“Akın; Kızım, diyerek Bahar’a ters bir bakış attı, şimdi kızlar, ikiniz de kollarına girin ve onu sırtıma verin. Ben onu taşırken siz de Bülent’e yardım edin.
Bülent’e yardım etmek zorunda kaldıkları için, kızlar biraz isteksizdi. Fakat babalarının söylediklerini hiç itirazsız yerine getirdiler. Kollarına girdiler ve onu sırtına verdiler. Akın, yaşı kemalinde olsa da, güçlüydü. Geniş sırtı, zorluk çekmeden beni taşımasına yardımcı oldu. Kızlar, Bülent’e yardım ederken yüzlerinden, hiç hoşnut olmadıkları belli oluyordu.
“Akın; Hep birlikte dışarıya çıkıyoruz, dedi. Kızlar, hemen benim cip’imi getirin. Hızlı olun, birazdan burası adam dolacak ve bu çocuk için hiç iyi
Olmaz.
“Bahar; Peki baba, hemen getiriyorum, diyerek yanımızdan ayrıldı. Birkaç dakika sonra büyük bir gürültüyle, daha önce hiç görmediğim bir araçla geri döndü. Aracın arka koltuğuna yerleştirilmiştim. İklim, aracın arkasından bir şeyler aldı ve yanıma geldi. Elindeki çantayı açıp, içindeki şeyleri karıştırmaya başladı. Bir yandan da bakışları ablası ve babasındaydı. Dışarıda Bülent, ile ne konuştuklarını bilmiyordum ama İklim’in bakışları Bülent’i adeta kesip biçer gibiydi. Sonra elindeki iğneyi ve ilacı görünce ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordum. Birden, ilacı hazırlarken yüzüme döndü ve kendi kendine konuşmaya başladı...
“İklim; Bu elimdeki nefes açıcı, merak etme canını yakmayacağım. Şu herife kıl oluyorum, umarım bizimle gelmez derken birden koluma iğneyi batırmış ve ilacı çoktan enjekte etmişti. Bu biraz canımı acıttı ama canımın acımasından çok, söylediği sözlere takıldım. Fakat sonunda, o Bülent’i benim de sevmediğimi ve ona güvenmediğimi fark ettim. Sezgilerim bana onu tehlikeli bir yabancı olarak işaret ediyordu.
“Nereden geldiğini bilmiyorum ama babamı ve bizleri koruduğun için teşekkür ederim, dedi. Sözlerini bitirdi ve öndeki koltuğa geçip yerine geri oturdu. Bu kız garip bir bayandı ama bir o kadar da güven vericiydi. İyi bir kıza benziyordu, tam olarak çözemesem de garip bir karaktere sahipti.
“Bahar; Ah! İnanamıyorum, bu adam gerçekten tam bir pislik!
“İklim; Ne oldu abla, neden böyle söyledin? O size ne söyledi?
“Bahar; Ne söyleyebilir sence, geri zekalı embesil! Gidip her şeyi üstlerine anlatacakmış. Bu yabancıyı, yetkililere teslim etmemizi istiyor. Düşünsene, ona neler yaparlar, varlığını bilseler, düşünmek bile istemiyorum.
İklim öfkesinden titreyerek araçtan dışarı fırladı. Babasına seslenerek, hızla yaklaşmaya başladı.
“Baba, bu adamın niyetinin iyi olduğunu düşünmüyorum. Görmüyor musun? O da bizim gibi bir insan ama sana, bize ve ona bakış açısı farklı. Herkesin gözünde birer değerimiz var ama o adi herif, bizi sadece kendi çıkarları için kullanmaya çalışıyor. Hemen gitmemiz gerek!
Bahar arabada kaldı, çaresizce başını sallayarak kardeşine seslendi...
“Tamam, tamam. Deli olma, bu kadar büyütme. Babamın yanında böyle konuşma, yoksa yine seni azarlar. Hey! Dinliyor musun? Gitti bile!
Ayaz, Bahar’ın sözlerine karşılık veremedi. İklim’ in söylediklerine hak veriyordu, ama durum daha karmaşıktı. Bahar’ın ağzından dökülen her kelime, onu daha çok şaşırtıyordu. Bir yanda tepkilerini gizlemeye çalışan Bahar, diğer taraftan ise durumu kabullenemeyen bir kız kardeş olarak ilerliyordu. Düşünceleri, Bülent’in kurduğu tuzağın içine çekilmişti.
Bülent ise soğukkanlılıkla bir adım ileri gitti.
“Bak, sen de gel. Hiç bir yere gitmeyeceksiniz. Hepimiz zengin olabiliriz, ama o varlık… O, insan değil.
“İklim öfkeyle atıldı, Bülent, seninle aynı havayı soluyorum diye kendimi daha fazla küçümsememe izin veremem. Ne insanlık, ne de vicdan. Senden başka insan olmayan biri var mı bu dünyada? Merhametin sıfır!
“Akın kızına bakarak, kararlı bir şekilde, hadi kızım, biz gidiyoruz. Kimle konuşursan konuş, onu sana teslim etmeyeceğiz. Bu çocuğu kirli emellerinden uzak tutacağım. Dedi ve kızıyla araçlarına yöneldi. O anda, her şey değişti.
Bülent hızla silahını çekti ve onlara doğrulttu.
“Hiçbir yere gitmeyeceksiniz.
Akın gözlerini büyük bir öfkeyle kısıp, sen ne yaptığını sanıyorsun, adi herif? Kendini ne sanıyorsun?
“İklim, babasını savunmak için ileri atıldığında, Bülent silahını daha da yaklaştırdı. Ama İklim, babasının önünden çekilmedi. Bülent parmağını silahın tetiğine getirdiği sırada, Bahar paniğe kapılarak, arabanın kapısını açmaya çalıştı. O an her saniyenin önem taşıdığını fark ettim. Zihnimi toplayarak, kapıyı hızla kilitledim ve Bülent’in elindeki silaha yoğunlaştım. Saniyeler içinde silahın vidaları etrafa fırlarken, metal parçalar yere düşmüştü. En azından bu halim ile bunu yapa bilmiştim.
Bülent şaşkınlıkla silahına bakıyordu, ama o kadar şaşkındı ki ne olduğunu anlayamayacak kadar afallamıştı.
Akın, bir anda refleks gösterip Bülent’e öyle bir yumruk attı ki, adam upuzun yere serildi, baygın bir şekilde yerde öylece kala kaldı.
İklim hızla babasının elinden tutarak arabaya doğru yöneldi. Bahar, ise şaşkınlıkla olanları izliyordu. Ancak gözleri birden benim ile buluştu ve gözlerinde bir anlık bir duygusal çatışma yaşandı.
Bahar göz yaşlarını zorla yutkunarak, bunu sen mi yaptın? Sen... Muhteşemsin! Sana borçlandım, teşekkür ederim! Dedi. Sesinde bir kırılma vardı bana güveniyor muydu bu kız diye düşünmeden edemedim.
İklim, aracın içindeki koltuğuna yerleşip geriye yaslanıp gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Bahar’ın bu sözcükleri, ise içimde bir karmaşaya neden oldu.
“Akın, gülümseyerek, hiç kimseye bir şey olmadı, şükürler olsun. Her şey yolunda. Senin sayende.
“Bahar ise gülümseyerek, o harika! Yine bizi kurtardı, dedi.
“İklim, Bahar’a hüzünle baktı.”
“Baba, size bir şey olacak diye çok korktum.
“Akın sakin bir şekilde, hiç bir şey olmadı kızım, çok şükür dedi. Gülümseyerek.
“Sonunda araba hareket etmeye başladı. Ve neden o yanıma oturmuştu ki onun ve benim aramda tuhaf bir çekim vardı. Fakat ikimizin de için de anlam veremediği duygular boy gösteriyordu. Bahar’ın ise bir anda başı göğsüme yaslamış içimde korku ve heyecan aynı anda baş göstermişti. Bahar’ın teninin sıcaklığı, içimde tanımlanamayacak bir huzursuzluk yaratı. Bu yakıcı etki, adeta bütün bedenimi sarıp kavuruyordu. Nedenini anlamıyordum. Onun kokusu, o gül kokusu, rüzgarın içindeki bir esinti gibi ruhumu sarmaladı. Kendi kendime tanı koyamadığım hisler sonuca varamadığım duygular, içimi sarmalamaya başladı. Bahar’ın narin parmakları, birden farkında olmadan tenimde dolaşmaya başladığını hissettiğimde. Bir an içim de bütün olan bitene rağmen bilmediğim o tuhaf hislere karşı koyamadım bildiğim tek şey, bu kadının varlığıydı. Ancak, Bahar uyandığında...
“Ne yapıyorum ben? Diye söylenirken, yüzü kızarmıştı. Bu, da benim komiğime gitmişti.
“Bahar, başını elleriyle kavrayarak mırıldandı...”
“Olamaz, olamaz! Hangi ara onun göğsüne yattım ben? Ne yaptım ben böyle? Salak salaksın, Bahar! Bir de adamı elliyormuşum, ellerimin ne işi vardı ki onun çıplak göğsünde? Bu hiç iyi değil, hem de hiç! Ya babam da gördüyse ya da İklim… Eyvah! O görseydi zaten bitmiştim, diye düşünürken, birden gözlerini açtı ve etrafında kimse var mı diye kontrol etti. Neyse ki, İklim hala derin bir uykudaydı ve babası, gözlerini yoldan ayırmadan dikkatle önünü seyrediyordu. Derin bir nefes alarak doğrulup yanımdan uzaklaştı. Ben de daha fazla utanmaması için gözlerimi kapalı tutarak uyuyor gibi yaptım. Ama içimde bir şeyler kıpırdandı, onun bu halleri oldukça komikti.