Belimi saran kolların baskısı arttıkça, bilincimle uyku arasındaki o ince çizgide yastığıma daha bir iştahla sokuldum. Burnuma dolan o mest edici koku, sıradan bir pamuklu kumaşın sunamayacağı kadar huzurluydu. Belimdeki eller, gitgide daha sahiplenici bir güçle beni kendine çekerken, ben de inatla bu hayali huzura tutundum.“Duru,” dedi bir ses, yarı fısıltı yarı kahkahayla. “Allah için uyan.” Sesler zihnimin derinliklerinde yankılanırken, ağırlaşmış göz kapaklarımı araladım.Fakat gördüğüm manzara karşısında keşke o karanlıkta kalsaydım diye geçirdim içimden. Yastık sandığım şey Can’dı. Can, durumdan son derece memnun, dudaklarında arsız bir sırıtışla bana bakıyordu.Kapının önünde dizilen bakışları fark ettiğimde utanç içime yayıldı. Efe’nin öfkesi, Kerem’in alaycı sessizliği, Nefise’ni

