PROLOG
Bazı aşklar vardır…
Zamanla unutulmaz.
Toprağa gömülse bile… nefes almaya devam eder.
Yusuf Dağlı için Zeynep sadece bir kadın değildi.
O, hayatının tek gerçeği… tek huzuru… tek zaafıydı.
Ama bir gece…
Her şey kanla yazıldı.
Zeynep, karanlık bir cinayetin ortasında hayattan koparıldığında, Yusuf sadece sevdiği kadını değil, kendini de kaybetti. O geceden geriye kalan tek şey; yarım kalmış bir aşk, cevaplanmamış sorular ve kalbine kazınmış bir yemin oldu.
Suç onun değildi…
Ama kader, en ağır bedeli ona ödetti.
İhanetin, suskunluğun ve kirli sırların gölgesinde kalan Yusuf, kendini demir parmaklıkların ardında buldu. Her geçen gün, içindeki acı biraz daha büyüdü… biraz daha karardı.
Ve o karanlık, bir gün geri dönmek üzere içinde saklandı.
Özgürlüğüne kavuştuğu an, arkasına bakmadan gitti.
Şehri… anıları… mezarı…
Her şeyi geride bıraktı.
Çünkü bazı yaralar, insanın doğduğu yerde kanamaya devam eder.
Ama kaderin bir huyu vardır…
Ne kadar kaçarsan kaç, seni başladığın yere geri getirir.
Yıllar sonra Yusuf Dağlı, geçmişin gölgesinden kaçamayacağını anladığında, yeniden memleketine döner.
Fakat dönen kişi, yıllar önce giden adam değildir.
Artık kalbinde sevgi yoktur.
Merhamet yoktur.
Sadece hesaplaşma vardır.
Ama bu şehir…
Onu beklediğinden çok daha fazlasını saklamaktadır.
Çünkü Zeynep’in ölümü, görüldüğü kadar basit değildir.
Toprağın altına gömülen sadece bir beden değil…
Büyük bir sırdır.
Ve bazı sırlar…
Ortaya çıktığında hayatları yakar.
Yusuf geçmişin izlerini sürmeye başladıkça, karşısına çıkan her gerçek onu biraz daha karanlığa sürükler. Dost bildikleri düşman, düşman sandıkları ise gerçeğin anahtarıdır.
Ve en büyük soru hâlâ cevapsızdır:
Zeynep gerçekten öldü mü…
Yıllar sonra memlekete hayatını kurtardığı kadınla birlikte dönmüştü. Elmas kocası tarafından kumar borcu karşılığında satılmıştı. Kızıyla birlikte hayata tutunmaya çalışırken, Yusuf ona ümit olmuştu.
Elmas hem kocası hem de ailesi tarafından terk edilmişti. Yusuf onun elinden tutup anlaşmalı evlilik yapmıştı. O artık eskisi gibi merhametli, vicdanlı değildi. Daha acımasız ve sabırsızdı. Hatta gaddar adama dönmüştü. Kimseye acımaz, cezasız bırakmıyordu..