Mira gözlerini araladığında sabah güneşi, perdelerin arasından ince bir çizgi gibi süzülüyor, odanın içine sıcak ama huzursuz bir aydınlık bırakıyordu. Yatağın yanındaki konsoldan telefonunu aldı; ekrana baktığında saatin 09.00’u geçtiğini gördü. İstemeye istemeye doğruldu yataktan. Sanki biri kalbinin üzerine oturmuş, nefesini ağır ağır sıkıştırıyordu. Boğazına kadar çıkan o tanıdık ağırlık… Dün gecenin sözleri, bakışları, yüzleşmeleri… Hepsi birer birer değil, hep birlikte çöküyordu üzerine. Derin bir nefes almaya çalıştı ama içindeki sıkıntı, herhangi bir hava girişini kabul etmeyecek kadar inatçıydı. Ne çayın kokusu, ne sabahın sessizliği, ne de evin güven veren duvarları içindeki fırtınayı bastıracak gibiydi. Bir süre duvardaki sabit bir noktaya baktı. Hiçbir şey düşünmemeye çal

