Şüpheli

2351 Kelimeler
---------------------- 20. bölüm: Saçım başım toplu görünsün diye saçımdaki dağınık topuzu bozup bileğimde duran lastik toka ile sıkıca saçlarımı at kuyruğu şeklinde topladım. İlk olarak öğrendiğim sınıfın doğru olup olmadığını kontrol amaçlı çıktığımdan kitabı yanıma almadım . . Zaten Melek’in gözleri üzerimdeyken ona vereceğim hediyeyi ortalığa çıkaramazdım da . en üst katta yemekhanenin olduğu koridorda değil diğer koridorda bir kaç sınıf daha vardı . okulda on ikinci sınıf mevcudu azdı . nedenini anlamamıştım ama genelde on ikinci sınıflar kendilerini açığa alıyor yani okuldan ayrılıyor ve kendi başlarına veya dershanede çalışarak hazırlanıyorlardı üniversite sınavına . eski okulumda da bu taktiği kullananlar oluyordu ama ne dereceye kadar başarılı sonuç verdiği hakkında bilgim yoktu ve bence yine de riske atmaya değmezdi . En üst katı yemek saatinin yakınlaşması ile mis gibi yemek kokuları sarmıştı . masaların üzeri temizleniyor, öğlen arasına hazırlanıyordu salon . hızlıca yanından geçip on iki I yazan tabelalı sınıfa girdim . sınıfa doğruca girmiştim çünkü çantaların burada olmasına karşın sınıfta tek bir Allah’ın kulu yoktu. Sınıf defteri de buradaydı , hemen elime alıp incelemeye başladım yoklama listesini. Yirmi sekiz kişilik sınıfta orta sıralardaydı . yani evet, doğru sınıftaydım , bulmuştum onu . Şimdi sıra en çekindiğim kısma yani yüzleşmeye gelmişti . iç sesim doğrudan karşısına çıkmama gerek olmadığı , zaten kitabın sayfaları arasına özür notu ve adımın yazılı olduğu bir kağıt koymuştum . mantıklı gelen planı hemen uygulamaya koydum . kitabı çantasının hemen altına , bir kısmı görünecek şekilde koyacaktım . hediyenin paketi zaten allı pullu bir şey değildi, mağazada beğendiğim kese kağıdı renginde sade craft bir pakete sarmıştım kitabı . tenefüs bitmeden yetişip kitabı almak ve kimseye yakalanmamak için hızlı hızlı girdim sınıfa , çantamı kaptığım gibi kimsenin bir şey sormasına fırsat vermeden yine koşar adımlar ile çıktım sınıftan . merdivenleri ikişer üçer atlayarak en üst kata vardığımda nefes nefese kalmıştım . neyse ki sınıfta kimse yoktu hala . bu şanslı olduğum için mi yoksa bir haltlar mı dönüyor diye düşünmek istemiyordum ama herkes neredeydi yahu ? Tanıştığımız gün otobüsteyken çantasını görmüştüm. Düz siyah renkte sade bir spor çantaydı . önünde bilmediğim bir sembolü olan bir tek rozeti vardı . tanımam kolay olmuştu ve planladığım gibi çantasının tam altına paketin bir kısmı görünecek biçimde bırakmıştım . çantamı da alıp doğruca kendi sınıfıma gittim. Dersimiz beden eğitimiydi ve ben yapmam gerekeni yapmamış diğerleri gibi tenefüste eşorfmanlarımı giymemiştim henüz . herkes bahçede hazır ol modunda hocayı bekliyor olmalıydı , soyunma odasının nerede olduğunu bulmak ile uğraşamazdım . şimdiye kadar sadece erkeklerin soyunma odasını görmüştüm onu da Mustafa’nın beni ektiği gün tesadüfen öğrenmiştim . kızlar tuvaletinde bin bir zorluk ile küçücük kabinde üzerimi değiştirip bahçeye fırladığımda hoca yoklamayı çoktan bitirmiş halı sahaya geçmişti . yeni olduğum için bu seferlik mazur göreceğini am bir daha tekrarlamam durumunda anı