Diye konuşan kadına ne diyeceğimi bilmiyordum. Hayattan intikamını benimle mi alıyordu? Zor bir hayatı olabilirdi her insanın hayatı zor ama kimse bu bahaneye sığınıp ta kimsenin canına kast etmezdi. Veyahut suçsuz birini özgürlüğünü elinden alamazdı. Sığmazdı adam olanın adamlığına. Kabul edilmezdi yaptığı. Konu uzamasın diye kafamı salladım.
Gözleri dolan kadın bana sıkıca sarıldı.
Derin nefes aldım.
Daha sonra kalkıp giden kadının ardından baktım.
Yaşlar yanaklarından süzüldü usul usul. Yaklaşan adım seslerine karşın korkudan duvağı başıma örttüm.
Kolumdan tutulmamla yine akşam gözlü canavarın ardından sürüklendim. Kaldığım odaya girdi beraberinde bende girmiştim. Kolumu bırakıp giyinme odasına girdi. Çıktığında beyaz gömleğin tün düğmeleri açıktı ve altında olan geniş yapılı gövdesi tüm gerçekliğiyle gözler önündeydi. Ağzımdan çıkan şaşkınlık nidasıyla ardıma dönüp gözlerimi sıkıca yumdum. Edepdiz insan nasıl çıkar bi kadının karşısına. Yanan yanaklarımla ellerimi yüzüme kapattım.
Elime vuran sıcak nefesle kendini kasan vücudum ardını döndü. Bu sefer beline sarılan kollarla iyiden iyiye kapana kısılmıştım.
" Lütfen dokunma." Dememle sırtıma yaslı olan gövdesi kalkıp indi. " Neden inandığın Allah'ın katında karım değil misinyoksa sen?
Eğlenen sesi kulaklarıma çarpıp yeri boyladı. Daha da çekti bedenini bedenime uzanmış benliğim artık ses etmez olmuştu. Normal değildi adam ve davranışları.
Beni bırakıp önüme geçti. Bu defa iri parmakları yüzümü örten ellerimi bulmuş ve yüzünden çekmişti. Buna rağmen kafam eğikti sıkı sıkı gözlerimi yummuştum.
Elini çeneme koyup kafamı kaldırdı. Kafamda olan siyah duvağı kendisi çıkarttı. "Aç gözlerini!" Sert sesine karşın titredim ama açmadım gözlerimi kafamı iki yana şiddetle salladım.
" Peki." Şaşırmıştım adam ilk defa bir şeyi kabul etmişti. Kocaman kollarını belinde hissetmemle erken düşünüp yanıldığımı hissediyordum. " Peki karıcığım sen nasıl istersen." Alaylı sesiyle sertçe yutkundum. Nefesi dudaklarıma değiyordu yakınlığı fazlaydı dudağımda hissettiğim dokunuşla bağırdım.
"TAMAM" geriye gitmek istesem de belimdeki eller buna izin vermedi. Gözlerimi sonuna kadar açmış iki elimle agzımı sıkıca kapatmıştım. O ise bana gözlerindeki şeytani parıltıyla bakıyordu.
Yanaklarım cayır cayır yanıyordu. Kalbim maraton koşucusunun kalp ritmine meydan okuyordu.
" Tamam gözlerimi açtım. Bari sende böyle durma.
Muzip bir sesle " Nasıl durmayayım karıcığım?" Pis adam dalga geçiyordu utanmadan.
" Gömleğini ilkleyebilirisin."
" Neden?"
"Rahatsız oluyorum."
" İnsan kocasından rahatsız olur mu ayıp, duymamış olayım!"
Yarabbi sen sabır ver bu kuluna. Sinirle soludum, derdi neydi?
" Evet insan kendini zorla kaçıran yabani bir adamdan rahatsız olur!"
Az önce muzipliği ortadan kalkmış ve duygusuz surat ifadesini yüzüne yerleştirmişti. Belimdeki eli yerini terk etmiş ve boğazıma yerleşmişti.
Beni hızla arkamdaki dolaba ittirdi ve boğazımı sıkmaya başladı.
" Sana fazla mı yüz verdim lan! Dilin fazla uzadı senin!"
Nefes alamıyordum parmakları etime gömülecekmiş gibi sıkıyordu boğazımı, bu defa mecazen değil fiilen nefes alamıyordum.
" N.nne nenefes aaalkamı..
alammı.mıyor.um"
Zorlukla sarfettiğim iki kelime sanki yüzünde afallamaya sebep olmuştu. Hızla bıraktı sanki elinde bir şey varmış gşbş ilk olarak elimi inceledi sonra kumaş pantolonuna sildi.
Nefessiz kalan ciğerime birden nüfuz eden havayla yanan ciğerlerim yüzünden öksürerek yere çömdüm. Boğazım yanıyordu. Gözlerim sulanmıştı. Arda arda boşalan yaşlarımla kendimi tutamadım ve hıçkırıklarımı serbest bıraktım.
Elimle ağzımı kapattım. Canım acıyordu hem dizilen hem de ruhen. Yaralamaya doymuyordu karşımdaki akşam gözlü canavar.
Bir süre sonra haykırışları hıçkırıklara, hıçkırıklara ağlamaya, ağlamam iç çekişlere dönmüştü.
Ağlamaktan yorgun düşen bedenim kendinş uykunun huzurlu ama yalan kollarına bıraktı. Bedenimi saran kollar gerçeğin kendisiyken daha fazla yara almamak için gözlerimi açıp bir tepki vermedi. Yoksa bu dengediz adamın ne yapacağı tam olarak kestiremiyordum.
Sonsuz karanlığın karanlık yüzüydü bu adam...