Yazardan... Mardin’in dar sokaklarında rüzgar bu kez bir ihanetin değil, yaklaşan bir fırtınanın haberini fısıldıyordu. Alphan Ankara’da, Aybüke’nin yanında "aşk sarhoşu" bir damat rolünü oynarken; Mardin’de Celal ile birlikte kurdukları o teknolojik sığınakta operasyon düğmesine basılmıştı. Sancar Ağa, Karadağ ve Akyüz ailelerinin birbirine düştüğünden o kadar emindi ki, ilk büyük silah sevkiyatını sınır hattından geçirmek için hazırlıklara başlamıştı. Ama bilmediği bir şey vardı: Karadağ’ın şahini , geceyi izliyordu. Alphan Karadağ Mardin’in o eski, tozlu garajının altındaki sığınakta, ekranlardan akan verileri izliyordum. Ankara’da Seyhan Hanım ve Aybüke güvendeydi; en azından şimdilik. Ama Mardin’deki çıbanı patlatmadan ne onlar ,ne aileler ne de Afsa huzur bulacaktı. "Ağam," dedi

