Hikayesi Feraye Tuna
author-avatar

Feraye Tuna

HAKKINDAquote
Kitap okumak kadar yazmayı da severim ama uzun yıllardır mesleğimden dolayı koşuşturmalar içinde yazamıyordum. İçime sığmayan dünyaları bütün herkese tanıtmak istiyorum. Bunun en doğru yolununda tekrar yazmaya başlamak olduğunu anladım. Gezmek görmek anlamaya çalışmak okumak bir şeyler öğretmek en büyük hobilerim.
bc
ŞEFKATLİ AŞIK (+18)
Güncellenme zamanı Jan 6, 2026, 05:19
(Psikoloji Serisi-2) ŞEFKATLİ AŞIK SudeBen, Sude Yavuz! 5 yıl önce anne ve babamın verdiği izinle iradem dışında gittiğim ülkeme, 5 yıl sonra kendi hür irademle geri dönüyordum. Ülkemi ve sevdiklerimi o kadar çok özledim ki her şeyi ile resmen burnumda tütüyorlar.Yıllardır benimle gizli gizli kontörlü telefonlardan konuşan annemi, her anlam da anneme destek olan Altan abimi, babamı, Sedat babamı, Selda'yı, Kürşat'ı, Hülya'yı, Uğur'u, Ali Fırat'ı ve Kutay'ı bile çok özlemiştim. Babam dışında hiçbirinin 5 yıldır birebir yüzünü dahi görmedim. Bir tek babamla bu son iki yıl 2 kez görüştük ama onda da görüşmemiz güvenlik açığı oluşmaması açısından başka bir ülkede gerçekleşti. Bu görüşmelerde babamla kaybettiğimiz yılları telefi edecek vaktimiz olmasa da görüştüğümüz her sefer de bana gerçekten bir baba gibi sarıldı. Ben de ona babam gibi sarılıp ve huzur buldum. Belki de başıma bunca gelenlerin ve onca acının tek iyi yanı bir babam olduğunu bilmek ve görmek olmuştu. Babam iki görüşmede de sevdiklerimizin, Kemal ve benim için hislerini ve özlemlerini anlattığı videolarını getirdi. O videoları belki yüz kez izledim. Her izlediğimde de sevdiklerimle özlem giderdiğim için rahatladığım ve son zamanlarda nadiren de olsa ağladığım tek şey onları görüp özlediğimi hissetmek olmuştu. ....Selda ve Hülya'nın düğünlerinde bulunamamış olmak onların mutluluğuna ortak olamamak evlendiklerini öğrendiğimde beni çok üzmüştü. Malasef Kemal'le bir yıl önce burada evlendiğimizde de bizim yanımızda hiç bir sevdiğimiz yoktu. O yüzden sadece nikah yapmıştık. Düğün olayını zaten sevmezdim; bir de yanımda sevdiklerim yokken neden düğün yapalım ki? Bu sebeplerden dolayı ben istememiştim. Her şeye rağmen nikahta gelinlik giymeye beni ikna etmişti, Kemal.Ben bu dünya da belki de en çok annemi ve Kemal'i üzdüm. Şuan ki en büyük pişmanlıklarımdan biri daha güçlü bir kadın olup sevdiklerimi üzmeden hayatıma devam edememekti. Artık kendimi suçlamanın en çok bana zarar verdiğini öğrenmiştim. Hem yıllar hem de yıllar süren tedavim öğretmişti, bana birçok şeyi. Bundan sonra hayat felsefem şuydu: "Hayatta karşına çıkan her sorunla mücadele et. Mücadelen sonuç vermiyorsa bile bunun için kendini üzme. Mücadeleye başka bir cepheden devam et. Demek ki daha önce mücadele ettiğin cephe doğru değildi. Belki bu daha doğrudur deyip mücadelene başka bir cepheden devam et ama asla vazgeçme!"Kemal! Yani sevgili kocacığım! O benim bu dünyaya tutunma sebebim! Her şeyim! Gözleri beni gördüğü her an gülen ve bana sıcacık bakıp bu soğuk memlekette beni bakışıyla bile ısıtan o mükemmel adam, benim kocamdı, artık. Bugünlere gelebilmek ve Kemal'le aşkımızı yaşayabilmek için çok bedel ödedik. Belki de en büyük bedeli ben ödemişim gibi duruyordu ama asıl 3 yıl boyunca yattığım kliniğe gelip benimle ilgilenen bana güzel şeyler anlatıp moral veren temel bakımı mı bile bazen kendisi yapan Kemal'in ödediği bedeli kimse ödememişti. Kemal'in sabrı, sevgisi, merhameti, ilgisi ve aşkı beni gün be gün iyileştirirken ben bunu farkettiğimde çoktan iyi olmuştum. Buraya geldiğim zamanları hiç hatırlamıyordum. Ben ömrümün 3 yılının, hayatımdan çalınan o 3 yılımın hesabını bana bunları yapan ve türlü acılar yaşatan şerefsizden soracaktım.İnsan kendini unutur mu? Unuttum! İnsan hayatından vazgeçer mi? Geçtim! İnsan kendi hayatını sonlandırmak ister mi? İstedim! Hem de 4 kez! Bunları asla kendi irademle yapmadım. İradem bende olsa asla da yapmazdım! Sevdiklerimi üzmek şöyle dursun, ben bir insan olarak değerliydim! Benim değerimi kimse bana vermemişti ki! O ben olduğum için olan değerdi ve beş para etmez insanlar için o değerime haksızlık edip asla ama asla canıma kıymazdım!Sonradan öğrendiğim zaman çok üzüldüğüm bir gerçek vardı ki; toplamda üç buçuk yıl süren tedavim sürecinde kendimi bilmediğim zamanların başında karnımda büyüyen hatta kalbi bile atmaya başlayan oğluma kıymaktı! Babası bir şerefsiz, haysiyetsiz, sapık, sadist, psikopat birisi olsa da aklım yerinde olsa ben daha dünyaya gelmemiş, hiç bir suçu olmayan oğluma kıymazdım! Kemal, beni teselli etmek için onun doğsa bile engelli doğacağı gerçeğini anlatsa da ben onu hayattan asla koparmazdım! Bana iradem dışında oğlumu öldürten aslında oğlumun katili olan o şerefsiz psikopattan daha doğmadan ölen oğlumun hesabını da soracaktım!Ben, Sude Yavuz! Yanımda Kemal Yavuz'la birlikte Türkiye'ye 5 yıl sonra bugün tekrar adım attım. Kemal, elimi sıkı sıkı tutarken onun verdiği desteği hissederek derin bir nefes alarak indim, o uçaktan. Benim asıl hikayem asıl mücadelem şimdi başlıyordu! O şerefsiz, psikopat bana ve sevdiklerime verdiği acıların ve ve telafisi olmayan hasarların hesabını misli ile ödeyecekti! Artık onun karşısında o herşeyden korkan, her şeye susan, her şeyi kabullenen Sude yoktu! Psikopat bir zorba ile olan hukuk savaşım başlasın o zaman!
like
bc
KALBİM SENİ SEÇTİ (+18)
Güncellenme zamanı Dec 6, 2025, 13:25
Tanıtım Bir insan kime aşık olduğunu ya da kimi sevdiğini bilmez mi? ...........Feraye, dalgın dalgın yürürken tosladığı bedenle yere düşmek üzere iken bileklerine yapışarak onu düşmekten kurtaran adama öyle bir bakış attı ki adam o bakışta takılı kaldı. Yutkunmak şöyle dursun nefes almayı bile unuttu. Bu arada tuttuğu bileği acıtacak kadar sıkı tuttuğunun farkında bile değildi. Adam onu yıllardır tanıyormuş gibi bu simaya takılı kalkmışken Feraye'nin bileğini kurtarmak için öfkeli sesi ile cırlaması adamı daldığı simadan ayırıp adamın kendine gelmesine sebep oldu."Bıraksana be adam! Hem çarpıp beni düşürmeye çalışman yetmedi bileğimi mi kırmaya çalışıyorsun? Çek ellerini dedim sana!"Adam ne yaptığının farkına yeni varmış elini birden çekmişti, Feraye'nin bileğinden. " Çok üzgünüm farketmedim özür dilerim. Birşey oldu mu? " dedi telaşla. Feraye sıkılmaktan moraracak olan bileğini ovalarken söylenmeye devam ediyordu: "Elinin körü oldu be adam! Kopardın kopardın bileğimi!" Adam kadının bileğindeki kızarıklığı görünce verdiği zararı yeni farketti ve içinden kendine okkalı bir küfür bahşetti: " Ben senin ayarı olmayan eline ayağını sikeyim!" Adam, elini alnına vurup: " Düşmenizi engellemek için tutmuştum tekrar özür dilerim. Lütfen sizin için ne yapabilirim?" dedi, üzgün olduğu her halinden belli olan adam. Sabrı taşan Feraye, yüksek tondan :" İstemez! Bende şans olsa zaten herşey üst üste gelmez!" deyip bileğini ovaladığı halde yürüyüp gitmek için hareket edince adam dokunmaktan çekinerek durdurmaya çalıştı. " Lütfen en azından şuraya bir oturun. Bir şeyler içerken bir bakayım bileğinize. İçim rahat etmez, lütfen hatamı düzeltmeme izin verin." dedi yan taraftaki kafeyi gösterirken. Feraye, kafasını acıyan bileğinden kaldırıp mahcup görünen adama baktı. 1.80 boylarında 30 yaşının üzerinde olduğunu tahmin ettiği fiziği düzgün kumral dalgalı saçlı adamın ela ile yeşil arası ilginç gözlerine dikti; koyu kahve gözlerini. Biraz fazla tepki verdiğini düşünüp ses tonunu alçaltarak :" Gerek yok iyiyim." dedi gözlerini yere dikerken. Adam ısrar etti; çünkü bu tanışmanın bir tesadüf olmadığını düşünüyordu. En azından adını öğrenmek kısa da olsa yanında olmak istedi, karşı koyamadığı bir merakla. İçten içe onun oradan gidip ondan uzaklaşmasını istemiyordu. hatta kalbinde bir sızı hissetmişti onun yüzüne ilk baktığında. Feraye ise fazla tepki verdiği için pişman olmuş bu yüzden adamın teklifini kabul etmişti. Mekana girdikleri gibi cam kenarı bir masaya otururken adam da karşısına oturup: " Ne içersiniz?" diye sordu. Feraye "Su." dedi. Garsona el eden adam garsonun masanın yanı başında bitmesi ile: " Bir su bir de çay mı kahve mi?" dedi, kadına bakarak. Feraye: " Acı kahve." dedi.Adam :"2 tane de acı kahve." dedi garsona. Garson gidince: " Tekrar özür dilerim. Dalmışım, sizi görmedim. Acıyor mu hala bileğiniz?" diye sordu naif bir ses tonuyla. Feraye " Biraz ama geçer." dedi sıkılgan şekilde. Adam :" Kusura bakmayın ben İlker Deniz. ama herkes bana İlker der." dedi kızın ismini öğrenme beklentisi ile. Feraye ne güzel isim dedi içinden kalbi sızlayacak "Ben olsam Deniz derdim ." dedi, varla yok arası bir tonda. Adam anlamadığı cümleyi anlamaya çalışırken: "Efendim?" diye sordu. Feraye kalp sızısını ötelemeye çalışırken dolan gözleri ile yukarı baktı:" Benim adım da Feraye. Pek hoş bir karşılaşma olmadı ama." dedi, sıkılgan bir şekilde. Adam, adını öğrendiği kadının önce adına aşık oldu...
like
bc
AŞK SARMALI +18 (TÜRKÇE)
Güncellenme zamanı Aug 30, 2024, 09:01
Tanıtım Bir insan kime aşık olduğunu ya da kimi sevdiğini bilmez mi? ........... Feraye, dalgın dalgın yürürken tosladığı bedenle yere düşmek üzere iken bileklerine yapışarak onu düşmekten kurtaran adama öyle bir bakış attı ki adam o bakışta takılı kaldı. Yutkunmak şöyle dursun nefes almayı bile unuttu. Bu arada tuttuğu bileği acıtacak kadar sıkı tuttuğunun farkında bile değildi. Adam yıllardır tanıyormuş gibi bu simaya takılı kalkmışken Feraye'nin bileğini kurtarmak için öfkeli sesi ile cırlaması adamı daldığı simadan ayırırken adamın kendine gelmesine sebep oldu. "Bıraksana be adam! Hem çarpıp beni düşürecektin yetmedi bileğimi mi kırmaya çalışıyorsun? Çek ellerini dedim sana!" Adam ne yaptığının farkına yeni varmış elini birden çekmişti Feraye'nin bileğinden. " Çok üzgünüm farketmedim özür dilerim. Birşey oldu mu ? " dedi telaşla. Feraye sıkılmaktan moraracak olan bileğini ovalarken söylenmeye devam ediyordu: " Elinin körü oldu be adam! Kopardın kopardın bileğimi!" Adam kadının bileğindeki kızarıklığı görünce verdiği zararı yeni farketti içinden kendine okkalı bir küfür bahşetti: " Ben senin ayarı olmayan eline ayağını sikeyim!" Elini alnına vurdu: " Düşmenizi engellemek için tutmuştum tekrar özür dilerim.Lütfen sizin için ne yapabilirim?" dedi üzgün olduğu her halinden belli olan adam. Sabrı taşan Feraye yüksek tondan : " Istemez! Bende şans olsa zaten herşey üst üste gelmez!" deyip bileğini ovaladığı halde yürüyüp gitmek için hareket edince adam dokunmaktan çekinerek durdurmaya çalıştı. " Lütfen en azından şuraya bir oturun bir şeyler için bir bakayım bileğinize. Içim rahat etmez hatamı düzeltmeme izin verin." dedi yan taraftaki kafeyi gösterirken. Feraye kafasını acıyan bileğinden kaldırıp mahcup görünen adama baktı. 1.80 boylarında 30 yaşının üzerinde olduğunu tahmin ettiği fiziği düzgün kumral dalgalı saçlı adamın ela ile yeşil arası ilginç gözlerine dikti koyu kahve gözlerini. Biraz fazla tepki verdiği düşünüp ses tonunu alçaltıp : " Gerek yok iyiyim." dedi gözlerini yere dikerken. Adam ısrar etti çünkü bu tanışmanın bir tesadüf olmadığını düşündü. En azından adını öğrenmek kısa da olsa yanında olmak istedi karşı koyamadığı bir merakla. İçten içe gidip ondan uzaklaşmasını istemiyordu. hatta kalbinde bir sızı hissetmişti onun yüzüne ilk baktığında. Feraye ise fazla tepki verdiği için pişman olmuş bu yüzden teklifini kabul etmişti adamın. Cam kenarı bir masaya otururken adam da karşısına oturup: " Ne içersiniz?" diye sordu. Feraye "Su." dedi. Garsona el eden adam garsonun masanın yanı başında bitmesi ile: " Bir su bir de çay mı kahve mi?" dedi kıza bakarak. Feraye: " Acı kahve." dedi. Adam :"2 tane de acı kahve." dedi garsona. Garson gidince: " Tekrar özür dilerim dalmışım sizi görmedim. Acıyor mu hala bileğiniz?" diye sordu naif bir ses tonuyla. Feraye " Biraz. Geçer ama." dedi sıkılgan şekilde. Adam :" Kusura bakmayın ben İlker Deniz. Ama herkes bana İlker der." dedi kızın ismini öğrenme beklentisi ile. Feraye ne güzel isim dedi içinden kalbi sızlayacak "Ben olsam Deniz derdim ." dedi varla yok arası bir tonda. Adam anlamadığı cümleyi anlamaya çalışırken: "Efendim?" dedi. Feraye kalp sızısını ötelemeye çalışırken dolan gözleri ile yukarı baktı: " Benim adım da Feraye. Pek hoş bir karşılaşma olmadı ama." dedi. Adam adını öğrendiği kadının önce adına aşık oldu... ...............
like
bc
ZORBA AŞIK (+18)
Güncellenme zamanı Dec 24, 2023, 12:32
Aşk, hiç bu kadar sınanmamış; hiç bu kadar korku içermememişti... ....... Sude, okumak için geldiği il de bir aşiret ağasının tek oğlu olan Emirhan'ın dikkatini çekmiş ve bu onun kabuslarının başladığı an olmuştu... Sude, Antalya'da doğmuş büyümüş ve ailesinden uzakta olmak aynı zamanda kendini ispatlamak için yazdığı yerlerden biri olan Erzurum Atatürk Üniversite mimarlık bölümünü kazanmıştı. Annesi ve Altan abisi ile gelip kaydolduğu okula ve şehire alışana kadar devlet yurdunda kalmanın iyi olacağını düşünmüştü. Yurda kaydolduğu gün, getirdiği eşyalarını 2 kişilik odada seçtiği bir dolaba yerleştirmişti. ........... O kadar duru bir güzelliğe sahipti ki Sude; ona bakan kendini alamayıp bir daha bakıyordu. Muhafazakar bir şehirde nasıl giyinmesi ve kendini nasıl koruması gerektiğini bilmiyordu. Daha 19 yaşında olan, serbest büyütülmüş, zorluk çekmemiş, rahat giyinmiş, zengin bir ailenin kızıydı sonuçta. Erzurum sokaklarını görmek 4 yıl yaşayacağı bu şehri tanımak için öylesine etraftaki dükkanlara bakınarak kaldırımda yürürken sokaklardaki bir çok gözde onun üzerindeydi. Kimi; bu uzun boylu, sarışın, yeşil gözlü, manken gibi bir fiziğe sahip kıza beğeni ve hayranlıkla bakarken kimi kıskançlıkla kimi de kötü gözle bakıyordu. Emirhan, otellerinden birinden çıkmış ve yanındakisağ kolu Fatih'e birşeyler söylerken gözüne çarpan kızla sustu kaldı. Böyle bir güzelliği daha önce ne görmüş ne duymuştu. Sude'nin tam onun önünden geçerken saçını savurması ile saçları Emirhan'ın ellerine değdi. Yumuşacık kadifemsi saçlar Emirhan'ın içini bir tuhaf etti. Saçlarından ortaya yayılan koku ile Emirhan istemsiz gözlerini kapatıp kokuyu ciğerlerine çekti. Gözlerini açtığında Fatih'in kendisine sırıttığını gördü. Hemen kendine gelip arkasını döndü. Bir anda ortadan kaybolan kızı göremeyince huzursuz oldu. Bu kızı bulmalıydı. Fatih'e dönüp: " Hemen o kızı bul bana!" dedi kaşlarını çatmış bir şekilde. " Sakin ol ağam. İlk defa görüyorum buralarda. Okullar açılıyor büyük ihtimal üniversite öğrencisidir. Ben bulurum." dedi. Emirhan bu kızı istiyordu hem de ne pahasına olursa olsun!..
like