A-ama yemek?”
Gelmesini çok istiyordum ama bugün çok mutlu anlatmıştı, giderken ki heyecanını ben bile hissetmiştim. Nilay sorum ile tereddüt bile etmeden cevapladı
Nilay: “ saçmalama Gülsüm, en yakın arkadaşım sözlenmek üzere ve ben yemeğe mi gideceğim? Şimdi geliyorum, yemeği yarına ayarlarım biliyorsun kankan müthiş bir prenses benimle yemek yemek için sıraya giriyorlar. Ben ayarlarım sen merak etme hemen geliyorum, ağlama sende öpüyorum seni.”
Telefon kapandı, kendimi Biraz daha rahatlamış hissediyorum en azından Nilay’ın gelmesi ile biraz daha güç alıyorum ondan. Ayağa kalkarak son kez aynada kendime baktım ve mutfağa doğru ilerledim, her şey belirsizdi ne olacağı, kiminle beni evlendirmeye çalıştığı ama en büyük korkum bu kişini pis, sapık Raşit olmasıydı. Ortalığı toplarken içimden sürekli Allah’a dua ediyordum, Allah’ım lütfen beni bu dünyaya getirirken annemin ölmesi ile dünyadaki meleğimi kaybettim ama her zaman sana sığındım, her anımda sana sığınarak devam ettim lütfen beni koru, eğer benim için hayırlı ise bu evliliği güzel kıl. Hayatımızda olan her şey bize güzellikler ile dönsün.
Saat yediye doğru geliyordu, bedenim hala belirsizlikler yüzünden titriyordu, kapı çaldı o an kimin geldiğini bilemedim ama içimden bir ses Nilay’ın geldiğini söylüyordu. Yavaşça kapıya doğru ilerledim.
“Kim o?”
Nilay:” Benim kanka aç.”
Derin bir nefes alarak açtım kapıyı karşımda dostumu görmek beni çok rahatlatmıştı. Nilay bana sarılarak baştan aşağı süzdü beni, bir yanım hala randevusunu bozduğum için rahatsız olsa da bana sarılması iyi hissettiriyordu.
Nilay: “ çok güzel olmuşsun, konudan bağımsız ama zaten her halinle güzeldin şimdi ekstra güzelsin.”
Keşke başka bir olay için hazırlansaydım, Biliyorum şu an beni teselli etmeye çalışıyordu buruk bir şekilde gülümsedim, gözlerim dolu dolu olsa da ağlamamam gerekiyordu babamlar gelmek üzereydi ve ağladığımı anlarsa misafirler gittikten sonra mahvederdi beni rezil oldum diye. Hala bütün olanlar bir şaka gibiydi, normal bir misafir gelecek sanıyordum kapıyı kapattık tam oturma odasına doğru ilerlerken sessizdim, konuşmak bile ağırlık oluşturuyordu bedenimde bu yüzden sadece Nilay’ı dinliyordum, bana kendimi iyi hissettirmeye, her şeyin iyi olacağını söylüyordu ama dediklerine odaklanamıyordum bile.
Nilay: “ Bak, asla kötü düşünmeyelim eğer baban seni zorla sözlerse bizde çocuğun senden soğumasını sağlarız, çocuk yüzük atar ve nişan bozulur ya da ya belki bu bir kaderdir ne dersin? Belki on sekiz yıl boyunca beklediğin aşk budur, neden kötü düşünüyoruz ki belki çocuğu görünce seveceksin, o da seni sevecek, güzel bir evliliğiniz olacak sonra da minik minik bebişler bende teyze olurum.”
Hayal gücü çok genişti birden evlendim minik bir evladım bile olmuştu ama içimde hiç iyi şeyler hissetmiyorum çünkü korkuyorum, evet belki nasip bu an rabbimin benim için hazırladığı o güzel nasibimin bana geldiği an olabilir ama kalbim çok korkuyor babamın beni evlendirmek istediği kişinin Raşit olmasından gerçi babam beni ne kadar sevmese de evli, çocuklu adama vereceğini düşünmek istemiyorum bunun düşüncesini ona yakıştırmak bile istemiyorum.
Nilay hala beni güldürmeye çalışırken sessizce onu dinliyordum bu sessizliğim onu korkutmuştu bana endişeli bir şekilde baktığında ona endişelenme demek istedim ama kelimeler kaybolmuştu.
Nilay omzuma dokundu o an kapı çaldı, birden korkuyla Nilay’a baktım, kalbim hızlanmaya başlıyordu kalbimin yanında korkumda giderek artıyordu. Canım dostum bana destek olduğunu hissettirerek omzumu şıktı, derin derin nefesler almaya çalıyordum ki zil ikinci kez çalındı daha fazla bekletemem yoksa babamın siniri beni yakar şu an bile öfkesinin arttığını hissediyorum.
Nilay: “ sakin ol, hadi kanka kendine gel.”
Yavaşça kafamı salladım ve kapıya doğru yürüdüm, Nilay tam arkamdan geliyordu her adımımda rabbime sığınarak ilerliyordum.
Kapının kulpunu kendime doğru çekerken Karşımda Raşit’i görme korkusu ile bir saniyeliğine gözlerimi kapadım.
Gözlerimi araladığımda Karşımda babam ve Raşit’i gördüm gözlerim dolmuştu ama yanlarında daha önce görmediğim iki kişi daha vardı. Sesli bir şekilde nefes alıp verdim, babam bana sinirle bakarken yanındaki Raşit daha da sinirli idi. Neler oluyor? Babam normalde Raşit ve Nilay’ın yanında bana kötü davranmaktan çekinmese de sadece sinirle bakarak geçti yanımdan, ardından Raşit de ilerlerken onların ardında elinde siyah gül Buket’i, paketi siyah ama üstü şeffaf bir çikolata taşıyan öfkeli bir genç girdi, Nilay ile benim ortamda durarak birkaç saniye bize baktı ama ben şaşkınlıktan o an ne yapacağımı şaşırmıştım. Genç adam çikolata ve siyah gülleri resmen üzerime atarak öfke ile soludu ve ilerledi, elimdekiler ile resmen askı gibi kullanılmıştım. En son saçlarına aklar düşse de babamın yaşına yakın bir adam girdi ama yüz hatları çok genç duruyordu.
Öylece arkalarından bakarken Nilay’ın beni dürtmesi ile kendime geldim, aklımdan geçenler doğru olabilir mi? Kalbimdeki korkular yerinde dururken farklı bir heyecan vardı içimde.
Nilay: “ kanka, yoksa bu genç adama mı isteyecekler? Oha! Valla kesin öyle yoksa neden çiçek, çikolata versin sana? Ayyy! Hadi hayırlı olsun! Gülsüm hadi kök salacaksın burada.”
Rabbim bu doğru mu? Evet hala evlenmek bana uzak olsa da bu kişinin Raşit olmaması bile kabullenmemi kolaylaştırıyordu, eğer bu genç beni isterse belki nasibimdi, sağ elimdeki gülleri engelimden dolayı tutmakta zorlanıyordum Nilay’ın yardımı ile odama koyarken birden sağ elimdeki engeli unuttum, utana sıkıla içeriye girdim, tanımadığım iki adam tam karşımdaki koltuğa otururmuştu, orta yaşlardaki amca bana gülümserken yanındaki genç adam karşıdaki duvara bakıyordu, yüzünden burada olduğu için mutsuz olduğu belli oluyordu o an kalbimdeki heyecanda söndü, anlaşılan o da istemiyor neden geldi ki o erkek benim gibi karşı gelmekte zorlanmamalı. Babam ve Raşit de diğer koltukta oturuyorlar bize yer kalmadığı işin ki haram gidip de erkeklerin arasında oturmam, Nilay ile beraber iki sandalye alarak odanın girişinde oturduk. Herkes birbirine bakarken ben de genç adam gibi sabit bir şekilde bir noktaya bakmaya başladım. Babamın ağzından ilk kez Raşit dışında bir isim duydum.
Cahit:” Vay be Murat! Kaç yıl aradan sonra kimin aklına gelirdi bu mahalleye dünürüm olarak geleceğin?”
Başımı bir an kaldırdığımda Raşit’in öfkeden kıpkırmızı olmuş suratı ile karşılaştım, ey rabbim şükürler olsun ki bu sapığa kuma olmayacaktım, şimdi sinirinin sebebini anlamıştım, adının Murat olduğunu öğrendiğim adam çok Güler yüzlü birine benziyordu çok bakamamıştım ama sesini duyduğumda tekrar başımı kaldırdım.
Murat: “ Öyle oldu Cahit, görüyorsun Allah’ın işi belli olmuyor, maşallah senin kızında ne kadar güzel ismin neydi kızım?”
Bana bu şekilde iltifat edilerek konuşulmasına alışkın değildim ama daha o an kanım ısınmıştı bu adama yine de babama baktım yanlış bir şey yaparsam bana kızacaktı gözleri ile onayladığı anda normal bir tonda konuşmaya çalıştım.
“ Adım Gülsüm”
Memnun bir ifadeyle kafasını salladı Nur yüzlü bir adamdı ve içimde bir mutluluk oluşmuştu. Rabbim bu hissettiğim duygu da nedir böyle? Bir baba şefkati mi? Demek ki şanslı çocuklar ailelerinden böyle bir sıcaklık görüyorlar. Murat amca gülümsedi ve Nilay’a baktı.
Murat: “ Senin adın nedir kızım”
Nilay insanlar ile sohbet ederken asla çekinmezdi rahat, öz güvenle cevapladı
Nilay: “ismim Nilay amcacım, Gülsüm’ün arkadaşıyım.”
Murat amca ne kadar güleçti böyle, yaşına rağmen yakışıklı bir yüzü olsa da güldüğünde yaşı belli oluyordu, geldiğinden beri sadece duvara bakan genç adama döndü ve elini adamın dizine koydu
Murat: “ Bu da oğlum Samet Gülsüm, Allah izin verirse eşin olacak adam.”
O an gözlerime baktı. Ey rabbim benim kalbime yazdığın nasibim mi bu şimdi?