BÖLÜM ON ALTI

2276 Kelimeler
Keyifli okumalar Bir bebeğin çığlığındaydı hayatın kaderi. Bir annenin feryadında belkide. Acının her bedende ayrı bir tanımı, tadı vardı. Her yaşta farklı şekillerdeydi. Büyüdükçe şekil değiştirdi. Yıllandıkça bilendi. Beklendikçe hezimeti büyüdü. Sustukça kanattı. Ağladıkça hoyratlaştı. Bir çocuğun acısı düştüğünde kanayan yeri, bir gencin belki aşkının kalbinde açtığı oyukta gizliydi. Bir annenin evladının gömülü olduğu toprakta gizliydi, bir babanın göz pınarında, bir ninenin buruşmuş hayat çizgisinde, bir bedenin kaybettiklerinde saklıydı. Döndüğün, geçtiğin, üstün körü baktığın gözler, bastığın her yerde tohumları vardı. Gece kondudan bozma evimizin küçük penceresinin gördüğü bir duvar ve duvarda bir grup yeni ergenliğe girmiş gençlerin yazdığı bir yazı vardı, "Güzel olsaydı hayat doğunca ağlamazdı insan ve eğer sandığınız kadar temiz olsaydık ölünce yıkanmazdı bedenler." İlk okuyunca ifade etmeyen bu cümle düşününce birden fazla fikir doğuruyordu. Yerli veya yersiz kıskançlığımla salonda köşe koltuklarına oturmuş içerleniyordum. Benim kardeşimdi Ashaf onun değil. Bu kadar yakın olmaları bozuk olan sinirimi daha da bozuyordu. Sanki tek derdim buymuş gibi kıskançlık derdine düşmüştüm. Ashaf'la burdan kaçmam neredeyse olanaksız gibi bir şeydi. Evin her noktasında korumalar vardı. Nöbetleşe durmuyorlardı. Bazen iki saatte bir değişen yerler bazende bir günün akşamında değişiyordu. Bir düzene bağlı değil gibi görünse de tuhaf bir düzen saklıydı içinde fakat ben bunu çözemiyordum. Bahçede hiçbir gizli geçit yoktu. Bu kadar düşman sahibi birinin gizli geçidinin bulunmaması bende şaşkınlık yaratıyordu. Bu adamda ya gereksiz yere bir özgüven vardı. Yada bir tilkinin kurnazlığı. Evin alt katlarında o kapı haricinde ilgi çeken bir başka oda yoktu. O gün karşılaştığım manzara hala tüylerimi diken diken ettiriyordu. Bir kaç güne bu eve bu adama resmî olarak prangalanıcaktım tıpkı bir hayvan gibi. Bir el vardı ruhumun orta yerinde avuç içime aldığı ruhumu sıkıyor tırnaklarıyla kazıtıyordu. Nefeslerim daralıyordu. Dinen kocam olan adam bir kaç güne resmî kocam olucaktı. Köşeye sıkışan ruhum ölümle burun burunaydı. Ben ne tür bir oyunun içinde olduğumu bile bilemezken her gün daha da batıyordum. Karnıma giren sızıyla korkum büyüdü sanki bu evde bu adamın yanında olduğum sürece bu döngü hiç başıma gelmeyecek gibiydi ki aklımdan tamamen çıkmıştı. Yerimden hareketlenip evin yaşlı yardımcısını aradı gözüm bir üst katta odalardan birini toplarken buldum. Utana sıkıla derdimi anlattım. Nasıl bir tepki beklediğimi bilmiyordum. Ama küçük bir tebessüm göndermesi korkumu hafiflemişti. Ben kaldığım odaya çıktım birkaç dakikanın ardından oda gelmiş elinde ihtiyacım olan malzemeyi verip gitmişti. Hiç konuşmaması utancımı biraz daha yatırmıştı. Banyoya girip ihtiyacımı karşıladım. Dolapta olan kazaklardan birini ve pamuklu bir eteği giydim. Yatağa girip örtüyü iyice kendime sardım ki sancım azalsın diye ama ard arda giren sancılar acı eşiğimi zorluyordu. Sıklaşan nefesimle yataktan doğruldum. Komidinde duran dijital saate kaydı gözüm altı yedi saattir cebelleşiyordum bu sancıyla. Acıdan dolan gözlerimle artık kendimi tutmayı bıraktım. Ve hıçkırarak ağlamaya başladım. Açılan kapıyla karanlık oda kısa süreliğine aydınlanmış kapanmasıyla tekrar karanlığa bürünmüştü. Bunu farketmemle ağlayışımı kestim ama elimde olmadan iç çekişlerim devam etti kapıya dönük olan sırtım yüzünden gelenin kim olduğunu göremiyordum. Bir kaç adım sesinden sonra yatağın kenarı büyük bir miktarda çöktü karıncalanan sırtım ve ağırlaşan odanın havası onun geldiğini haber verir gibiydi. Ses çıkarmamak için dudaklarımı kemirdim. Yanak içlerime dişlerimi geçirdim. Yatak örtüsünü tutan elim acıdan dolayı sıklaşıp yumruk oldu. Sert bir nefesin ardından büyük eli belini kavradı. Yoğun erkeksi kokusu burnuma dolmasıyla kalbim tetikledi. Korkundan olduğunu düşünmek istedim. Yavaşça kendine çekip geniş göğsüne sırtımı yasladı. Hızlanan nefesime ayak uyduran kalbimdi. Çenesi omuzumdaki yerini almış bir kaç derin nefes çekmişti bile içine. Adam resmen koklamıştı beni. Anormal olan bu değildi asıl anormal olan sancıdan kıvranan ben terliyim diye endişe etmiştim bu düşünceyle gözlerim kocaman açıldı. Bana ne oluyordu bunu dert edinmiştim. Seslice yutkundum. Belimdeki eli karnıma indi ve oraya masaj yapar gibi ovalamaya başladı. Bu adam ne yapıyordu. Dolamamda hissettiğim elle daha tedirgin oldum uzaklaşmak istediysem de karnımdaki eli sıkılaşıp beni olduğum yerde sabitledi. Dolamamın çekilmesiyle bitmemiş gibi saç tokamda saçlarıma elvada etmişti. Karnıma giren ani sancıyla ağzımdan küçük inilti çıkmıştı. Kaskatı olan bedenim aniden çevrildi. Koyu zifiri gözler kaşlarını çatmış yüzümü inceliyordu. "Neyin var senin?" Sert karakteristik ses kulaklarımdan kalbime inmiş gibiydi. "Yok." Eski bir plağın cızırtılı sesi gibi çıkınca sesim bir iki defa öksürdüm. "Yok bir şeyim." "Kimi kandırıyorsun sen ?" Ne diyecektim bu piskopata bunu ona söylediğimi düşününce yanaklarım kızardı. Sanki yüzüm alev almışta birazdan patlayacak gibi. İri parmaklar bu defa çenemi yakaladı. Ve yüzümü yüzüne sabitledi gözlerim korkarak geceden izinsiz yıldızlar koparmış gözlerine çıkardım. Bakışları kor demir gibiydi dudaklarımda olan bakışlar orayı yakmıştı sanki biraz yanık et kokusu odayı dolduracak gibiydi. Sessizliğimi hayra yormamış belliki gür kaşları sanki çatılmazsa olmazmış gibi, çatılmıştı. "Bir daha sormayacağım neyin var ?" Dişleri sıkılmış tıslar gibi çıkan kelimeler beynimde raks etti taki anlayana kadar. Anlayınca hepsi düştü yerlerine. "Karnım.. Karnım ağrıyor." İlkin bomboş baktı yüzüme sanki bumuymuş derdin gibi. Onun bakışları altında daha da kızardım. Dudağının kenarı hafifte olsa kıvrılmıştı. Belkide ağrıdan halisülasyonlar görmeye başladım. "O şeyden mi? Her ay kadınların olduğu şeyden." Kızarmam tek yüzümde sabit kalmamış tüm bedenime yayılmış gibiydi. Kahrolmayası adam benim eğleniyordu bu durumumdan. Bakışlarım çenesinde sabitti belimde olan eli bu defa omzuma dağılmış saçlarımı buldu yavaşça boynumu örten saçlarımı omuzumun gerisine attı açığa çıkan boynuma yüzünü yaklaştırdı. Dudakları kor demiri gözlerinden almış gibiydi. Boynuma değen dudaklarıyla gözlerim kapandı. Korkmam gerekirken işin aslı kendimi tamamlanmış hissediyordum. Bu adamın kollarında. Bu düşünce korkunçtu. Benliğime belkide tavan yapmış hormonlarımdandı böyle hissetmem ama biliyordum ki değildi. Ellerim kollarında durmuş sıkıyordu kollarını dudakları boynuma sayısız damga bıraktı ordan çeneme ve yanaklarıma ve alnıma gözleri kapalıydı şu hali aşık bir adamı canlandırdı zihnimde. Öyle olsaydı ne güzel olurdu diye düşündüm bir an saçmaydı belki ama kim hayallerime bulaştırabilirdi ki kirli ellerini benim ellerim bile değmemişken. Alnı alnımda gözleri kapalıydı bu manzara milyar dolarlık tablolardan bile daha anlamlı geldi kalbime. "Benden saklanma gizlenme inandığın Allah katında bir eşin, yoldaşınım bir en son utanman gereken insanım." Şaşkınlığım yüzüme yansımış mıydı? Bu adam beni daha da bozguna uğratıyordu. Kesin yargıya hiç bir zaman varamadım nereden baksam şekil değiştiriyor başkalaşıyordu. Hep böyle kalsaydı dedim içimden dua gibi amini onda gizliydi. Kollarımı boynuna sardım bir cesaret kafamı o eşi benzeri olamayan kokunun kaynağına gömdüm. Bir cesaret yaptığım şey boynuma kendi elimle urgan geçirmek gibiydi. Korkuyla geri çekileceğim sırada elleri belime yerleşip beni kendine çekti. Bu anı bir kere yaşadığımdan ve bu anın devamının gelmeyeceğini bildiğimden bende kollarımı sıklaştırdım. "Dediklerimi anladığını düşünüyorum." Bi an anlamadım ama az evvel söylediği şeyler olduğunu düşündüm. Uysalca kafamı salladım. Sancım epey hafiflemişti. Biraz daha sokuldum sıcaklığına arsız bir kedi gibi bunu yapmamla derinlerden gelen bir kıkırtı duydum. Bu sesi elimde olsa kalbimin en ücra köşesine saklardım. Geri çekildim komutu veren beynim değil bu anı kaçırmak istemeyen kalbimdi söz hakkını bu defa o aldı eline. Bakışlarımı ona çevirince içim nedensiz şefkatle doğdu o gün o kadının dedikleri doldu zihnime bu adam belki kolay şeyler yaşamamıştı. Belki acıları benden büyüktü. O olmasaydı şuan ben ve Ashaf sokak aralarının birinde ne halde olurduk. Zorla alı koysada Tamer kadar iğrençleşmemişti hiçbir zaman. Kardeşimi bir abi gibi sahiplenmiş benden çok zaman geçirmişti onunla. Bu eşsiz manzarayla kalbim daha da hızlandı. Göz kenarları kırışmış ve gamzesi bir asil gibi yanağında konumlanmıştı. Şuan içimde olan anaç taraf yanaklarını sıkıp ısırmak istiyordu. Zor bela hakim olduğum tarafım söz dinlemeyen elim yanağında konumlandı. Bakışlarım ne kadar kendini ele verdiyse saniyelik gülüşü gözlerimde kayboldu. Zifiri gözlerimi ele geçiren karanlık nefesimi kesmişti farkı bir taraf vardı bakışlarında. Gözleri biraz önceki gibi dudaklarıma düştü. Yanağında olan elim buz kesmiş dönmüştü resmen. Bana yaklaşana yüzü daha da heyecanlanmamı sağlamıştı. Biraz sonra dudakları dudağımın üstündeydi. Gerçekten yanıyordu dudaklarım. Hareketsiz durmuştu dudağım üzerinde nefes almayı unutmuş gibiydim yada şuan kalp krizi geçiriyordum kim bilir? Dudakları hareket edinde sanki zelzele olmuş gibiydi. Dışı zemheri olan bu adamın içi cehennemden bir kesit gibiydi. Üst dudağımı emdi ardından dişledi bu hareketine karşın ağzımdan kaçan ses daha da kızarmama neden oldu. Yumuşak başlayan öpüşü daha da sertleşti. Omzunda olan elim gömleğinin yakasında durdu. Yanağında olan elim yanağını okşadı. Sanki bunları bedenim kendiliğinden yapıyordu. Dudakları geri çekildi nefes nefese alnı yeniden alnımla buluştu. Elleri belimden kavrayıp kucağına çekti. Daha ne kadar kızarabilirdim ki dediğim an biraz daha kızardım. Dudakları boynuma indi tekrar bir kaç öpücüğün ardından bıraktığı ısırık az daha ağzımdan yüksek desibelde bir çığlığın kaçmasına neden oluyordu. "Senin yüzünden kontrolümü kaybediyordum." Dediğiyle kaşlarım çatıldı suratına baktım. "Neden benim yüzümden? Niye kontrolünü kaybediyorsun? Ben ne yaptım adama bak. Her.." Sözümü kesen dudaklarıydı kalbim göğüs kafesimi zorluyordu. Ölürsem bu adam yüzündendi. "Boşver yaşın küçük(!)" Alayla söylediği şey sinirimi tepeme çıkarmıştı. Ben küçük değildim! "Öperken küçük değildim galiba (!)" sinirle kalkan zararla otururmuş şekil 1-)A gözlerinde ki muzip parıltılarla telaşlandım ve telaşlanınca onun dudaklarına elimi bastırdım beni utandırmasın diye yaptığım hareket daha da utanmamı sağladı. Ben ona alık alık bakarken o oldukça iyi eğleniyormuş gibiydi. Birden ters düz olduk dudaklarındaki bir elim elinin arasında ve yatağa bastırmıştı. Üzerimdeki bedeni bana ilk karşılaştığımız anı hatırlattı. "Bir daha bakayım o zaman küçük müsün ? Değil misin?" Ne dediğini dudakları dudaklarıma değince anladım. Bu seferki diğerinden farklıydı nedenini bilmiyorum ama farkı hissettirmişti. Geri çekilip gözlerime baktı ben nefes alma kavramını dahi unutmuşken o bana sırıtarak bakıyordu. Nefes alamadığımı fark etmiş ki telaşlandı benim için vay be dedi kalbim gördün mü? Ölüyorsun ve telaş yaptı adam. Çok anormal nefes alamıyordum ben belki ondan (!) "Gazel nefes al! Hadi yavrum! Güzelim bak benim gibi al ver hah bak böyle al ver." Ben onun dediğini yapınca rahatlamış gibi nefesini verip gözlerini kapattı ardından alnıma öpücük bıraktı. Benim aklımda ise bana söylediği gazel kelimesiydi. "Gazel mi?" "Ne o beğenmedin mi? Akşam gözlü canavardan daha iyi değil mi yoksa (!)" Şokla gözlerim açıldı ama ben hiçbir zaman sesli söylememiştim ki nasıl duymuştu? içimi mi okudu bu adam? "Yok daha o mertebeye ulaştırmadı inandığın Allah ama böyle sessiz sessiz mırıldanışlarından duydum şimdiki gibi." Son cümlesi olmasaydı hakkın rahmetine kavuşmuştum şimdi. "Neden her defasında inandığın Allah diyorsun yoksa sen inanmıyor musun? Hıhh. O zaman müslüman değilsin! Müslüman değilsen bizim nikah kabul değil! Sen bana haramsın ve sen beni öp.." Sözlerim dudağıyla kesilmişti yeniden. Bu defa korkuyla geri çekilmek istedim. Ama daha hırslı öptü dudağımı alt dudağımı ısırıp geri çekildi. "Ben sevdim seni böyle susturmayı." Eğlenerek söyledikleriyle ben kızardım o güldü. "Dediğine geleceksek evet ben müslüman değilim." "Ne!" Ben kalkmak için direnirken o az önceki gibi erkeksi bir şekilde kıkırdadı. "Tamam tamam şakaydı. Müslümanım. Sen Allah'a bu kadar bağlı olunca öyle demek daha doğru gibiydi." Ben rahat bir nefes verince o sırıttı. Öküzdü bu adam ve dengesiz. Attığı bu adıma nasıl karşılık vermem gerektiğini bilmiyordum. Yinede yarın eski halime dönme ihtimali varken anın tadını çıkarmak kalbimin hakkıydı. Uzun süre sancım olmayınca banyoya gitmem gerekiyordu ve ihtiyacım olan şey yardımcı kadından istemeliydim. "Şey ben banyoya gidicem." Kendini yatağın diğer tarafına atıp uzandı. Gözleriyle ne yaptığıma bakıyordu. Yataktan kalktım şimdi bu odadan nasıl çıkacaktım kapıya doğru gittim. "Sence de gittiğin yönde bir yanlışlık yok mu? Banyo bildiğim beş sene kadarıyla o tarafta değil." "Şey benim yardımcı kadından bir şey almam gerek." Bir süre yüzüme baktı. "Tamam git." Emrin olur beyim. Hanzo sert bir şekilde nefes verip aşağıya indim kadın onun yanına gittiğimde konuşmadan direk bir poşet uzattı içinde ki paketi görünce bir de en sevdiğim çikolataları görünce kadına sarılıp teşekkür ettim. Ardından yukarı çıkıp Ashaf'ın odasının önüne geldim. Kapıyı açıp içeriye bakınca uyumuş olduğunu gördüm. Üzeri açık olunca girip üzerini örttüm. Saçlarına bir öpücük kondurup geri çekilecektim çıkacakken komidinin üzerinde ki kurabiye ve sütü görünce tebessüm ettim önceden ona bu kadar imkan sağlayamazdım. Ashaf burda rahat ve güvendeydi. Odadan geri çıktım. Akşam gözlü canavar kaderimdi belkide. O bana şans verirse bende ona şans verecektim. Allah katında eşken resmî olarakta eş olacaktık. Sessizce odaya geri döndüm. Karahan yatakta uzanmış bir kolu gözlerinin üzerindeydi. İri bedeni koca yatağa bile kafa tutuyordu. Adımlarımı banyoya çevirdim ihtiyaçlarımı giderdikten sonra odaya geri dönüp dolaptan kalın polar pijamalarımı çıkarıp banyoya gidip giydim. Saçlarımı tararken aynada ki aksime takıldı gözlerim. Çok değil az evvel dudaklarının değdiği yerlerde ellerim gezinde bu sefer. Tarağı bırakıp odaya girdim. Tekrar giyinme odasında ki dolaba yöneldim. Bu sefer onun tarafından tişört ve alt eşofman aldım. Odaya dönünce tedirgin adımlarla ilerledim nasıl söyleyecektim. Ya kızarsa ben niye uğraşıyorum sanki ne dersim varsa artık delirmem muhtemel. Yine de elim omzunu buldu hafifçe sıktım. Bu dengesiz adamın değişen ruh halini daha fazla kaldıramazdım. Kalın damarlı kolu geceden izinsiz yıldız araklayan gözlerinden çekildi. Hafif çatılı kaşlarıyla telaşa girip aceleyle açıklamaya çalıştım. "Şey rahatız olursun diye getirdim. Sen bilirsin yine de ama ben getirdim." Telaşıma karşın hiç bir şey demeden doğruldu yataktan. Karşımda duran iri bedenden korktuğum için sertçe yutkundum. Ben bir adım geri atarken o yarım adımla dibimdeydi. Elleri sahip oldukları toprağa düşer gibi kavradı belimi kendine çekti açık olan boynuna önce burnunu sürttü sonra ardından dudaklarını. "Beş gün, beşinci günün sonunda her zerrenle sen, benim olucaksın." Bir yutkunma daha sert bir bariton ses heyecanlanmama sebep olmuştu. Dudakları alışmış olduğu buymuş gibi alt dudağıma tutundu. Benimse elimdekiler kaymış yeri boylamıştı çoktan. Ellerim geniş omuzlarına tutundu. Onun öpüşü derinleştikçe benim titremem arttı. Bu yoğunluk çok fazlaydı. "Karşılık ver!" Emir kalıbındaki yakarış gibiydi normal ses tonundan farklı bir ses vardı bu defa. Geri dudaklarıma kapanan dudakla ilk bir şey yapamadım ama üst dudağımı ısırınca bende onun yaptıklarını taklit etmeye çalışıyordum. Zangır zangır titreyen bedenim onun kolları arasında olmasaydı şimdiye bir patates çuvalı gibi yığılmıştı. Benim karşılık vermemle sanki bir hayvandan çıkmış gibi hırladı. Ben bu sesten korksam da o geri çekilmedi. Öpüşü daha da koyulaştı. En nihayetinde geri çekilince ben kollarının arasından hemen sıyrıldım ve yatağa attım kendimi. Sırtımı döndüğüm adam ne yapıyordu bilmiyorum ama hışırtı seslerinden üzerini değiştiriyor olduğunu düşündüm. Hemen sonra yatak çöktü ardından elleri belimde yer edinip beni kendine çekti. Yüzü saçlarıma gömülüp bir kaç derin nefes aldı. Sonra beni kendine çevirdi. Başım yuvasıymış gibi boyun girintisine girdi. Bu eşsiz kokusu tüm hücrelerime yayılmış gibiydi. Elleri belimi daha sıkı sarıp kendine çekti kokusu beni mayıştırıp uykunun bir celladın koynunda olan en cazip haliyle beni karşılamıştı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE