Kerem, bizim evden Elif ve Nefise’yi alıp güvenle yanımıza getirmişti. Hâlâ camları patlamış, eşyaları devrilmiş salonda oturuyorduk. Toz kokusu ve barut izi birbirine karışmıştı. “Eee, madem yüzünü gördünüz, söylesenize o zaman kimmiş? Meraktan çatlatmayın adamı.” Kimseden çıt çıkmıyordu. Efe birkaç saniyeliğine gözlerimin içine baktı. Dudakları aralandı ve yalnızca tek bir kelime döküldü: “Babam.” “Yani… bizi öldürmek isteyen babanız mı?” dedim. Şaşkınlıktan ağzım açık kalmıştı. Ege’nin bakışları da Efe’ninkiler gibi halıya sabitlenmişti. İkizlerle yetimhanede birlikte büyüdüğümüz günleri hatırladım. Efe, babasından sık sık bahsederdi. Efe babasını ne kadar seviyorsa, Ege o kadar nefret ediyordu .Ama bu hikâyede sevilmeyen çocuk Efe’ydi. İkizlerle yetimhanede beraber büyüdüğümüz

