bc

AŞK SARMALI +18 (TÜRKÇE)

book_age18+
2.0K
TAKİP ET
25.9K
OKU
forced
office/work place
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Tanıtım

Bir insan kime aşık olduğunu ya da kimi sevdiğini bilmez mi?

...........

Feraye, dalgın dalgın yürürken tosladığı bedenle yere düşmek üzere iken bileklerine yapışarak onu düşmekten kurtaran adama öyle bir bakış attı ki adam o bakışta takılı kaldı. Yutkunmak şöyle dursun nefes almayı bile unuttu. Bu arada tuttuğu bileği acıtacak kadar sıkı tuttuğunun farkında bile değildi.

Adam yıllardır tanıyormuş gibi bu simaya takılı kalkmışken Feraye'nin bileğini kurtarmak için öfkeli sesi ile cırlaması adamı daldığı simadan ayırırken adamın kendine gelmesine sebep oldu.

"Bıraksana be adam! Hem çarpıp beni düşürecektin yetmedi bileğimi mi kırmaya çalışıyorsun? Çek ellerini dedim sana!"

Adam ne yaptığının farkına yeni varmış elini birden çekmişti Feraye'nin bileğinden.

" Çok üzgünüm farketmedim özür dilerim. Birşey oldu mu ? " dedi telaşla.

Feraye sıkılmaktan moraracak olan bileğini ovalarken söylenmeye devam ediyordu: "

Elinin körü oldu be adam! Kopardın kopardın bileğimi!"

Adam kadının bileğindeki kızarıklığı görünce verdiği zararı yeni farketti içinden kendine okkalı bir küfür bahşetti:

" Ben senin ayarı olmayan eline ayağını sikeyim!"

Elini alnına vurdu:

" Düşmenizi engellemek için tutmuştum tekrar özür dilerim.Lütfen sizin için ne yapabilirim?" dedi üzgün olduğu her halinden belli olan adam.

Sabrı taşan Feraye yüksek tondan :

" Istemez! Bende şans olsa zaten herşey üst üste gelmez!" deyip bileğini ovaladığı halde yürüyüp gitmek için hareket edince adam dokunmaktan çekinerek durdurmaya çalıştı.

" Lütfen en azından şuraya bir oturun bir şeyler için bir bakayım bileğinize. Içim rahat etmez hatamı düzeltmeme izin verin." dedi yan taraftaki kafeyi gösterirken.

Feraye kafasını acıyan bileğinden kaldırıp mahcup görünen adama baktı. 1.80 boylarında 30 yaşının üzerinde olduğunu tahmin ettiği fiziği düzgün kumral dalgalı saçlı adamın ela ile yeşil arası ilginç gözlerine dikti koyu kahve gözlerini.

Biraz fazla tepki verdiği düşünüp ses tonunu alçaltıp :

" Gerek yok iyiyim." dedi gözlerini yere dikerken.

Adam ısrar etti çünkü bu tanışmanın bir tesadüf olmadığını düşündü. En azından adını öğrenmek kısa da olsa yanında olmak istedi karşı koyamadığı bir merakla. İçten içe gidip ondan uzaklaşmasını istemiyordu. hatta kalbinde bir sızı hissetmişti onun yüzüne ilk baktığında.

Feraye ise fazla tepki verdiği için pişman olmuş bu yüzden teklifini kabul etmişti adamın.

Cam kenarı bir masaya otururken adam da karşısına oturup: " Ne içersiniz?" diye sordu.

Feraye "Su." dedi.

Garsona el eden adam garsonun masanın yanı başında bitmesi ile:

" Bir su bir de çay mı kahve mi?" dedi kıza bakarak.

Feraye: " Acı kahve." dedi.

Adam :"2 tane de acı kahve." dedi garsona.

Garson gidince: " Tekrar özür dilerim dalmışım sizi görmedim. Acıyor mu hala bileğiniz?" diye sordu naif bir ses tonuyla.

Feraye " Biraz. Geçer ama." dedi sıkılgan şekilde.

Adam :" Kusura bakmayın ben İlker Deniz. Ama herkes bana İlker der." dedi kızın ismini öğrenme beklentisi ile.

Feraye ne güzel isim dedi içinden kalbi sızlayacak "Ben olsam Deniz derdim ." dedi varla yok arası bir tonda.

Adam anlamadığı cümleyi anlamaya çalışırken: "Efendim?" dedi.

Feraye kalp sızısını ötelemeye çalışırken dolan gözleri ile yukarı baktı:

" Benim adım da Feraye. Pek hoş bir karşılaşma olmadı ama." dedi.

Adam adını öğrendiği kadının önce adına aşık oldu...

...............

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1. BÖLÜM
İnsan bazen neden yaşadığını sorgular cevap arar ama Feraye her gece bunu sorgular olmuştu. " Neden yaşıyorum ki? Bir türlü işlerim yolunda gitmiyor. Elimi neye atsam elimde kalıyor!" dedi annesi ve kardeşleri ile kaldığı evde. 27 yaşına gelmişti ama neden yaşadığını bilmiyordu. Üniversitede tarih öğretmenliği okumuş öğretmen olma hayali ile yanıp tutuşurken bir zamanlar malasef ailesinin durumu iyi olmadığı için hangi iş olursa çalışmış ama ders çalışıp KPSS denen saçma sınavdan yeterli puanı alamadığı için atanamamıştı. Sürekli bir işi yoktu bir evlilik yapmış ama 3 yıl katlanabilmişti kocası olacak sosyapata. Kaç kez ölümü düşünmüş ama Allah korkusu ağır basmıştı. Boşanması bile olaylı olmuş boşandıktan sonra bile kurtulamamıştı o sosyopattan. Ayrıldıktan sonra annesi ve kardeşlerinin yaşadığı iki odalı eve dönmek zorunda kalmıştı. Ne işi ne de parası vardı. Kocası olacak şerefsiz yüzünden boşandıktan sonra 3 adet icra dosyasını yalvar yakar avukatlarla anlaşarak taksitlendirmiş 1 yıldır ödüyordu daha 1 yıl ödeme yapması gerekiyordu bitmesi için. Bu yüzden ne ailesine katkı yapabiliyor ne de en temel ihtiyaçlarını giderebiliyordu. Sürekli taksit ödüyor bu yüzden de çalıştığı iş yerinde işe başladığı günden beri sorumlu şef tarafından mobinge uğruyor ama işten ayrılamıyordu. Üniversite mezunu olduğunu iş yerinde duyurmak istememiş vasıfsız bir eleman gibi girmişti işe. Kimseye dert anlatmak istemiyordu. Daha önceki iş yerinde öğrendiklerinde: " Aaaa hem öğretmensin hem de buralarda sürünüyorsun! Kızım neden çalışıp atanmadın?" diyen mi " Bu kadar öğretmen atıyorlar sen neden atanamadın ki? " diyen mi dersiniz... İçindeki isyan etmek isteyen o asi kız işinden olmamak için yine sustu tıpkı şimdi olduğu gibi... O kadar yorulmuştu ki bugün de işe sabah iki lokma simit çayla başlamış öğlen yemeğine bile çıkmasına izin verilmediği için akşama kadar aç kalmıştı yine. Bilerek yapıyorlardı sırf işten çıkması için ama katlanacaktı. Bir kaç özel eğitim kurumuna CV bırakmıştı yine ses seda çıkmamıştı. Onun için bile deneyim istiyorlardı. Ara ara ücretli öğretmenlik yapmıştı. Çocukları ne çok seviyordu onlarda onu sevmişti ama bir yıl içinde 3 okulda öğretmenlik yapmak zorunda kalınca anladı ki öğrencilerine çok bağlandığı ve olmadık bir zamanda hadi burada işin bitti dediklerinde yüreği çok yanıyordu. Doğru düzgün sosyal hakka sahip olmadığı için bir yıl hiç ara vermeden ücretli öğretmenlik yapsa bile sağlık hakkından bile yararlanamamış çok ağrına gitmişti. Tam bir emek sömürüsü olduğunu düşündüğü ücretli öğretmenliği 1 yıldır yapmıyordu bu yüzden. Sigortalı bir işte çalışıp en azından az maaşta olsa sağlık hakkı olurdu. Derin düşüncelere dalmış olan Feraye'yi uyuyan kardeşi yer yatağında ittirerek yatağın dışına düşürmüştü. Kendine ait bir evi bir yatağı bile yoktu. " Of kızım bir git kendi tarafına! Gizem gitsene kızım!" dedi yorgun ve usanmış sesi ile. Zorla ittirdiği kardeşinin yanına kıvrıldı yeniden. Yarın yine taksit ödemesi yapmak için avukatın yanına gidecekti. Para eksikti bu ay eskiyen ayakkabısı artık çok belli olduğu ve su geçirdiği için yenisini almak zorunda kalmış parayı tamamlayamamıştı. Ofladı gecenin içinde evin duvarlarına çarpan bir offtu bu. İş arkadaşlarından borç istemeyi düşündü ama bugüne kadar bunu hiç yapmamıştı. Birinden birşey istemek hiç ona göre olmamıştı. Üniversite de onlarca gece aç kalmış ne babasını arayıp para istemiş ne de en yakın arkadaşlarına hissettirmişti parası olmadığını. Feraye o kadar yorgun o kadar bıkkındı ki daha fazla açık tutamadığı gözlerini kapatıp uykuya teslim etti bedenini gelecek günlerin kendisine ne getireceğini bilmeden...

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K
bc

ÇINAR AĞACI

read
5.7K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
526.1K
bc

HÜKÜM

read
225.0K
bc

AŞKLA BERDEL

read
79.5K
bc

PERİ MASALI

read
9.5K
bc

Siyah Ve Beyaz

read
2.9K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook