bc

PAMUK İPLİĞİ

book_age18+
18
TAKİP ET
1K
OKU
fated
drama
city
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

O gece elimi tuttuğunda, hiç ayrılmayacağımıza inanmıştım. Yağmur usulca üzerimize düşerken, “Buradayım,” demişti… sanki hep kalacakmış gibi. Ama bazı insanlar söz vermez, sadece gider. Yıllar geçti, hayat değişti, ben büyüdüm. Yine de kalbimin bir yerinde, hiç kopmayan ince bir bağ kaldı. Çünkü bazı hikâyeler bitmez… sadece yarım kalır.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
YAĞMURUN GETİRDİĞİ SESSİZLİK
Yağmurun Getirdiği Sessizlik Yağmur, geceyi yutmuştu.Silecekler camın üzerinde ritmik bir çaresizlikle gidip geliyordu. Her silmede görüş biraz daha açılıyor, ama hemen ardından yeniden bulanıyordu. Yol, karanlığın içinde uzayıp giden ince bir çizgi gibiydi. Farların aydınlattığı kadar vardı dünya, geri kalan her şey bilinmezdi. İpek, arka koltukta oturuyordu. Başını camın kenarına yaslamış, dışarıyı izliyordu.Yağmur damlaları camdan aşağı süzülürkenbirbirine karışıyor, tıpkı anılar gibi şekildeğiştiriyordu. Annesinin sesi önden geldi. “Üşüyor musun İpek?” İpek başını kaldırmadan hafifçe gülümsedi. “Yok anne.” Ama aslında biraz üşüyordu. Belki de soğuktan değil… içini saran garip bir huzursuzluktandı bu. Babası direksiyon başındaydı. Dikkatliydi. Her zamanki gibi. Ama yağmur yolu kayganlaştırmıştı. Virajlar daha uzun, mesafeler daha tehlikeliydi. “Az kaldı,” dedi babası. “Bir saate evdeyiz.” Ev. İpek bu kelimeyi duyunca içi ısındı. Bayram dönüşüydü. Günlerdir memleketteydiler. Kalabalık, kahkahalar, yemekler, ziyaretler… Hepsi güzel ama yorucuydu. Şimdi sadece odasına gidip yatağına uzanmak istiyordu. Annesi arkasına dönüp ona baktı.Saçlarını okşamak ister gibi elini uzattı ama kemerine takıldı. “Uyuyakalma, az kaldı,” dedi gülerek. İpek gözlerini kapadı. “Uyumam…” Ama sesi bile uykulu çıkmıştı.Yağmur biraz daha şiddetlendi.Yol bir anlığına görünmez oldu. Ve sonra— Her şey bir anda oldu. Bir far. Göz alıcı, kontrolsüz, üzerlerine doğru gelen bir ışık.Babası direksiyonu kırdı.Annesinin çığlığı… “DİKKAT!” Lastiklerin kayma sesi. Metal sürtünmesi. Ve ardından gelen o korkunç çarpışma… Dünya paramparça oldu. İpek ne kadar süre baygın kaldığını bilmiyordu. Gözlerini açtığında her şey bulanıktı. Başının içinde uğultu vardı. Sanki biri sürekli bir şeyler söylüyor ama o anlayamıyordu. Sonra sesler netleşmeye başladı. Sireni ilk duydu. Ambulans. Ardından başka sesler… “Burada biri daha var!” “Çabuk olun!” “Kanaması var—” İpek nefes almaya çalıştı. Göğsü yanıyordu. “Anne…” diye fısıldadı. Cevap gelmedi. “Baba…” Yine sessizlik. Başını çevirmeye çalıştı ama boynu izin vermedi. Sadece gözlerini sağa sola kaydırabildi. Arabanın içi paramparçaydı. Cam kırıkları, eğilmiş metal, kan… Çok fazla kan vardı. Kalbi hızlandı. “Anne!” diye bu sefer daha yüksek sesle bağırdı. Bir el omzuna dokundu. “Buradayım küçük hanım, korkma,” dedi bir ses. Yabancıydı. Soğuktu. İpek o anda anladı.Annesinin sesi değildi. Hastane kokusu keskindir.Antiseptik, temizlik, ilaç… ve acı.İpek gözlerini açtığında beyaz bir tavana bakıyordu. Işık gözlerini acıttı. Yavaşça kırpıştırdı.Bir süre hiçbir şey hatırlayamadı.Sonra her şey bir anda geri geldi. Yağmur. Farlar. Çığlıklar. “Anne!” diye doğrulmaya çalıştı ama hemen bir ağrı saplandı vücuduna. “Yat, sakin ol,” dedi bir hemşire. İpek nefes nefese kaldı. “Annem nerede? Babam nerede?” Hemşire duraksadı.O küçücük duraksama, bir ömür gibi uzadı. “Doktorun gelsin, konuşuruz,” dedi kaçamak bir sesle. İpek’in kalbi sıkıştı. “Hayır! Şimdi söyle!” Sesinin titrediğini fark etti ama duramadı. “Onlar nerede?!” Kapı açıldı. İçeri bir doktor girdi. Yüzü ciddi, bakışları kaçamak.İpek o an anladı. İnsan bazen kelimeleri duymadan da gerçeği bilir. “Onlar…” diye başladı doktor. Ama İpek devamını duymadı.Dünya bir kez daha sessizliğe gömüldü.Cenaze töreni kısa sürdü.İpek hiçbir şey hatırlamıyordu o güne dair. Siyahlar içinde insanlar, fısıldaşmalar, başsağlığı dilekleri… Hepsi bir sis perdesinin arkasındaydı. Yanında kimse yoktu.Akrabalar vardı ama kimse “gel bizimle kal” demedi.Herkesin kendi hayatı vardı. Ve İpek… O sadece fazlalıktı. Bir gün, iki gün… sonra herkes dağıldı. Ve İpek, bir odada tek başına kaldı. Bir görevli geldi. “Hazırlan,” dedi. “Gidiyoruz.” “Nereye?” diye sordu İpek. Kadın gözlerini kaçırdı. “Yurda.” İpek o kelimeyi anlamadı önce. Yurt. Ev değil. Aile değil. Yurt. Kalbinin içinde bir şey koptu.Geceydi yine. Yağmur hâlâ yağıyordu.Sanki o kaza hiç bitmemişti.İpek, küçük bir çantayla arabanın arka koltuğunda oturuyordu. Yanında onu getiren görevli kadın vardı ama hiç konuşmuyordu. Araba bir binanın önünde durdu.Büyük, eski bir bina.Demir kapılı. Soğuk. İpek arabadan indi.Yağmur saçlarını ve kıyafetlerini ıslatıyordu ama umursamadı. Kapı açıldı. İçeriden bir adam çıktı.Orta yaşlı, sıcak bakışlı, yüzünde yumuşak bir ifade vardı. “Hoş geldin,” dedi. İpek hiçbir şey söylemedi.Adam dizlerinin üzerine çöktü. Göz hizasına indi. “Ben Cemal,” dedi. “Cemal Bey. Buranın müdürüyüm.” İpek sadece baktı.Adamın sesi garip bir şekilde güven veriyordu. “Adın İpek, değil mi?” Küçük kız başını hafifçe salladı.Cemal Bey gülümsedi. “Güzel bir isim.” Yağmur daha da hızlandı.Cemal Bey cekedini çıkarıp İpek’in omuzlarına koydu. “Üşürsün,” dedi. İpek ilk kez bir şey hissetti. Sıcaklık. Ama bu sıcaklık kalbine ulaşamıyordu. “Gel,” dedi Cemal Bey. “İçeri girelim.” Yurt koridorları uzundu.Duvarlar solgundu. Ama içeride bir yaşam vardı.Uzaklardan çocuk sesleri geliyordu.İpek ayaklarını sürüyerek yürüyordu.Her adımda biraz daha ağırlaşıyordu.Cemal Bey bir kapının önünde durdu. “Burası senin odan,” dedi yumuşak bir sesle. Kapıyı açtı. İçeride birkaç yatak vardı.Bazıları doluydu, bazıları boş. “Şimdilik burada kalacaksın,” dedi. İpek başını salladı.Hiçbir şey sormadı.Hiçbir şey istemedi.Cemal Bey ona baktı bir süre. Sonra yavaşça konuştu: “İpek… burada yalnız değilsin.” İpek’in gözleri doldu ama ağlamadı. “Biliyorum… her şey çok ani oldu,” diye devam etti adam. “Ama zamanla… alışacaksın.” Alışmak. İpek bu kelimeyi sevmedi. “Ben alışmak istemiyorum,” diye fısıldadı. Cemal Bey durdu.O küçük cümle, koca bir acıyı taşıyordu.Adam yavaşça başını salladı. “Biliyorum,” dedi. “Ama bazen hayat… bize sormadan değişir.” Sessizlik oldu.Dışarıda şimşek çaktı. Oda bir anlığına aydınlandı. İpek irkildi.Cemal Bey yumuşak bir sesle ekledi: “İstersen bu gece yanında kalabilirim.” İpek başını salladı. “Hayır.” Çünkü kimse annesi gibi olamazdı.Kimse babası gibi olamazdı.Ve o bunu biliyordu. Cemal Bey hafifçe gülümsedi. “Peki,” dedi. “Ama kapım her zaman açık.” Sonra kapıya yöneldiTam çıkarken durdu. “İpek…” Kız başını kaldırdı. “Bazen en ince bağlar… en güçlü olanlardır.” İpek anlamadı.Ama bu cümle, kalbinin bir köşesine yerleşti.Gece ilerledi.Oda sessizdi. Diğer çocuklar uyuyordu.İpek yatağında uzanıyordu.Tavana bakıyordu.Ama aslında hiçbir şey görmüyordu.Gözlerinden sessizce yaşlar süzülüyordu.Ağlamak istemiyordu. Ama duramıyordu.Annesinin sesi kulaklarında çınlıyordu. Babası… Sonra o çarpışma. Gözlerini kapattı ama görüntüler gitmedi. Bir şimşek çaktı ve oda aydınlandı.İpek korkuyla irkildi. Tam o anda… Yatağının kenarında bir hareket oldu. Küçük bir kız çocuğu Ssssizce yaklaşmıştı. Hiçbir şey söylemeden İpek’in yanına oturdu ve elini uzattı.İpek tereddüt etti. Ama sonra… O eli tuttu. Sıcaktı. Gerçekti. Kız hiçbir şey söylemedi.Sadece yavaşça yanına uzandı.İpek’in omzuna sarıldı. O kadar doğal, o kadar sessizdi ki… Sanki hep oradaymış gibi.İpek ilk başta donakaldı. Sonra… İçindeki o kocaman boşlukta bir şey kıpırdadı.Küçük bir sıcaklık.Başını hafifçe kızın omzuna yasladı.Ağlaması yavaşladı. Nefesi düzeldi. İlk kez o gece… Yalnız hissetmedi. Kızın sesi fısıltı gibi geldi: “Ben Eylül.” İpek cevap vermedi.Ama elini daha sıkı tuttu.Dışarıda yağmur devam ediyordu. Ama artık o kadar korkutucu değildi. İki küçük kız, aynı yatağın içinde, sessizce birbirine sarılmıştı. Hiçbir söz… Hiçbir vaat… Sadece bir dokunuş. Pamuk ipliği gibi ince… Ama kopmayan bir bağ. Ve o gece… İpek’in hayatında ilk kez, acının içinde filizlenen bir şey vardı: Bağ.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

ÖTEKİNİ SEVMEK

read
1K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
557.4K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
90.3K
bc

AŞKLA BERDEL

read
93.1K
bc

MENZİL 🧭🧭🧭

read
4.1K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
49.0K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
58.8K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook