İdil. Cihan kaç saat olmuştu hâlâ eve dönmemişti. O gittiğinden beridir gözüme uyku da girmemişti. Mirza’nın Cihan’dan yardım istemesini anlayamıyordum. Onu da geçtim; Cihan’ın da Mirza’ya yardıma gitmesi… Bilmediğim, kaçırdığım bir şeyler olmuştu. Cihan onu bu kadar öldürmek isterken, şimdi yardıma gitmesi… mantığımın hiçbir yerine sığmıyordu. Sabırsız bir bekleyiş içindeyim. Saatlerdir Cihan’ın odasında pencerenin önünde gelmesini bekliyordum. O kadar çok beklemiştim ki sırtıma saplanan ağrılar ve gözlerimde ki batma bana gidip yatmamı söylüyordu. Gidemiyordum. Birkaç kez aramıştım ama telefonu açmıyordu. Başına bir şey gelmesinden ödüm kopuyordu. “Sakin ol İdil. Birazdan gelir, kötü kötü şeyler getirme aklına sakın,” derken kendimi bilmem kaçıncı kez telkin ediyordum. Oysa ne

