Meclisin hükmü

2478 Kelimeler
Alphan Karadağ Yok, beklediğimiz bu değildi; berdel değildi, kan değildi. Bizim ailelerimiz bunu bitirmek için savaşmıştı. Şimdi savaştığı hükmü kendi bozmuştu. Miran Ağa engel olmaya çalıştığımda çıkan silahla mıh gibi çakıldım konağın ortasına. Miran Ağa kızını sırtlayıp götürürken bir yanım Aybüke'ye zarar verir diye korkusunu yaşıyordu ama bu kadarını yapmazdı, değil mi? Miran Ağa beni hükmüyle bozguna uğratmıştı. Akyüz ailesi ve Mardinli ailesi Aybüke'yi sırtlayıp giderken tekrar Aybüke'yi almak için hareket ettiğimde babam tuttu bileğimi. "Sen ne halt yiyorsun Alphan? Neler yapıyorsun oğlum? Bak, bu iş çığırından çıkıyor. Ne iş çeviriyorsan dosdoğru anlat artık." "Anne, ben evlenmem yaa! Abii, yaktın başımı! Allah aşkına, sen böyle biri değilsin. Kendine gel, ne yapıyorsun?" diyerek hıçkırarak ağlamaya başladı. Bu kez annem önüme gelip hayatında ilk kez "Sana hakkımı helal etmem Alphan. Ne çeviriyorsan hemen düzelt, ben saçma sapan töreye. Senin bir anda çıkıp aşık olduğun dediğin kıza karşılık, kızımı kurban etmem. Bu işi bozduğun gibi düzelt Alphan Ağa." "Aha Merve Sultan'da kırmıştı kalemimi." Ulan, bu işin içinden nasıl çıkacaktım ben? Anlayışlı dediğimiz ailelerimiz bizi bozguna uğratmıştı. Üstelik sahte evliliğim kardeşimin başını yakacaktı. Dayım gelip omzumu sıktığında, "Oğlum, derdin ne senin? Bu durum normal olmadığını anladık da bu ısrar, bu umursamazlık neyin oyunu?" dedi. Ulan, zeka küpü ailede oyun çevirmek işkenceydi arkadaş. Başka çare yok, damara oynayacaktım ama afsa’yı bu işe alet etmemem gerekiyordu. Bunu dedeme danışarak halletmeliydim ama önce Aybüke'ye olan sahte aşkımı kanıtlamam lazımdı. Yeter, hepiniz konuştunuz. Bir oyun yok; hayatımda ilk defa kendi istediğim bir şeyi yaptım. Ben aşık oldum, ulan aşık neyi anlamıyorsunuz? Sevdim Aybüke'yi, o da beni sevdi. Nikahlandık, yanlış bir iş yapmadım ben. Sizden de sadece saygı bekledim, onu bile çok gördünüz. Babam da annem de mahçup gözlerle bana bakarken, haklı olduğum bir nokta varsa, bu güne kadar hep onların istediği gibi yetişip, istediklerini emir bilip yapmamdı. Tamam oğlum, adam gelin isteyin, yapalım düğünü dedi. Ne diye düğün istemem diye tutturup Allah’ın ayısının tepsini kaldırdın, şimdi ne halt edeceğiz meclisi toplarsa, yüzde yüz haklı çıkar. Ya kardeşini berdel ederiz ya da kanın dökülür. Bunu hiç düşünmedin mi? Kıza nikahı kıyarken sizi insaflı saçma kanunları kabul etmez sandım, ona güvenip inandım. Onu delirtmeden önce söyleyecektin Alphan, sen de o kızda burnunuzun dikine gittiniz. Afsa’yı nasıl kurtaracağız, seni Aybükeyi nasıl kurtaracağız şimdi oğlum? diye araya girdi annem. İsyanım yumuşatmıştı bizimkileri ama Miran ağayı nasıl halledecektim, işte onu bilmiyorum. Ben çıkıyorum, halletmem gereken bir iş var. Oğlum, bu sen misin? Delirtecek misin evladım? Sen beni dedi babam. Babam, Allah kitap aşkına bir sal beni diyerek Celal'e seslendim. Planlar tamamen ters düz olmuş, biz kaos yaratacağız derken kaos bizim götümüzde patladı. Celal, güvercinliğe sür dedim arabaya binerken. Tamam ağam dedi. Celal, ağam şimdi ne yapacağız? Bu beklemediğimiz bir durumdu. Bilmiyorum, amına koyayım, bilmiyorum hangisini düşüneceğimi şaşırdım. Afsayı mı yoksa Aybükeyi mi düşüneyim? Kızı alıp götürdü babası, bir bok yapamadım. Zarar verirse diye ödüm kopuyor, o da masum lan. Ulan Servet, ulan piç kuruları! Hele sizi bir bulayım, bize bu yaşattıklarınızı misliyle ödeteceğim size. Bir de Celal, şu manyak Servet'in numarasını bulmaya çalış. Herif her seferinde numarasını nasıl yapıyorsa gizliyor. Tamam ağam, hemen araştırmaya başlıyorum. Telefon sesiyle yine bir gizli numara araması. Bu herifin her yerde gözü kulağı olduğunu bas bas bağırıyordu. "Lan, dinliyor mu bu puşt bizi?" diyerek Celal'e çevirdim telefonu. Ağam, ben bu herife fena halde ayar oldum, bilesin. "Sende dermisin be Celal" diyerek, "Alo!" dedim. Ortalığın anasını siktik Servet Bey, mutlu musun lan? "Hoop, ağır gel Alphan! Bu senin fikrindi, ben sadece aileleri düşman yap dedim, evlen demedim ki. Fikir sana ait, ayrıca tebrik ederim, planın işe yaradı." "Nasıl yaradı?" "Sizinkilerin berdel olayı birilerinin kulağına ulaşmak üzere, yakındır ortaya dökülmeleri. Bana sorarsan, olayı meclise taşıman lazım aranızın bozukluğuna herkes şahit olmalı." "He, amına koyayım, meclis demek kardeşimi yem etmem demek. Sende başka, bir kızı yem almadın mı Alphan? Kısasa kısas neyse, sen düşün, pek de vaktin yok. Hadi görüşürüz, yine ararım." diyerek kapattı telefonu. Ulan, bu adam dost mu, düşman mıydı? Ne ayaktı lan bu? Kapana kısılmış gibiydim. Ben şimdi kardeşimi nasıl kurtaracaktım? Alphan Karadağ ilk kez tökezlemişti… Aybüke Karadağ Babamı ömrüm boyunca hiç bu kadar öfkeli ve kırgın görmemiştim. Üstelik öyle bir kırmıştı ki kalemi, biz o kalemle yenilmiştik. Tokadı yüzümde patladığında canımı acıtan tokat değil, babamın gözlerindeki hayal kırıklığıydı. İlk kez kızından vazgeçmişti benim babam. Sonuna kadar zorlamıştım yalan yok ama verdiği hükmü asla tahmin etmemiştim. Bizim sahte evlilik şimdi ikizimin ve Alphan'ın kardeşinin başını yakmıştı. Babamın sırtında debelenirken annem artık dur bakışları atmıştı. El mecbur pusukmuştum. Arabaya fırlatırcasına soktu babam. "Eve sür, Ayberk," dedi . Öyle öfkeliydi ki öfkesi Mardin'i yakacak diye korkuyordum. Ayberk aracı deli gibi kullanıyordu, ona da ayrı mahcuptum ama şu an belli edemezdim. Üstelik sılam mahvolmuştu; o hengamede gözüm onu görmese de babamın hükmünü duyduğunda kesin kahrolmuştu. Canım kuzenim çocukluğundan beri Ayberk'e aşıktı ama Ayberk onu seviyor muydu? Emin değilim.Babamı bu işten vazgeçirmem lazımdı. Üstelik ya Afsa’nın da bir sevdiği varsa? İki ucu boklu değnek, ortalığın içinden geçmiştik. Mecbur muyduk sahiden, ailelerimize anlatsak, birlikte oyun oynasak ne olurdu ki? Ama öyle olabilseydi, Alphan başta babamla konuşur, benimle evlenmesine bile gerek kalmazdı. Ya babam sahiden dediğini yapar mıydı, yoksa o da