Dolmuştum. Boğazım ağrıyordu tüm duygularım düğüm olmuştu orada birikmişti. Nefesim canımı yakıyordu. Yanan gözlerimi kırpıştırdım. İnmesin istedim göz yaşlarım. Kalsın ordan belki içe alak aka boğulurdum göz yaşımda.
Derin nefes için dudaklarımı aralamaya korktum. Hıçkırıklarım kaçmasın diye. Odaya girdik, beni hapis ettiği odaya. Kapıyı kapatıp ardından cebinden çıkardığı anahtarla kapıyı kilitledi.
İçim yangın yeri. Kalbimde zemheri dolu olan gözlerim inatla o damlayı akıttı. Bana dönen gece zehri gözler yere kapaklanıp ağlamamı bana istetiyordu.
" Yeter. Ne olur yeter dayanamıyorum ben nefes alamıyorum bırak lütfen." Yalvardım. Sessizce yakardım da duymadaı feryadımı. Kulaklarını kapattı.
Görmedi kör gözleri çektiğim acıyı.
Koyulaşmış gözleri ölüme davetti. Öfkeli adımlarla üzerime yürüdü kocaman parmakları ben kaçmadan pranga gibi sardı. Beni kendine çekti bu duruma artık bir tarafım kahkahalarla gülmek istiyordu. Bedenine çarpan bedenim titredi. Bedeni ölümdü. Nefesi ölümü hatırlatıyordu. Başımı kaldırdım.
Gözlerim zehirlerle buluştu. Çok tuhaftı. Bir insan öldürmüştü bu adam gözlerimin önünde. Acımamış Allah'ın yarattığı canı kendi almıştı. Günah işlemişti. Hemde az uz günah değildi bu...
Allah bilir nice günahı vardı bu akşam gözlü canavarın. Bu sefer o derin bir nefes aldı. Gözleri yüzümün her santiminde gezindi en son gözlerime tutundu Bir çift zehir. Nefesi yüzüme geri verdi. Belinden tutup iyice çekti kendine.
"Allah'ından bul!" Diye mırıldandım. Durdu mu bilmem ama daha da çekti titrek ellerimle itmeye çalıştım. Adam yerinden sallanmadı bile. Alnını alnıma yaslayıp gözlerini yumdu. Sanki yorulmuştu. Oh olsun ona .
Gebersin.
Kendi düşüncelerime gülmek istedim ama onu bile yapamayacak kadar yorgundu bedenim. Elimi omuzlarına koydum kafamı geriye çektim. Omuzlarına baskı yaparak onu kendi kafamdan uzak tutmaya çalıştım.
Sonunda ağzını açarak;
"Akıllı ol! Birazdan aşağı ineceğiz ve imam nikahı kıyılacak zorluk çıkarma bana, zararlı sen çıkarsın."
Dedikleri ölüm fermanımdı. Olmazdı yapamazdı niye dinden uzak olan biri dini nikah kıydı? Niye ben?
Bu adam başka bir kurban bulamamış mıydı?
Kafamı hızla iki yana salladım.
" Hayır, hayır bunu yapma bu kadar değil! Lütfen! Yalvarırım yapma!
Hayır bak, şimdi olmaz yapma. " Göz yaşlarım sağanak olmuştu.
Hıçkırıklarımı saldım özgürdü onlar artık. Ellerim yumruk olup göğsüne indi. " Yeter Allah'ın cezası ne istiyorsun? Hiç mi Allah korkusu yok üstünde? Anan..." Devamını getirmeden bedenimi tutup fırlattı yumuşak yere denk gelen bedenim yatağa düştüğümü söylüyordu. Daha yerimden kalkmamışken üstüme gelen ağırlıkla yatağa gömüldüm.
Artık hıçkırıklarım birer feryattı.
Ciğerim parçalanır gibi ağlıyordum. Nefesim kesiliyordu, bedenim titriyordu. Öyle bir durumdu ki bu diri diri toprağa gömülmek gibi bir şeydi.
Bedeninin tüm uzuvlarını hissediyordum. Çığlık atmak için ağzımı açmıştım ama kocaman eli ağzımı sıkı sıkı kapattı. Gözlerimi sonuna kadar açtım. Hıçkırıklarım koca avcu içinde kayboluyordu. Tüm bedenini yasladı. Çırpınışları kayboldu. Acıyla haykırmak istiyordum.
Avcuna bağırdım. Ama o da yuttu beni. Ben çırpındıkça o daha da bastırıyordu bedenini. Çırpınmayı bıraktım. Artık sadece hıçkırarak ağlıyordum. Öyle bir acıydı ki bu etim kesiliyordu sanki. Ruhum bedenimden utanmıştı. Bu cani adamın kirlettiği bedenimden...
Başını omzuna yasladı. Dünya durdu. Burnunu boynuma sürüttü derin bir nefes aldı. Sanki beni son nefesimi içine çekmiş gibi. Bıraktı bedenim nefes almayı. Korkudan bayılacsğımı düşündüm bir an.
" Sana soru sormadım. Fikrini merak etmiyorum. Sana tek bir kere söylüyorum bir daha asla tekrar etmem senin yanlışın bedelini bedeninle ödersin. Haa bir de Engin bu isim tanıdık geldi mi?" Alayla kıvrılan dudakları benim sonumdu. Allah'ım sen yardım et! Lütfen yardım et!
Kafamı olumsuz anlamda iki yana salladım.
" Şimdi elimi çekeceğim ve sende bağırmadan duracaksın anladın mı?" Kafamı aşağı yukarı salladım.
Kocaman avcunu geriye çekti ama hâlâ üzerindeydi bedeni.
" Lütfen ç.ç..çekilir misin?" Diye sordum. Hafifçe doğruldu ama teması kesmedi.
Korkuyordum. Ya bir ley yaparsa ona diye ya da blöf yapıyorsa. Ya bilmiyorsa yerini.
" O minik kafandan neler kuruyorsun merak ettim. Fakat şunu söyleyeyim ki Asaf şu anda benim elimde akıllı olursan minik kardeşini görebilirsin.
Sonuçta. Bu senin elinde."
Yutkundum kuruyup kan donan boğazımı ıslatmak için. Başımı aşağı yukarı salladım.
"Tamam ama ona dokunma ne olur? Olur mu? O daha çok küçük."
Ayağı kalktı. Üzerindeki siyah ceketin üstünde sanki toz varmış gibi sirkeledi elinin tersiyle.
Bende hemen kalktım olduğum yerden.
Utançla zonklayan yanaklarımı ellerimle kapatmak istiyordum.
Eteğimin arkasına saklanan küçük benliğim. Ayaklarını yere vura vura ağlamak istiyordu. Bu kadarı gaddarlıktı, zulümdü. Ben bu esaretin bedelini ödemek zorunda mıydım? Sırf güçsüzüm diye.
Sahi neden güçsüzler yeri boylarken onları üstüne basarak güçlü olanlar kıymet görüyorlardı.
" Elini yüzünü yıka. Burada bekliyorum. Beraber ineceğiz aşağıya ki herhangi biri bir şeyden şüphe duyarsa ilk seninle sonra bacaksız kardeşinle iligilenirim."
Korkuyla geriye adımladım. Bu korkak benliğim bir gün sonumu getirecekti. Ben kafam önde banyoya giderken kolumu tuttu. Ona döndüğümde beni biraz geri çekip ilk kendi girdi banyoya tezgahta duran siyah duvağı aldı ve önümde durdu.
Siyah duvağı kafama koyunca söylendi .
" Bu oyunun kurucusu benim. Bunu beyninden çıkarma!"