müsamahayı göstermeyeceğini söyledi . Mustafa’yı ararken karşılaştığım , onlara ceza veren hoca değildi bizim hocamız . daha kısaca boylu , uzun saçlı , hareketli ve deli dolu birine benziyordu . ilk dersinden geç kalmam kötü olmuştu ama şimdiden sonra dikkat etmekten başka elimden bir şey gelmezdi . Bazı hocalar hangi dersin hocası olduğuna bakmaksızın kendini okulun en bulunmaz hocası dersini de ulu yedi hikmet dersi sanıyor gibi burnu bir karış havada olur ya ; ya da öğrenci bir derse tamamen gereksiz , olmasa da olur gözüyle bakıp hocayı da hiç sayar ya sinir oluyordum bu tavırlara . hiç bir zaman öylesi bir ön yargı ile yaklaşmamaya o tavırda olanlardan da uzak durmaya çalışırım . her dersin öğrencide bir farkındalık oluşturduğunu düşünürüm . en bilindik tabiri yerinde ise “ hayatta karşımıza çıkacağı için gerekli bilgiler , dersler “ veriyorlar bence . şimdi ilk dersine böyle geç geldiğim için hoca benim o tarz biri olduğumu düşünürse cidden üzülürdüm . dolayısı ile hocamız sınıfın futbol takımı oyuncularını sahada ısınma maçı yapmaları için geçen gün tanıştığım hocanın koçluğuna gönderdikten sonra yarı mevcudu azalmış bizim sınıftan kalanları de serbest bırakmıştı . fırsatı kaçırmadım , diğer kızlar birer voleybol topu veya badminton kaparken benim önceliğim hocanın yanına gitmek olmuştu . peşinde olduğumu anlayıp yöneldiği banka doğru adımlarını yavaşlatarak yetişmemi bekledi . - Merhaba hocam , ben Ezgi . okula yeni geldim sayılır , tenefüste hazırlanmam gerekiyordu ama acil olduğunu düşündüğüm için sınıf arkadaşlarım ile beraber gidemedim . soyunma odasının yerini bilmediğimden tuvalette üzerimi değiştirmem gerekti . hazırlanmam biraz uzun sürdüğü için derse geç kaldım . üzgünüm , bir daha olmayacak .beni yanlış anlamamanız için açıklama ihtiyacı duydum . - Biliyorum kızım . geçen hafta derse katılmadın . bu hafta da gelmeyeceksin sandığım için yok yazacaktım ama arkadaşların hazırlandığını söylediler. Umarım bir daha öyle bir durum yaşamayız . Bu arada ben Tayfun hoca . umarım okula çabuk adapte olursun . normalde derslerimde serbest bırakan bir hoca değilim , dersimi her ders kadar önemserim ve bu derse ayrılan zaman aralığında sizlere mümkün olduğu kadar çok sportif aktiviteyi göstermeye ve ilginizi çekecek spor dalı bulmanıza yardım etmek istiyorum . dolayısıyla her hafta derse öğrencilerin ikişerli gruplar halinde sunacakları spor tanımı sunumu ile başlarız , sonrasında ise elimizdeki malzemelerin imkan verdiği ölçüde basketbol, voleybol, teniz, badminton, futbol, koşu, jimlastik gibi sporlardan istediğin birine girerek arkadaşların ile birlikte pratik yaparsın sınıfta sadece futbol takımı yok , nerede ise saydığım bu spor dallarının her bir spora ait bir takım oluşuyor her sınıf içinde . senin de ilgilendiğin biri varsa hemen dahil olabilirsin . istersen ilk haftalarda istediğin birinden başlayabilir ve birkaçını deneyebilirsin . henüz sunumunu yapmamış arkadaşların vardır sınıfta onlardan birine 3. Kişi olarak dahil olabilir veya tek başına sunum hazırlayıp sunabilirsin . Teşekkür edip diğerlerinin yanına geçtim . jimlastik aletlerinin olduğu spor salonuna geçip aletleri inceledim. Derken ilk ders geçip bitti . her zamanki gibi koşa koşa yemekhane katına gittik boş masa sandalye tutabilmek için . bir yandan da Veysel’in sınıfı o katta olduğu için heyecanlanmıştım . acaba sınıfa geçmişler miydi artık , kapısının önünden gelip yoklamayı düşündüm ama sonra yakalanma endişesi ile geri çekildim ve arkadaşlar ile birlikte yemekhaneye girdik . ben yine masayı tutarken onlar gidip yemekleri seçtiler . masaya getirdikleri tepsilere göz atarak seçeceğim menüye karar vermiştim . sıraya girdiğimde Mustafa da yemekhanenin kapısından beri koşarak arkamdan sıraya girmişti . hoca acımış , yemek için ara vermelerine izin vermiş . “ nihayeeet , sabahtan beri seni bekliyodum Mıstık “ dedim . başta ne hakkında konuştuğumu anlamazdan gelir gibi yapmaya kalktı ama bir anda bir şey demeden arkamı döndüğümde tutup beni tekrar kendinden yana çevirdi . “tamam amam , söz verdik bir kere . anlatıcaz anlatıcaz da bırak önce kursağımızdan ii lokma geçsin kardeş “ diye geçiştirdi . neyse , nasıl olsa bırakmayacaktım peşini . tepsilerimizi doldurup masaya geçtik . 3 sırayı birleştirecek kadar kalabalık bir grup olmuştuk bugün . Yemekler bittikten sonra da masada kalmıştık , muhabbet ediyorduk . ben kendi başıma spor tanıtacaktım . bu saatten sonra kimsenin grubuna girip de planlarını bozmayayım demiş , kimseye bahsetmemiştim . hangi spor dalını seçeceğime henüz karar verememiştim ama daha vaktim vardı nasıl olsa . konu Veysel’in çalınan çantamı nasıl geri getirdiğine gelmişti ben istemeden . olanlar olmayanlara , bilenler bilmeyenlere anlatırken herkes az çok bir şeyler öğrenince kendi aralarında değerlendirme yaptıklarından beni soru yağmuruna tutmamışlardı neyse ki. Ders zili çalınca zamanın ne kadar hızlı geçtiğini fark etmiştik . masaları eski düzene getirip salondan çıktık . Biz çıkınca salon bir boşalmış, rahatlamıştık . 13 kişiydik ve on ikinci sınıfların katı olmasına rağmen okulun ağasıymışız gibi bir hava oturmuştu üstümüze . Öğlen arasından sonraki ilk dersimiz de beden eğitimiydi . Tayfın hocanın hizasında hazır ol modunda dikilip selamlaştıktan sonra herkes eski yerine dağılmış ve ders çabucak geçmişti . ben eşyaları inceliyor bir iki deniyor sonra sıradaki ekipmana geçiyordum . Tenefüs zilinin çalması ile kızlar ile toplanarak soyunma odasına gittik . erkeklerin soyunma odasını biliyordum , bodrum katta koridorun solundaydı , kızlara ait soyunma odası da aksi yöndeki koridordaymış . hemen üzerimizi değiştirip sınıfa geçtik . benim acelem olduğu için ön safta ben gidiyordum . acaba Veysel kitabı almış mıydı , benden olduğunu yazdığım notu görmüş müydü , belki de sınıfıma gelmiş ve beni bulamamış olabilirdi . ama gerçi o benim sınıfımı bilmiyordu henüz . acaba kırgınlığı geçmiş miydi bana karşı . bir dahaki karşılaşmamıza kadar bunu bilemeyecektim . çıkışta Hakkı amcanın yanına mı gitsem bir bahane ile diye düşündüm . hem eve biraz geç kalırsam evdekiler beni merak ederlerdi . hastaneye gitmek için Serpil ablam geleceğini yazmıştı , gelip beni okuldan alacaktı ama ona gerek yok ben tek gideceğim diye mesaj atarak cevap vermiştim . biraz da orada oyalansam . bir yandım kıyamıyordu onları endişelendirmeye ama diğer bir yanım da oların bana dün yaptıkları eşek şakasının intikamını almak istiyordu . Son iki dersimiz Mücahit hocanı tarih dersiydi . En sonraki derste hoca bizi serbest bıraktığında kitabımda olan eksik bölümlerin bir kısmını tamamlamıştım . Çıkışta da Melek’ten kitabını ödünç almış boş vaktim oldukça tamamlamaya da çalışmıştım kendi kitabımı ama çok vakit ayıramamıştım açıkçası . hoca yine beni yanına çağırırsa diye korkuyordum . Stresten başım ağırınca at kuyruğunu çözüp sabahki dağınık topuz haline geri getirdim saçlarımı . Bugün hocanın gözüne batmamaya çalışacak yine sessiz sessiz dersi dinleyecektim . ders başlamadan önce Yaren’e kısaca son derste olanları anlatmış ve yalnızca tarih dersi için yerlerimizi değiştirip değiştiremeyeceğimizi sormuştum . Kabul etmişti , artık hocanın hemen karşısındaki sırada da olsam cam kenarında sınıfın köşesinde olmak görünmez kılmışım gibi hissettirmiş , bir rahatlık vermişti . Mücahit hoca öğretmenler zili ile birlikte sınıf kapısının önüne gelmişti ama hala içeri girmemiş koridorda tur atmıştı . başta anlam veremedim . Yaren dik dik hocaya bakmamdan hareketlerine anlam veremediğimi anlamış olacaktı ki açıklamaya girişti hocanın neden böyle yaptığını : - Mücahit hoca , kendinden sonra sınıfa giren öğrenciyi af etmez . dolayısıyla öğretmenler zili çalmış olsa dahi bir kaç dakika oyalanır ki son dakikaya kadar girecek olan derse girebilsin . Hep böyle yaparmış . geçen hafta fark etmemiştim . koridordaki turunu tamamlayana kadar Pınar ve Cemile adlı kızlar da yetişmiştiler sınıfa . onlar da müzik grubunda oldukları için tanışma anımda yoktular . sonradan bahsetmemiş olabilirim ama artık sınıftaki herkes ile tanışmıştım . sınıf içi gruplaşmalar keskin değildi ve ben istediğim zaman herkes ile takılabilirmişim gibi hissediyordum . pınar esmer , yeşil gözlü , orta boy ve orta kiloda iyice bir kızdı , onun ile çok konuşamamıştık. Cemile ile her tenefüs lavaboya gider ve tenefüs bitene kadar orada vakit geçirirlerdi . bir tenefüste lavaboda o kadar zaman her tenefüs her tenefüs ne yaptıklarını merak edip ben de peşleri sıra tuvalete gitmiştim . yaptıkları tek şey diğer sınıflardan gelen kızlar ile birlikte toplanıp makyaj malzemelerinden , saç modellerinden , yeni trend modalardan , vesaire aşırı sıkıcı konulardan konuşuyor zaman kavramının ayırdına ancak ders zilini duyunca varıyorlardı . Cemile turuncu saçlı , yeşil gözlü , çok zeki bir duruşa sahip ve diğer kızların aksine çok sakin bir kızdı . lavaboda düzenlenen kız toplantılarında çok konuşmuyordu ama una rağmen Pınar ile birlikte her tenefüs gitmeye devam ediyordu . onlar da yetişince sınıf yine tam kadro tamam olmuştuk . Mücahit hoca son vagon kapısı kapatan istasyon bekçisi edası ile sınıftan içeri girip kapıyı kapattı . bilin bakalım kim ile göz göze geldi ? - Günaydın çocuklar Hep bir ağızdan “ sağ ol” diye cevaplayarak oturduk yerlerimize . hoca öğretmenler masasına yerleşirken “ Aferin kızım . Bak şimdi tam bir uyum içinde oldunuz. Aferin “ dedikten sonra yoklamayı aldı ve derse başladı . korktuğumun aksine bu kez kitabımı kontrol etmek için beni çağırmamıştı ama daha kötüsü olmuştu . Tam derse başlayacağımız sırada sınıf kapısı tıklandı ve içeriye giren nöbetçi öğrenci Mücahit hocanın yanına gelerek sessizce bir şeyler söyledi . Mücahit hoca , nöbetçi öğrenciyi dinlerken gözleri yine beni bulmuştu . Nöbetçi öğrenci çıktıktan sonra hoca beni yanına çağırdı . kitap ve defterimi elime almış yanına giderken “ kitaba deftere gerek yok kızım , Hüseyin hoca seni yanına çağırmış . çantanı toplayıp odasına gelmeni söylemiş . “ bu okula çabuk alışıyor olsam da anlamadığım hala pek çok şey oluyordu . beni ne için çağırmıştı ki Hüseyin hoca, okul derslerinin bitmesine daha 2 ders saati vardı ama çantamı da yanıma almamı istemişti. Bana denileni yapıp bir yandan çantamı toplarken bir yandan da Melek’in Yaren’in, Ceren’in, sınıftakilerin yüzlerini okumaya çalışıyordum . bu da mı hocanın kendine has kurallarından biriydi acaba . Ama herkes durumun garipliğinin farkında görünüyor ve benim kadar merak ediyorlardı anlaşılan . Sınıftan çıkmak üzereydim ki Mücahit hoca “ Dersten çıktım diye dersimi asıp ortalıkta dolandığını duymayayım haa, işini hallet ve gel tamam mı ? “ . Hocaları daha yeni yeni tanımıştım ve ne söylerken ne demeyi kast ettiklerini de yavaş yavaş çözüyordum . O sırada Mücahit hocanın bu uyarısını kabahat öncesi azar değil , endişeleneceğim kadar ciddi bir şey olmayacağını ve hemen işimi halledip geleceğimi ima ederek beni rahatlatmaya çalıştığını çok iyi biliyordum . Bu okula çabucak adapte olsam da hala anlayamadığım çok şey vardı gerçekten var olmasına ama hocaları bile bu kadar samimi olan ve yufka yürekli davranan kişiler iken ben onun da üstesinden gelirdim. Mücahit hoca başarmıştı , şimdi tedirgin değil sadece meraklıydım. Nöbetçi öğrenciye Hüseyin hocanın odasının yerini bildiğimi , kendim gidebileceğimi söyledim ama o da bana hocanın kendi odasında değil , derste olduğunu ve beni sınıfa çağırdığını söyledi . En üst kata çıkmış ve sınıfların olduğu koridora sapmıştık . Nöbetçi öğrenci sınıf kapısını tıklatarak Hüseyin hocaya geldiğimi haber verdi . Hüseyin hocanın sınıfta söylediği son sözleri duymuştum . “ Tamam Tuğçe tamam kızım . Kesin hükümlü davranıyorsun dur bakalım . Ben şimdi arkadaşımız ile konuşacağım sen yapman gerekeni yapıp bana maruzatını söylediğine göre gerisi bende, duruma el atacağım . siz şimdi dağıttığım çıkmış soruları çözüyordunuz . Beyza kızım sen bir dakika gel benimle , bir şey soracağım sana da . hadi bakalım , herkes işinin başına . “ Burnuma pis kokular geliyordu . Hüseyin hoca yanında (sanırım çağırdığı Beyza isimli kızdı bu ) bir kız ile sınıftan çıkıp kapısını kapattı . Bizi kenara çekip önce Beyza’ya yöneldi ve sordu : - Kızım ; Tuğçe , senin sınıftan olmayan birini sınıftan çıkarken gördüğünü söyledi . Bir eşyasını kayıp etmiş ve bu durumu bana söyledi . Arkadaşınızı şüphe altında bırakmayalım . ilk olarak söyle bakayım sen , sınıftan çıkan kişiyi net gördün mü ? - Evet , gördüm hocam. Gördüğüm kişi eşorfman giyiyordu ve saçı at kuyruğu olarak toplamıştı . yüzünü tam seçememiştim ama bizim sınıftan olmadığına eminim .
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE