
Tanıtım
Bir insan kime aşık olduğunu ya da kimi sevdiğini bilmez mi?
...........
Feraye, dalgın dalgın yürürken tosladığı bedenle yere düşmek üzere iken bileklerine yapışarak onu düşmekten kurtaran adama öyle bir bakış attı ki adam o bakışta takılı kaldı. Yutkunmak şöyle dursun nefes almayı bile unuttu. Bu arada tuttuğu bileği acıtacak kadar sıkı tuttuğunun farkında bile değildi.
Adam yıllardır tanıyormuş gibi bu simaya takılı kalkmışken Feraye'nin bileğini kurtarmak için öfkeli sesi ile cırlaması adamı daldığı simadan ayırırken adamın kendine gelmesine sebep oldu.
"Bıraksana be adam! Hem çarpıp beni düşürecektin yetmedi bileğimi mi kırmaya çalışıyorsun? Çek ellerini dedim sana!"
Adam ne yaptığının farkına yeni varmış elini birden çekmişti Feraye'nin bileğinden.
" Çok üzgünüm farketmedim özür dilerim. Birşey oldu mu ? " dedi telaşla.
Feraye sıkılmaktan moraracak olan bileğini ovalarken söylenmeye devam ediyordu: "
Elinin körü oldu be adam! Kopardın kopardın bileğimi!"
Adam kadının bileğindeki kızarıklığı görünce verdiği zararı yeni farketti içinden kendine okkalı bir küfür bahşetti:
" Ben senin ayarı olmayan eline ayağını sikeyim!"
Elini alnına vurdu:
" Düşmenizi engellemek için tutmuştum tekrar özür dilerim.Lütfen sizin için ne yapabilirim?" dedi üzgün olduğu her halinden belli olan adam.
Sabrı taşan Feraye yüksek tondan :
" Istemez! Bende şans olsa zaten herşey üst üste gelmez!" deyip bileğini ovaladığı halde yürüyüp gitmek için hareket edince adam dokunmaktan çekinerek durdurmaya çalıştı.
" Lütfen en azından şuraya bir oturun bir şeyler için bir bakayım bileğinize. Içim rahat etmez hatamı düzeltmeme izin verin." dedi yan taraftaki kafeyi gösterirken.
Feraye kafasını acıyan bileğinden kaldırıp mahcup görünen adama baktı. 1.80 boylarında 30 yaşının üzerinde olduğunu tahmin ettiği fiziği düzgün kumral dalgalı saçlı adamın ela ile yeşil arası ilginç gözlerine dikti koyu kahve gözlerini.
Biraz fazla tepki verdiği düşünüp ses tonunu alçaltıp :
" Gerek yok iyiyim." dedi gözlerini yere dikerken.
Adam ısrar etti çünkü bu tanışmanın bir tesadüf olmadığını düşündü. En azından adını öğrenmek kısa da olsa yanında olmak istedi karşı koyamadığı bir merakla. İçten içe gidip ondan uzaklaşmasını istemiyordu. hatta kalbinde bir sızı hissetmişti onun yüzüne ilk baktığında.
Feraye ise fazla tepki verdiği için pişman olmuş bu yüzden teklifini kabul etmişti adamın.
Cam kenarı bir masaya otururken adam da karşısına oturup: " Ne içersiniz?" diye sordu.
Feraye "Su." dedi.
Garsona el eden adam garsonun masanın yanı başında bitmesi ile:
" Bir su bir de çay mı kahve mi?" dedi kıza bakarak.
Feraye: " Acı kahve." dedi.
Adam :"2 tane de acı kahve." dedi garsona.
Garson gidince: " Tekrar özür dilerim dalmışım sizi görmedim. Acıyor mu hala bileğiniz?" diye sordu naif bir ses tonuyla.
Feraye " Biraz. Geçer ama." dedi sıkılgan şekilde.
Adam :" Kusura bakmayın ben İlker Deniz. Ama herkes bana İlker der." dedi kızın ismini öğrenme beklentisi ile.
Feraye ne güzel isim dedi içinden kalbi sızlayacak "Ben olsam Deniz derdim ." dedi varla yok arası bir tonda.
Adam anlamadığı cümleyi anlamaya çalışırken: "Efendim?" dedi.
Feraye kalp sızısını ötelemeye çalışırken dolan gözleri ile yukarı baktı:
" Benim adım da Feraye. Pek hoş bir karşılaşma olmadı ama." dedi.
Adam adını öğrendiği kadının önce adına aşık oldu...
...............

