Asena ' nın Anlatımıyla
" Kabul etmiyorum üzerime kuma gelmesini kabul etmiyorum. " dediğim de tüm gözler benim üzerime çevrilmişti.
Kurguduğum o cümleden sonra tüm bakışlar bana döner iken hepsinin yüzün de büyük bir memnuniyetsizlik vardı. Bir zamanlar anne dediğim kadın konuşmaya başladı.
" Ne demek kabul etmiyorum ha bana bak gelin haddini bil kadın olsaydın da doğursaydın bir çocuk boş bıraksaydın aslanımın kucağına şimdi sus ve edebin ile kabul et. " dediğin de canım daha fazla ne kadar yanabilirdi.
Gülden Hanım ' ın sözleri canımı yeterince yakmıyormuş gibi bir de görümcem olan Gönül ' ün sözleri eklenmişti.
" Senden izin isteyen mi var sanki ha kısırlığın ile abimin baba olma hakkını nasıl elinden alırsın. " dediğin de Tarık kardeşinin sözleri ile gözlerimin içine baktı.
Onun o bakışı canımı öyle çok yakmıştı ki işte o sıra bu kuma olayından vazgeçişin olmadığını da çok iyi anladım. Zaten en başından beri Tarık bundan vazgeçmek istemiyordu ki ben vazgeçireyim.
Gözlerimden akan yaşı elimin tersi ile silerek başımı da onları onaylarcasına sallayarak konuşmaya başladım.
" Ben bugüne kadar oğlunuzun kucağına torun veremedim de bunda kusur ben de miydi? Ben doktora gitmedim ya kusur sizin oğlunuzdaysa ve çocuğu olmayan kısır olan o ise o zaman bana yeni bir koca mı bulacaksınız Gülden Hanım. Benim de bu üç senedir kucağım boş belki de dolması gerekir ha? " dediğim de Gülden Hanım öyle bir hışım ile kalkıp bana tokat atmıştı ki başım yana düşmüştü.
Rahmi ağa ise bir yandan " Tövbe tövbe neler diyorsun kızım sen? " diye konuşur iken Tarık ise bana acı ile bakıyordu.
Gülden Hanım ise resmen sinir ile ağzından resmen tükürükler saça saça bana bakarak " Bana bak seni burada keserim o ne biçim konuşma ha ne biçim konuşma. Kendi kısırlığını saklamak için sakın oğluma iftira atma yoksa seni öyle bir hale getiririm ki insan içine çıkamazsın. Üstüne kuma gelen kız bak bakalım nasıl üçer beşer doğuruyor gör o zaman sen mi kısırsın yoksa oğlum. Al bu da benim yeminim olsun o kız bu konağa gelecek. " dediğin de ben de sinirlenmiştim.
Ben de Asena isem ne o kızı ben bu konakta iken buraya sokardım. Ne de bu işe rızam olurdu.
" İstediğiniz her şeyi söyleyin ama bir şeyi unutuyorsunuz. Benim bildiğim kuma olayı için ilk kadının rızası alınır. Rızası olmayan bir evlilik de gerçeli olmaz. Benim ise bu evlilik de rızam yok gidin hangi imama sorarsanız sorun gerçek bu. Ama illaki bu evlilik olacak diyorsanız o zaman bir şart ile kuma olayını kabul ederim. " dediğim de Tarık bir heves ile ayaklanmıştı.
Bu kadar çok mu istiyordu baba olmayı yoksa ağalığı mı çok istiyordu işte bunu çözememiştim.
" Söyle kurban olduğum ne dersen yapacağım söz. " dediğin de derin bir nefes aldım.
" Demek ne dersem yapacaksın o zaman söylüyorum Tarık ağa boşa beni ve o zaman bu konağa bir başka kadını getirir sonra da koynuna o kadını alıp o da senin çocuğunu doğurur. " dediğim de işte benim de hiç beklediğim bir şey oldu.
Ben bunu söyledim zaman Tarık birden öyle bir tokat atmıştı ki başım yana düşer iken bir yandan da bağırmaya başladı.
" Ne boşanması lan ne boşanması unut aklından çıkart bu boşanma konusunu o kuma bu konağa gelip benim çocuğumu doğuracak sen de bunu kabul edeceksin. Boşanma falanı da aklından çıkart. " dediğin de gözlerim dolmuştu.
Herkes şaşkındı. Kimse onun bana vurmasını beklemiyordu. Doğru ben de bu zamana kadar vurmayan adamın vurmasına şaşırmamış mıydım?
Ama dik durmam lazımdı değil mi?
Tarık bunu yapmıştı ama bu son olmayacaktı. Zaten hep böyle değil miydi? Önceleri bir kere başlar sonrasın da ise devam ederdi. Ama o sanırım karşısın da kimin olduğunu unutmuştu. Ben Asena Hancı ' yım, babamın dişi kurduydum.
Ne baş eğer ne de başımın eğilmesine razı gelirdim. Gözlerimin doluluğunu onlara göstermek istemediğim için bakışlarımı yukarıya doğru kaldırdım.
" Bana bak Tarık efendi ben evlenir iken senin ile nasıl evlendim ha söylesene. Ben sana benim başımı eğmediğin sürece senin dediklerine razı gelir yanın da dururum dedim ama bu olmaz anladın mı? Bunu kendime yaptırmam. Kocam ile kumamı yanım da ki odama gönderip sabah da hiçbir şey olmamış gibi davranamam. Ya boşanmayı kabul et ya da kumadan vazgeç anladın mı? " dediğim de Tarık kolumdan tutarak odamıza götürdüğün de sinir ile bir sağa bir sola gidiyordu.
" Unut boşanma olmayacak ben seni babandan zor aldım. Sevdama zor kavuştum bu boşanma olmayacak sen benim karım olarak kalacaksın. " dediğin de başımı iki yana doğru salladım.
Biraz sakinleşmem belki de ikimiz için de en doğru olandı. Evet bugüne kadar belki ben alttan aldım ama yine alttan alabilirdim. Sonuçta Tarık benim sevdiğim adamdı.
Hem ona onca şey de söylemiştim belki de o tokatı bu saye de görmezden de gelebilirdim. En azından düzgün bir şekil de konuşarak ikimiz de belki de ortak bir payda da buluşurduk.
Tarık beni bugüne kadar üzmemişti, bugün de üzmezdi. En azından eski günlerimizin hatrına bunu yapmalıydım. Eski günlerimiz gibi mutlu olmak için bunu denemeliydim.
Benim sevdiğim adam, beni seven adamdan bu kadar kolay kolay vazgeçmemeliydim. Değil mi bunu yapmalıyım ki aklımda da en ufak şüphe kalmasın.
Tarık ' a yaklaşarak elimi omuzuna koyup onun bana dönmesini sağladım. Ellerimi yüzüne koyup onun baş parmağım ile okşadığım da sanki o sert kabuğu kırılıyor gibiydi.
" Olmaz Tarık böyle olmaz. Bak gidelim İstanbul ' a doktora gözükelim neden çocuğumuz olmuyor baktıralım belki tüp bebek yaptırırız olmaz mı? Hem ben bana attığın tokadı bile unuturum yemin ederim yanın da elini dimdik tutarım ama bize kıyma Allah rızası için bunu yapma. Biz senin ile liseden beri beraberdik sen benim sevdiğim bu adam değilsin. Ben de senin sevdiğin kadın olarak böyle biri değilim. " dediğim de ilk defa kendimi bu kadar küçültmüştüm.
Tarık ise anlını anlıma yasladı önce derin bir nefes çekti sonra da başını iki yana sallayarak " Olmaz güzelim doktora gidemeyiz. Neler konuşulur neler sen benden iyi bilirsin. Tüp bebek ise başkasının derler kabul etmezler bizim kumadan başka çözümümüz yok. " dediğin de daha fazla dayanamayarak onu göğsünden ittirerek onu kendimden uzaklaştırdım.
" DNA testi denilen bir şey var Allah aşkına kaçıncı yüzyıldayız. Herkese bunun kanıtını gösterir onların susmasını sağlarız. " dediğim de hemen yine olumsuz bir şekil de devam etti.
" Kabul etmezler Asena sen de iyi biliyorsun bu yüzden de lütfen bu işe engel olma anladın mı? " dediğin de son kez konuştum.
" Bak Tarık istersen buradan gideriz ben senin ile yemin ederim kuru ekmeğe bile razıyım yeter ki he de ağzımı bile açmam senin ile o hayatı yaşarım yeter ki kabul et. " dediğim de Tarık başını iki yana doğru salladı.
" Anlamıyorsun Asena neden gidelim burada her şey benim iken neden böyle bir sefaleti çekeyim bu bize ne kazandıracak. Ben neden bu olanaklardan çocuklarımın da yararlanmayacağı şekil de yaşayacağım. Olmaz unut onu. " dediğin de artık benim çabalamam son bulmuştu.
Her şeyi reddeden Tarık ' tı ve benim ise daha fazla bunu göğüsleyecek bir durumum maalesef olmayacaktı. Ben artık daha fazla çabalamayacaktım. Zaten bir tek benim çabalamam ile de bu iş olmayacaktı.
" Yoruldum artık Tarık bu evlilik için daha fazla çabalamayacağım sana söyledim eğer kabul edersen her şeyi unutur yeni bir hayat kurarız ama yok dersen ben üzerime başka bir kadının gelmesini istemiyorum. Beni boşa sonra kendine nasıl bir düğün yapmak istersen hangi kadını istersen onun ile evlenirsin. Ama bu biz evliyken yapamazsın ki buna ben asla izin vermem. " dediğim de sakin olan Tarık boşanmak kelimesini duyar duymaz delirmişti.
" Unut boşanma falanı unut ben seni bırakmam anladın mı? Sen benim sevdiğim kadınsın ve öyle de kalacaksın. Bu ev de benim ile bir ömür yaşayacaksın. " diyerek dışarıya çıktığın da daha da sinirlendim.
Ardından ben de sinir ile gider iken ailesi de avlu da oturuyordu. Ailesinin yanına geçtiğin de hepsine dönerek " Siz benim kim olduğumu unutmuşsunuz ama ben çok güzel hatırlatırım. Eğer beni boşamazsan da sizlere ant olsun bu konağı için de siz var iken cayır cayır yakarım. Sakın ola beni küçümseme gibi bir hata düşmeyin çünkü Tarık beni iyi tanırsın yaparım dediğim ne varsa yaparım. Ve ondan sonra da kim kalmış kim gitmiş zerre vicdan azabı duymam. " diyerek bağıra bağıra söylenip sonra da odamın kapısını sertçe kapatıp kapısını da kilitledim.
Bir sinir ile etrafta ne varsa bağıra çağıra resmen boğazım yırtılırcasına bağırarak sağa sola attığım da en sonun da tamamen enerjim bittiğin de o yıktığım ortalığın üzerine oturduğum da ağlamaya başladım.
Olmayacaktı resmen boşa kürek çekiyor gibiydim ama ben de Asena ' ysam bu işi yapacaktım. Üstüme kuma getirip bu işi yok saymayacaktım. Ama her şeyden önce babamlara da bu durumu haber vermem gerekiyordu.
Telefonumu çıkartıp direkt annemi aradım. Önce ağladığım belli olmasın diyerek kendimi az da olsa toparlamaya çalışsam da pek de başarılı olduğum söylenemezdi.
Olan biten her şeyi en ince detayı ile anneme anlattığım da annem beni sakinleştirmeye çalıştı. Babamlara da daha fazla öfkelendirmemek için onlara daha düzgün bir şekil de anlatacağını dile getirdi.
Bir de her şeyden en değerlisi de annemin " Yanındayız sakın ola kendini ezdirme yoksa oraya gelir senin bacaklarını ben kırarım. " demesi olmuştu.
İnsanın arkasın da ailesi olması ne büyük nimetmiş işte şimdi daha iyi anlamıştım. Anneme de eğer bugün kız istemeye gidip bunu gerçekleştirirler ise öyle gelin dedikten sonra kapattım.
Tek duam kocam dediğim, sevdiğim dediğim, adamım dediğim kişinin bu işten vazgeçmesiydi. Ona son kez bir hak vermiştim eğer o hakkını kullanamayacaksa da artık biz diye de bir şey olmayacaktı.
Umarım bunu yapmazdı.
Umarım bize kıymazdı.
Yoksa bir daha da biz diye bir şey kalmayacaktı.
Ve ben ise gerekirse bu konaktan cesedim çıkar ya da ceset çıkartırdım ama yine de o kadının bu konağa adım atmasına izin vermezdim.
Ben Asena Hancı olarak babamın dişi kurtu ve haksızlığa baş eğmeyeniydim. Kimsenin de bana bu muamele görmesine asla izin vermeyecektim.