38.Bölüm(Düğün Part 2)

2612 Kelimeler
Medya :Öykü TÜRKOĞLU Keyifli okumalar.... Muhteşem geçen düğün gecemiz bütün hızıyla devam ederken Uras ile birlikte tebrikleri kabul ediyorduk. Bütün bakışlar benim üzerimdeyken Uras bir yerimin açılması düşüncesiyle biran olsun gözlerini üzerimden çekmiyordu. Gece boyunca kaç kez söylendiğini inanın bir yerden sonra saymayı bırakmıştım. En son o da pes etmiş ve artık söylenmemeye başlamıştı. Şimdi ise bizim için hazırlanan masada oturmuş, eğelenenleri izliyordum. Kızların eğlendiğini gördüğümde Uras'a döndüm. "Bende oynamak istiyorum Uras." dediğim anda Uras tek kaşını kaldırıp yüzüme baktı. "Unut onu Öykü. Bu kadar insanın içinde sana göbek attırtıcak değilim." dediğinde dudağımı büzdüm. Bu hayatta Uras kadar katı kurallı biri yoktu sanırım. Bıkkınlıkla nefesimi dışarı verdim. Ama benimde pes etmeye niyetim yoktu. Kendi düğünümde oynamayacak değildim. Elimdeki son kozu kullanmayı denedim ve Uras'a dönüp konuşmaya başladım. " Ama kocacığım bugün benim en mutlu günüm. Bende arkadaşlarım gibi eğlenmek istiyorum." gözlerini kıstı ve suratıma baktı. Yavaşça kulağıma doğru eğildiğinde bende ona yaklaştım. " İnan ki bu hayatta duyduğum en güzel sözlerden biri kocacığım. Ama bu beni ikna edebileceğin anlama gelmez. O yüzden karıcığım beni ikna edebileceğini düşünme. Bu kadar milletin içinde seni o pistte göndermem." yüzümde gülümsemeyle söylene söylene Uras'tan ayrıldım. Misafirlere ayıp olmasın diye Uras'a sinirlenemiyordum bile. Seçil'in gülerek yanımıza doğru geldiğini gördüğümde ayağa kalmak için hamle yaptım. Uras hemen bileğimden tuttu. " Öykü sakın. " Uras'a sahte bir gülücük gönderdikten sonra tebessümle misafirlere doğru baktım. "Tamam Uras" dedim ve arkadaşıma döndüm. "Uras bey eğer izniniz olursa-" Uras elini kaldırdı. Seçil'in demek istediği şeyi çoktan anlamıştı. "Mümkün değil Seçil." Anında Seçil'in bakışı beni buldu. Ona omuz silkmek zorunda kaldım. Bu duruma arkadaşım oldukça üzülmüştü sanırım. Yanımızdan ayrılan Seçil'in arkasından öylece bakakaldım. Sakin ve üzgün bir şekilde yerime oturduğum sırada Uras'ın bakışları beni buldu. Sandalyesini benim sandalyeme biraz yaklaştırdıktan sonra kulağıma eğildi. " Ne olur asma o güzel yüzünü Öykü. Bugün bizim en güzel günümüz ama beni de anlamanı istiyorum. Burada ki çoğu insan benim emrimde çalışıyor. Onların karşısında karımı oynatamam. Her zaman TÜRKOĞLU soyadının bir ağırlığı olmalıdır. Artık sende TÜRKOĞLU olduğuna göre buna saygı duy ve oynamak isteme. Ama yok illa oynamak istiyorum dersen, benim istediğim müzikte, tabi ki benim eşliğimde ilk ve son kez oynayabiliriz. " hayretler içerisinde ona baktım. Uras benimle birlikte mi oynayacaktı? " Ç-çok isterim ama ne oynayacağız? " diye sorduğumda gülümsedi. " Harmandalı ne dersin? " göz kırptığında gülümsedim. Çok iyi bilmesemde Uras'a eşlik edebilirim diye düşünüyordum. "Olur" dediğimde masanın üzerinde duran elimi öptü sonra ayağa kalktı. Gözleriyle birini aramaya başladığı sırada Emir'i gördü. Başıyla işaret verdiğinde Emir koşarak yanımıza geldi. Kulağına birşeyler söyledikten sonra Emir başını sallayıp yanımızdan ayrıldı. Uras sanırım Emir'e bizim oynayacağımızı söylemişti. Birkaç dakika sonra çalan şarkı bitti ve pistteki herkes boşaltıldı. Şaşkınlıkla olanları izlerken Uras'ın bana uzattığı eline baktım. Yavaşça ayağa kalktım ve bana uzatılan eli tuttum. Pistin ortasına geldiğimizde Uras elimi bıraktı ve çalan müzikle birlikte kollarını açıp oynamaya başladı. Hayranlıkla Uras'ı izlediğimde onun gözlerimin içine içine bakarak oynaması dikkatimi çekti. Bu haline gülümsedim. Bende kibar bir şekilde kollarımı kaldırdım. Ardından Uras 'ın sert bakışları ve dik duruşuyla birlikte ona eşlik etmeye başladım. Şuan herkesin gözü eminim ki bizim üzerimizdeydi. Bu beni biraz heyecanlandırsa da aldırış etmeden oyunuma devam ettim. Uras' ın büyük bir ustalıkla kollarını havaya kaldırıp indirmesi beni şaşırtmıştı. Onun bu konuda becerikli olmasına gerçekten şaşırmıştım. Bu oyunu nereden öğrendiğini kesinlikle soracaktım. Uras'ın herkesin içinde benimle oynamak istemesine şaşırmıştım ama nedwn istediğini şimdi anlayabiliyordum. Bu konuda kesinlikle usta gibiydi. Uras yavaşladığında bende kollarımı yavaşça yanıma indirdim. Sanırım bitti dediğim anda Uras ceketini çıkarıp uzattı. Emir hemen Uras'ın elindeki ceketini aldı ve pisttin ortasından ayrıldı. Uras tekrar kollarını kaldırdığında hayranlıkla ona bakmaya devam ettim. Etrafımda büyük adımlar atmaya başladığında gözlerini üzerimden çekmedi. Bende tıpkı onun gibi gözlerimi ondan ayırmadım. Ardından tekrar Emir'in elinden ceketini alıp omzuna attı. Neden çıkarttıktan sonra ceketini tekrar istediğini anlayamamıştım. Yavaşça bana yaklaştı ve tam önüme eğilip dizinin tekini yere koydu. Peşine ritmik hareketlerle elini önce yere sonra göğsüne ardından başının üzerine koydu. Gülümsediğimde elini ceketinin cebine sokup içinden bir tane gül çıkardı. Ağzım açık yüzüne baktığımda, gülü bana uzattı. Hiç beklemediğim bir anda gördüğüm gül ile gülümsedim. Elinden gülü almıştım ki ayağa kalktı ve alkışlar eşliğinde alnımdan öptü. Herkesin içinde bana gül vermesi gururumu okşamıştı. Ardından kulağıma fısıldadı. "Sen ol da; İster yâr ol, ister yara. Lütfun da başım üstüne, kahrın da" (Şems-i Tebrizi) ************************** Herkes yavaş yavaş salonu boşaltırken, Uras ile misafirlerimizi uğurladık. Günün yorgunluğunu geçen her dakika daha çok hissediyordum. Egemen ve Hilal yakışıklı oğulları ile yanımıza doğru geldiğinde hemen kollarımı uzattım ve Hilal'in kucağındaki Can'ı aldım. Üstündeki küçük damatlığı ona çok yakışmıştı. "Can düğünün en yakışlıksı erkeği idi sanırım ." dedim ve Uras'a göz kırptım. Bana gülümsedikten sonra kolunu omzuma koydu. "Benden sonra evet." dediğinde Egemen'in şen kahkasıyla birlikte bizlerde güldük. "Aynı bana çekmiş. Oğluma laf söyletmem kardeşim. Babası gibi çok yakışıklı benim oğlum." demişti ki Hilal'in bakışları Egemen'e döndü. "Annesinin hiçbir etkisi yok yani. Öyle mi Egemen?" Egemen birden afalladı. "Yok hayatım ben öyle demek istemedim. Tabi ki seninde payın büyük ama oğlum bana benziyor ya ondan öyle söyledim." Egemen'in durumu düzeltmeye çalıştığını gördüğümüzde, Uras burnunu sıktı ben de dudaklarımı birbirine bastırdım. "Bunu başbaşa iken konuşalım Egemen." Hilal'in alıngan davranmasına daha fazla kendimi tutamadım ve gülmeye başladım. Hepsi bana baktıklarında utandım ve başımı eğip Can'ı öpmeye başladım. Ardından ciddi bir şekilde konuştum. "Pardon" dediğimde Uras kahkaha attı. Egemen hemen araya girdi ve söylenmeye başladı. Egemen'in Hilal'den çekinmesi çok tatlıydı. "Kardeşim sen yapma bari." dediğinde Uras başını sallayıp Egemen'in omzunu sıktı. "Her neyse. Sonuçta Can benim gibi çok yakışıklı ve sanırım amcasına çekmiş." Uras'ın söylediği sözle herkes ona döndü. Uras'ın kendine pay çıkarmasına şaşırmıştık. "Aman Allah'ım" diyen Hilal kucağımdan Can'ı aldı. "Benim oğlum, ne babasına ne de amcasına benziyor. Hem sizden geçmiş artık. Benim oğlumu kendinizle kıyaslamayın.Haksız mıyım Öykü? " Uras sorarcasına yüzüme baktı. Ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Hemen Uras'ın koluna girdim. "Yani Can sizden daha yakışıklı olacak gibi duruyor." dediğimde Hilal ben söylemiştim der gibi baktı. "Neyse bu konu çok uzamadan biz otele gidelim." Egemen'in alınmış bir şekilde söylediği söz üzerine Uras'ın kolundan çıktım ve başımı eğdim. "Otelde mi kalacaksınız?" Uras'ın sorduğu soruyla gözlerimi kapatıp sıktım. Bu gece için otele gitmeye karar vermişlerdi sanırım. Herkesin bugün olacaklardan haberi vardı. Şuan yer yarılsada içine girsem tabiri tam da beni anlatıyordu. "Evet kardeşim. Yarın sabah Dubai'ye döneceğiz. Duyduğuma göre sizde oraya gelecekmişsiniz." Egemen'in sorduğu soruyla Uras bana döndü. "Yarın akşam orada oluruz değil mi Öykü?" Uras'ın sorduğu soruyla önce Hilal'e sonra Uras'a baktım. "Evet yarın akşam Dubai'de oluruz." şuan yanaklarımın kızardığına emindim. Balayı için oraya gideceğimizi bile biliyorlardı. "O zaman hiç vedalaşmayalım. Zaten orada görüşeceğiz." derin bir nefes aldım. Hilal utandığımı anladığında göz kırpıp hemen araya girdi. "Can'ın uyku saati çok geçti. Hadi artık gidelim Egemen." Hilal'e gülümsedikten sonra sarılıp vedaştım. Uras Egemen'leri kapıya kadar uğurladığı sırada Emir'in yanıma gelmesiyle ona döndüm. "Öykü Hanım hayırlı olsun. "dediğinde gülümsedim. " Teşekkür ederim Emir. " gülümsediğinde Uras yanımıza geldi. Emir , Uras'ı gördüğünde ellerini önünde birleştirdi. "Emir Öykü'nün arkadaşlarını eve bırak." "Tamam abi." boş olan salonda kızları aramaya başladım. Onları gördüğümde elimle gelmelerini işaret ettim. Yanımıza gelen kızlara tek tek sarıldıktan sonra Emir' in onları bırakacağını söyleyip yanımızdan uğurladım. Artık herkes gitmişti ve bizim mutluluğumuza şahit olan salon bomboş kalmıştı. "Artık evimize gidelim mi?" heyecanla Uras'a baktım. "Gidelim." dediğim anda kolunu omzuma attı ve beni kendisine doğru çekti. Dışarı çıktığımızda yüzüme çarpan soğuk havayla ürperdim. Kasım ayının başlarıydı ve artık kış geldi diyebilirdik. Uras üşüdüğümü anladığında, söylene söylene üzerindeki ceketini çıkarttı ve omuzlarıma koydu. "Seçtiğin gelinliğin üst kısmı olmadığı için üşümen normal Öykü." bana laf soktuğunda gözlerimi devirdim. "Bu konuda anlaştığımızı düşünüyordum Uras" gözlerini kısıp yüzüme baktı. Sonra cevap vermeden arabaya doğru yürüdü. Bende gelinliğimin eteğini biraz topladıktan sonra Uras'ın peşinden arabaya doğru yürüdüm. Kapımı Uras'ın açmasıyla arabaya bindim. Araba eve doğru ilerlerken zangır zangır titrediğimi farkettim. Bu titreme üşüdüğüm için değildi çünkü Uras arabaya bindikten sonra hemen kaloriferi açmıştı. Ona belli etmemeye çalışsamda gerçekten korkuyordum. Daha önce hiç deneyimim yoktu ve aynı zamanda ne yaşayacağım konusunda da fikrim yoktu. Bu gecenin nasıl olacağını ve canımın yanıp yanmayacağını bilmiyordum.Elimin üzerine dokunan el ile yerimde sıçradım. "Biraz sakin olur musun? Bu kadar stres olup düşünmene gerek yok. Eğer kendini hazır hissetmiyorsan olmak zorunda da değil Öykü. Sen hazır olana kadar be-" hemen araya girdim. "Hayır bugün olması lazım." dediğimde söylediğim söze gözlerimi kocaman açtım. Hemen lafı toparlamaya çalıştım. "Yani daha sonra cesaret edemem. Ben bugün senin olmak istiyorum Uras" dediğimde gülümsedi ve beni onayladı. Eve geldiğimizde arabadan indim. Bahçeye baktığımda heryer sessizdi ve kapıda bizi karşılayan korumalarda yoktu. "Burası neden bu kadar ıssız? Hem korumalarda nerede? " Uras arabanın kapısını kapattıktan sonra yanıma geldi. Omzumdaki ceketi çekiştirerek konuşmaya başladı. "Bugün bu evde bir tek ikimiz varız. Herkese, biz Dubai'den dönene kadar izin verdim." Uras'ın gözlerinin içine baktım. Evi bizim için mi boşaltmıştı? Alıcı gözlerle bana bakan Uras belime elini koyup eve doğru ilerlememi sağladı. Eve girdiğimizde omzumun üzerindeki ceketi çıkarttım ve kanepenin üzerine bıraktım. Daha fazla dayanacak gücüm kalmadı ve ayağımdaki topuklu ayakkabılarımı da çıkarttım. Bütün gece bu ayakkabıların üzerinde resmen işkence çekmiştim. Söylene söylene Uras'a yaklaştım. "Ayaklarım çok ağrıyor." diyerek dudağımı büzdüm. Uras'ın yanına gider gitmez, birden beni havalandırdı ve kucağına aldı. Neye uğradığımı şaşırdım. Uras'ın yüzüne bakıp şaşkınca sordum. "Uras ne yapıyorsun?" hiç beklemeden cevap verdi. "Sen değil miydin ayaklarım ağrıyor diyen güzelim? İşte bende seni taşıyorum." başımı geriye doğru atıp kahkaha attım. " Beni çok şımartıyorsun ama çok istiyorsan, taşı madem" dediğimde Uras beni merdivenlerden çıkarmaya başladı. Odanın kapısının önüne geldiğimizde Uras beni kucağından indirmeden, dirseği ile kapıyı açtı. Ayaklarım yere değer değmez bacaklarımın titrediğini hissettim. İşte şimdi başbaşa odaydık. Uras kapıyı kapattıktan sonra yanıma geldi ve ellerini kollarıma koyup alnımdan öptü. "Titriyorsun Öykü. Eğer istersen son-" başımı hızlıca sağa sola salladım. "Hayır Uras lütfen hazırım ben. Sadece biraz heyecanlıyım o kadar." gülümsedi. Yüzüme gelen saçımı kulağımın arkasına doğru attı. Sonra saçlarımı ellerinin arasında toplayıp diğer omzuma koydu. Ardından açıkta kalan omzumdan öpmeye başladı. Huylanıp titrediğimde Uras gülümsedi. Yavaş yavaş omzumdaki dudakları boynuma doğru çıktı. "Çok güzelsin Öykü. Ben sana nasıl doyacağım bilmiyorum." boynumu öperken söylediği sözlerden sonra başımı çevirip bende onun boynundan öptüm. Bu onun hoşuna gitmiş olacak ki başını boynumdan kaldırdı ve yüzüme baktı. Başımı yere eğip ellerimle oynamaya başladığım sırada çenemden tuttu. Gözlerimin içine bakarak bana doğru yaklaştı ve dudaklarımı öpmeye başladı. Ona karşılık vermeye başladığımda elini açıkta kalan sırtıma koydu. Kendine biraz daha çektikten sonra sırtımı okşamaya başladı. Dakikalar geçtikçe kendimi Uras'ın kolları arasında daha da rahatlamış hissediyordum. Sebebini anlayamamıştım ama beni öpmesi heyecanlandırmak yerine rahatlatıyordu. Sırtımda ki eli fermuarıma doğru indiğinde nefesim kesildi. Kendimi geri çektiğimde Uras'ın biraz bozulduğunu hissettim. Bunu hiç istemiyordum. Tekrar dudağını öpmeye başladığımda ilk önce tepki vermedi. Pes etmedim ve onu öpmeye devam ettim. Ardından bana eşlik etmeye başladı. Bir süre sonra eli tekrar fermuarıma gittiğinde sımsıkı gözlerimi kapattım. Yavaş yavaş indirdiği fermuarımın sonuna geldiğinde gelinliğim üstümden düştü. İşte şimdi Uras'ın karşısında iç çamaşırımla kalmıştım. Tam geri çekilecekti ki elimi yüzüne koydum ve ona engel oldum. "Bakmasan olmaz mı?" keyifli bir şekilde kahkaha attıktan sonra o da elini benim yüzüme koydu. "Artık benim karımsın bunu unutma. Hem utanmana gerek yok. Bundan sonraki hayatımda sürekli bu bedeni göreceğim." sustuğunda derin bir nefes aldım sonra devam etti. "Bizim bedenlerimiz artık bir. Bu yüzden kendini bana bırak olur mu?" gözlerimi birkaç saniye kapatıp geri açtım. Gözlerinin içine bakarak başımı salladım. Uras'ın çıplak bedenime sarılmasıyla birlikte ayaklarım yerden kesildi. Yavaş bir şekilde kendimi yatağın üzerinde buldum ve Uras'ın üzerime doğru uzanmasıyla birlikte kalbim hızla çarpmaya başladı. Bu heyecan diğerleri gibi değildi. Uras köprücük kemiğimden öpmeye başlayarak dudaklarını çıplak tenimde gezdirmeye başladı. Yazarın ağzından... Genç adam elini kadının göğsüne koyduğunda zangır zangır titrediğini fark eden kadın aniden gelen korku ve heyecanla sersemledi. O ana kadar yaşadığı yoğun duygularla korkusu birbirine karıştı. Nasıl olacağını bilmiyordu. Onun bildiğine emindi ama... Canı yanacak mıydı? Bu düşünceler kadının aklını kurcalıyordu. Uras onu baştan aşağı süzüp başını iki yana salladı. "Muhteşem görünüyorsun." diye fısıldadı. Öykü adamın sesini sanki uzaklardan gelirmiş gibi duyuyordu. Yine de sesindeki tutku dikkatini çekmişti. Adamın elleri kadının kalçasını bulup hafifçe sıktı. Ardından genç kadının üzerinden doğrulup, üzerindeki gömleğini bir çırpıda çıkarıp attı. Genç kadının üzerine tekrar eğildiğinde çıplak olan teni kadının teniyle birleşti. Adamın derin nefes seslerini kadının nefes sesleri karşılıyordu. O an Öykü için dünya durdu. Bildiği herşeyi unutan kadın, kendini Uras'ın kollarına bıraktı. Uras kadının bütün vücudunu keşfe çıktığında Öykü'de haz almaya başladı. Aylardır bu günü bekleyen adam,sevdiğinin canını yakmadan dudaklarını bütün vücudunda gezdirdi.Öykü' nün sütyeninden taşan göğüslerini öpmeye başladığında kadını hafif kaldırdı ve kopçasını bulup sütyenini çıkarttı. Kadının utangaç hareketleri Uras' ın daha çok zevk almasına neden oluyordu. Avuçlarının içine aldığı göğüslerini sıkmasıyla kadın küçük bir çığlık attı. Ama bu çığlık Uras'ı durdurmak yerine daha da cezbetti. Zaten kadın da durmasını istemiyordu. Uras Öykü'nün üzerinden çekildi ve pantolonunu çıkardıktan sonra tekrar kadının üzerine uzandı. Sadece iç çamaşırıyla kalan çift birbirlerinin vücutlarını akıllarına kazıyordu. İkisininde nefesleri hızlanırken Uras' ın kolları onun kollarının altından geçerek, parmakları saçlarının arasına daldı. Ardından kızın başını avuçları arasına aldı. Öykü'nün gürültülü nefeslerinin şiddeti daha da arttı. "Uras" dediğinde adam geriye doğru çekildi. Sık nefesleri arasında karısının yüzüne baktı. "Sakın dur deme Öykü. Artık istesende duramam." adamın sesi kararlıydı. Kadın onu onaylarcasına başını salladı. Genç adam karısının onayını aldıktan sonra üzerindeki çamaşırını çıkarıp attı. Üzerine eğildiğinde ise tek eliyle kadının çamaşırını çıkardı. "Canını yakmaktan çok korkuyorum Öykü. Eğer canın olur da çok yanarsa beni uyar. Eğer olurda, seni duymazsam beni üzerinden atmaya çalış olur mu?" dedikten sonra Öykü'nün kalçasını tutup kendisine çekti. Ani baskı, kadının dudaklarını ondan koparıp acıyla inlemesine neden oldu. Bir anda kasılan bedeni taş kesilirken nefesini tuttu. Uras o anda durdu. " Üzgünüm güzelim,çok üzgünüm . Canını yakmak istemezdim." boğuk ve gergin sesinde hafif bir pişmanlık vardı. Alnını alnına dayadı. Kasılmış gergin çenesi genç kadının yanağına sürtünce yeni çıkmaya başlayan sakalı tenini çizdi. Öykü yutkunup sert bir soluk çekti. Acı hafiflemişti. Zaten çok fazla canı yanmamıştı. Ama her ne kadar bunun olacağını biliyor olsa da, ani baskıya hazırlıklı değildi. Uras pişmanlıkla geri çekileceği sırada Öykü buna engel oldu. "Ben iyiyim. Lütfen devam et Uras" dediğinde adam keyifle gülümsedi.Ardından eli kadının göğsünün yanından usulca aşağı kaydı. Dizinin arkasına gelince orada biraz oyalandı. Hareket Öykü'nün göğsünün hafifçe kalkıp titremesine neden oldu. Genç adam onun bacağını beline doladı. Kalçasını hafifçe çevirerek, Öykü'nün bedeninin yay gibi gerilmesine ve göğsünün daha yukarı kavislenmesine neden oldu. Genç kadının başı engel olamadığı bir çığlıkla arkaya düştü. Uras Öykü' nün çenesini öptükten sonra sert bir şekilde soludu. Öykü'nün gerilmiş tenini öperken usulca hareket etmeye başladı. Öykü o anda herşeyden koptu. Dünyanın kalanı başka yerlere kayboldu. Tecrübesizliği bile ortadan kayboldu. Ürkekliği tuzla buz olurken, korkularına dair hiçbir iz kalmadı. Uras' a şehvetle, arzuyla ve yoğun duygularıyla esir olmuş bir halde karşılık verdi. İkisininde terleyen parmakları bedenleri üzerinde kayarak, sıkıca kavrayarak çoğu zaman tutunmak için deriye saplanarak keşifler yapıyordu. Dudaklarından çıkan gürültülü sesler odanın içini sardı. Öykü onu her hareketine karşılık verdi. Sonunda aynı anda bedenleri şiddetle sarsıldı. Genç kadın onun altında titrerken, Uras başını arkaya atıp göğsünün derinliklerinden gelen bir sesle sarsılmaya başladı. Ardından şiddetli soluklarla kadının üzerine yığılıp, başını boynuna gömdü. Uras kadının nemli tenine küçük bir öpücük kondurdu. "Allah'ım sen nasıl birşeysin böyle" diye soluduğunda genç kadın ne söyleyeceğini bilemiyordu. Zaten nefesini düzene sokmaya çalışırken ağzından tek kelime çıkmadı. Bir anda bütün bedeni pelte gibi olmuş, parmağını kımıldatacak hali kalmamıştı. Genç adamın üzerinden çekilmesiyle birlikte Öykü'yü kucağına alıp yatağın içerisine sokması bir oldu. Tek eli ile kaldırdığı örtüyü yere atan adam dolaptan temiz bir örtü alarak Öykü' nün yanına geldi. Temiz örtüyü Öykü'nün üzerine örttükten sonra kadının alnını öptü. Hemen yanına uzanıp kadını kendine çektikten sonra fısıltıyla konuşmaya başladı. "Şimdi uyumalısın güzelim. Biliyorum seni çok yorduğumun farkındayım. Ama bu geceyi bana yaşattığın için teşekkür ederim. Benim için bu gece yaşadığım en güzel geceydi." dediğinde genç kadın utanarak cevap verdi. "Benim içinde." Bölüm sonu ☺️ Umarım beğenirsiniz Oylamayı unutmayalım
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE