6. BÖLÜM

1774 Kelimeler
"Bir gün gelir açmaz dediğin çiçekler açar, gitmez dediğin dertler gider. Bitmez dediğin zaman geçer, hayat öyle bir sır ki; önce şükür, sonra sabır, sonra da inanmak gerek." Mevlana Akşam iş çıkışında Feraye o kadar çok yorulmuştu ki sessizdi bu yüzden. Üstelik bileğini incittiği için tek elle klavye kullanmıştı bu yüzden saatin bile farkında değildi. Yine bir kaç hasta fazladan alıp çıkış saatini geciktirmişti doktor bey. Feraye Gizem'e mesai dışı hasta bakacakları için geç kalacağını söylemişti arayıp. Doktor bey mesai dışını özel bir sebepten iptal edince hastalar söylene söylene gittiler. Feraye eşyalarını alıp çıktı Funda ile. Dolmuş durağına gitmek için dışarı çıktıklarında kendisini bekleyen Kerim'i gördü. Onun gittiğini sanıyordu karşısında görünce şaşırdı. Kerim'e doğru yürürlerken karşısına geçti:" Seni gittin sanıyordum." dedi. Kerim:" Seni bekledim. Konuşmamız yarım kalmıştı. Hem bundan sonra seni ben bırakacağım eve. Fatih şerefsizi bu hastahanede çalıştığı sürece bu böyle olacak. " dedi. Feraye ofladı. Yorulmuştu o yüzden tartışmanın bir anlamı olmadığını düşündü. Funda:" Ben gideyim o zaman size iyi eğlenceler. " dedi gülümserken. Kerim:" Sende bizimle gel ben bırakırım seni de. Malum geç çıktınız. Dolmuş bekleyip daha fazla geç kalma eve." dedi düşünceli bir şekilde. Funda:" Çok sağ ol. Çok düşüncelisin vallaha enişte. Bugün doktor beye kafa tutuşuna hayran kalmıştım şimdi de tam puan aldın benden." dedi hınzır bir ifade ile. Feraye enişte lafını duyunca Funda'ya gözlerini ayırdı kaşlarını çattı. Kerim'in hoşuna gitmişti duydukları dudakları kıvrıldı gülümserken. Kapıyı açtı binmeleri için. İkisi de arka tarafa geçip oturunca boş olan yan koltuğa bir bakış atıp iç çekti. O koltuğa oturacağı günler de gelecek Kerim. Sabır sabır dedi kendi içinden arabayı çalıştırırken. Funda'nın şen şakrak sohbeti ile bozulan sessiz yolculuk Funda'nın evine bırakılması ile yine sessizliğe büründü. Dikiz aynasından Feraye'ye bakan Kerim o gözlerdeki yorgunluğu gördüğünde iç çekti. Seni bu kadar yoran hayata bunun hesabını soracağım sevdiceğim. dedi içinden. " Eee. Nereye gidelim canım?" dedi. Feraye daldığı derin düşüncelerden çıkıp:" Ne?" dedi anlamayarak. Kerim :" Nerede oturalım demiştim. " Feraye :" Eve yakın olsun farketmez. Geç kalmamam lazım. " diye özetledi. Kerim :" Tamam ." deyip ilk görüştükleri kafeye doğru sürdü arabayı. Kafeye yakın bir yere arabayı park edip yanına çok yaklaşmayıp çekindiği birşeyler olan kadınla birlikte kafeye girip karşı karşıya oturdu. Söze yine Kerim girdi birer kahve ısmarladıktan sonra. :" Feraye, en son sana dediğim şeylere cevap vermedin. Lütfen bana bir cevap ver. Seni rahatsız etmek istemiyorum. Sık boğaz etmek sıkmak istemiyorum. Ama lütfen beni de anla. Senden çok hoşlanıyorum. Seni düşünmeden edemiyorum. Her an aklımdasın. " Feraye duyduklarını sindirmeye çalışırken:" Beni tanımıyorsun bile. Nasıl böyle acele kararlar veriyorsun. " dedi. Kerim:" Ben seni bugün sevmedim. Ben seni çoktandır seviyorum Feraye. Seni tanımak istiyorum. Tanıdıktan sonra da ciddi bir ilişki istiyorum. Liseli aşıklar gibi gezip dolaşmak derdinde değilim. " dedi. Feraye:" Mesela sen bekar bir adamsın gördüğüm kadarıyla hiç evlendin mi?" dedi. Kerim şaşırsa da duyduğu soruyla:" Hayır. Evlenecek kadar ciddi bir ilişkim olmadı hiç. " dedi. Feraye:" Ben evlendim ama 1 yıldan biraz fazla oldu ayrılalı. " derken gözlerinde acı emaresi Kerim'in bile hissedeceği şekilde belli olurken. Kerim duydukları ile dumura uğradı. Feraye yaş olarak küçük gösteriyordu bu yüzden nasıl olur dedi içinden. Evlenmiş ayrılmış olamaz. Ailesi mi zorladı acaba diye düşündü. Gözlerindeki acıyı gördüğünde kalbine bir sızı sirayet etti. Kim bilir ne çok acı çekti. Bu kadını daha ne kadar bu şekilde göreceğim Allah'ım. Artık üzülsün istemiyorum dedi içinden. " Olabilir bu gayet normal bir durum. Bu beni sevmene engel mi?" diye sordu. Evlenip ayrıldığını duyunca vazgeçer diye düşünen Feraye Kerim'in söyledikleri ile şaşırdı. Buna rağmen onunla olmak istiyordu hatta onun sevgisine talipti genç adam. " Şey... Tabi normal ama sen bekar bir erkek olarak yarın bir gün bunu sorun edebilirsin. Üstelik ben güvenimi kaybetmişken aşka, sevgiye, karşı cinse; nasıl olacak bilmiyorum. Seni yarı yolda bırakabilirim. En ufak bir şeyi sorgulamaya başladığımda işler çirkinleşebilir. Ben kendime güvenmiyorum sana nasıl bir söz verebilirim ki?" dedi. Aşka inancını yitirmiş kadına bakan Kerim elini uzatıp masanın üzerinde nereye koyacağını bilmediği ellerini tuttu Feraye'nin:" Neden bu kadar inancın kırıldı bilmiyorum ama ben sana aşkın ne kadar güzel birşey olduğunu öğretebilirim Feraye. Sana sonsuz mutluluk vaat edemem belki ama sana, hep yanında olup iyi günde kötü günde seni bırakmayacağımın garantisini verebilirim. Ömrüm yettikçe seni seveceğimin ve kimin açtığını bilmediğim o yaralarını sarmak için elimden geleni yapacağıma söz verebilirim. Yeter ki bana güven. Yeter ki beni sev. Senin sevgine muhtacım ben. " dedi. Açık sözlü bu adama hayran kalmamak elde değildi Feraye şaşkındı aynı zamanda . Ne dese bir yolunu buluyordu Kerim onun söylediklerini çürütmenin. Elini tutmuştu Kerim. Hala da tutuyordu. Feraye güven veren bu sıcak büyük elleri bırakmak istemediğini farketti. Kerim'in ellerini onunkini tutuyordu ama O hiç kıpırdatmamıştı. İçindeki savaşı bırakıp ellerini hareket ettirdi O da Kerim'in ellerini tuttu :" Tamam." dedi. Kerim dakikalardır Feraye'nin vereceği cevabı beklerken onun kendi içinde bir savaş verdiğini biliyordu. Birden elindeki o narin, küçük ve soğuk eller ellerini tutununca şaşırdı hiç beklemiyordu. Kızar ellerini çeker diye düşünmüştü oysa. Öyle değişik duygular hissediyordu ki Feraye'nin söylediğini algılayamadı:" Efendim?" dedi. Feraye yüzü kızarmışken bile gülümseyerek:" Tamam kabul ediyorum." dedi. Kerim duyduklarına inanamadı öyle mutlu olmuştu ki kalbi o iri bedenine sığmıyordu. Bağırıp çağırmak haykırmak istiyordu. " Kabul ettin yani benim sevdiğim olmayı kabul ettin? Öyle mi ?" dedi gözleri gözlerinde iken. Feraye:" Evet." dedi hala yanakları al alken kıkırdadı. O an sol yanağındaki gamze belli belirsiz kendini gösterdi. Kerim'in gözünden kaçmayan o an:" Hani şu senin güldüğünde beliren sol yanağındaki gamze varya işte beni oraya gömsünler. Bir insan bu kadar güzel olmamalı. " dedi. Hayatında ilk defa bir erkek gamzesini farketmişti. Bunun şaşkınlığını yaşayan Feraye gözlerini Kerim'in gözlerinden alamadı. Ne kadar süre bakıştılar ikisi de bilmiyordu. Kerim Feraye'nin ellerini çekip dudaklarına götürerek avuç içini öptü:" Sana söz seni çok seveceğim o kadar çok seveceğim ki sana bütün acılarını unutturacağım. " dedi. Bir kişi sevdiğinin avuç içini öpüyorsa bu sana sadığım ve hep öyle kalacak demekmiş diye okumuştu Feraye bir kitapta. Güzel sevecek olduğu her halinden belli olan adamın bu hareketi ile ona bir kez daha hayran oldu. " Sana güveniyorum Kerim. Ama bilmen gereken bazı şeyler var. " dedi Feraye. Kerim onu susturdu:" Bilmem gereken tek şeyi öğrendim. Bence bu bana yeter sevgilim. Bir söz bir kadına ancak bu kadar yakışır. SEVGİLİM! " dedi mutluluktan uçan Kerim. Feraye'nin midesinde kelebekler uçuyordu gözü Kerim'in dışındaki bütün herşeyi görmez olmuş yüzünü ateş basmıştı. "Kerim kalkalım mı? Eve geç kalmamam lazım. Annemle tartışmak istemiyorum. " dedi ellerini bırakmak istemediği adama. " Tamam hayatım ben hesabı ödeyip geleyim." dedi. Elleri boşta kalan Feraye sanki vücudunun bir parçasını kaybetmiş gibi hissetti iç çekti. Kerim gelmeden çantasını telefonu alan Feraye Kerim'in gelişi ile ayağa kalktı. Kerim'in uzattığı eli tuttu çekinerek. Birlikte el ele arabaya ilerlediler. Ön yolcu koltuğuna oturdu Feraye Kerim'de sürücü koltuğuna oturunca arabayı çalıştırmadan önce Feraye'ye baktı aşık aşık gülümsedi elini tuttu ve yola koyuldular. Feraye'de Kerim'de değişik güzel bir duygu deryasında yürüyordu dakikalar geçmesin hiç ayrılmasınlar istiyorlardı. Eve yaklaştıkça Kerim'in yüreğine bir sıkıntı çöreklendi. Sevdiği kadını bırakıp kendi evine mi gidecekti. Neden onu da kendi ile götüremiyordu. " Sabah kaç gibi çıkıyorsun evden canım?" dedi. " 6.40 gibi çıkıyorum." dedi Feraye. "Yarın 6.30 da çık beni bekle durakta olur mu sevgilim?" dedi Kerim . Şaşkın şaşkın:" Neden? " dedi Feraye. " Bundan sonra dolmuşla gelip gitmeni istemiyorum. Ben getirip götüreceğim canım. " dedi Kerim. Feraye:" Ne gerek var. Ben gelirim. Sen bunca yolu gelme yük olmasın sana. " dedi. Kerim sahte bir kızgınlıkla :" Sevgilim, sen bana yük olmazsın olsan olsan yar olursun sen bana can olursun. " dedi. Feraye ne diyeceğini bilemedi bu güzel konuşan adama her dakika biraz daha hayran oluyordu. Ne güzel seviyordu böyle. " Tamam." dedi. Kerim'in keyfi yerine gelmişti:" Ha şöyle sevgili sözü dinle be cancağızım. " dedi gülümserken. Feraye sesli bir şekilde güldü. Kerim onun gülüşünde kaldı hele de belirginleşen gamzeleri öyle güzeldi ki tam gamzelerinden öpmek istiyordu. Yol bitmişti. Arabayı kenara çekti. Ellerini tuttu :" Seni seviyorum bunu unutma olur mu canım benim." dedi ellerini öptü. Feraye :" Hep sev." dedi. Kerim mahalleye gelmiş olmasının da etkisi ile öpemediği kadına bakıp iç çekti:" Nasıl sevmem senin kadar güzel bir kadını. Aklımı kaçırmış olmalıyım seni sevmemek için sevdiğim. Hadi geç kalma. Ben bekliyorum sen içeri girene kadar" dedi. Feraye bırakmak istemediği ellerden elini çekti etrafa baktı ve kimsenin olmadığını görünce egilip Kerim'i yanağından öpüp:" İyi akşamlar. " dedi ve araçtan indi arkasına bakmadan hızlı adımlarla sokağa girdi. Ardından bakakaldı Kerim. İnanamadı öpmüştü sevdiği kadın onu. Eli yanağına gitti şapşal şapşal gülümsedi. Feraye kapıdan girene kadar bekleyip evin yolunu tuttu. İçi içine sığmıyordu mutluluktan. Şimdiden özlemişti. ... Eve girdiğinde yemek hazırlamış olan Efe sitem etti:" Neredesin oğlum sen? Buz gibi oldu yemekler." Hala yaşadıklarının etkisinde olan Kerim:" Beynimi sikme dur oğlum. En mutlu günümde ne bu dırdır sanki evliyiz!" dedi gülerken. Efe söylediği tek şeye takıldı " en mutlu gün " " Hayırdır oğlum anlat çabuk seni bu kadar mutlu eden ne?" dedi merakla geçti oturdu karşısına. Kerim tekli koltuğa oturmuş başını arkaya yaslamış sırıtıyordu. Efe:" Yoksa düşündüğüm şey mi oğlum söylesene? Yoksa yenge?" Kerim doğruldu:" Evet yengen. Artık benim resmen sevgilim! Benim canım." dedi hala sırıtıyordu. Mutluluğu gözlerinden şapşal şapşal sırıtışından belli olan Kerim'e :" İşte bu işte bu ya! Çok sevindim oğlum. Hayırlı olsun. Çok şükür kurtuldum oğlum senden seni bundan sonra yengeye havale ediyorum biraz da o çeksin seni!" dedi sırıtırken. Kerim sadece gülmekle yetindi Feraye'yi düşünüyordu. Öptü beni ya. Seni verene kurban olurum ben dedi içinden. ... Feraye arabadan inip eve doğru hızla giderken yanakları yanıyordu utançtan. Pişman olmuştu öptüğüne. Şimdi Kerim ne düşünecekti hakkında. İçeriye girince annesi ile karşı karşıya kaldı. " Hayırdır köpek mi kovaladı kız? Yüzün kızarmış koştun mu sen? " dedi merakla. Feraye:" Evet sokak başında köpek kovaladı." dedi alttan alt gülerken. Gizem :" Abla sofra açık hadi gel yemeğini ye yorulmuşsundur." dedi. Feraye çantasını salondaki askıya asıp ellerini yıkayıp sofraya oturdu. Gizem sargılı bileğini farkedince :" Abla koluna ne oldu ? " dedi telaşla. Annesinin de gözüne yeni çarpmıştı merakla cevabını bekliyordu. Feraye:" Ciddi birşey değil, biliyorsun bu bileğim çabuk incinir. Poliklinikte yanlış bir hareket yaptım o yüzden incidi. Sardılar doktor beye gerek yok dedim ama beni dinlemedi." dedi. Annesi:" Akıllılık etmiş doktor. Senin gibi sakar birini nasıl çekiyor bilmiyorum. Adam kendini düşünüyor tabi tek elle çalışacak adamı ne yapsın doktor." dedi yine Feraye'yi suçlayarak. Feraye iğneleyici sözleri umursamadı bile aklı hala Kerim'de idi. Çok mutluydu ve bu mutluluğa gölge düşürmelerine izin vermeyecekti. Yemek yenip çaylar içilince yorgun olan Feraye'nin dinlenmesi için Gizem yer yatağını serdi. Feraye yatağa girer girmez gözlerini kapatıp bugün olanları gözünün önüne getirdi. Ne çok şey olmuştu bugün. Kerim gibi biri onu sevmişti. Hiç çekinmeden söylüyordu bunu. Çok mutlu olayım bu kez Allah'ım bana yardım et dedi. Yorgunluktan kapanan gözler rüyalar alemine doğru çekildi. Yarınlarından habersiz...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE