bc

Dağların Kurdu

book_age18+
4.0K
TAKİP ET
28.7K
OKU
dark
family
HE
fated
drama
tragedy
sweet
bxg
kicking
campus
city
mythology
cheating
secrets
war
love at the first sight
seductive
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Dağların kurduydu o. Yüzü sert, yüreği yumuşak kurdu. Dağlar sertleştirmişti onu. Herkes ona dağların kurdu diyordu. Çok zor iniyordu dağlardan. Toprağa bağlı değildi. Bağlı olsa belki dağlara bu kadar çok çıkmazdı. Annesi ve babasıyla küçükken trafik kazası geçirmiş tek kurtulan o olmuştu. Asker amcası onu yurda göndermemiş yanına almıştı. Ama amcası çok sert askerdi. Yanında çıt çıkaramazdı. Lise zamanı gelince amcası onu askeri liseye yollamıştı. Sormamıştı bile ne olmak istersin diye. Sorsa belki avukat olmak isterim amca diyecekti.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1 Bölüm
Dağların kurduydu adı. Uzun süredir de kendi adını duymamıştı. Ona en güzel annesi ve babası seslenirdi. Onları çok özlüyordu ve bu özlem onu çok sert biri haline getirmişti. Askeri liseden mezun olduktan sonra doğuya atanmış ve çok fazla da doğduğu yerlere dönmek istememişti. Amcasını da senede belki bir defa arıyordu. Annesi babası öldükten sonra ona minnettardı ama sevmiyordu. Geceleri annesi babasını kaybettiği için ağladığını ya da hıçkırığını duyduğunda gelip bağırırdı. Hiç vurmamıştı amcası. Belki emanet diye ama yapmadığı söylemediği kalmamıştı. Sevgisizlik dediğinde ilk aklına gelen oydu. İlk atandığı yer Şırnaktı. Askerlerin içinde de okulda da zayıflıklarını asla göstermemişti. Yüzü hep asık ve sertti. Liseden 3 arkadaşıyla hemen hemen aynı yerlere atanmışlar, çocukluktan gelen dostlukları asla bozulmamıştı. Birbirlerine duydukları şey, sevgi denilebilir miydi bilmiyordu. Sevgiyi tanımamıştı ki sevgi diyebilsin. Teğmeninlikten üstteğmenliğe en son ise binbaşı olmuştu. Aslında askeri üs de bulunması gerekirken o tüm operasyonlara katılıyordu. Vatanı için ölürdü. Çünkü bu güne kadar onu terk etmemiş tek şey vatanıydı. Askerleri onu çok sever çok da korkarlardı. Nizamı intizamı çok severdi. Artık Antep tarafına geçmişti. Orada operasyonlar düzenliyordu. Teröristlere göz açtırmıyordu. Elebaşları arkasına çok adam takmıştı. Ama hiç biri amacına ulaşamamıştı. Düşmanın yüreğine korku salıyordu. Ölümden korkmuyordu. Bir adı vardı bu dünyaya bırakacağı başka da bir şeyi yoktu. ‘Emir Dağlı’ Bir gün bir bayrağın altında ismi yazacaktı. Bunu bekliyordu. Vatanı uğruna canını vereceğinden emindi. Gözü bu yüzden karaydı. O yüzden düşmana korku veriyordu. Her hafta farklı bir operasyona çıkıyorlardı. Şu sıralar sınır ötesi operasyonlar düzenliyorlardı. Örgütün elebaşlarını bir türlü ele geçirememişti. Hele biri vardı ki ; en beterleri. Binbir zorluk çıkarıyor, onlar gelmeden kokularını alıyor kaçıyor, tuzaklar kuruyordu. Bu tuzaklar yüzünden özel biriminden 3 askeri şehit olmuştu. Krize giriyordu Emir Komutan. Bazı geceler hiç uyumuyordu dağlardayken. Yine bir gece Telsizden; - Emir komutan seni arıyorum bulunca o timi de seni de bağırta bağırta sikeceğim. Sonra gözlerin önünde hepsinin kafasına sıkacağım. Seni doğrayacağım diyordu o lanet elebaşı. Kod adı kara diye biliniyordu. Gerçek adını da pek bilen yoktu. Eline telsizi aldı Emir Komutan - Kara gelsene. Koordinatları da vereyim. Kim kimi sike sike bağırtıyor bir görelim dedi. Ulan soysuz sopsuz şerefsiz, çoğunu öldürdüm sağ kolunu da öldürdüm. O karını da seni de yakalayacağız dedi. Aralarındaki sürtüşme 1 yıl önce yine bir pusu da Karanın karısını yaralamalarıyla başlamıştı. Ellerinden 3 kişi kurtulmuştu. Kara, karısı ve Karanın sol kolu. Kara kolunu çökertirse örgütü mali olarak sekteye uğrayacaklardı ama ellerinden kaçırmışlardı. … “Bu sırada diğer kahramanımız” Çocukluğunda keş bir baba ve alkolik anne ile 10 yaşına kadar büyümüş babası altın vuruş ile ölünce annesi onu yetimhaneye vermişti. Okula daha önce pek adam akıllı gidememiş okumayı öğrenememişti. 3 sınıfta olmasına rağmen okuyup yazamıyordu. Çok çekingendi. Üstü başı halası tarafından verilmiş, eski püskü kıyafetlerden oluşuyordu. Arkadaşları onunla dalga geçiyorlar zorbalık yapıyorlardı. Yetimhaneye geldikten sonra da senaryo pek değişmedi. İtilip kakılıyordu. Okumak istiyor, sevilmek ve korunmak istiyordu. Eskiye göre sıcak yerde yatıyor, 3 öğün yemek yiyordu. Annesinden babasından dayak yediği gibi dayak yemiyordu ama yurttaki büyük kızlar kendisini sıkıştırıp itekliyorlardı. Korkuyordu Ceren. Yüksek sesten, karanlıktan, bağırmalardan, büyüklerden korkuyordu. Okulda da zorbalanıyordu çünkü okumayı bilmiyordu. Yurtta kalıyordu. Onunla dalga geçip saçlarını çekiyorlar yere düşürüyorlardı. Öğretmeni de sevmiyordu Cereni. Sürekli hakaret ediyordu. Yapamadığını sürekli kafasına vuruyordu. Ceren çok zorlanıyordu okuyamıyor, yazamıyor ve sevilmiyordu. İsyan etmeyi, neden diye sormayı bilse kesinlikle yapardı. Yurttaki onlarla ilgilenen öğretmenler oluyordu. Yurda yeni bir öğretmen gelmişti. Çok güzel dalgalı saçlara sahip ela gözlü bir öğretmendi. Onu gördüğünde Ceren dedi ki keşke beni sevse. Bu küçük yüreğiyle ettiği dua kabul olmuştu Cerenin. Öğretmen onu gördüğü anda sevmişti. Okuldaki durumlarını öğrenmiş, yaşadıklarını öğrenmiş ve ona ayrı bir ilgi sevgi vermişti. Ceren sevgi ile ilk defa tanışıyordu. Cereni sevip sarıyor eksiklerini yaralarını kapatmaya çalışıyordu. Ceren okumayı yazmayı Semen öğretmenden öğrendi. Semen öğretmen ona geride kaldığı ne varsa hepsini öğretti. Ceren açtı. Sevgi açlığı ve öğrenme açlığı vardı. Semen öğretmen ona Allahı, evreni, matematiği, coğrafyayı, tarihi herşeyi öğretti. O öğrettikçe Ceren gelişti. Duruldu. Bildikçe daha da öğrenmeye açıldı. Önce sınıf birincisi oldu. Okuldaki öğretmeni onu hala sevmiyordu ama gelişimine de şaşırıyordu. Tüm sorulara ilk artık Ceren parmak kaldırıyordu. Dışı da gelişmeye başladı Cerenin. Üstü başı düzeldi. Saçları yüzü temizlendi. Arkadaşları artık ondan kaçmıyordu. Onu itip kakmıyorlardı. Sınıfta artık ödevleri ona soruyorlar, yapamadıkları zaman destek istiyorlardı. Mutlu olmaya başladı Ceren. Semen öğretmen onun mükafatıydı. Karar vermişti daha ilk gün onu gördüğünde. Öğretmen olacaktı. Bir çok çocuğu kurtaracak, onların hayatına ışık olacaktı. Semen öğretmen gibi. Zaman geçti, Marmara Üniversitesi Sınıf öğretmenliğinden mezun oldu. Mezuniyetinde annesi gibi sevdiği Semen öğretmen ve ortaokulda tanıştığı Leyla vardı. Küçük ailesi. 18 yaşından sonra yurttan ayrılmak zorunda kalmış, böyle olunca Semen öğretmen yalnız yaşadığı için Cereni yanına almış, okulu bitirene kadar birbirlerine can yoldaşı olmuşlardı. Ceren mezun olduğu gün o kadar sevinçliydi ki. Yapacaklarını düşünüyordu. Çok zeki çok çalışkandı Ceren. YKS sınavında 100 olmuş ama Semen öğretmen Marmara üniversitesinde okuduğu için ve evlerine yakın olduğu için o okulun sınıf öğretmenliğini tercih etmişti. Son sınıfta KPSS ye çalışmıştı. Sınav bir ay sonraydı. Sınava son bir defa daha bakacaktı. Yakın arkadaşı Leyla ile çok çalışmışlardı. Leyla üniversiteyi Eskişehir’de Matematik öğretmenliği okumuştu. Birbirlerinden uzakta sürekli birbirlerini aramışlar ve birlikte çalışmışlardı. Bir ay göz kapayıncaya geçmiş, sınava girmişler ve sonuçlar da açıklanmıştı. Ceren 259, Leyla ise kontenjana zor girebilmişti. Ama atanacaklardı. Biliyordu Ceren. Ceren kafasına koymuştu doğuyu istiyordu. Leyla da ondan ayrılmak istemiyordu. Leyla asker kızıydı. Babası şu sıralar Antep’ de görev yapıyordu. Cerenle arada Antep yazalım diye konuşuyordu. Ceren daha doğuya gitmek istiyordu ama Leyla Antep deki durumlar hakkında da bilgi veriyor, fotoğraflar atıyordu. Nerede ihtiyaç varsa oraya gidelim tamam ama bak burada da ihtiyaç var diyordu. En sonunda artık tercihleri yapmışlardı. Neyin geleceğini tahmin edemiyorlardı. Ve sonuçlar açıklandı. Ceren Antep’in Karkamış köyüne Leyla ise Antep Merkeze atanmıştı. Atamalarını alınca iki arkadaş çok sevinmiş, hemen yola düşmüşlerdi. Önce Antep Merkeze Leyla’nın ailesinin yanına gittiler. Babası onları otogardan bir askeri araçla aldırdı. Lojmanlara girdiklerinde önden Leyla yürüyerek Cerene yolu gösterdi. Leyla’nın annesi kapıyı açıp kızları karşıladı. İçerden nefis yemek kokuları geliyordu. Ceren çekine çekine girdi içeri. Leyla en yakın arkadaşıydı ama hala çekiniyordu insanlardan. Leyla’nın babası da gelince yemeğe oturdular.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
48.4K
bc

HÜKÜM

read
226.8K
bc

AŞKLA BERDEL

read
81.8K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
69.3K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
533.7K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
29.1K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook