Zeynep arabadan inmiş Baran’ın rehberliği eşliğinde çiftliği geziyordu. Aklını Baran’ın anlattıklarıyla gösterdiklerine vermeyi başarabilse bayılacaktı her birine. Çiftlik inanılmazdı çünkü. Baran’ın da bahsettiği gibi hayvanlarla doluydu. Küçük baş, büyük baş hayvanlar ayrı ayrı ahırlarda dururken tavuklar, tavşanlar ortalarda cirit atıyorlardı. Ancak Zeynep ilgisini ve dikkatini veremiyordu her zaman sevmiş olduğu hayvanlara. Çünkü aklı hala arabadan inmeden önce yaşanan anlardaydı. Hayatında hiç hissetmediği duygularla tanışmıştı o kısacık değerli anlarda. Tutku, arzu, şehvet ve en değerlisi aşk. Kendisini ve hislerini sorgulamaktan alıkoyamıyordu kendisini. Nasıl bu kadar kısa zamanda kendisine, kurallarına ve yapısına bu kadar zıt bir adama aşık olmuş olabilirdi ki? Bu mümkün müydü?

