gerekti. Sen tek dostumsun, özür dilerim benim yüzümden yine neşen bozuldu. Ben…”
Nilay: “ Gülsüm, sen ciddi misin?”
Bana da hala şaka gibi geliyordu ama değildi, Nilay’ın her saniye sesi soluyordu bunu fark ettim ama gerçekleri rabbim ve ondan başka anlatacağım kimse yoktu.
“ evet, bugün her şeyin bir şakadan ibaret olduğunu düşünmek istemiştim ama değilmiş.”
Nilay birden bağırmaya başladı.
Nilay: “Gülsüm, sende bunu kabul mu edeceksin? Allah aşkına kim bu devirde bilmediği, tanımadığı bir adamla evlenir? Kendine gel! İstemiyorum de ya, baban bir kere döver iki kere döver ama sonra konu kapanır gider lütfen kendine bunu yapma.”
Kolay sanıyordu, benim yaşadığım bu zorluğa en çok Nilay şahit olmuştu ama yine de her şey göründüğü gibi olmuyordu, kimse kimsenin hislerini yaşamadığı sürece bilemezdi, Nilay bağırırken benim ağlamalarım hıçkırıklara dönüştü ve sözünü kestim.
“ Mecburum, Nilay ne olur bak ben yapamam anlıyor musun? Babama karşı gelemem, beni sadece dövse iyi ama bu zamana kadar bana zar zor katlanıyordu eğer şimdi de ona karşı çıkarsam beni kovar, evlatlıktan reddeder. Evlilik bize rabbimizin hediyesi belki nasibim bu evlilikte, bilemeyiz istemiyorum ama Raşit olmadığı sürece belki benim kaderimdeki güzel bir evlilik budur. Ne olur sende benim tesellimi daha fazla kırma, kalbim o kadar acıyor ki bir yerden toparlamaya çalışırken senin gerçek kelimelerin beni daha da parçalıyor.”
Ağlamaktan daha fazla konuşamadım. Nilay da konuşmadı bir süre sessizlik içinde bekledi daha sonra onunla ses tonundan ağladığını anladım. Biraz sonra derin bir nefes aldı ve bu hayatta onu dostum olarak bilmenin bir güzelliğini daha yaşattı bana.
Nilay: “ Şimdi geliyorum.”