3

875 Kelimeler
Ofise girdiğimde kendimi biraz daha sakinleşmiş hissediyordum. Tabi bu sakinliğim sandalyemin üzerine ayakkabıları ile basan Taehyung'u görene kadar sürmüştü. Elinde duran telefonu jungkook almaya çalışıyordu ve alamasın diye de benim sandalyeme çıkmıştı. "Ya hyung ver bakayım işte. Ben anlarım güzel mi değil mi?" Yine mi karı kız mevzusu dönüyordu ya? Cidden bıkmıştım artık. "Sandalyemden inmek için üç saniye var. Şu an itibariyle başladı." Taehyung, korku dolu gözlerle bana bakarken saymaya başlamıştım. "Bir, iki, üç." Tam ona doğru adımladığım sırada hızla sandalyemden inip kaçmaya çalıştı fakat yanımdan geçerken tişörtünün ense kısmından tutarak onu durdurmuştum. "Önce sandalyemi temizle oturacağım." Taehyung, itiraz edip benden kurtulmaya çalıştığında jungkook telefonu Taehyung'un elinden çekip almış ve koşarak Namjoon'un odasına gitmişti. Duyduğumuz kilit sesi ile kapının kilitlediğini anlamıştık elbette. "Beğendin mi yaptığını?" Taehyung'un sitemini duymamazlıktan gelerek elimi tişörtünden çektim ve onun masasına doğru ilerledim. "Sandalyemi temizle." Taehyung, homurdanarak temizlik için malzeme almaya gittiğinde bakışlarım Jimin'e döndü. Oldukça düşünceli görünüyordu. Tüm bu gürültüye rağmen önündeki ekrana uzun uzun bakıyordu. "Sorun ne?" Masasının üzerine oturduğumda nihayet bakışları beni buldu. Bıkkın bir nefes verip ellerini göğsünde birleştirip arkasına yaslandı. "Bu işi yaparsak parayı tamamlayacağız ama bu iş bizi aşacak." Onu onaylayan şekilde kafamı salladım. Bizim yaptığımız aktarmalar bin dolar iki bin dolar arasındaydı, en büyük yaptığımız aktarma bu zaman kadar sekiz bindi. Namjoon'un bahsettiği miktar uçuk bir miktardı ve bu iş cidden bizi aşacak gibiydi. "Yapmayalım." Jimin kaşlarını çatarak bana baktığında konuşmaya devam ettim. "Zaten büyük bir kısmını topladık. Riske atmayalım, ufak ufak tamamlarız." Jimin, sıkıntıyla kafasını iki yana salladı. "Çok fazla zamanımız kaldığını düşünmüyorum." Anladığımı belirten şekilde kafamı salladım. "Namjoon'u bir dinleyelim, bakalım planı ne." Namjoon'un yaptığı plan risksiz olursa uygulardık. Şansımızı denemek de fayda vardı. "Bitti. Islak olduğu için minder koydum ,geç otur." Bana ters ters bakan Taehyung'a sevimli olduğunu düşündüğüm bir gülümseme atıp masama doğru ilerledim. Bir süre sonra jungkook odadan çıkmış, gerekli kavgalar yapılmış ve sükunet nihayet sağlanmıştı. "Bu iş olursa hedefimize ulaşmış olacağız." Jimin, sessizliği bozduğunda hepimizin bakışları ona kaydı. "Bu işe başladığımızda hepimiz yeni mezun olmuştuk." Kafamla onu onaylayıp devamını bekledim. Çok uzak değildi, yaklaşık altı ay önce bu işe başlamıştık ve neden bu şekilde konuştuğunu merak ediyordum. "Ben hala mezun olamadım." Jungkook, elini kaldırarak konuştuğunda masadaki kalemi ona fırlattım. "Çünkü salaksın." Kalemi havada yakalayıp omuz silkti. "Okumak bana göre değil." Gerçekten doğru söylüyordu. Elini attığı her işte başarılı olurken dersler konusunda berbattı. Bir kere ona bir hafta boyunca İngilizce çalıştırmıştım ve neredeyse ana dilimi unutuyordum. "Boş yapmayın." Jimin'in ciddi olan ses tonu ile bakışlarımız tekrar onu buldu. Sahi ya çocuk bir şeyler söylemeye çalışıyordu. "Ne yapacağız bu iş bitince?" Omuz silkerek arkama yaslandım. "Muhtemelen küçük bir kafe açarım. Sonra iflas eder devretmeye çalışırım. Devrettikten sonra da kalan borçlarla falan uğraşırım, nasıl ödeyeceğim diye işte." Ben saçma gelecek planlarımı onlara anlatırken Taehyung araya girdi. "Arabanı satarsın." Bakışlarım ona döndüğünde omuz silkti. "Borçları arabanı satarak ödersin." Anında kafamı iki yana sallayarak dudaklarımı büzdüm. "Arabayı kafeyi açmak için satarım. Borçlar için evi falan satarım sanırım." "Senin işin kolay ya." Jungkook araya girdiğinde bakışlarım ona döndü. Benim işim tam olarak neden kolaydı? "Zengin koca bulursun olur biter. Bizim öyle bir şansımız da yok, kadınlar bizden bir şeyler bekliyor." Umutsuzca kafamı iki yana salladığımda Taehyung araya girdi. "Evlenemez ki bu. Zengini bırak kocayı bulamaz." Üçü birden güldüğünde bıkkın bir nefes verip Taehyung'a döndüm ve sinsi bir şekilde gülümsedim. "Sen evlenirsin benimle ya." Taehyung, sanki ciddiymişim gibi gözlerini korku ile kocaman açarak kafasını iki yana salladı. "Sen uyurken konuşuyorsun kızım, ben evlenmem seninle." Taehyung'un saçma açıklaması ile jimin kafasına sağlam olduğunu düşündüğüm bir şekilde vurdu. "Tek sorun uyurken konuşması mı?" Taehyung, anında kafasını iki yana salladı. "Bu kız gece uyurken kocasının yüzüne asit dökebilecek potansiyelde. Kızdırmamak için sürekli tetikte olmak gerekiyor ve ben bunu kaldıramam." Kesinlikle abartıyordu. Biraz sinirli bir insan olabilirdim ama asla asit falan dökmezdim. Belki kızgın yağ falan dökerdim ama asit, asla. "Seninle evlenmeye meraklıydım ben de zaten ." Homurdanarak konuşup telefonumu elime aldım. Tanımadığım bir numaradan mesaj vardı ve mesajlardan anladığım kadarıyla bugün bana çarpan manyaktı. Düşününce yüzümde sinsi bir gülümseme oluştu. Ne güzelde kitlemiştim arabayı ona. Manyak : Sen ne tür bir manyaksın? Arabanı nasıl yolun ortasında bırakıp gidersin? Arabanı sana geri vereceğime nasıl emin olabiliyorsun? Ya da orada bırakmadığıma. Hilda: sen ne tür bir manyaksın? Yeşil ışıkta üç saniye fazla bekledin diye insanın arabasına çarpılır mı? Ayrıca sen çarptın sen yaptıracaksın, hazır olunca haber verirsin. Manyak: seni daha erken görebilmek için bir an önce yaptıracağım. Muhtemelen akşama hazır olur. Hilda: bu ne şimdi? Bana mı yürüyorsun? Manyak: evet. Manyak seviyorum ben. :) Hilda: arabamı vereceğim adrese yolla. Manyak: arabanı istiyorsan bizzat gelip alacaksın. Hilda: yooo almayacağım. Göndereceksin. Manyak: buna akşam karar veririz. :) Hilda: ciddi misin sen ya? Beni yalnızca bir kere gördün? Manyak: ve muhtemelen en fazla iki kere daha göreceğim. Hilda: ? Manyak: manyak seviyorum ama uzun süreli sevmiyorum diyelim. Hilda: sen gerizekalı mısın? Manyak: yalnız düzgün konuşursak memnun olurum. Aksi halde ben de ağzımı bozabilirim. Hilda: korkmam mı gerekiyor? Manyak: hiç öyle bir şey söyledim mi ben? Sadece düzgün konuşmanı rica ettim. Hilda: ne istiyorsun benden? Manyak: arabanı almaya kendin gel. Hilda: gelmeyeceğim getireceksin Manyak: :) akşam konum atarım. Hilda: cidden manyaksın. Manyak: güzel :) akşam görüşürüz.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE