bc

Numara Komşum

book_age12+
78
TAKİP ET
1.7K
OKU
revenge
comedy
sweet
bxg
humorous
mystery
childhood crush
first love
whodunnit
slice of life
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Babacık: Bana Nude atsana kedicik ;)

Kedicik: *fotoğraf*

Babacık: Siktir.

Babacık: Şuan nasıl tahrik olduğumu bilemezsin.

Babacık: Yarın seni öpeceğim, kedicik ;)

-*-

''Gençler! Tüm gece böyle kös kös oturacak mıyız mı ya?''

"Başka ne yapacağız ya?"

O, bunu bekliyormuş gibi hınzırca ellerini birbirine sürttü. "Oyun oynayacağız."

Tanımadığım bir kız "Yok artık, çocuk muyuz biz?" dediğinde kimse onu umursamadı ve bir başka kız çocuğa destekler nitelikte konuştu. "Ne oynayacağız ki?"

Çocuk 32 dişini gösterip gülümsedi.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
0.0
Başlama Tarihini Alalım Plis :) ''Hadi oğlum ya sıra sende.'' diyen Oğuz'un yüzüne boş boş baktım bir süre.  ''Siz ne boş insanlarsınız ya.'' mırıldanırken telefonumu cebimden çıkarttım.  ''Off öyle deme oğlum ya, çok eğlenceli bak.'' Oğuz'a kaşlarımı kaldırıp baktığımda ''Lan bunun neresi eğlenceli? Adama...'' deyip Oğuz'un yanında oturup birasını kafasına diken Can'ı gösterdim. ''Yaşlı bir kadın çıktı lan, az kalsın kadın polise gidiyordu. Siz hiç mi uslanmazsanız aamınkoyayim.'' dedim hepsinin yüzüne tek tek bakıp. Kimse üzerine alınmazken sıkıntıyla nefesimi verdim. ''Mızıkçılık mı yapacaksın şimdi?'' Yeniden bira açan Can'a baktım. ''Alın amınkoyayim, istediğiniz olsun. Ne yapıyorduk şimdi?'' söylene söylene telefonumun ekranını açıp mesajlar kısmına girdim.  ''Numaranın son hanesinin bir üstünü ya da bir altını yaz, o kişiye mesaj gönder.'' dedi Oğuz büyük bir hevesle telefonunu gözlerime dikip. ''Şimdi ne yazayım ben bu numara zıkkımına?'' dedim telefonumun ekranına bakarken. ''Numara arkadaşı o, numara...'' diye beni düzelten Oğuz'u umursamadan ''İşte ne zıkkımsa.'' dedim. ''Selam kedicik yaz.'' Oğuz'la aynı anda başımız Can'a çevrildi. Oğuz kahkaha atıp ''Yaz, yaz...'' diye beni zorlamaya devam ederken nefesimi verip mesajı yazıp gönderdim. 0539***: Selam kedicik. ''Sonuna da gülümseyen surat koysana.'' Oğuz'a göz devirip aynı numaraya gülen surat gönderdim. 0539**: (: ''Kedicik ne amınkoyayim, Adnan Oktar mıyız biz...'' söylene söylene telefonu kilitleyip cebime attım ve biramdan büyük bir yudum aldım. ''Başımıza bir bokluklar bulaşacak sizin yüzünüzden ama hadi hayırlısı...''  Can ile Oğuz beni umursamadan numara arkadaşları ile yazıştıkları mesajları tekrar tekrar okuyup gülüyorlardı.  Bunun neresi komikti? Ulan Can'ın numara arkadaşı yaşlı bir kadın çıkmıştı. Üstelik Can kadını görüntülü aramasaydı yaşlı kadın olduğunu bilemeyecek ve Can kadınla sanal seks yapacaktı. 60 yaşındaki kadının da ne diye w******pı olurdu ki? Bunlar hangi ara kendilerini güncelleyip akıllı telefona geçiş yapmışlardı? Tuşlu telefonda kalıp bizim başımızı belaya sokmasa olmazlardı sanki... Saatin kaç olduğuna bakmak için telefona baktığımda mesaj gelmediğini gördüm.  ''Yanıt geldi mi?'' diye sordu Oğuz telefona baktığımı görünce. ''Hayır.'' diye yanıtladım onu. ''Bak yalan söylemiyorsun demi lan.'' Oğuz şüpheli bir şekilde bana bakarken kaşlarımı çatıp elimdeki telefonu fırlattım ona. ''Siktir git ne yalanı söylücem ben sana...'' Oğuz mesajlara girip tek tik olan gönderdiğim mesaja baktığında yüzü düşmüştü. ''Acaba boşa mı düştü ki numara?'' diye sordu kendi kendine. Ayağa kalktım. ''Neyse ne. Ben gidiyorum, yarın okul var.'' dedim telefonumu Oğuz'dan alıp. ''Az daha dursaydın ya lan, eğleniyorduk şurada ne güzel.'' dedi Can. ''Yok abicim siz eğlenmeye devam edin, ben kaçar.'' dedikten sonra arabama binip eve gittim.  Kısa bir duşun aldıktan sonra kurulanıp altıma siyah bir eşofman giydim ve yatmak için yatağıma gittim. Tam uykuya dalacağım vakit telefonum bildirim sesi yüzünden dalamadım. Telefonu elime aldım. Kimin bana bu saatte mesaj atıp uykumu böleceğine dair bir fikrim yoktu ama eğer bizim çocuklardan birisi olursa -özellikle Oğuz- yarın onun bir güzel ağzına sıçacaktım. Ama ne bizim çocuklardı, ne de bir başkası. Çünkü  mesajı numara arkadaşımdan başka kimse atmamıştı. 0539**: Selam babacık :) 0539**: Uyudun mu? Selam bebeklerim, nasılsınız? Babacık: Tam uyumak üzereydim. Kedicik: Üzdü bu. Kedicik: Eh, sen git uyu madem babacık, bende buradaki ergenokonlarla uğraşayım :( Babacık:  O ergenokonlar kimlermiş bakalım? Kedicik: *fotoğraf* Babacık: Şimdi nasıl rahat uyurum ben kedicik? Kedicik: Uyuma o zaman :D Babacık: Sonra yarın okul beni siksin demi... Kedicik: Kedicik üzgün :( Kedicik: Kedicik mutsuz :( Babacık: Kim üzmüş benim kediciğimi? Babacık: Kediciğimi üzenin götüne sokak direği girsin... Kedicik: Puahahahahahhah, haykırdım. Kedicik: Ohaaaa, en sevdiğim şarkı çalıyor şuanda. Kedicik: Kediciğin dans etmeye gider babacık :) Babacık: Kedicik bensiz kimseyle dans edemez ama... Kedicik: Müzik bitmeden gelirsen hala bir şansın olur :) Babacık: Bu imkansız :( Kedicik: Sen kaybedersin :/ (Görüldü✔✔) Kedicik: Başım kazan gibi. (03.12) Kedicik: İçkiyi fazla kaçırmışım (03.34) Kedicik: Uyudun mu babacık? (03.36) Kedicik: Uyumuş :(  Kedicik: Vay be demek okul kediciğinden önemliymiş, bu beni üzer.  Kedicik: Tarihçi ağzıma sıçacak yarın, hadi hayırlısı(04.02) Babacık: Günaydın :) Babacık: *fotoğraf* Babacık: Görünce aklıma sen geldin. Kedicik: Ama bu çok tatlıııııııııııııı  Babacık: *fotoğraf* Kedicik: Ama bu yine de sana sinirlenmeme engel olmuyor. Babacık: Ben ne yaptım ki şimdi? Kedicik: Kediciğini bırakıp uyudun dün gece :( Babacık: Babacık üzgün, Babacık: Kendini nasıl affettirebilir? Kedicik: Bilmiyore artık, orasını da babacık düşünsün. ;) Kedicik: Ah, olamaz zil çaldı. Babacık beni lanet tarih dersinden kurtarırsa kedicik onu affetmeyi düşünebilir. Babacık: :( Babacık: Benimde zilim çaldı, üzgünüm kedicik. Kaçıramayacağım bir matematik dersim var. Kedicik: Siktir, Kedicik: Matematik dersini bana mı tercih ediyorsun yani? Babacık: Ünlü bir düşünür der ki: ''Bir matematik problemine dalıp gitmekten daha büyük mutluluk yoktur." Kedicik: Beynini S**keyim o düşünürün. Yanlış düşünmüş. Babacık: Hahahahldkshdkahbcksj Babacık: Üzülme, ben sana matematik anlatırım. ;) Kedicik: *fotoğraf* Kedicik: Ben anlatacak birisini buldum bile :) Kedicik: "fotoğraf* Babacık: Buna kas mı diyorsun sen şimdi? Babacık:*fotoğraf* Kedicik: Sen olmadığına kalıbımı basarım. Babacık:*fotoğraf* Kedicik: Atalarımız ne demişler bilir misin? Babacık: Ne demişler? Kedicik: De siktir lo... Kedicik: Bunun sen olduğundan emin miyiz? Babacık: :) Kedicik: Şaka yapmıyorsun değil mi? Babacık: Hayatında ilk defa yakışıklı çocuk görüyorsun, bu kadar şaşırdığına göre ;) Kedicik: Ha ha ha. Şakacı çocuk seniiii (Görüldü✔✔) Babacık: KeDiCik, (13.01) Babacık: Ne yapıyorsun? Kedicik: Kantine gidiyorum, mideme bir şeyler sokmaya Babacık: Başka bir şey ister misin? Kedicik: Ne gibi mesela? Babacık :) Kedicik: Doğuştan mı sapıksın, yoksa sonradan mı böyle oldun? Babacık: Sapık olduğumu da kim söyledi? Kedicik: Sen Babacık: Yooo..Sen öyle anladın. Babacık: Fesatsan ben ne yapabilirim? Kedicik:/ Kedicik: Sen ne yapıyorsun? Babacık: Seninle yazışıyorum :) Kedicik: *fotoğraf* Kedicik: Sen buralarda harcanıyorsun bak. Babacık: Ah sorma sorma... Kedicik: Cidden ne yapıyorsun şuanda? Babacık: Basketbol oynuyorum. Kedicik: Basketbol oynuyorsan nasıl yazıyorsun? Babacık: oynuyordum. Ara verdik. Kedicik: Verdik? Babacık: Arkadaşlarla. Kedicik: Hmm, peki. Babacık: Şuanda elimdeki topu bıraktım, duş almaya gideceğim Babacık: Merak edersen ;) Kedicik: *fotoğraf* Kedicik: Niye merak edeyim ayol Babacık: Kapıyı açık bırakayım mı? Kedicik: Ne kapısı? Babacık :) Kedicik: Sen git kokuşmuş tişörtünü bir çıkar önce ya. Babacık: *fotoğraf* Babacık: Çıkardım :) Kedicik: Mecazen söylemiştim :| Kedicik: Kızların gözü bayram etti :/ Babacık: Kıskandın mı? Kedicik: Ne kıskanıcam be Babacık: Giyeyeyim mi üstümü? Babacık: Kıskanmıyorsan giymemeyeyim. (Görüldü✔✔) Babacık: Tamam tamam giyiyorum, gözün arkada kalmasın. Kedicik: Bilekliğin güzelmiş :) Babacık: Bandana o. (Görüldü✔✔) Kedicik: Tişörtün ne renk? Babacık: Beyaz. Kedicik: Nike baskılı mı? Babacık: Evet de, Babacık: sen nereden bildin? (Görüldü✔✔) Babacık: Siktir Babacık: Sen bizim okuldasın. Yankıhansoy: Yine kırdık ;) 568: Babana girdi şimdi o. 724: Tişörtün olayım giy beni. 134: Meteor düşmüşte haberimiz yok be... 295: Allahım sen beni neyle sınıyorsun, Yarabbim? 963: Allah bana bağışlasın, amin. 295: @963 Ne diyorsun be sen, o sahipli kardeşim. 963: @295 NE! Ne! Neeeeeeee! 456: @963 Sahibi kimmiş knk? 295: @456 Ben :D Saturndekihayaller: Vücudun kadar oynayışında iyi olsaydı geçen haftaki maçta yenilmezdiniz :/ Yankıhansoy: @Saturndekihayaller geçen haftaki maçta yoktum ;) Saturndekihayaller: @Yankıhansoy doğru, kızları kesmekten oynamaya vakit bulamamıştın... 83.627 kişi bunu beğendi. *-* Kedicik: Pişştt. Yankı: Oooooo, kimleri görüyorum kimleriii Yankı: Vallahi gözümden yaş geldi mesaj attığını görünce Kedicik: 31 çekmekten olmasın o. Yankı: Deme be Yankı: O kadar da yokluğa düşmedik kızım Kedicik: 3 deyince inanmış gibi yapıyoruz. Kedicik: 1...2... Yankı: Onu bunu geçte, asıl sen nerelerdesin? Yankı: 3 gün oldu konuşmayalı Kedicik: İşim vardı. Yankı: Ha senin bizim okuldan olduğunu öğrendiğim için değil yani Kedicik: Ne alakası var be... Yankı: Eh söylersin artık kim olduğunu Kedicik: Yooo Kedicik: Niye söyleyeyim? Yankı: Merak ettiğim için olabilir mi? Kedicik: Çok merak ediyorsan kendin bul. Kedicik: Tabi bulabilirsen ;D YankıHansoy: *Fotoğraf* Yankıhansoy: Güzel geceydi :D 564: Maşallah erik de kütür kütürmüş, lol. 798: Sanırım kalbim atmayı bıraktı. 197: Benim gibi mükemmel bir kıza yapılır mı bu be?  321: BU NEEE? 321: NE BU? 321: NEDİR Kİ BUUUU? 456: @321 fotoğraf 628: Aldatmış, yazıklar olsun. Saturndekihayaller: Yazık kafana :/ 75.485 kişi bunu beğendi. -*- Kedicik: Dün gece baya eğlenmişssin. Yankı: Nerden bildin? Kedicik: Attığın fotoğraftan... Yankı: Ha Yankı: Sen onu diyorsun Kedicik: Sen neyden bahsediyorsun? Yankı: Hiç.. Yankı: Sen beni mi takip ediyorsun? Adını söyle istek atayım Kedicik: Yemezler canım, kalsın. Yankı: Ağlamaya gidiyorum, bay Kedicik: 31 çekmeye olmasın o? Yankı: Yoklukta değilim diyorum sana Yankı: İstesem şimdi tuvalet kızla dolar :D Kedicik: Pis Sapık Yankı: Sen bana tripli misin? Kedicik: Nerden çıktı bu şimdi? Sana niye tripli olayım, sen kimsin ki :/ Yankı: Oha sen bana bildiğin trip atıyorsun Yankı: Söyle benim sevgili kediciğim, kendimi nasıl affettirebilirim? Kedicik: Kantindeki tüm çikolataları istiyorum :)  ''Dersin bitmesine kaç dakika var?'' diye sordum önümdeki oturan kıza yerimde kıvranırken. Tuvaletim vardı ve daha fazla tutamayacaktım.  ''15 dakika var.''  Oflayıp parmağımı kaldırdım, hocalardan izin istemekten nefret ediyordum. Dersler o kadar sıkıcıydı ki, zaman geçsin diye sürekli su içip duruyordum bu da benim her derste tuvaletimi gelmesine sebep oluyordu. Hoca ''Tamam git.'' deyince yerimden kalktım. Parmağımı sürekli tuvalete gitmek için kaldırdığımdan dolayı hocalar artık bu duruma alışmış, söz hakkı bile vermeden izin veriyorlardı.  Kapıyı açıp çıkarken hoca arkamdan ''Bir kere de ders için kaldırdığını görsem dişimi kıracağım vallahi...'' diye söylendi. Bu kadar sıkıcı anlatmaları benim suçum mu? Herkes derste olduğundan tuvaletler boştu neyseki. Rahatça işimi hallettikten sonra ellerimi yıkarken telefonumun bildirim sesini duydum. Ellerimi peçete ile kurulayıp gelen mesajı açtım. Yankı'dandı. Yankı: Kantine senin için bir şey bıraktım :) Benim için mi? Benim için ne bırakmış olabilirdi ki? Acaba beni görmek için falan yalan mı atıyordu?  Tuvaletten çıkıp kantine gitmek için adımları merdivenlere yönlendirdim ve basamakaları inmeye başladım.  Büyük ihtimalle benim derste olduğumu sanıyordu. O yüzden sıkıntı olmazdı. Karşılaşsak bile beni bilmiyordu ve bende onu tanımamazlıktan gelirdim. Zaten benim de su almam lazımdı, iyi denk geldi. Kantine girmeden önce etrafa bir göz gezdirdim birisi var mı diye, ama yoktu. Girip satıfcı kadından soğuk su istedim ve parasını ödeyip çıkışa yöneldim. Ama bir masanın üzerinde büyük bir kutu görmem ile ayaklarım oraya yöneldi.  Masanın yanına vardığımda ağzım bir karış açık kalırken masadaki kağıdı elime aldım. Tek bir cümle yazıyordu, Sevgili Kediciğime ;)   Telefonumu elime alıp whatsappa girdim ve Yankı'ya mesaj attım. Kedicik: *fotoğraf* Kedicik: Bunları sen mi bıraktın? Anında çevrimiçi oldu. Yankı: Barıştık mı? Kedicik: Ciddi ciddi kantindeki tüm çikolataları bana mı aldın? Kedicik: Ben şaka yapıyordum. Yankı: Zarar girdik desene, LoL Kedicik: *fotoğraf* Yankı: Yani barışmadık mı? Yankı: Hani beni affedecektin :( Yankı: Babacığını üzüyorsun kedicik:( (Görüldü)  Yankı: Bir teşekkür bile yok muğğğğ?  Yankı: :( Kedicik: (Yazıyor...) Yankı: Ah dur kalbime inme iniyor... Yankı: Şaka gibi yazıyor bee  Kedicik: (Yazıyor...) Yankı: Kızım ne yazıyorsun böyle? Destan mı? Kedicik: Affedeceğimi söylemedim. Yankı: Nasııll yaa Kedicik: Sadece kantindeki tüm çikolataları istiyorum dedim :) Yankı: Yıkılmadıııımm, ayaktayıım. Dertlerimle baş başaaaayııımmm.... Kedicik: Ve bir şey daha diyeyim mi? Yankı: Kaldırabileceğimi sanmıyorum Kedicik: Benim glutene alerjim var... Yankı: Deme deme, nolur deme  Kedicik: Aldığın çikolataları artık kediler yer :) Yankı:/ Yankı: Sen yemeyeceksen siktir etsene Yankı: Moralim bozuldu bak. Ama kendimi şöyle teselli edeceğim: Senin hakkında bir şey daha öğrendim :) Yankı: Yakında kim olacağını bulucam sanırım :D (Görüldü) Yankıhansoy: Açıklama sizde ;) 564: Açıklama bizde ise şunu yaz: ..... 798: Canım baklava çekti atsana bir dilim oradan ;) 197:  Potaya da asılamadı dedirtmeyiz 321: @798 Baklavaları çoktan sipariş edildi bile canısı, haydee başka kapıya.  321: Baklavalarına kurban olduğum  456: Calvin Kleine'in neden seni kabul etmediğini anlamıyorum aqa.. Yankıhansoy: @456 Çünkü başvuru yapmadım ;) 634: Anam daş gibi çocuk doğurmuşlar yaa Saturndekihayaller: @Yankıhansoy ha başvuru yapsan alacaklardı yani? Dİngo'nun ahırıydı ya orası doğru, unutmuşum : 95.746 kişi bunu beğendi. •-• Kedicik: Etrafına bakmaktan ne zaman vazgeçeceksin? Yankı: Etrafa baktığımı görebildiğine göre beni izliyorsun Yankı: ve beni izleyebildiğine göre sende kantinin içindesin  :O (Görüldü✔✔) Yankı: *fotoğraf* Yankı: Sende kantindesin değil mi? Kedicik:  Evet. Kantindeyim.  Kedicik: Ama beni görebileceğin bir mesafede değilim. Yankı: Şu kafam kadar yüzük takan kız sen olamazsın, değil mi? Kedicik: O kadar zevksiz değilim : Yankı: Sarı rengi sever misin peki? Kedicik: Tercih etmem. Siyah ve bordo dururken sarı da kimmiş  Yankı: Pekala. Yankı: Sarı renk ojeli kızı da elediğimize göre, bakalım bu kızlardan hangisi sensin Kedicik: İnsanların niye ellerine bakıyorsun? Yankı:  Çünkü vücuduna dair bildiğim tek şey ellerin Kedicik: Wtf? Yankı: İlk mesajlaştığımız gün bana attığın ilk şey ellerinin fotoğrafı idi. Ona bakarak seni bulmaya çalışıyorum. Kimsenin sahip olamayacağı kadar güzel ellerin var ;) Kedicik: Yavşaman bittiyse eğer, ellerimin fotoğrafı hala galerinde duruyor mu? Yankı: Yes kedicik  Kedicik: Neden? Yankı: Az önce söyledim ya Yankı: (Yazıyor...) Kedicik: Ciddiyim Yankı: Pekala, Yankı: Çünkü seni merak ediyorum Kedicik: Benim neyimi merak ediyorsun? Kedicik: Ya beklediğin gibi birisi değil isem? Yankı: Bir beklentim yok Kedicik: Bir beklentin olmasa etrafındaki her kıza ben miyim diye şüpheli bakmazsın. Yankı: Bu haksızlık Yankı: Sen benim kim olduğumu biliyorsun Yankı: Nasıl göründüğümü, neler yaptığımı... istediğin zaman beni görebiliyorsun ama ben senin adını dahi bilmiyorum. Yankı: Sence de haksızlık değil mi bu? Kedicik: Değil. Kedicik: Ben bir tahminde bulundum, sende bunu doğruladın. Yankı: (yazıyor...) Kedicik: Ya şişko isem? Kedicik: Ya sivilcelerim varsa? Kedicik: Ya kolum senin bacağın kalınlığındaysa? Kedicik: Ya sana attığım fotoğraflar fake ise ve aslında barda olduğumu söylediğim zaman evde pijamalarım ile oturuyor olmuş olsam? Yankı: Bunların hiçbiri önemli değil. Kedicik: Ya gerçekten güzel değil isem? (Görüldü✔✔) Yankı: (Yazıyor...) Yankı: Kilolu olup olmaman veya güzelliğin...bunların hiçbiri benim için önemli değil. Kilolu veya çirkin olmuş olduğunu öğrensem dahi seninle yazışmayı bırakacak değilim, leydim. Yankı: Seninle güzelliğin için sohbet etmiyorum Yankı: Seninle sohbet ediyorum çünkü bunu seviyorum, muhabbetin beni iyi hissettiriyor. Yankı: Eğer kendini benim karşıma çıkacak kadar hazır hissetmiyorsan, okey. Yankı: Sen kendini hazır hissedene kadar beklerim, ama çevremdeki kişileri sen sanmaktan kendimi alıkoyamam. (Görüldü✔✔) Yankı: Bir dakika. Şu elinde telefonu ile sandalyaye ayaklarını koyarak oturan kız sen misin? Kedicik: Seni beklerim demenin üzerinden 10 saniye bile geçmedi. Kedicik: *fotoğraf* Kedicik: Bu kızdan bahsediyorsan eğer, Kedicik: hayır, ben değilim. Yankı: Fotoğrafı çektiğin açıya bakarsak o kızın karşısındaki kişi sensin :o Yankı: Ne yani bunca zamandır 3 masa ilerimde bana sırtın dönük şekilde mi oturuyordun? Ve beni gözetliyordun? (Görüldü✔✔) Yankı: Kapıdan çıkan o kız sensin değil mi? Yankı: Buldum seni kedicik :)  Genç oğlan arkadaşlarıyla oturduğu masadan hızlıca kalkarken masadaki kişiler onun bu hareketi karşısında sadece arkasından bakmak ile yetinmişlerdi. Yankı, kantinden hızla çıkıp etrafına baktı. Haftalardır onunla mesajlaşan kişiyi bulduğu için hem çok heyecanlı hemde çok sevinçliydi, sonunda onun kim olduğunu öğrenebilecekti ve bu riski kaybetmeyi göze alamazdı. O yüzden gözleri etrafta dolaşıp kızı bulmaya çalıştı. Hızlı adımlarla bahçeye çıkan kızı görünce gülümseyip koşmaya başladı ve o da kızın ardından bahçeye çıktı.  Çoğu kişi öğlen olduğu için kantinde yemek yiyordu bu yüzden de bahçede tek tük öğrenciler vardı.  Yankı, merdivenlerden inen kızın peşin sıra inip aniden kızın arkasında kollarını doladı ve ona sarıldı. Kulağına eğilip ''Buldum seni kedicik,'' diye fısıldadı.  Dumura uğrayan genç kız ise bir süre bekledikten sonra olayların yeni farkına varıp dönüp çocuğa baktı. Genç çocuk ise kızın güzelliği karşısında gözleri parladı ve ona gülümsedi.  ''Benden saklanabileceğini mi sandın kedicik?''   Kızın gözleri büyürken oğlanın gülümsemesi yüzünde genişledi. Hala oğlanın kolları arasında olan genç kız ise ellerini oğlanın göğsüne koyup ittirdi ve birkaç adım gerileyen bu çocuğun yanağına tokatı bastı.  Yankı beklemediği bu ani hareket yüzünden gülümsemesi yavaşça soldu ve gözleri sonuna kadar açılıp istemsizce eli az önce baskı hissettiği yanağına gitti.  ''Ne saçmalıyorsun be? Ne kediciği? Ne saklanması? Manyak mısın nesin kardeşim, git başkasına bulaş.'' diyen genç kız geriledi ve arkasını dönüp ona şaşkın gözlerle bakan bir kız grubuna elini sallayıp arkasında oğlanı bırakarak arkadaşlarına doğru ilerledi. Hala eli yanağında olan Yankı neler olduğunu anlamamıştı. Onu mesajlaştığı kedicik sanmıştı, ama öyle değil miydi? Kantinden çıktığı ilk anda hemen o da kızın arkasından çıkmıştı ve onun bahçeye ilerlediğini görmüştü. Hatta kızın hızlı adımlar attığını görünce ondan kaçmaya çalıştığını sanmıştı, ya bu kız kedicikti ve onu tamımamazlıktan geliyordu ya da bu kız kedicik değildi ve oğlan çok pis çuvallamıştı. Tam o sırada telefonuna bildirim geldi. Oğlan telefonu açıp whatsappa girdi ve gelen mesaja tıkladı. Kedicik: *fotoğraf* (Fotoğraf temsilidir;) Kedicik: Ben sanıp sevgilisi olan bir kıza arkadan sarılmak mı? Kedicik: Çok pis çuvalladın Babacık, hemde çok pis :D Babacık: Ama ama ama....Nasıl olur? Babacık: Sen çıktıktan hemen sonra arkandan çıktım ben senin Babacık: Seni kaçırmam imkansızdı Kedicik: Çıktığımı kim söylemiş :) Babacık: Nasıl yani? Ama o fotoğrafta Babacık: (Yazıyor...) Kedicik: Sana attığım her fotoğrafı benim çektiğimi sanma olur mu? Yoksa bu gidişle okuldaki tüm kızlara yavşayacaksın :D Babacık: Beyin offline... Kedicik: Ajsalkjdskbhshjs Şuan ki surat ifadeni keşke sende görebilsen Yankı, Kedicik: Kahkaha atıyorum resmen. Kedicik: Etrafa bak bak belki görürsün beni :/ Kedicik: Bugünde sana mı yaksak be? Babacık: Yakalım yakalım, hemde en alasından. Babacık: Hatta yakmayalım, içelim bugün. Çok pis rezil oldum :( Kedicik: Olsun bee,  Kedicik: en fazla ne olabilir ki? Çok çok gelir kızın sevgilisi seni döver hahahha Babacık: Sondaki kötü kadın gülüşü müydü? Kedicik: Tam üstüne bastın Yankı Bey ;) Babacık: Sıçtık desene •-• Son ders zili çalmış çoktan öğrenciler çıkarken ben sıramda oturmuş okulun boşalmasını bekliyordum. Yani aslında boşalmasını demek doğru olmaz, daha çok çoğu öğrencinin çıkmasını bekliyordum. Çünkü okulun çıkışı resmen bir savaş meydanı gibiydi, çıkışınız olurda bir daha girişiniz olmazdı.  Çantamı topladıktan sonra hala okul dolu doluyken vaktin geçmesi için telefonumu çıkardım ve Yankı ile mesajlaşmalarımıza girdim. Ben sanıp başka bir kıza sarıldıktan sonraki yüz ifadesi aklımdan çıkmıyordu, çocuk resmen hayatının şokunu yaşamıştı.  Eh, o da herkesi ben sanıp peşinden gitmesin o zaman. Öğle arası kantinde tüm kızlara bakıp ben olup olmadığımı ayırt ederken her kızı ben sanması canıma tak etmişti. O yüzden en son ben sandığı kızın karşısında oturan arkadaşına mesaj atmış ve arkadaşını gizlice çekip bana göndermesini istemiştim. Kız ile bir aralar aynı serviste olduğumuzdan çokta sorgulamamış ve dediğimi yapmıştı. Kızın bana attığı fotoğrafı alıp Yankı'ya attığımda beni bulduğunu sanıp çok fazla heveslenmişti. Yazık. Ama biraz daha kantini süzse beni görebileceğini biliyordum, bu riski göze alamazdım. Henüz onun karşısında çıkmaya hazır değildim. Yankı'nın kızın peşinden kalkıp gideceğini bildiğimden bana fotoğraf atan kıza bahçede arkadaşlarının onu çağırdığı yalanını söylemiş ve masadan kalkıp kantinden çıkmasına neden oldum. Bir bakıma yalanım tutmuştu da, bahçede gerçekten arkadaşları vardı. Böylelikle o beni fark etmeden kantinden kolayca çıkmış oldum. ''Şşşt güzelim, napıyorsun sen ya?'' diye ne zaman dibime geldiğini bilmediğim çok sevgili sınıf arkadaşım olan Ece konuştuğunda mesajlara daldığımdan dolayı fark etmediğim için irkilmiştim.  Baş parmağımı damağıma götürüp bastırırken ''Ulan hayvan herif sana kaç defa diyeceğim yanıma gizli gizli gelme diye? Şerefsiz korkuyorum diyorum sana....'' diye çıkıştım. ''Oy oy oy...benim biricik arkadaşım korkmuş mu benden? Oy ben sana kıyamaaaammmm..'' diyerek yanağımdan makas aldı.  ''Kafana çarpcam bir tane göreceksin oy'u sen.''  O sırada elimden telefonumun birden alınmasıyla dumura uğramış gibi kaldım bir süre. Elimden telefonumu çalıp mesajlarımı okuyan Pelin'i gördüğümde fare görmüş kedi moduna geçmiştim anında.  ''Ver lan telefonumu!'' diyerek yerimden kalkıp Pelin'in üzerine atlayacakken Ece önüme geçti ve engelledi beni. ''Vay vay vay ablamız bir erkekle konuşuyormuş, Ece. Ben şok.'' Ece Pelin'in bu sözüne kafasını baykuş gibi 180 derece döndürüp kocaman gözlerle baktı. ''Şaka mı yapıyorsun? Bu kız,'' önce  beni gösterdi sonra da Pelin'in elinde duran telefonumu gösterip ''Erkek? Konuşmak? Ben şok, ben iptal. Ulan iyi bak kız olmasın konuştuğu kişi?'' diye hayretle konuşan Ece'nin kafasına şaplağı indirdim. ''Yok knk bir insan niye kız arkadaşını Babacık diye kayıt etsin ki? Erkek bu erkek besbelli erkek olduğu.'' ''Babacık diye mi kayıt etmiş? Yuh!'' Ece'nin kafasına bir şaplak daha indirip bağırdım. ''Verin lan telefonumu! Sizene kimle konuşuyorsam!'' Ece'yi göğsünden itip Pelin'e doğru ilerlediğim sırada Pelin tek omzuna asılı çantasını sıkıca kavrayıp koşmaya başladı.  ''LAN! PELİN! GERİ VER LAN TELEFONUMU! ŞEREFSİZ!'' ''Kanka valla kusura bakma, ben bunu kim olduğunu öğrenmezsem çatlar ölürüm, bu gece gözüme bir gram uyku girmez, eve gidince menepoza girerim ben kesin. Bugünlük telefonuna veda eetttt!'' diye konuşarak koşan Pelin'in arkasından ben koştum, benim arkamdan ise Ece koştu.  ''ULAN SENİ BİR ELİME GEÇİREYİM GÖSTERCEM BEN SANA MENEPOZU!'' ''Knk sen sevgili yaptın da bize mi söylemiyorsun?'' diye peşimden koşup konuşan Ece'ye bağırdım. ''LAN NE SEVGİLİSİ, ARKADAŞIM O BENİM! PELİN! KAÇMA LAN İT!'' Ece nefes nefese kalmış bir şekilde koşmayı bırakıp ellerini dizlerine yasladı ve eğilip nefes almaya çalıştı.  ''Koş koş Pelin, tabana kuvvet kızım! Yalan söylüyor bu şerefsiz, arkadaşmışmış... götümün arkadaşı.'' Ece sesini sona doğru kıstığında durmasına rağmen yine aramızda çok mesafe olmadığı için duymuştum.  ''DUYDUM SENİ ECE! BEKLE GERİ DÖNÜCEM BEN SANA!'' Pelin okul kapısından çıkıp bahçeye inerken bende yavaş yavaş yürüyen öğrencileri iteleye iteleye bahçeye çıkmaya çalıştım. ''Ulan kaplumbağa bile sizden daha hızlı, hızlanın be biraz.'' Kapıdan çıktığımda gözlerimle Pelin'i aradım. Ama onu aramam çok uzun sürmedi çünkü salak gibi bahçenin ortasında durmuş telefonuma bakıyordu. Eğer telefonuma sürekli basıp ekranına dokunmadıysa ekran süresi yüzünden çoktan telefonum kilitlenmiş olmalıydı ama yinede tedirgin olmadan edemedim.  Merdivenlerden hızla inip sessizce Pelin'e yaklaşma niyetindeydim ki Ece'nin sesi tüm büyüyü bozdu. ''Pelin kaç, ecelin geliyor!'' Pelin kafasını telefonumdan ayırınca ona doğru koştuğumu gördü ve tekrar koşmaya başladı. Ulan bir insan hiç mi yorulmazdı? Benim dalağım şişmişti resmen.  ''ULAN ŞEREFSİZİN ÇOCUĞU! KAÇMA LAN, KAÇMA!''  ''Babam bunu duysa çok üzülürdü, knk!'' diye bana bağıran Pelin'e ''NEYSEKİ BABAN BENİ SENDEN DAHA ÇOK SEVİYOR!'' diye karşılık verdim.  En sonunda nefesim tükendi ve birkaç saniyeliğine nefes almak için durdum, Pelin'de durmuştu. Bir grup çocuğun ortasında durmuş saklanıyordu. Aklınca görünmediği falan sanıyordu herhalde, yazık. Koşmadan ama hızlı adımlarla çocukların yanına gidip birisini kolundan tuttum ve çektim. Tam ortalarında elleri dizlerinde kesik kesik nefes alan Pelin yavaşça başını kaldırıp bana baktı ve ''Aha sıçtık.'' dediği an ellerini iki yana kaldırıp ''Valla ben masumum...okumadım ki hem mesajları.'' dediğinde kaşlarımın tekini havaya kaldırıp ellerimi belime koydum ve ona baktım. ''Tamam, birazcık, ufacık, azıcık ucundan okumuş olabilirim...'' sinirle nefes aldığımı duydu ve hızla konuştu. ''Ama yemin ederim ki hiç bir şey anlamadım. Hem o sırada koşmakla meşguldüm, nasıl okuya-'' ''TELEFONUM NERDE LAN ?''  Avucumu açıp elimi öne uzattım ve telefonumu vermesini bekledim. O ise ellerini yavaşça indirdi ve elleriyle oynamaya başladı. Sıçtık. Pelin elleriyle oynuyorsa kesin bir şey yapmıştır.  ''mmm...şey...'' ''Mmmm, ney Pelin?'' ''Knk senin telefonun ömre bedel ya,'' ''NE!'' Herkes bağırmam ile irkilmişti, yanımızdaki çocuklar bile. ''NE DEMEK SENİN TELEFONUN  ÖMRE BEDEL? PELİN?'' ''Knk sen aniden merdivenlerden inip beni burada kovalayınca bende heyecanlandım sonra...'' ''SONRA?'' ''Sonra şey oldu...'' ''Kızım, adamı hasta etmede söyle işte ne oldu?'' ''Knk telefon elimden kayıp düştü şuraya bir yerlere, geri dönüp alamadım da sen beni kovalıyorsun diye.'' Pelin olabildiğince masum rolüne bürünüp hatasını bir çocukmuşçasına tatlı tatlı anlatıyordu. Ellerimi iki yana açıp gökyüzüne kaldırdım. ''EY Yarabbim, Ey güzel Allahım, Bu Pelin'lerin hepsi mi salak olur?'' ''Ayıp oluyor ama-'' diye konuşmaya çalışan  Pelin'e ateş saçan gözlerimle bakınca sustu ve bakışlarını kaçırdı.  ''Telefonumu bulmak için 10 saniyen var Pelin, Yoksa...'' ileri doğru bir adım attım ve üzerine eğildi. ''Yoksa?'' diye sordu o da titreyen sesiyle. ''Mezar taşına ne yazdırmamı istersin?'' Yutkundu. Korkmuştu benden. Korkmalıydı da. Arkamdan bir erkek sesi Pelin ile bakışmamızı kestiğinde Pelin öldürücü bakışlarımdan kurtulduğu için yüzüne bir rahatlama gelmişti. ''Pardon?'' dedi çocuk.  Pelin'e yandan bir bakış atarken çocuğa ''Ne var? Ne istiyorsun?'' diye sinirli sinirli soluyarak döndüm. ''Bu telefon sizin sanırım. Arkadaşınız koşarken düşürdü de.'' Çocuğun yüzüne bakmadan eline baktığımda telefonumun sağlam bir vaziyette w******p'ı açık bir şekilde görünce hem kırılmadığı için hemde sonunda elime ulaştığı için mutlu olmuştum.  Telefonuma uzanıp çocuktan aldım ve sonunda rahatça derin bir nefes aldım. Ama teşekkür etmek için başımı kaldırıp çocuğa baktığımda bu aldığım derin nefesin ciğerlerime değil de götüme gittiğine adım kadar emindim.  Karşımda 1.91 boyu ile durmuş bana tepeden bakan Yankı da bunun  ispatıydı.  -•-

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

KAKTÜS| Texting

read
3.5K
bc

TYLER (Cherry 2)

read
6.0K
bc

KIRIK ANILAR MAHZENİ

read
4.2K
bc

Çobanaldatan

read
2.2K
bc

Yasak Sevda

read
90.7K
bc

Zor Ajanlar

read
1.5K
bc

PRENSİN KORUMASI

read
13.4K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook