2

618 Kelimeler
Büyükannemin evinden çıktıktan sonra arabama atlayıp mekana doğru sürmeye başladım. Dün akşam büyükannem ve büyükbabam ile uyuduğum için oldukça enerjik hissediyordum. Annemden geriye kalan onlardı ve liseden itibaren ikisi bana gayet güzel bakmıştı. Açıkçası ikisi benim annem ve babam gibiydi. Radyoyu açıp çıkan şarkıya eşlik etmeye başladım. Bu enerji ile tüm gün telefonda konuşabilirdim ama sanırım bugün telefonla konuşmayacaktık. Muhtemelen dün konuştuğumuz adam hakkında bir plan yapacaktık. Herhangi bir plan düşünmemiştim ve açıkçası beynimi bununla yormak istemiyordum. Namjoon gayet zeki bir adamdı ve benim küçük beynime ihtiyacı olduğunu sanmıyordum. Kırmızı ışıkta durduğumda bakışlarım sağ taraftaki eski okuluma kaydı. Kore'ye ilk geldiğim gün lanetlendiğimi düşünmüştüm. Bu okula asla gelmek istemiyordum ama buna mecbur bırakılmıştım. Babamın ailesi bana sahip çıkmadığında mecburen İngiltere'den Kore'ye gelmiştim. Büyükannem ve büyükbabam memnuniyetle bakımımı üstlenmişlerdi. Babamın ailesi beni yanında istemedikleri gibi maddi olarak da destek olmamışlardı. Onsekiz yaşımı doldurduğumda ise babamdan bana kalan hisseleri amcama devretmiş ve onlarla bağımı koparmıştım. Bu hayatım boyunca yaptığım ilk hataydı çünkü o paraya bir ay sonra ihtiyacım olacağı asla aklıma gelmemişti. Okulun önündeki banka baktığımda gülümsemem genişledi. Okula girmek istemediğim için orada öylece otururken Jimin ve Taehyung yanıma gelip benimle konuşmuşlardı. Yani amaçları benimle konuşmak olmasa da bir şekilde sohbetlerine dahil olmuş ve kendimi onlarla beraber okula girerken bulmuştum. Onlar benim bu hayatta sahip olduğum değerli dostlardı. Büyük bir gürültü ile öne doğru savruldum. Alnım direksiyona çarptığında sızlanarak geri çekildim ve acıyan yeri elimle ovaladım. Daha ne olduğunu kavrayamadan tekrar bir sarsıntı oldu ama bu sefer şiddeti düşüktü. Doğru düzgün maziye gidip hüzünlenmeme bile müsade yoktu! Bakışlarımı arkaya çevirdiğimde manyağın birinin arabasının içinden gülerek bana baktığını gördüm. Hem arabama arkadan çarpmış hem de gülüyor muydu? Sinirle arabadan indiğimde yerinden kıpırdamadan camı açtı. Tam ağzımı açıp bağıracağım sırada gayet sakin bir ses tonuyla konuştu. "Yeşil yandı, ne zaman gitmeyi düşünüyorsun?" Gözlerim şaşkınlıkla kocaman açılırken arabamın arkasına baktım ve arka tamponun tamamen çöktüğünü gördüm. Bu manyak ben yeşil yandığında geçmedim diye mi bana çarpmıştı? "Sen ciddi misin? Bu yüzden mi bana çarptın?" Alaycı bir şekilde gülümseyerek beni onayladığında şaşkınlıktan ağzım açılmıştı. Ciddi bir psikolojik sorunu olabilirdi. "Arabamın halini görüyorsun değil mi?" Bakışlarım tekrar arabama kaydı ve ardından onun arabasına baktım. Lüks arabasında tek bir çizik bile yoktu. Cebinden bir kart çıkarıp bana doğru uzattığında tek kaşımı kaldırıp yüzüne baktım. "Buradaki servise git ve arabanı yaptır. Masrafları karşılayacağım, şimdi çek şu arabayı." Gayet ciddi bir ifadeyle konuştuğunda alaycı bir şekilde kahkaha attım ve kartı elime alıp yırttım. Elbette arabamın tüm masraflarını karşılamak zorundaydı ama tavrı yüzünden ona biraz zorluk çıkaracaktım. Arabama doğru ilerleyip anahtarı çıkardım ve çantamı elime aldım. Ne yaptığımı anlamaya çalışır bir şekilde kaşlarını çatarak arabadan indiğinde ona doğru yürümeye başladım. Ona doğru yürürken bedenimi süzdüğünü fark ettim ama umursamadım. Ona doğru yaklaştıkça bakışları yüzüme doğru çıktı ve yüzünde yamuk bir gülüş vardı. Bu sanırım vücudun hoşuma gitti demek oluyordu. Çantamdan çıkardığım kartı ona uzattığımda yüzündeki gülümseme genişledi ve işaret parmağını kaldırdı. "Anladım kendi kartımı vermediğim için bozuldun." Elini cebine götürdüğünde suratımı buruşturdum. Bu ego ona fazla değil miydi? Cebinden bir kart çıkarıp bana uzattığında uzattığı karta bakmadım bile. Elimdeki kartı çekip aldığında yamuk bir şekilde güldü. "İlk benim aramam gerekiyor sanırım." Dalga mı geçiyordu ya? Kafamla onu onaylayıp genişçe gülümsedim ve yoldan geçen bir taksiyi çevirdim. Yanımızdan geçen arabalar korna çalarak bizi protesto ediyordu ama bana neydi?  Biraz önce keyifle gülen adam şu an şaşkınlıkla bana bakıyordu. Muhtemelen taksiyi neden çevirdiğimi anlamamıştı. Elimi ona doğru uzattığımda önce duraksamış olsa da elini bana doğru uzattı. Elini sıkacağımı düşünürken arabamın anahtarını avucuna bıraktım. "Arabam tamir edildiğinde bana haber verirsin." O şaşkınlıkla bana bakarken bir şey söylemesine izin vermeden taksiye bindim ve oradan uzaklaştım. Hem bana bilinçli olarak çarpacaktı hem de ben tamir işleri ile uğraşacaktım. Öyle bir dünya yoktu canım ya.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE