5

780 Kelimeler
Cumartesi günlerinden nefret ediyordum. Yani tam olarak günden değil ama sabahından nefret ediyordum. Ya da şöyle söyleyeyim cumartesi günü bir yerlere gitmekten nefret ediyordum. Cuma gecesi kendimizi kaybedene kadar içtiğimiz için, cumartesi gününe zombi gibi uyanıyorduk. Kot şortun üzerine ince askıları olan siyah bir bluz giydikten sonra saçımı ağır ağır düzleştirdim. Sonuçta acelem yoktu. Makyajımı da yaptıktan sonra arabama binip sürmeye başladım. Normalde hafta sonu çalışmazdık çünkü bankalar kapalıydı. Namjoon, bizi ofise çağırdığına göre şu büyük iş ile alakalı bir plan yapmış olmalıydı. İki gün önce manyağın arabama çarptığı ışıklarda durunca histerik bir şekilde güldüm ve ardından kafamı iki yana salladım. Normalde bu ışıklarda durunca aklıma okulum gelirdi ve bundan sonra da öyle olması gerekiyordu. Dün akşam tuvalette yaptıklarını hatırlayınca bıkkın bir nefes verdim. Beni ne sanıyordu acaba? Oyuncak bir bebek falan mı? Gerizekalı Jungkook, kadının birinin peşine takıldığı için o manyak içeriye rahatça girmişti ve sinir sistemlerimi bozmuştu. Sarhoş olduğumdan jungkook'u dövememiştim ama bugün hallederdim. Gürültü ile öne savrulduğumda dudaklarımdan kısık sesli bir küfür savurdum. Bakışlarım ışığa kaydığında hala kırmızı yandığını gördüm ve hızla arabadan indim. Bu ışıklar kesinlikle bana uğursuz geliyordu. Söylenerek arabadan indiğimde elleri cebinde gülerek bana bakan adamı gördüğümde şaşkınlıktan gözlerim kocaman oldu. Olduğum yerde öylece dururken bana doğru bir kaç adım attı ve önümde durdu. "Sen cidden manyaksın." Şaşkınlıkla konuştuğumda gülerek kafasını aşağı yukarı salladı. Elini uzattığında ne yapmaya çalıştığını anlamadığım için boş boş yüzüne baktım. "Anahtarı ver. Arabayı yaptıracağım." Nasıl bir manyakla imtihan oluyordum ben böyle? Yaşadıklarım kabus gibiydi! "Manyak herif! Sürekli arabama çarpıp durarak ne yapmayı planlıyorsun? Arabanın değerini düşürmek falan mı istiyorsun?" Araba her tamir işlemi gördüğünde hasar kaydı işleniyordu ve arabayı satarken değerinin altında satmak zorunda kalıyorduk. Şimdi bu manyak yüzünden epey bir ucuza gidecekti arabam. Gelecek planlarımda kafe açmak olduğu için arabanın parasının kafeyi açmaya yetmesi gerekiyordu. Yani öyle boşu boşuna sitem etmiyordum. Alt dudağını dişlerinin arasına alıp güldüğünde bıkkın bir nefes verdim. "Tamam git, kendi arabamı kendim yaptırırım. Bir daha bana bulaşma." Arabaya bineceğim anda bileğimden kavrayıp beni durdurdu ve kafasını iki yana salladı. "Öyle bir şey yok. Ben vurdum ben yaptıracağım ve sonra sen gelip arabanı alacaksın." Gülümseyerek göz kırptığında şaşkınlıkla ağzım aralandı. Arabayı kendim almadığım için mi tekrar çarpmıştı? "Manyak olduğun kesin ama ne tür bir manyaksın? Bak etrafımda normal insanlar yok ama senin gibisine de rastlamadım. Amacın tam olarak ne bilemiyorum ama benden uzak dur. Seni tekrar uyarmam." Ben hızlı bir şekilde konuştuğumda gözlerini kısarak bir süre yüzüme baktı. Sürekli telefonla konuştuğum için çok hızlı konuşuyordum ve bu durum dinleyen insanlar için biraz sıkıntı olabiliyordu. Yüzüne yine o yamuk gülüşünü yerleştirip bileğimdeki elini çekti ve bir adım daha atarak bana daha çok yaklaştı. "Dün akşam ne yaptığını hatırlıyorsun değil mi?" Sanırım bacak arasına vurmamdan bahsediyordu. Gülümseyerek kafamı aşağı yukarı salladım. "Anlaşılan akşam işine yaramadı." Gözlerimi kısarak sinsi bir şekilde gülmeye devam ettiğimde dilini dudaklarının üzerinde gezdirdi. "Sandığın kadar dayanıksız değil, her koşulda iş görüyor." Suratımı buruşturarak bakışlarımı kaçırdım. Ne tür bir muhabbet ediyorduk biz ya? İşin tuhaf tarafı konuyu buraya getiren de bendim yani. "Aman ne hoş. Güle güle kullan." Arabama döndüğüm anda bu sefer önüme geçip kontaktan anahtarı çekip aldı. "İstersen seni ben bırakabilirim?" O benimle uğraşıyorsa ben de onunla uğraşırdım. Tüm banka hesaplarını bloke edince sinirleri bozulurdu herhalde. "Adın ne senin?"  Tek kaşımı kaldırıp sorduğum soru karşısında gülümseyerek kafasını iki yana salladı. "Cidden bilmiyor musun?" Ünlü falan mıydı acaba? Adını neden bilmem gerekiyordu ki? "İkidir sana çarpıyorum ve adımı sormak yeni mi aklına geldi?" Ay ben şimdi durduk yere neyi tribini yiyordum. Adını çok meraklı olduğumdan sormamıştım, alt tarafı banka hesaplarını bloke etmek için sormuştum. "Canım şimdi sormak istedi." Anladığını belirten şekilde kafasını sallayıp ellerini ceplerine soktu ve arabama yaslandı. Tam karşısında durmuş öylece ona bakıyordum. Ne düşünüyordu bu kadar? Acaba adını mı bilmiyordu? "Benim de canım şu an söylemek istemiyor." Omuz silkerek konuşup korna çalan bir arabaya döndü. "Siktir git!" Şu an resmen trafiği katlediyorduk ve bu manyak adamlara bir de bağırıyordu. "Seni bırakmamı ister misin?" Bıkkın bir nefes verip kafamı iki yana salladım. Bakışlarımı yola çevirip taksi aramaya başladım. "Araban hazır olduğunda haber veririm. Eğer sana tekrar çarpmamı istemiyorsan kendin gel." Ona doğru dönüp ters bir bakış attım. "Sevgilim gelip alır." Sesli bir şekilde gülerek kafasını iki yana salladı. "Hangisi sevgilin? Arabanı almaya geldiğinde seni beğendiğimi söylediğim halde tepki vermeyen mi yoksa seni tuvalete götürüp kapıda beklerken başka bir kadınla erkekler tuvaletine giren mi?" Ben şaşkınlıkla ona bakarken o kafasını aşağı yukarı salladı. "Ben de öyle tahmin etmiştim." Ben mal mal ona bakarken o elini öne doğru atmıştı. Önümde duran taksi ile bakışlarımı ondan çekip çantamı arabadan aldım. Taksiye bindiğimde kapıyı kapatmadan önce gülümseyerek el salladı. "Haber vereceğim." Gözlerimi yumup derin bir nefes aldım. Ciddi ciddi dünyanın en büyük manyağına denk gelmiştim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE