6.Bölüm

1035 Kelimeler
Karayı öldürmeden dönmem gerekmişti. Ozan için! Dağlarda sırtımı yasladığım adam için. Ama başka sırtımı yaslayacağım adamlara zarar vermemeliydi kara. Ozanın nefesi ve nabzı düzensizdi. Helikopter direkt bizi hastanenin çatısına bırakmak için alçalıyordu. Bir ekip hazır bekliyordu. Onlara ozanı teslim edip helikoptere tekrar bindik. Beni tekrar aynı yere bırakmasını istedim ama helikopter emri benden almıyordu. Karargaha döndü. Sinirden sürekli yürüyordum. Herkesi öldürerek Karanın kaçmasına izin vermiştim. Şimdi kara daha da sinirlenecek ve saldıracaktı. Ama ahdım olsun onu perişan edecektim. Karargahta Yakup Yarbayın yanına gittim. Beni sakinleştirmeye çalıştı. Ozanı merak ettiğim için izin alıp hastaneye gitmek istedim. Yakup Yarbay; - Yeni bir operasyon yapana kadar burada kalacaksın Emir Binbaşı dedi. Ama tabi Ozanı ziyaret edebilirsin. Hemen üstümü değiştirdim, çocuklarla haberleşmiş gibi dışarda karşılaşıp hemen hastaneye gittik. Ailesi şehir dışından getirilecekmiş haber verilmiş. İçeride ölüm kalım savaşı veriyordu. Yaşaması için Allah’a dua ettim. Ameliyattan çıkıp kritik durumla yoğun bakıma aldılar. 48 saat sonra uyandıracaklarını söylediler. Hastanede bir camın arkasından görebildik. Sonrasında kararagaha döndük. Gece olmuştu. Yatağıma yattım ama bir türlü uyuyamıyordum. Bir kızın peşindeydi kara. Gözleri Bal gibi parlayan bir kızın. Kız Emir Kurtar beni diye bağırıyordu. Bu kızı bir yerden hatırlıyordu Emir. Kalbinin ona çekildiğini hissedebiliyordu. Karanın kahkahasını duyuyordu. Sen benden birini aldın ben de senden alacağım diyordu. Kızın çığlıkları dolduruyordu kulaklarını. Emir koşuyordu. Ama kaçıyordu Kara yanında kızla. Bir türlü yakalayamıyordu. Karanlık bir odaya girdi. Zifiri karanlık, yerler ıslak. Elini değdirdi, sonra bir çakmak çaktı. Kandı bu kaaaan. Kimin kanı Kara’nın mı ? Ama ya bu karanın kahkahası ? İlerledi ve küçülmüş bir kız gördü. Gözlerinin ışığı gitmiş, her yerinden kan akan bal gözleri gördü. Bedeninden çığlıklar yükseliyordu. Kalbi parçalanıyor, bıçaklanıyor gibiydi. Birden uyandı. Sırılsıklamdı. Ne olduğunu anlamaya çalıştı. Neydi bu kabus şimdi ? Hava ağarmaya başlamıştı. Bir duş aldı. Kamuflajlarını giyip karargaha geçti. Telefonu çalmaya başlayınca baktı, Yakup Yarbay arıyor. - Alo Komutanım ? - Alo Emir. Geçen seninle tanıştırdığım Ceren Öğretmen vardı biliyorsun. Karkamıştaki okul biraz fazla bakımsızmış. Eksikleri aldık oraya geçeceğiz sen de geliyorsun. - Ama komutanım ! - Aması yok Emir. Emrediyorum !! - Tamam komutanım geliyorum. Hemen kapıya çıktım. Hazırlanmış araçlara baktım. Kendi askeri aracıma geçtim. Bizim çocuklar da geldiler. El yapınca bizim araca bindiler. Yakup Yarbay onları da aramış havamız değişsin diye bizi de götürüyorlardı. Arif, Şahan ve Ahmetin de gecesi benim iyi geçmemişti belliydi ama sormadım. Konuşmadan yola çıktık ve devam ettik. Ceren Erkenden birşeyler atıştırıp hemen okula geçtim. Muhtar da gelmişti bir kaç kişiyle. İçerideki eşyalar çıkarılıyordu. Ben de başıma bir eşarp takıp hemen elime bir süpürge alıp başladım sınıfları süpürmeye. Dışardan sesler gelince elimdekini bıraktım. Şen şakrak sesiyle Leyla geldi içeri. - Oooo Köylü güzeli başlamışsın. - Erken kalkan yol alır derler hayatım. Mecburen başladım. - İyi yaptın iyi. Biz de bayağı kişiyle geldik onlar malzemeleri indiriyorlar şimdi dedi. Gel o arada biz de süpürelim diyerek diğer süpürgeyi de o aldı eline. Birbirimizle şakalaşarak yerleri güzelce süpürdük. İşimiz bitince dışarıya çıktık diğerlerine yardım etmek için. Askerler pencereleri söküp yerlerine yerleştirmeye başlamışlardı. - Bunlar nasıl tam uyan pencereleri buldular diye sordum. Güldü Leyla. - Babam Muhtara ölçtürmüş yavrum dedi. - Çok mahçup oluyorum böyle dedim. -saçmalama artık Ceren. Çocuklar için yapılıyor bu. - Tamam tamam deyip sustum. Pencereler takılmış. Boya başlamıştı. Biz de bir boyayı alarak içeri girdik. İkimizin elinde de bir fırça yavaş yavaş boyamaya başladık. Birden arkamda bir ses duydum. Döndüğümde elinde fırça ile 3 Asker içeri girdi. Bizi görünce Leyla’ya selam verip beni süzdüler. - - Size yardıma geldik hanımlar dedi. Esmer uzun boylu olan asker. Kafa selamı vererek elbette dedik. Onlar gelince oda 5 dakika içinde bitti. Leyla ; - Harika çalışma partnerisiniz beyler dedi. Askerler kendi aralarında gülüşüp artık tanışalım dedi yine Esmer olan. Leyla ile zaten Tanışıyorlardı. Arif, Şahan, Ahmet diyerek ellerini uzattılar. Ellerini sıkıp ben de Ceren dedim. Ahmet olan Esmer asker Leyla’ya aşk dolu gözlerle bakıyordu. Diğerleri de beni sürekli gözleriyle süzüyorlardı. Ahmet hadi diğer sınıfa geçelim dedi. Leyla’ya yol göstererek. Önde Leyla arkasında Ahmet, Arif ve Şahan ise bana yol göstererek beni takip ettiler. Kendi aralarında fısıldaşmaya da başlamışlardı. Diğer sınıfa girince ben bir duvara geçtim Leyla da yanıma geldi. Beyler de kendi aralarında ayrı duvarlara geçmişlerdi. Biz tek duvarı boyayana kadar diğer duvarlar bitmiş bizi izlerlerken tanıdık bir ses geldi arkamdan. - Oğlum kaç dakikadır sizi arıyorum neredesiniz ? - Buradayız işte Emir. Sırtımda bakışları hissettim. - Merhaba Hanımlar diyen sesine döndüm . - Merhaba dedik biz de. - Rahatsız etmedik umarım dedi. Yüzünde hoşnutsuz bir ifade vardı. - Estağfirullah dedim biz de işimizi bitirdik. Leyla sırıtmaya başlayıp beni çekiştirdi dışarı çıkarmak için. Ne oluyor der gibi yüzüne baktım. -Kıskandı seni dedi. - Ne alaka Leyla, ne zamandır tanışıyoruz da beni kıskanacak dedim. Ayrıca neyi oluyorum da kıskanacak beni ? - Sen kabul etmesen de o seni işaretledi. Ben tanıyorum onu. Kimsenin sana yaklaşmasına izin de vermez dedi. Arkamı döndüğümde Arif ve Şahan yüzü düşmüş şekilde dışarı çıktılar. Galiba haklıydı Leyla. Ya da ben fazla anlam yüklüyordum. Kapıdan çıktığı anda göz göze geldik. Derin bir anlam içerir gibi, birşeyler anlatarak bakıyordu gözlerimin içine. O gözleri yine içimde kelebeklerin uçuşmasına sebep olmuştu. Yavaş yavaş yüzüm yanmaya başladı. Kızarıyordu belli. Leyla’nın sesiyle mecburen gözlerimi ondan kesmek zorunda kaldım. Köylü kadınlar birşeyler yapmışlar eşleri de kıraathaneden taşıdıkları masaların üzerine yığmışlardı. Börekler keteler patlıcan dolmaları masa mükemmeldi. Tabii ki bunda kesinlikle Muhtarın ve Yakup Amcanın parmağı vardı. - Hadi gel oturalım dedi Leyla. Kolumdan çekiştirerek beni oturttu. Diğer askerler muhtar da masaya oturmuştu. Yakup Amca da gelmiş, okuldaki herşeyi incelemiş baş tarafa konulan sandalyeye oturmuştu. Herkes yemeğe başlamadan önce Yakup Amcanın Afiyet olsun demesini bekliyordu. Yakup Amca - Hepinizin eline sağlık. Daha sabah yüzüne bakılmayacak halde olan okulu adama çevirdiniz dedi. Sonra bana dönüp sen de birşeyler söylemek ister misin Ceren Hocam dedi. Herkese yerimi gösteriyordu bu hitapla. Gülümseyip teşekkür ederek; - iki gün önce gelip okulu gezdiğimde burada okuyacak çocuklarımı düşündüm. Nasıl bugüne kadar geldiler nasıl yaptılar ve ben neler yapabilirim diye. Tam da böyle bir okul hayal etmiştim gelmeden önce ve sizler bu hayalimi gerçekleştirdiniz. Hepinize çok teşekkür ederim. Herkesin gözü benim üstümdeydi. Cümlemin bittiğini farkedince Yakup Amca alkışlamaya başladı. Onun arkasından tüm masa ona eşlik etti. Yerime oturduğumda bir çift delici göz üzerimdeydi. Afiyet olsun dedi Yakup Amca ve herkes yemeğe başladı. Okul mükemmel olmuştu. Şimdi sıra içerisine gelmişti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE