Masada oturuyordum, görünüşte sakin ama içimde fırtınalar kopan bir kumandanın soğuk tebessümüyle etrafı izliyordum. Parmak uçlarım kristal votka bardağının pürüzsüz yüzeyinde gezinirken, zihnim iki ayrı cephede savaşıyordu. Bir yanda yaklaşan uyuşturucu sevkiyatı ve ihanet kokan planlar, diğer yanda Yağmur’un üzerindeki o lanet elbise. Bordo kadifeden, sade, minik yıldız işlemeli olanı değildi bu. B daha göz alıcı daha iddialı, daha tehlikeliydi. Onu hedef tahtasının tam ortasına yerleştiren bir meydan okuma gibiydi. Kim ve neden değiştirmişti? Bu soru, zihnimin derinliklerinde bir kıvılcım gibi çakıp duruyordu. Yaman’ın gür sesi, düşüncelerimin ince zarını yırtarak odanın her köşesine yayıldı. Deri eldivenli ellerini masaya dayamış, yüzündeki her kırışığa tehdidin ağırlığı işlemişti.

