Elimde çatalım, biraz irileşmiş gözlerim, hafif aralanan dudağımla yaklaşık iki dakikadır Poyraz'a bakıyordum. Benim olmanı istiyorum demişti, cidden böyle demişti.
"Lalin, bir şey söyle artık. Hayır iki dakikadır böyle duruyorsun da inme falan mı indi?" Gözlerimi kırpıştırarak duruşumu düzelttim.
"Bir de gözlerin zaten kocaman, açınca korkunç oluyor." diyerek sırıttı.
"Evli olduğumuz, senin olacağım anlamına gelmiyor ki?" dedim sessizce.
"Geliyor." Dedi net bir şekilde. Bir şey demeden sigara yaktım.
"Ee ne yapacağız kamp işini?" Diye konuyu değiştirdiğinde bakışlarımı ona çevirdim. Üstünde hala bir şey yoktu, güneş vücudunda öyle güzel duruyordu ki… Yeşil gözleri dikkatle bana bakıyor, dudakları sigara dumanını yavaşça üflüyordu.
"Bu akşam gidelim işte. Bir şey hazırlamama gerek var mı?" Diye sordum.
"Hayır, ben hallederim güzelim" Güzelim… Başımı salladım usulca.
"Canım sıkıldı" diye söylendim bitmiş sigaramı söndürürken.
"Yapacak çok şey var aslında" dedi sırıtarak.
"Ya Poyraz!”
"Ne?" Dedi ve arkasına yaslandı.
"Aklın fikrin oynaşta, hem senin işin yok mu ya? Şirketin başında durmak gibi?" Dedim göz devirerek.
"Bir ay boyunca gitmeyecekmişim şirkete, aklı sıra balayı yaptıracak!” dedi sinirle. Anladım der gibi başımı salladım. Sonra ayağa kalkıp masayı toparlamaya başladım, Poyraz içeri geçmiş uzanıyordu. Sinirle yanına gidip başına dikildim, koluyla gözünü örtmüştü.
"Öhöm öhöm!" diye yalandan öksürdüm.
"Mm?" Dedi, hala kolu gözlerindeydi.
"Kalkıp yardım etsen?" Dediğimde kolunu çekip doğruldu ve tam önümde oturdu.
"Sen de bana yardım etsen?" Dediğinde anlamayan gözlerle ona baktım.
"Anlamad-" sözümü tamamlayamadan beni kendisine çekmiş kucağına oturtmuştu.
"Sabah ki olanlardan sonra küçük Poyraz yardım istiyor…" dedi burnunu kulağıma sürterek. Kulağımdaki burnu dikkatimi dağıtıyordu.
“Hayır… İşim gücüm var benim!” Diye mırıldandım bakışlarımı kaçırarak.
“Ne gibi?”
“Hmm, kıyafetlerimi ayarlayacağım mesela.” Poyraz göz devirip arkasına yaslandı ve ellerini belime koydu.
“Güzelim zaten sadece yiyişiyoruz, bari buna izin ver.” Dediğinde sırıttım ve uzanıp dudaklarına öpücük kondurdum. Poyraz hafifçe gülümserken ayağa kalktım ve merdivenlerden koşturarak çıktım.
“Sözüm olsun!”
Kısa bir duş aldıktan sonra banyodan çıkıp bornozuma sarıldım. Kapıyı kapatıp etrafa bakındım, sonuçta beni çıplak görmemişti. Temkinli davranıyordum. Dolabıma yönelip bir göz gezdirdim, birkaç saat sonra kampa gidecektik. Mete geliyordu ama Pınarla nişanlısının işi çıkmıştı, evlenmek için gün almaya gideceklerdi. Poyraz'ın arkadaşı da gelecekti.
Altıma kot şortumu geçirip üstüme siyah-beyaz puantiyeli, kısa ince askılı tişörtümü geçirdim. Altıma da beyaz converselerimi giyip çantamı aldım. Çantamın içine şarj aletimi, kulaklığımı, kimlik kart gibi eşyalarımı atıp yatağa koydum. Güneş gözlüğümü saçıma taktım.
Ufak valizi alıp içine 3 bluz-tişört 3 de şort koydum. Elbisemi de koyduktan sonra iç çamaşırı, çoraplarımı yerleştirdim. Unutmadan da iki bikinimi koyup güneş kreminini aldım. Poyraz'ın bavulunu hazırlasamıydım ki? Omuz silkerek yatağın üzerinde valizi açık bırakıp aşağıya indim. Koltuğa oturup telefonumdan netflixi açıp Lucifer izlemeye başladım.
"Lalin?" Duyduğum hafif sesle kaşlarımı çattım, biri üstüme eğilmiş bana sesleniyordu.
"Güzelim uyan hadi.” Poyraz kolumdan tutup hafifçe dürttüğünde zorlukla gözlerimi araladım.
Başımı sallayıp koltukta doğruldum.
"Hazırlandın mı sen?" Dediğinde başımı salladım.
"Tamam ben de kıyafet alayım birkaç tane."
"Valiz açık yukarıda" deyip gözlerimi kaşıdım.
"Bak ne aldım?" Deyip sırıtarak elinde ki şeyi yüzüme doğru salladı. Prezervatif! Gözlerimi kaçırıp telefonumu cebime koydum ve ayağa kalktım.
"Boşa gidecek , yazık!" Omzuna iki kere vurup mutfağa yöneldim.
"Gitmez gitmez" diye seslenip merdivenlere yöneldi. Balkona çıkıp ellerimi demire yasladım ve derince bir nefes çektim. Hava çok güzeldi, bakışlarımı denize çevirdim. Masanın üstünde ki paketten bir sigara çıkarıp yaktım. Denizi izlerken yine aklımdan bir sürü düşünce geçiyordu.
Evlendikten sonra ne annem ne de babam aramıştı beni, yokmuşum gibi davranıyorlardı. Evlendiğim gün bitmişti işte, rahat etmişlerdi. Açıkçası hiç umrumda değildi, onların sesini duymak istemiyordum zaten. Arasalardı açar mıydım onu bile kestiremiyordum. Ne olduğunu hala merak ediyordum. Poyrazla bazen sürekli tartışıyor, bazen de sanki normal karı koca gibi davranıyorduk birbirimize.
"Hazırım ben." Poyraz'ın sesini duyduğumda önüme dönüp sırtımı demire yasladım. Kapıya yaslanmış bana bakıyordu. Yavaş adımlarla bana yaklaştığında dur demeye fırsat bulmadan dibime girmiş, iki elini yanlarıma koymuştu.
Gözlerimiz birleştiğinde güneşin gözlerinde ki etkisi kalbimin hızlanmasını sağladı. Bu kadar güzel gözleri olması fazla haksızlıktı. Elimde ki sigarayı alıp dudaklarına koyup derin bir nefes aldı. Kaşlarım çatılırken kendini bana biraz daha yaslayıp dudaklarımı öptü.
Karşılık vermeden beklediğimde memnuniyetsiz bir şekilde dudaklarımı öpmeye başladı. Dudaklarım aralandığında sigara dumanının dudaklarımdan içeri girdiğini hissettim. İtiraf etmeliyim, güzeldi. Gözlerimi açıp kendimi hafifçe geri çektim.
"Geç kalıyoruz…" dediğimde bakışları gözlerimi buldu. Başını salladı ve üstümdeki ağırlığını geri çekti. Derin bir nefes alıp balkondan çıktım. Arkamdan geldiğinde aşağıya valizi indirmiş olduğunu gördüm. Çantamı koluma takıp dış kapıya yöneldim. Poyraz da valizi aldı ve çıktık.
Kamp için heyecanlıydım aslında. Sessizce arabaya yaklaştığımızda sürücü tarafına geçip arabaya yaslandım ve elimi uzattım. Poyraz anlamayan gözlerle bana baktığında keyifle sırıttım.
"Ben kullanacağım!” dediğimde tek kaşını kaldırıp bana baktı.
"Kullanabilir misin ki?" Diye sordu kuşkuyla.
"Of Poyraz ehliyetim var benim, merak etme arabanı vurmam.” Yaklaşıp hızlıca dudaklarıma öpücük bıraktı.
"Araba sana feda olsun güzelim, biz ölmeyelim de.” Gözlerim şaşkınlıkla açıldığında burnumu sıktı.
"Koca gözlü" Sırıtıp bagaja valizi koyduktan sonra yan koltuğa geçip oturdu. Başımı iki yana sallayıp gülümsedim. Arabaya binip kemerimi taktığımda Poyraz güneş gözlüklerini takmış koltuğa yayılmıştı. Ben de gözlüğümü takıp arabayı çalıştırdım.
"Nereye gidiyoruz?"
"Sen kordona geç ben tarif edeceğim." dediğinde başımı sallayıp kordona doğru sürmeye başladım. Sıcaktan pişmemek için klimayı açıp dikkatimi yola verdim.
"Mini'mi özlüyorum…” Dedim dudak büzüp. Küçük tatlı arabamı özlemiştim.
"Ne?" Dediğinde bakışlarımı Poyraz'a çevirip sırıttım ve tekrar yola döndüm.
"Mini Cooper, arabam. Onu özledim" dediğimde başını sallayıp gülümsedi. Poyraz'ın arabası fazla iyiydi. Siyah Range Rover. Bu arabayı sürmek acayip zevk veriyordu. On dakikanın sonunda kordona gelmiştim. Poyraz on dakikadır telefonla uğraşıyordu.
"Poyraz nereye gideyim?" Dedim ona dönüp.
"Güzelim soldan beri dümdüz sür şimdi.” Başımı sallayıp sola döndüğümde Poyraz telefonu arabayı bağlayıp şarkı açtı. Keyifle gülümsedim, sanırım onla yaşamaktan zevk almaya başlıyordum. Son ses müzik dinliyor, bağırarak eşlik ediyorduk.
“Bu kız beni sever
Bu kız beni öldürür
Bu kız bana güzel hayaller gördürür…
Bu kız beni tutar
Ve kendine çeker
Bu kızla bana bir oda, bir yatak, bir kütüphane yeter…
Belli ki bir sır vardı onun sesinde
Her düşündüğümde onu beyaz elbisesinde
Bela bulur beni
Ve uyku kaybolur gibi
Bu kız beni görünce gülümser…
Bağırarak şarkı söylerken öyle eğleniyordum ki dayamamayıp kahkaha attığımda Poyraz susup bana dönmüş, kahkahamı dinlemişti. Bakışları öyle güzeldi ki, kalp atışım hızlanmıştı.
Her gece
Yalpalayaraktan giderim kapısına
Biliyorum saat çok geç ama
Yine de beni suçlama bebek
Sevişmek ne demek
Çizgi filmler mi izlesek
Hiçbir yere de gitmesek
Hiç kimseleri görmesek
Ama açlıktan da ölmesek iyi!”
"Çok güzel gülüyorsun Lalin.”