Salonun ortasında, ağır perdelerin arasından süzülen ay ışığıyla karışan loş ışık, ortamı adeta bir tiyatro sahnesine çevirmişti. Zeynep’in kalbi hızla çarpıyordu; Efe'nin parmakları paketi sıkıca kavrarken içindeki merakla korku birbirine karışmıştı. Efe, her zamanki soğukkanlılığıyla mührü kırdı. Çıt sesi salona yayıldığında, herkes nefesini tutmuştu. Kutunun içinden bir zarf çıktı. Siyah renkte, kalın kâğıttan yapılmıştı. Üzerinde ne bir adres, ne de bir imza vardı. Yalnızca zarif ama sert bir el yazısıyla yazılmış kısa bir cümleydi. “Gerçekleri neden Zeynep’e söylemiyorsun?” Zeynep’in gözleri şaşkınlıkla açıldı. Dudakları titreyerek fısıldadı. " Gerçekler mi?" Efe zarfı elinde sıkarken yüzünde belirsiz bir gerginlik belirdi. Çenesindeki kaslar kasıldı, gözleri bir anlığına kar

