1.BÖLÜM: YAZ BAŞI
Haziran ayı ne kadar sıcak geçerse geçsin, öğle sıcağında dışarıda gezen insanlar hep olacaktır.
Yetişkinlerin koşuşturması içinde, okulların yaz tatiline girmesiyle öğrencilerin eğlenme zamanı da gelmiştir.
Aynur Hanım, mutfaktaki işini bitirdikten sonra kızı Açelya’nın odasının kapısının hâlâ kapalı olduğunu görür. Derin bir nefes alır, sinirle kapıya gider ve çalmaya başlar:
— Açelya, kalk artık! Yaz tatili boyunca uyumayı mı düşünüyorsun?
Bir süre bekledikten sonra içeriden ses gelmeyince kendi kendine söylenir:
— Senin gibi kız neden var ki? Kız kardeşine biraz benzeseydin bari. Doğumdan sonra neden bu kadar farklı oldunuz hâlâ anlamıyorum...
Söylene söylene mutfaktaki işinin başına döner.
O sırada Açelya, bütün gece boyunca takıntılı olduğu yeni bir giydirme oyununu oynamaya devam etmiştir. Oyunda basit görevleri tamamlayarak seviye atlamaktadır. Belki de onu tatmin eden tek şey budur. Çünkü her zaman ikiz kardeşi Zeren’in gölgesinde kalmıştır; hiçbir zaman onun kadar başarılı, dikkat çekici ya da popüler olamamıştır. Kendini ifade etmenin tek yolunun oyunlar olduğunu düşünüyordur. Dersleri kötü değildir ama ortalama bir öğrencidir.
Aynur Hanım, söylenerek işini bitirir ve oturma odasına geçer. Tam o sırada Zeren,
— Anne, arkadaşlarımla buluşacağım, dışarı çıkıyorum,
der ve kapıdan çıkar.
Aynur Hanım, dış kapıya bakar, sonra yine Açelya’nın odasına yönelir. Sinirle kapıya daha sert vurmaya başlar:
— Öğleni geçtim, akşama kadar mı yatacaksın? Biraz kalk da hareket et, bütün gün yatmakla olmaz!
Açelya sonunda dayanamaz:
— Tamam anne, birazdan kalkacağım.
Aynur Hanım, istediği cevabı aldıktan sonra evi toplamaya başlar. O sırada Açelya zorla yataktan kalkar, banyoya gider. Elini yüzünü yıkadıktan sonra aynaya bakar. Gözlerinin altındaki morluklar gece boyunca oyun oynadığının kanıtıdır. Annesi görürse hemen anlayacaktır. Bu yüzden çekmecesinden az kullandığı fondöteni çıkarır, göz altlarını kapatmaya çalışır. Ancak 12 yaşındaki bir kızın makyajdan ne kadar anlayabileceği bellidir. Üstelik yüzü çok beyaz olduğu için morluklar kapanmaz. Sonunda durumu kabullenir, fondöteni siler ve azar işitmeye hazır şekilde odasından çıkar.
Aynur Hanım, kapının açılma sesini duyar duymaz bakar ve ilk anda kızının gözlerinden uykusuz olduğunu anlar:
— Bütün gece oyun oynadın değil mi? Okul kapanalı daha 15 gün oldu, şimdiden bu hâldesin! Tüm yazı böyle mi geçireceksin? Sabahlara kadar oyun oynuyorsun, sabahları kalkmak bilmiyorsun. Henüz 12 yaşındasın, çok sağlıksız yaşıyorsun. Hiç olmazsa yaşıtlarınla dışarı çık, oyun oyna! Ders çalış demiyorum ama odanda bütün gün kapanıp da oyun oynama.
Mutfaktayım, masada kahvaltı var. Git bir şeyler ye, çay hâlâ sıcak.
Açelya hiçbir şey söylemeden “Tamam” der ve mutfağa yönelir. Çünkü karşılık verirse annesi daha çok konuşacaktır. Annesi iyi bir kadındır ama ev hanımı olarak bazen fazla dırdırcıdır.
Açelya kahvaltısını yaptıktan sonra masayı toplar. Annesini hâlâ temizlik yaparken görünce odasına döner. Aynur Hanım kızının yine odasına gittiğini görünce derin bir nefes alır:
— Bir yolunu bulmam lazım, bu böyle gitmez...
Bir saat sonra...
Aynur Hanım,
— Açelya, ben dışarı çıkıyorum, Nergis teyzene gideceğim. Acıkırsan mutfakta bir şeyler atıştır. Baban bugün geç gelecek, kız kardeşin de dışarıda. Bütün gün o bilgisayarın başında oturma, biraz dolaş,
der.
Açelya içeriden seslenir:
— Tamam anne, merak etme.
Aynur Hanım yine de uyarır:
— Bak, döndüğümde seni hâlâ bilgisayar başında görürsem, o zaman görürsün!
Sonra evden çıkar.
Aynur Hanım, iki kat üstte oturan komşusu Nergis’in evine gider. Orada toplanmış birkaç komşu daha vardır. Her zamanki gibi altın günü yapıyorlardır. Kadınlar Aynur Hanım’ın sinirli olduğunu görünce hemen anlarlar:
— Yine Açelya’yla mı tartıştın?
Kadınlardan biri önerir:
— Neden onu bir kursa göndermiyorsun? Yaz boyunca evde kalmaktansa daha iyi olur.
Aynur Hanım düşünür:
— Geçen yaz denedik ama her seferinde bir bahane bulup gitmedi. Aslında dersleri kötü değil ama evde kalmasını istemiyorum.
— O zaman dans ya da resim kursu gibi bir şey dene, — der biri.
— Bilgisayar başında oturmaktan iyidir.
Aynur Hanım başını sallar:
— Güzel fikir. Uygun bir kurs bulursam bu kez göndereceğim.
Sonra kadınlar kendi sohbetlerine dönerler.
Bu sırada Açelya, bilgisayardaki oyunundan sıkılır ve eline telefonunu alır. Dün gece indirdiği yeni giydirme tarzı oyunu açar. Bu oyun diğerlerinden farklıdır; görevleri tamamladıkça sadece kıyafet değil, takı ve kozmetik gibi ödüller de verir. Görevler kapsamlıdır ve Açelya, mor tül renginde göz alıcı bir eteği almak için saatlerce uğraşır.
Ne kadar oynadığını anlamaz; ancak karnı guruldayınca saatin nasıl geçtiğini fark eder. Annesinin birazdan geleceğini düşünür ve hemen mutfağa gidip bir şeyler atıştırır. Çünkü yine yemek yemeden oyun oynadığını fark ederse, annesi kızacaktır.
Yemekten sonra odasını toplar, telefonunu şarja takar. Şarj bitmese bırakacağı da yoktur. Bilgisayardan sıkıldığı için telefonu kapanınca ne yapacağını bilemez. Sonunda ders masasındaki çizgi romanlarını karıştırır. Bir saat kadar oyalandıktan sonra kapının açılmasıyla annesinin geldiğini anlar. Hemen dışarı çıkar, annesine yardım eder.
Aynur Hanım pazara uğramıştır. Poşetleri mutfağa taşımaya yardım eden Açelya, ne yemek yapılacağını sorar. Biraz önce bir şeyler yediğini söylemesine rağmen hâlâ açtır.
— Yine geç yemek, değil mi? İnşallah çikolata falan sürüp yememişsindir! Dolapta yemek varken neden onları yemiyorsun? Hiç olmazsa bir tost yapsaydın kendine.
— Tost yapmakla uğraşamadım, ne yapayım... Ne yemek yapacaksın? Biraz hızlı yapsan olur mu?
— Tamam tamam, birazdan kalkarım. Sen git televizyon izle ya da dışarı çık.
— Kütüphaneye gitmek istiyorum, bana para verir misin?
— Ders kitabı almayacağını biliyorum, bari o çizgi romanlardan alma da düzgün bir roman al, iki kelime oku, — der annesi.
— Tamam anne, bu sefer roman olacak.
Aynur Hanım yedek kartını çıkarır, uzatır:
— Şifreyi biliyorsun. Çok fazla bir şey alma.
Açelya gülümser:
— Merak etme, en fazla bir iki tane alacağım.
Üstünü değiştirip evden çıkar. Annesi arkasından seslenir:
— Karşıdan karşıya geçerken dikkat et!
Açelya hızla merdivenlerden iner. İki sokak ilerideki kitabevine gider. Oradaki çalışanlar onu tanımaktadır. Gülümseyerek karşılarlar.
— Yeni çizgi romanlarımız geldi, bakmak ister misin?
— Olmaz, annem geçen sefer kızmıştı. Bu kez farklı bir şey arıyorum, — der Açelya.
Personel, yeni gelen bilim kurgu romanlarını gösterir. Açelya birkaç tanesini karıştırır, iki tanesini beğenir ve kasaya gider. Ödemeyi yaptıktan sonra dışarı çıkar, bir süre sokakta dolaşır. Eve hemen dönmek istemez; çünkü erken dönerse annesinin yine bir şeyler söyleyeceğini bilir. Yarım saat kadar boş boş dolaştıktan sonra elindeki kitaplarla evin yolunu tutar.
Eve geldikten sonra, mutfaktan gelen yemek kokusunu aldı. Hemen mutfağa yöneldi. Annesine aldığı yeni kitapları gösterip kartini teslim ettikten sonra, masayı kurmasına yardım etmeye başladı. Tabaklar ve yemekler masaya geldikten sonra, bütün gün dışarıda arkadaşlarıyla oyun oynayan Zeren eve geldi. Eve gelip herkese selam verdikten sonra odasına girip üstünü değiştirdi. O dışarı çıktıktan bir süre sonra dış kapı tekrar açıldı; bu sefer babaları Ahmet Bey gelmişti. Aynur Hanım, eşinin elindeki çantasını alıp,
“Elini yüzünü yıka, yemek hazır. Seni bekliyordum,” dedi.
Ahmet Bey elini yüzünü yıkayıp sofraya geldi. Herkes oturduktan sonra, gün içinde ne yaptıklarını konuşmaya başladılar. Zeren, arkadaşlarıyla dışarıda ne yaptığını heyecanla anlatmaya başladı. Zeren konuşmasını bitirdikten sonra Ahmet Bey dönüp Açelya’ya baktı:
“Peki sen ne yaptın bugün, Açelya?”
Açelya annesine baktı, sonra dönüp babasına,
“Çok fazla bir şey yapmadım. Evde anneme yardım ettim, sonra da kitabevine gidip iki kitap aldım. Bu sefer çizgi roman değil ama roman oldu,” dedi.
Ahmet Bey gülümseyerek,
“Arkadaşlarınla da buluşabilirsin, bütün gün evde vakit geçirme,” dedi.
Açelya başını hafifçe eğdi.
“Okulda yakın olduğum çok arkadaş yok baba, ama ben bir şekilde iyiyim,” diye yanıtladı.