blöf mü yapmıştı? Ama ben babamı hiç bu kadar çığırdan çıkmış görmemiştim. Ayberk sert bir frenle evin önünde durduğunda, babam anneme “ İn hatun!" derken beni de karga tulumba yine omuzlayıp konağa sokmuştu. Konağın ortasına sertçe indirince düşmekten son anda kurtuldum. Babamın karşısına geçip, "Baba sen ne yapıyorsun? Berdel ne, kan ne? Siz bunun için savaşmadınız mı aşiretlerle? Şimdi senin yaptığın ne?" diye bağırdım. Babam acı bir kahkaha atıp hadsizce, "Babasına, anasına,kardeşine saygısızlık yapıp gizlice evlenen kız mı söylüyor bunu? Sen seçimini yaptın Aybüke Karadağ, şimdi yıkıl karşımdan. Kocanın vereceği kararı bekle, daha seni gözüm görmesin Aybüke Karadağ!" dedi. Ben o an bitmiştim. Yıkıldığımı göstermemek için hızla odam gidip kapıyı kilitledim. Gözyaşlarım ve sessiz çığlıklarımla baş başa kalmıştım. Babam benden vazgeçmişti; benim canım babam beni evlatlıktan reddetmişti. Yazar Anlatımı Miran ağa Poyraz’la köşe çekilip konuştuğumda karşısındaki kızın kendi kızı olduğundan şüphe duymuştu. Aybüke evet dik başlıydı ama babasına ve ailesine böyle bir saçmalığı yapacak kadar şuursuz bir çocuk değildi, bilirdi kızını. Miran ağa bu işte kesin bir bit yeniği vardı, zorlayarak konuşturmaya çalışmıştı ama olmamıştı. En son çare yüreği sızlasada berdel ve kan demişti. Elbette canından çok sevdiği kızını ve Alphanı öldürecek değildi, amacı konuşmalarını her ne çeviriyorlarsa ortaya çıkmasını sağlamaktı ama olmamıştı. İkisi de inatla yaptıklarını savunuyorlardı. Kızına attığı tokat Miran'a daha ağır gelmişti, kendine hakim olamamıştı hadsizliği karşısında. Eli yandı, yüreği kör oldu ama kalkıp küçük kelebeğini vurmuştu o tokat. Aybükeyi sırtladığı gibi eve getirdiğinde damarına bassada kızı yine konuşmamıştı. Ulan harbiden sevdalandı mı yoksa diye düşündü ama kızı ondan saklamazdı ki, yoksa saklar mıydı? Neyi yanlış yapmıştı Miran ağa ki kızı bu hale gelmişti? Aybüke odasına çıktığında Ayberk babasının karşısına geçip, "Baba bu kız benim kardeşim olamaz, bu Aybüke değil!" dedi. "Farkındayım evlat, çözeceğiz. Senden ricam, emirlerime şu durumda karşı gelme." "Tamam babam, sen ne dersen o. Dersen ki evleneceksin. O it kardeşimi yaktıysa ben de onun bacısını yakacağım." "Höst lan, kendine gel!" dedi Miran ağa. "Bizim derdimiz intikam değil oğlum. Olaki berdeli kabul bile etseler, o kızı üzmeyecek ve eğer istemezse gerçek bir evliliğiniz olmayacak. Aybüke gerçekten sevip evlendiyse bu iş çözülene kadar bekleyeceksin." "Ben anlamam, zarar vermesem de o kız burada rahat koymam. Abisine olan hıncımı kızdan alırım ben!" diyerek ayaklandı. Miran ağa yüzünü sıvazlarken yanına oturup elini tutan hatunu İsra hanım, "Miran ne yaptın kocam, bu nasıl iş şimdi ne olacak?" dedi. "Bir bilsem hatun, bir bilsem. Sinirle bir karar aldım ama şimdi ne yapacağım bilmiyorum, ama geri dönemem." "Kızla bir konuş, gerçekten severek evlendiyse bağrıma taş basacağım ama onu da affedebilecek miyim bilmiyorum." Hatun çıkmazdayım dedi göğsünü tutarak. "Miran, iyi misin?" Mirannnn !!!!! Miran ağanın yüreğine yaşadıkları ağır gelmişti. Annesinin feryadıyla avluya koşan Aybüke, babasının yere düşen bedenine bakıp "Baba!" diyerek koşup nabzını kontrol etti. "Anne, sakin ol, ambulansı ara hemen!" diyerek babasına müdahaleye başladı. Gömleğini açarak rahat nefes almasını sağladı ve tekrar nabzını saydı. Sakin olmalıydı; babası şu an bir tür kalp spazmı geçiriyordu. İlk kalbini tuttuğunda zaten korkmuştu Aybüke. Ayberk, kendisine küfürler sıralarken onu pek takmadan babasının başında bekleyip ani bir kalp krizinin önüne geçmek için tetikte bekliyordu. Ambulans sesi konağın önünde duyulduğunda, ilk yardım ekibi hızla eve girdi. Ambulans ekibine açıklamayı yapan Aybüke, babasının sedyeye alınmasının ardından ambulansla birlikte hastaneye yol aldı. Arkadan İsra Hanım ve Ayberk, koşar adım çıkarak ambulansın peşine takıldılar. Ayberk, sinirle babasının başına gelenlerden hem kardeşini hem de Alphan'ı sorumlu tuttuğu için hızla Poyraz amcasını ve Aram amcasını aradı. Mirza amcası yeni iyileştiği için onu da telaşlandırmak istemedi ama eğer babasına bir şey olursa Karadağ Konağı'nı Alphan'ın başına yıkacaktı. "Amca, babam fenalaştı, şimdi hastaneye gidiyoruz. Eğer bir şey olursa taş taş üstünde bırakmayacağım, hazırlıklı olun," diyerek kapattı. İsra, "Oğlum sakin ol," dese de Ayberk annesini dinleyecek aşamayı çoktan geçmişti. Poyraz, Fatih karadağı arayıp durumu anlattı ve Ayberkin'in çığırdan çıktığını, tedbirli olmalarını söyledi. Alphan'ın yaptığı olmadı Fatih, "Biliyorum Poyraz ama evlada söz geçiyor mu? Allasen sen söyle, sizle birlikte öğrendim yediği haltı. Umarım Miran'a bir şey olmaz, biz de hemen geliyoruz." "Siz gelmeyin Fatih, şimdi ortalık yangın yeri. Alphan'a söyle, bilsin yediği haltı." "Tamam dostum, sağ ol aradığın için. Yılların dostluğu var Fatih ama Alphan bu dostluğu zedeledi kardeşim. Neyse, şimdilik kapatıyorum, hastaneye geçmem lazım. Ayberki zapdetmek zor olacak." ***** Mustafa, dedesinin yanına varan Alphan elini öptükten sonra dede, "ortalık fena, ne yapacağım bilmiyorum," dedi. "Miran ağa berdel der, hiç böyle hayal etmemiştim ben sonunu." Mustafa Bey, Alphan'ın dizine pat pat vurup, "Dur hele, olacakla öleceğe çare yoktur. Ne yapacağım, dedem bir akıl ver," dedi. Dede, sakalını sıvazlayıp düşünürken Alphan'ın telefonu çaldı. "Efendim baba?" "Neee, nasıl? Tamam, kapat, geliyorum." "Ulan hay böyle işin, dede, benim gitmem gerekiyor. Sen düşün ve bana da haber ver, be olur mu?” "Ne oldu aslanım?" "Miran ağayı hastaneye kaldırmışlar. İnşallah bir şey olmaz, kimseye bir şey olmaz." "İnşallah torunum, haber ver hadi git," diyerek hızla konağın yolunu tuttular. Ambulans hastaneye ulaşırken Miran ağa hızla müdahale odasına alındı. Aybüke de doktor unvanını kullanarak müdahale odasına girebilmişti. Çok şükür, babasının kalbini yoklayan ağrı korkutucu değildi. Hemen ilaçla tedavisine başlandı. Rahat bir nefes alan Aybüke, annesine haber vermek için çıkarken kapıda bekleyenler epey kalabalıktı. Tüm sevdikleri, babasından gelecek haberi bekliyordu. "İsra Hanım, kızım, baban nasıl? İyi olacak mı?" İsra, annesinin elini tutup, "Korkulacak bir durum yok, annem. Küçük bir spazm geçirmiş, ilaçla müdahale edildi. Bugün gözetim altında tutarlar, yarın çıkarız," dedi. "Çok şükür," dedi İsra Hanım. "Hah, babamın bu hale düşmesine neden olduğunun farkındasın değil mi? Sen ne yapıyorsun?" diyerek kükredi Ayberk. Poyraz ve Aram, Ayberk'i tutarken Aybüke de daha fazla dayanamamış, kendini dışarı atmıştı. Soğuk havayı ciğerlerine çeken Aybüke, sessiz bir köşeye geçip gözyaşlarını silmişti. Ailesinin canı için kendini yakmıştı ama yine de canı yanmıştı babasının.Bir el omzuna dokunduğunda, kahverengi gözleriyle "Yanındayım," diyen Alphan Karadağ karşısındaydı. "Ne yaptık Alphan, ne yapacağız? Ortalık istediğimiz gibi karışmadı," derken sicim gibi gözyaşlarını akıtıyordu. "Şşşt," diyen Alphan, "Çözeceğim Aybüke, sana söz, çözeceğim," diyerek gözyaşlarını sildi. Aybüke, kızaran gözlerle inandığını gösterircesine, "Çözeceğiz değil mi?," dedi. İnanmak istiyordu. Bu kabusun son bulacağına herşeyin normale döneceğine inanmak istiyordu. Hafif alkışla nereden çıktığı belli olmayan Servet, "Yakıştınız gençler, aslında bakarsanız evliliğiniz gerçek olur, belki ne dersiniz?" dedi. "Ulan sen nereden çıktın?" dedi Alphan, yırtık dondan çıkar gibi her yerdesin. "Sen kimsin lan, ne senin derdin?" "Benim derdim düzen Alphan, benim derdim bu topraklardan çıkıp ülkeme dönecek silahları engellemek. Düzen bozulursa yine olan gençlere olacak. Bu sadece töre meselesi değil, gençler, bunu bir anlayın önce. Yaşadıklarınız ağır, elbette farkındayım. Şimdi ailelerinize sahte sevginizi ispatlayın ve bir süre ayrı kalmalarını sağlayın. Alphan, bırak sizin mesele meclise düşsün. Oradan çıkacak karara saygı duy ve baş kaldırma."dedi. Aybüke sessizliğini bozarak, "Bizi bilerek seçtin, değil mi?" dedi ansızın. Zeki kızın hali başka; evet, Aybüke, tam da düşündüğün gibi, bu iş bittiğinde her şey düzelecek. Siz dediklerimi dinleyin, aileler kesinlikle dargın kalmalı. "Pekala," dedi Alphan, "seni dinlemeye devam edelim, bakalım burnumuz boktan çıkmayacak gibi ama neyse." Servet, Aybüke'ye bakıp, "Bu çocuk çok küfrediyor, az diline ayar geç, hanım ağa," dedi. Aybüke gözlerini devirip, "Haketmediysen öyle konuş," diyerek Alphan'a döndü. "Şimdi sen girme, Ayberk çok öfkeli, bir yanlış adımda o atmasın. Sen git, yarın ne olacaksa olsun, babam iyi, çok şükür. Bu herifin dediğini yap," Alphan Karadağ. "Bir an önce okuluma dönmek ve bu kaostan biraz olsun uzaklaşmak istiyorum." "Tamam, halledeceğim, yani umarım," dedi. Servet ortadan çoktan kaybolmuştu. Aybüke hastaneye tekrar girerken, Alphan Celal'in yanına araca geçip, "Celal, birilerinin kulağına kar suyu kaçır ki ,bizim olay meclise düşsün.”dedi. Celal şaşırarak kaşlarını çatarken, "Ağam, emin misin?" diye sordu. "Eminim Celal, sen dediğimi yap," dedi. "Peki ağam," diyerek konağa doğru yola koyuldular. Birkaç gün içinde Alphan ve Aybüke'nin gizli nikahı kulaktan kulağa yayılmış, aşiret içinde uğultular, baş kaldırmalar ve kabullenmezlikler başlamıştı. Fatih ve Miran Ağa, olayların kendi kontrollerinden çıkması sonucu mecbur kalmış ve meclisin toplanmasına onay vermişlerdi. Aybüke'yi ev hapsine kapatan Miran Ağa, kızının yüzüne bakmıyor, konuşmuyordu. İsra Hanım, Aybüke ile konuşmayı denemiş ama "Sevdim, evlendim" dışında ağzından tek bir kelime alamamıştı. Meclis günü gelip çattığında, Karadağ aşireti, Akyüz ve Mardinli aşiretlerinin yanı sıra bölgenin tüm aşiret reisleri toplantıya katılmıştı. İçlerinde bu büyük aşiretleri seven Sayan olduğu kadar, düşmanlık besleyenler de vardı elbet. Servet’in amacı da o düşmanlardan yola çıkıp başlarını bulmaktı nitekim. Berdeli blörf olarak kullanacaktı; Miran Ağa meclise taşınmasını istemiyordu, vazgeçmişti zaten ama olaylar kontrolden çıktığı için eli kolu bağlanmıştı. Mecliste berdeli dile getirmeyi düşünmüyordu; kendi aşiretini ve Mardinli aşiretini sıkı sıkı tembihlemişti. Meclisi açan Özgür Ağa, istemeyerek de olsa yeğeninin yaptığı gizli evliliği dile getirmiş ve tartışmaya açmıştı. Fatih Ağa, "Oğlum, yanlış bir karar almış, biz üzerimize düşeni yapacağız ve Aybüke Akyüz'ü teliyle, duvağıyla gelinimiz olarak alacağız," dedi. Miran Ağa da kabul ederken, "Çıban başını göstermiş, o iş öyle olmaz Fatih Ağa. Burada Akyüz aşiretinin haysiyeti, onuru söz konusu. Gizli evlilik, kaçmakla aynı hesaba girer; kaçanın sonu ya berdel ya da kandır," dedi.Çiban başı olarak ortaya çıkan sancar ağa "Berdel istemeyiz," dedi Miran Ağa. "Yani kızını peşkeş çekiyorsun, öyle mi?" dedi. Hatip aşiretinden Sancar Ağa, "Miran, dişlerini sıkıp, hele o ağzını düzgün tutasın. Sancar sevmiş, evlenmişler; meclise taşınması bizim dışımızda gelişti," dedi. "Herkese ahkam kesip, asıl ahlaksızlığı siz yapıyorsunuz. Ben anlamam, törenin gereği yapılacaktır, değil mi ağalar?" dedi. Belliki bir şok aşireti kendi safına çekmişti. Fatih Ağa da Miran Ağa da dişlerini sıkarken, evlatları kurdukları düzenleri yerle bir etmişti; sevmedikleri, hoş görmedikleri töreye baş eğmişlerdi. Alphan bilerek meclis toplantısına katılmamış, işi babasına bırakmıştı. O, berdele engel olacağı düşüncesindeydi. Zaten Miran Ağa da vazgeçmişti ama bilmediği sancarın ortalığı karıştıracak olmasıydı. Sancar Ağa yüksek sesle, "Özgür Ağa, oylamaya sunacaksın ya berdel ya da düzeni bozan bu aşiretler Mardin'den sürülecek," dedi. Birçok aşiret oylarken, birçok aşiret de baş kaldırmıştı. Miran ve Fatih Ağa sürülmeyi göze alamayacakları için berdeli kabul ettiler. "Eh, düzen korunduğuna göre gizli nikahınızda berdelinizde hayırlı olsun, ağalar," diyerek Miran ve Fatih Ağa'yı alt etmenin sevinciyle toplantı odasından çıktı Sancar Ağa. Hüküm verilmişti,Ayberk ve Afsa berdel olacaktı. Aybüke ve Alphan kendileri yandığı gibi kardeşleriniz de başını yakmışlardı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE