“Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil. Çünkü ruhlar yarındadır, siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz. Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları kendiniz gibi olmaya zorlamayın. Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur. Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil, onlar kendi yolunu izleyen hayatın oğulları ve kızları. Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerini değil. Onların kendi düşünceleri vardır.”elimde seslice okuduğum kitabın sayfasını bitirdiğimde derin bir nefes aldım ve uyuyan Uraz’a baktım.
Ağrıları çok fazlaydı yüzüne pansuman yapmıştım ama vücuduna pansuman yapmama izin vermemişti biraz dinlenmek istemişti muhtemelen uyandığında duş alıp vücuduna pansuman yaptırırdım. Komodinde duran telefonumu aldığımda yeni çıkan bir uygulama indirmiştim uygulama Twitter benzeri bir şeydi ama kimse birbirinin hesaplarını göremiyordu herkesin paylaştığı güzel sözleri ve içlerini döktükleri şeyleri okuya biliyorduk.
Sayfayı kaydırırken saatin nasıl geçtiğini fark etmemiştim telefonumda bütün gece oyalanmıştım tam uygulamadan çıkacağım sırada birkaç satır çarpmıştı gözüme.
Bugün oldukça ince bir kadınla oldukça güzel bir yerde romantik bir akşam yemeği yedim. Kız kulesi bana adının kız kulesi olduğunu söyleyen kibar bir hanım efendi bahşetti. Bu sözleri o hanım efendiye bahşetmek istiyorum.
Seninle konuşuken Sitare
Aklıma yıldızlar dökülüyor
Bir çaresiz Zühre oluyorsun Babil caddelerinde
Ateş gözlü kahinler koşuyorlar arkandan
Binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında
Gökyüzü salkım salkım
Zigguratlar tıklım tıklım
Dönüp dolaşıp dudaklarına takılıyor aklım
Ah benim bu akıldan sıyrılmış aklım…
Aman allahım gerçekten bu benim tanıştığım adam mıydı? İyi ki adımı buna söylememişim gelip beni bulsa ne yapardım ben yemin ederim onu öldürürlerdi. Neyse belki de o değildi yani kız kulesinde bir yabancı ile tanışan tek kişi biz değilizdir ahh boş ver umursama ama umursamadan da edemiyordum beni fazla heyecanlandırıyordu. Midemde kelebekler uçuşuyordu resmen ister istemez bu yabancıya karşı çekiliyordum ama çekimlere karşı koymak benim bir diğer adımdı kusura bakma yabancı benim için sadece sıradan bir dost olarak kalacaksın öyle kalmak zorundasın.
Bu hayatta en nefret ettiğim şey ihanetken Uraza ihanet edecek değildim. Telefonu kapatıp kenara koyduğumda dirseğimi yatağa yaslayıp avucumun içine de yanağıma yaslamıştım Urazı izlerken parmaklarımı Urazın saçlarından geçirdim ve masum simasını seyrettim. Keşke bu hisleri sana karşı da hissede bilseydim ama içimdeki his hayranlık ve dostluktan ileriye gitmeyecek gibiydi. İnsan mantık evliliği yaptıktan sonra neden birinden hoşlanmaya başlardı ki.
Elimi Urazın yüzünde gezdirdim ve yaralarını okşadım. “Çok canını yaktılar mı acaba?”diye merhametle mırıldandım. Dudağı, kaşı patlamış, çenesi, elmacık kemiği morarmış ve bir gözünde de morluk vardı yüzünün bazı yerlerinde de yarıklar vardı ama böyle bile yakışıklılığından bir parça kaybetmemişti hani bazı insanlarda dayak yarası bile cool durur derler ya buda öyleydi. Yanına uzanıp yorganı üzerime çektiğimde gülümseyerek izlemiştim onu sabah erken kalkmam gerekiyordu ama hala uyumamıştım nasıl becerecektim acaba.
En sonunda uyumayı boş vermiştim zaten saat epeyce geç olmuştu ve zerre uykum yoktu. Gün içerisinde bayılmakta dahilinde baya uyumuş olmalıydım. Üzerime sabahlığımı geçirip odadan çıktığımda merdivenlerden indim ve mutfağa ilerledim. Uraz için güzel bir rahatlatıcı papatya çayı yapıp yanına kahvaltı hazırlaya bilirdim onun sevdiği şeyleri yaparsam kendini iyi hissederdi. Kaşığı kaldıra bilecek bile hali yoktu geldiğinde muhtemelen yemesine de ben yardımcı olacaktım zaten.
Mutfağa girdiğimde onun sevdiği şekilde baharatlı bir omlet yapmıştım bir sürü kahvaltılık hazırladığımda güzel bir papatya çayı demlemiştim hepsini tepsiye koyduğumda kucağıma alıp yukarıya çıkmıştım. Odaya girdiğimde tepsiyi komodine bırakıp yatağın kenarına oturdum ve elimi uzatıp Urazın saçlarıyla oynadım.
“Uraz.”hafifçe seslendiğimde tık yoktu. “Uraz kalk hadi sana kahvaltı hazırladım hem ilaç içeceksin.”yanağını hafifçe okşadığımda gözlerini ağır ağır aralamıştı benden yardım alarak diklendiğinde tepsiyi kucağıma aldım ve yemesine yardım etmeye başladım.
“Kaderde elinden yemek yemek de varmış karıcığım.”dediğinde hafifçe gülümsedim.
“Bugün sana yarın bana.”diye mırıldandım.
“Allah korusun sen dimdik ayakta dur ben sana hep yediririm zaten.”tepsiye kolunu uzattığında hafifçe inlemişti.
“Ay aman eksik kalsın senin bana yedirmen indir kolunu.”dediğimde hafifçe gülmüştü bende güldüğümde yedirmeye devam etmişti. “Küçük bir çocuk gibi seni besliyorum Uraz Aykırı bak düştün elime.”dediğimde göz devirmişti. “Kahvaltıdan sonra banyoya gidiyoruz bana göstermemek için götünü yırttığın o yaralarını temizlememiz gerekiyor mikrop kapacak daha fena başımız belaya sokacaksın.”
“Tamam karıcığım sen nasıl istersen öyle.”dediğinde yutkundum ondan bir şey saklamak istemiyordum bambaşka bir adamla ondan gizli buluşarak ona ihanet yolunda olduğumu düşünüyordum.
“Seninle özel bir şey konuşmak istiyordum aslında.”dediğimde kaşlarını çatmıştı.
“Ne gibi?”
“Hani biz anlaşarak evlenmiştik sen bebek istememin karşılığında benden liderlik payı istemiştin. Biliyorsun bu evlilik bir anlaşmalı evlilik ben bebek doğduğunda boşanmak istiyorum.”dediğimde kaşları daha fazla çatılmıştı.
“Ben sana alışmıştım halbuki.”sana alışmıştım alışmakla aşk aynı şey değil Ruhsar alışkanlıklar değişir. “Ama sende başka bir hal var.”dediğinde parmaklarımla oynamaya başlamıştım.
“Sanırım birinden hoşlanıyorum aslında tamamen bir yabancı ama bilemiyorum senden gizli bir şey yaptım seninle kağıt üzeri bir evliliğimiz olsa bile arkandan iş çevirmek istemedim anlatmak istedim.”dediğimde ellerimi tutmuştu.
“Gerçekten mi?”çatılan kaşları yumuşadığında yüzünde hafif bir tebessüm oluşmuştu. “Bak işte buna sevindim eski bekar hayatımı özlemiştim.”dediğinde göz devirdim.
“Eski her istediğimi altımdan geçirdiğim hayatımı demek istedin herhalde?”
“Oda var tabi.”dediğinde omzuna hafifçe vurdum.
“Ahh.”
“Ay özür dilerim.”
“Boş ver.”dediğinde ikimizde güldük. “Eee bir adı yok mu?”dediğinde omuz silktim.
“Galata.”
“O nasıl isim lan?”dediğinde kıkırdadım.
“Aslına kız kulesinde tanıştık ikimizde yalnızdık birlikte oturup yemek yedik o bana adımı sordu bende yabancılara adımı vermem dedim bana kız kulesi de dedim oda ona galata dememi istedi böyle başladı sonra bana kız kulesi ve galatanın efsanesini anlattı.”
“Baya iyi bir tanışmaymış ama ilk tanışmadan tanımadığın bir insandan nasıl hoşlandın senin hoşlanmanı sağlayan şey neydi söylesene?”dediğinde omuz silktim.
“Normal bir insandı. Evden işe işten eve hayatı olan bizim gibi silahların içine doğmamış sıradan bir hayata sahip sıradan bir insan olması bence beni etkiledi.”
“Onunla asla birlikte olamazsın farkındasın değil mi?”dediğinde gözlerimin dolduğunu hissettim hormonlarıma lanet ederken gözlerimi sildim.
“Biliyorum beni ailemi hedef alanlar onu da hedef alabilirler benim yüzümden sıradan masum bir insanın da hayatı tehlikeye girer hatta benim yüzümden ölebilirde bizim birlikte olmamız koca bir hayal aslında.”dediğimde elini yanağıma uzattı ve gözyaşımı sildi.
“Ağlama ben her zaman bir dost olarak seninle olacağım eğer onunla görüşmeye devam edeceksen bunu sizin için gizli tutmanızı sağlaya bilirim kimse senin ya da onun orada olduğunu bilmez.”hafif bir tebessüm sundum.
“Seninle evliyken sana asla ihanet etmem biliyorsun öyle değil mi?”
“Bundan şüphem yok Ruhsar ilişkin dostluktan öteye geçmez bunu biliyorum.”yanağımdaki elini tuttuğumda narin bir öpücük kondurdum.
“Teşekkür ederim beni anladığın için.”
“Hadi bana yardım et banyoya gidelim ama dayanamazsan eğer ben hallederim.”dediğinde kafamı olumsuzca salladım ve gözlerimi hızlıca sildim.
“Hadi gel gidelim.”tepsiyi kenara bıraktığımda kolunun altına girip kalkmasına yardım ettim. Birlikte banyoya girdiğimizde kendimi daha iyi hissetmeye başlamıştım birinin arkasından bir iş çevirdiğim zaman gerçekten bunu ona söylemeden rahat edemiyordum. Resmen karabasan gibi üzerime çöküyordu içimde tuttuklarım. Urazı banyoda klozetin üzerine oturttuğumda üzerindeki hırkanın fermuarını açtım ve hırkayı üzerinden çıkarttım.
Yaralarını rahatsız etmesin diye üzerine sadece hırka giymişti. Yaralarına baktığımda hafifçe yutkundum gözlerim dolmuştu ama renk vermemeye çalışmıştım yanına eğilip yere oturduğumda yaralarını temizlemek için pansuman çantasını çıkardım. Gözlerimden birkaç yaş aktığında çenemden tutup yüzümü kaldırmıştı.
“Ağlama lütfen.”dediğinde hafifçe yutkundum.
“Tamam ağlamicam.”diye sızlandığımda gözlerimi sildim. Pamuk alıp üzerine ilaç sürdüğümde vücuduna pansuman yapmaya başlamıştım dudaklarını sıktığında kendini inlememek için zor tutuyordu ara ara gözlerimden yaşlar süzüldüğünde göğsündeki ve sırtındaki yaralara pansuman yapmıştım. Tek tek yaralarını temizleyip büyük olanları bandajlamıştım güzelce yaptığımda koluna girdim ve tekrar odaya getirdim. Yatağa oturttuğumda komodinde duran ağrı kesiciden alıp ona vermiştim suyu da uzattığımda tek dikişte içmişti.
“Sana çorba yapmamı ister misin sende dinlenirsin biraz.”dediğimde elimi tutmuştu.
“Sonra yaparsın gidip yemek ye.”
“Tamam gidip yiyeyim.”odadan çıktığımda ağır adımlarla merdivenlerden inip mutfağa girdim iki tane ekmek alıp ekmek kızartma makinesine koydum ve çalıştırdım ekmekler kızardıktan sonra sarelle alıp iki ekmeğe de sürmüştüm. Ekmeklerimi tabağa yerleştirip yürüyüp salona geçtim ve televizyonu açtım çıkan bir tv programında göz gezdirdim Gelinim mutfakta tarzında bir programdandı izlerken sinir krizi geçirmiştim resmen bir kadın bir sürü yemek yemiyor ve herkes laf ediyordu insan bir şükreder beğenmiyorsan git kendin yap utanmaz.
Benim yemeklerime böyle laf edecekler var ya tabaklarını kafalarını çalı veririm vallaha. İçime bir anlığına babaannem kaçmış olabilir evet çalı veririm gari! Kendi düşüncelerime kıkırdarken programı izlemeye devam ettim kırıntılarla dolu tabağımı sehpaya bıraktığımda koltukta absürt bir pozisyonda oturmaya başladım. Birkaç saat sonra sıkıntıdan patlayacak dereceye geldiğimde ancak oturduğum koltuktan kalkmıştım. Mutfağa girdiğimde Uraz için tavuk çorbası yapmaya karar vermiştim dolaptan malzemeleri çıkardığımda hazırlamaya başlamıştım.
Bütün malzemeleri hazırladığımda tencere alıp ocağın altını açtım ve pişirmeye başladım malzemeleri tek tek kattığımda çorbanın haşlanan tavuklarını ayırıp tek tek attım. Hepsini birleştirip karıştırmaya başladım çorba pişene kadar yanına ne yapsam diye düşünmüştüm ne yapsam iyi gelirdi diye düşünürken aklıma meyve tabağı hazırlamak gelmişti. Bütün meyvelerden soyup meyve tabağı yapmıştım güzel şekiller verip soyup kestiğim meyveleri eklediğimde çatal alıp koşturarak odaya çıktım.
Odanın kapısını hafifçe tıkladığımda içeriye girdim telefonuyla oyalanan Urazın yanına geldiğimde tabağı gösterdim. “Vitamin zamanı!”diye hafifçe seslendiğimde göz devirmişti.
“Kendin gibi değil çocuk gibi davranıyorsun Ruhsar.”
“Bir yarım çocuk benim bir tanecik kocam!”diye dalga geçtiğimde oda gülmüştü çatala bir meyve parçası takıp ona uzattığımda ağzına alıp çiğnemeye başlamıştı.
“Sen bana böyle güzel bakarsan ben yarına kalmaz ayaklanırım.”
“Sallama o kadar kısa sürede asla ayaklanamazsın.”
“Tamam biraz salladım en az iki gün bana böyle güzel bak iki güne ayaktayım.”hafifçe gülümsediğimde meyve yedirmeye devam ettim bir ben bir o yiyorduk. Meyve tabağını bitirdiğimizde odamızdaki televizyonun kumandasını aramaya başlamıştım kumandayı bulduğumda ona vermiştim.
“Sana güzel bir çorba yaptım.”
“Ne çorbası?”dediğinde bakışlarımı yüzüne çevirdim.
“Tavuk çorbası kemiklerin ısınır iyileşirsin.”dediğimde kafasını ağır ağır salladı.
“Tamam sen yaptıysan zehir bile içerim sorun değil.”
“Tavuk çorbası sevmiyor musun? İstersen tarhana da yapabilirim.”dediğimde kafasını tekrar salladı.
“Yok severim ama hiç senin yaptığını içmemiştim.”
“O halde bayılacaksın.”
“Zehirlenmeyeyim de.”dediğinde göz devirdim.
“Zehirlenmezsin korkma.”diye yüzümü buruşturduğumda güldü.
“Kızma hadi gel birlikte film izleyelim.”televizyonda film uygulamasına girdiğimde ona döndüm.
“Ne izlemek istersin?”
“Fark etmez sen seç.”orijinaller dizisini açmıştım vampirlerle aram iyiydi umarım Urazda severdi. “Vampir mi cidden mi?”dediğinde omuz silktim.
“Senden daha yakışıklı vampirler var Urazcığım yoksa kıskandın mı?”dediğimde göz devirdim.
“Ne kıskanacağım be bir kere ben bir iyileşeyim onlara bin basarım.”dediğinde tekrar kıkırdadım.
“Tabi tabi ne eksiğin var canım senin onlardan.”
“Tabi tabi ne eksiğin var canım senin onlardan.”
“Herhalde yani kan emici yaratıklar.”
“Sende benim kanımı emiyordun ilk tanıştığımız gün.”
“Sonra sen benim kanımı vurarak emdin zaten.”dediğinde gür bir kahkaha attım.
“Çorba ister misin?”
“Olur.”dediğinde yataktan kalktım boşları alıp koşar adım merdivenleri indiğimde mutfağa ilerledim. Mutluluk edalarıyla birlikte mutfağa girdiğimde boş tabakları güzelce sudan geçirip makineye koymuştum. Dolaptan çorba kaselerini alıp içine çorba doldurdum ve tepsiye koydum tepsinin kenarına birkaç dilim de ekmek eklediğimde iki kaşık bırakıp tepsiyi aldım.
Dikkatli adımlarla dökmeden merdivenleri çıktığımda odaya girdim. Tepsiyle birlikte yatağa çıktığımda hem ona çorbayı içirmiştim hem de kendim içmiştim. Yemekleri bitirdiğimizde tepsiyi komodine bırakıp sırtımı yaslamıştım Uraz kafasını omzuma yasladığında diziyi izlemeye devam etmişti. Bende kafamı onun kafasına yasladığımda derin bir nefes aldım ve izlemeye devam ettim saatler geçerken Urazın uyuduğunu fark etmiştim yediği dayakların yorgunluğunu üzerinden atmak uzun sürecekti anlaşılan.
Yataktan yavaşça çıkıp telefonumu aldığımda aşağıya indim ve salondan bahçeye çıktım. Telefonumla İlyası aradığımda birkaç çalıştan sonra açılmıştı.
“Efendim abla?”
“İlyas şu para işi ne oldu hallettiniz mi?”dediğimde kısa sürede cevaplamıştı.
“Hallolmak üzere.”
“Peki diğerleri sana mesaj attıklarım onlar.”
“Onlar çoktan yapılıp gönderildi.”
“Harikasın bir an önce parayı da toparla şunlara biraz daha borçlu kalmayalım.”
“Tamamdır abla. Abla bir de şey yarın bana kız istemeye gideceğiz.”dediğinde kaşlarım çatılmıştı bu kız meselesini aşırı boşlamıştım.
“Eee?”
“Gelip babaannemle bir konuşur musun? Hani biliyorsun olur olmadık bir şey der hepimizin başı yanar.”dediğinde göz devirdim.
“Haklısın gelir konuşurum Melisaydı değil mi?”dediğimde beni şok edecek bir şey söylemişti.
“Melisa mı? Ohoo o defter kapanalı çok oldu be abla Narin’i istemeye gideceğiz yarın.”kaşlarımı çattım.
“Narin kim be?”
“Ya sıradan bir emekli öğretmen kızı işte çok tatlı bir görsen herkes bayıldı.”
“Allahın cezası kızı da kendin gibi yakacaksın bari senin kim olduğunu biliyor mu da atlıyor ateşin ortasına?”
“Biliyor abla.”
“Biliyor ve arkasına bakmadan kaçıp gitmedi helal valla kız en az senin kadar gerizekalıymış artık ne yapalım gelip isteriz.”diye sızlandım.
“Sağ ol abla övdün mü gömdün mü anlamadım.”
“Neyse ne ben gelir babaannemle konuşurum.”
“Çok sağ ol.”telefonu suratına kapattığımda içeriye dönmüştüm. Şifonyerden kağıt kalem aldığımda üzerine babaannemlere gidip geleceğimi yazdığım kısa bir not düştüm ve yukarıya çıkıp odada komodinin üzerine bıraktım. Uraz uyandığında beni aramasın merak etmesin diye zaten işimin fazla süreceğini sanmıyordum bir an önce gider gelirdim.
İlyasın da dediği gibi babaannemin ne diyeceği hiç belli olmazdı gider hiç olmadık yerde olmadık bir şey der her şeyi batırırdı. Babaannem yüzünden bir de hapse düşmeyelim de ahh şu Melisayı bırakması beni rahatlatmıştı o kızda çözemediğim bir şeyler vardı bizim şıp sevdi nasıl evlenmeye karar verdi beni asıl şaşırtan o. Üstelik Melisayı bırakıp Narini ne ara buldu neyse inşallah gelen gideni aratmaz da.
Odadaki dolabımı sessizce açıp elime geçen ilk kıyafeti aldım. Koyu gri pantolon beyaz kazak almıştım siyah topuklu kısa botlarımı aldım ve banyoya ilerledim. Banyoya girdiğimde üzerimdeki geceliği ve sabahlığı kirliler sepetine atıp aldıklarımı giydim ve saçlarımı gelişi güzel örüp banyodan çıktım. Dolaptan gri sırt çantamı alıp içine telefonumu, cüzdanımı, kulaklığımı ve anahtarımı koydum hızlıca aşağıya indiğimde evden çıktım ve arabama ilerledim.
Arabama bindiğimde çocuklar kapıyı açmıştı arabayı çalıştırıp emniyet kemerimi taktığımda arabayı bahçeden çıkardım. Arabayla ana yola çıktığımda boş yolda tek başıma gidiyordum canım sıkılıyordu bazen gerçekten boğuluyor gibi hissediyordum önceden hiç böyle olmazdı hiçbir şeyi umursamaz duygularımı yok sayardım bu bebek beni değiştiriyordu değişen hormonlarım hiç hoşuma gitmiyordu sanki artık ben ben değilmişim gibi hissediyordum.
Babaannemlere geldiğimde güvenlikten geçip arabayı kapıdaki çocuklara bırakmıştım. Evden içeriye girdiğimde babaannem beni karşılamıştı onunla bir şeyler konuşacağımı söyleyip abimi görmeye çıkmıştım. Akın’ın odasının önüne geldiğimde kapıyı tıkladım gel sesinden sonra içeriye girmiştim kapıyı ardımdan kapattığımda yanına ilerledim ve koltuğa oturdum.
“Akın nasılsın?”dediğimde en az Uraz kadar hasarlıydı oda.
“İyiyim güzelim sen?”dediğinde gülümsedim.
“İyiyim babaannemle konuşmaya geldim yarın kız istemeye gidiyormuşuz İlyas dedi babaannemi düzelt yanlış bir şey demesin diye haklı da yani babaannemi bilirsin çok açık sözlüdür.”
“Fazlaca iyi yapmışsın.”
“Gelmişken seni de görmek istedim.”diye mırıldandım yatağının ucuna oturduğumda elini tuttum. “Siz iyileşene kadar işler bende merak etme.”
“Güya elini eteğini çekiyorduk bak gene bataklığın içindesin.”dediğinde iç çektim.
“Yapacak bir şey yok Akın bu benim kaderim ve ben buna boyun eğmek zorundayım sende farkındasın.”
“Haklısın hepimizin kaderi bu bataklığın dibinde.”gülümsedim gülümsemekle yetindim. “Ne yapmayı planlıyorsun peki?”dediğinde omuz silktim.
“Yarından tezi yok Sabri defteri dürülüp kapanacak ardında kim ve ya kimler varsa ortaya çıkmalarının tek yolu bu onlar ortaya çıkmazlarsa zarar gören bir tek biz oluruz.”
“Haklısın bende öyle düşünmüştüm ama harekete geçmemize izin vermediler sana da izin vermeyeceklerdir.”dediğinde yarım ağız sırıttım.
“Benim adım Ruhsar Çağlayan abi ve ben benden beklenmeyeni yapacağım harekete geçmek için sizin iyileşmenizi bekleyeceğimi düşünecekler ama ben sizden önce harekete geçeceğim herkes kız istemesinde olacaktır ben ise Sabrinin beynini patlatıyor olacağım.”dediğimde elimi tutmuştu.
“Ben sana güveniyorum kendine de yeğenimize de dikkat et.”diye beni uyardığında kafamı salladım.
“Merak etme dikkat işlerinde iyiyimdir.”
“Bu olaydan sonra üzerine gelecekleri kişi sen olacaksın kendini hedefe koyuyorsun şu halde olmasak sana asla izin vermezdim ama yapacak başka bir şey yok Sabri artık yok edilmek zorunda.”
“Haklısın Akın.”
“Bu olaydan sonra uzun süre ortalarda dolanma biraz evine çekil korumasız da gezinme tamam mı?”ben Ruhsar korumayla gezeceğim yok daha neler?
“Tabi abiciğim.”diye mırıldandım.
“İyi babaannemle konuşmadan önce Arası da gör seni görmek onu mutlu ediyor.”
“Biliyorum o halde ben çıkıyorum.”yanağına bir öpücük kondurduğumda odasından çıkmıştım hızlıca üst kata çıkıp Arasın odasına girdim ve kapıyı kapattım. Arasın uyuduğunu gördüğümde yanına gelip anlına bir öpücük kondurdum ve açılan üzerini örtüp odadan çıktım. Büyük ihtimalle kemoterapiden gelmiş ve aşırı yorulmuştu onu uyandırmak istememiştim aşağıya indiğimde mutfakta kahvesini içen babaannemin yanına gelip oturdum.
“Nasılsın babaannem?”
“Nasıl oluvercem ben güzel gızım iyiyim işte gödüğün gibin.”hafif bir tebessüm sundum.
“Yarın akşam kız istemeye gidiyormuşsunuz?”dediğimde keyifle gülümseyip kafasını salladı.
“Aynen öyle oluverdi sizin şu son numara son dakika gelip de haber ediverdi yoksa halimiz yavandı gari.”
“Sonuçta bir isteme alın çiçeğinizi çikolatınızı gidin hazırlığa ne gerek var babaanne?”
“Olmaz öyle şey gari! Ben hiç Hatçe torununa eli boş gız istemeye gidivermiş dedirtir miyim?”
“Dedirtmezsin babaanne.”hafifçe kıkırdadım. “Eee madem kız istemeye gittin babamızın nasıl rahmetli olduğunu sorarlarsa ne diyeceksin adamlara?”
“Ne olduysa onu deyivercem benim pehlivan gibi civan yiğidim nah gibi üç gurşun yiyiverdi göğsüne de öyle rahmetli oldu.”dediğinde derin bir nefes alıp anlımı ovdum.
“Babaanne sen böyle dersen değil İlyasa kız vermek çorap bile vermezler.”
“Eee ne deyivercem?”
“Trafik kazasında öldü de.”
“Tamam öyle deyiverem madem.”
“Bizim ne iş yaptığımızı sorarlarsa peki?”
“Benim torunlarım baba mesleğini götürüveriyolar gari o yönettikleri yer altının başı oluvermişler gosgoca mafya babalarına ellerini öptürüveriyorarl bizden büyüğümü varımış deyivercem.”dediğinde göz devirdim.
“Oyy babaanne öyle denir mi hiç? Allah seni karakol sorgusuna düşürmesin sülalecek hapse girme sebebimiz olursun yeminle. Neyse babaanne soran olursa iş kadını ve iş adamı diyeceksin tamam mı?”
“Tamam.”dediğinde keyifle gülümsedim.
“Akının neden hapis yattığını sorarlarsa?”
“Adam vurmaktan.”
“Babaanne!”
“Tamam tamam iftira atıvermişler guzuma derim.”
“Ha şöyle babaanne ya çocuğa kız mız vermezler yeminle. Peki geldik bir başka sorumuza çocukların geleceği hakkında konuşmak isterlerse?”
“Mafyanın geleceği mi oluverirmiş hiç?”elimle anlıma vurduğumda babaanneme döndüm.
“Babaanne biz onların gözünde mafya değiliz! Bizim mafya olduğumuzu bilmiyorlar mafya yok anladın mı? Zengin şirket sahibi elit bir aileyiz bu.”
“Peki gızım öyle oluversin ama biz bu insanları gandırıveriyoz bu gızın haberi var mı bari?”dediğinde kafamı salladım.
“Varmış.”
“Eee bu gız salak mı azıcık varmı evladım kafasın niye gelip evleniveriyormuş benim torunumla.”
“Ne bileyim babaanne ben deli herhalde neyse Uraz evde yalnız yanına gitmem lazım belki bir isteği vardır kalkamaz o şimdi.”dediğimde yüzünü ekşitti.
“O da çok dayak yiyivermiş mi?”
“Yemiş babaannem ama merak etme ben hallederim yani iyi bakıyorum.”dediğimde kafasını sallayıp ayaklanmıştı beni yolcu ettiğinde çocuklar arabamı getirmişlerdi. Arabama bindiğimde eve gitmek için sürmeye başlamıştım bir yandan da telefonumu arabaya bağlayıp Alazı aradım yarın akşam için bana lazımdı tabi abisinin haberi olmadan.
“Efendim yenge?”
“Akşam bize gelsene seninle yüz yüze konuşacaklarım var.”
“Tamam gelirim.”
“Beklerim.”dediğimde telefonu kapatmıştım ev yolundayken bir ara izlendiğimi düşünmüştüm ama arkamdaki arabanın başka bir sokağa sapmasıyla bundan vazgeçtim. Kısa sürede eve geldiğimde arabayı park etmesi için çocuklara bıraktım hızlı adımlarla eve girdiğimde çantamı ayakkabılığa fırlatıp hızlı adımlarla yukarıya çıktım odaya girdiğimde Uraz hala uyuyordu o yüzden kağıdı alıp buruşturup atmıştım madem uyanmamıştı gerek yoktu sorarsa söylerdim.
Telefonum titreştiğinde mesaj geldiğini anlamıştım odadan çıkıp aşağıya inerken telefonumu çıkardım ve açtım mesajlara girdiğimde Mayanın mesaj attığını görmüştüm.
Gönderen: Maya
Bu akşam görüşmemiz gerek.
Mesaja kaşlarımı çattığımda hızlı adımlarla mutfağa girdim kahve makinesini çalıştırıp kendime bir kahve yaptığımda fincana boşalttım fincanımı alıp salona geçtiğimde koltuğa oturup fincanı sehpaya bırakmıştım. Telefonumu tekrar açarken parmaklarımı ekranda gezdirip mesajı yanıtladım.
Gönderilen: Maya
Olur evde bekliyorum.
Cevap göndermemişti muhtemelen görüşmek istediği benimle ilgili bir şeydi Alazla birlikte ikisiyle de aynı anda görüşe bilirdim. Mayanın gelişi beni biraz tedirgin etmişti kesinlikle bir sorun olmalıydı Maya asla durduk yere görüşmek isteyen biri olmamıştır hele ki halletmeye uğraştığı işini gücünü bırakıp bir anda buraya gelmek. Muhtemelen bizle ilgili çok önemli bir şey öğrenmişti ki telefonda bile söylememiş gelmek istemişti.
Kahvemi alıp yudumlarken derince iç çektim. Yine hareketlilik vardı bizimkiler ayaklanmadan bizim üzerimize gelecekleri bariz belliydi şuanda ailenin başından ben vardım eskiden olduğum gibi bir nevi ailenin beyniydim hedefte olabilirdim bunun hep farkındaydım zaten. Bütün bunları düşünmek kafamı çok yoruyordu bebeğim bile doğmadan onun aklını da böyle şeylerle karıştıracaktım neyse annesi gibi zeki bir bebek olur belki ya da benimle birlikte kafayı yerdi.
Kahvemi bitirdiğimde bardağımı sehpada bırakıp bacak bacak üzerine attım ve elimi çeneme yaslayıp biraz daha bu konu üzerinde düşünmeye başlamıştım. Son olanlardan sonra bizimkiler ayaklanmadan her şeyi denemek isteyeceklerdir şuanda kız istemenin hiç zamanı değil de ama İlyasın beni dinleyeceğini de sanmıyordum. Şuan ki hedef o da olamaz zaten İlyası hedef seçeceklerini sanmam yani ortalık karışıkken kız istemeye gidecek kadar deli birini kimse hedef seçmezdi.
Daha çok lider olarak beynini kullanan birini hedef seçeceklerdi. Oda ben ile Alaz oluyorduk sanırım ama yüksek ihtimal ipin başını ben çekiyordum. Hafifçe burnumu çektiğimde genzimdeki gıdıklanmadan yine hasta olacağımı anlamıştım bu kez erken davranıp meyve falan yesem iyi olurdu sürekli hasta oluşum bebeği de etkilerdi dikkat etmem lazımdı.
Kapı çaldığında bizimkilerden birinin geldiğini anlamıştım hızlıca ayaklandığımda kapıyı açtım Alazın geldiğini fark ettiğimde gülümsedim ve içeriye davet ettim daha kapıyı kapatamadan Maya da geldiğinde şoke olmuştum sanırım kapıda karşılaşmışlardı. Fazla üstelemedim onlar salona geçtiklerinde kapıyı kapatıp arkalarından salonun girişinde durdum.
“Kahve ister misini?”dediğimde ikisi de bana dönmüştü.
“Olur.”
“Okey.”aynı anda konuşmalarıyla birbirlerine dönmeleri bir olmuştu aralarında kıkırdarlarken göz devirip mutfağa ilerledim. İki çift fincan çıkartıp kahve makinesini aldım ve ayarlayıp çalıştırdım birkaç dakika sonra kahveler olduğunda alıp fincanlara boşaltmıştım fincanları tepsiye koyduğumda içeriye götürdüm ve sehpanın üzerine bırakmıştım. Tekli koltuğa oturduğumda bacak bacak üzerine atıp ilk önce kimin başlayacağını dinledim.
“Buraya susmaya gelmedik herhalde.”dediğimde Alaz omuz silkti.
“Beni sen çağırdın.”kafamı salladım.
“Haklısın Alaz o halde Mayanın konusu biraz beklesin ondan sır çıkmaz. Alaz yarın akşam Sabri defterini kapatıyoruz sabaha kadar bana adamın günlük şemasını getir ne yapar ne eder diye yarın akşam bu adamın işini bitirmemiz gerekiyor o bizim üzerimize gelmeden önce bizim harekete geçmemiz gerek. Bizimkiler ayaklanamadan üzerimize yürümek isteyecekler.”dediğimde kafasını salladı.
“Aslına bende bunu düşünmüştüm ama abim buradayken arkasından iş çevirmek gibi olur diye bir şey demek istemedim.”dediğinde omuz silktim.
“Ben Akına sordum oda onayladı yarın akşam Sabriyi bitiriyoruz Urazın haberi olsa da olmasa da ama bence haberi olmamalı en azından iş bitimine kadar yoksa oda kalkıp gelmek isteyecek adım kadar eminim.”
“Abimi tanımışsın bir ayda haberi olursa oda gelmek ister.”kafamı salladım ve Mayaya döndüm.
“Seni hangi rüzgar attı buraya gene ne öğrendin de bittin burada?”dediğimde kahvesini içmeyi bırakıp kollarını etrafında sararken bacak bacak üzerine attı ve her zaman yaptığı gibi dolandırmadan lafını ortaya attı.
“Seni öldürmek isteyecekler.”dediğinde bir an kala kalmıştım ama buda beklediğim bir şeydi.
“Nasıl?”Alazın ani şaşkınlığı irkilmeme sebep olmuş ama çok kısa sürmüştü.
“Bunu zaten düşünmüştüm Maya sebebi de az çok belli.”
“Ne belli yenge ne?”diye çıkışan Alaza döndüm bu kez.
“Sence ne belli? İki lider yatak döşek yatıyor meydan bize kaldı ailenin beyni desen bir nevi benim bir şekilde hareket edeceğimi biliyorlardı bu yüzden beni öldürmek isteyecekler.”dediğimde sinirle derin bir nefes aldı.
“Belliymiş böyle olacağı ben nasıl düşünemedim ki tamam sen hiçbir şey yapma hedefi ben bir şekilde kendim yaparım.”dediğinde göz devirdim.
“Hedefi kendin yapamazsın Alaz ben buraya döndüğümden beri en başından beri hedef ben oldum hedefin benden çevrilmesi için benim burayı terk etmem gerekiyor.”
“Haklı.”dedi Maya.
“Ne olacak peki?”dedi Alaz.
“Bir şey olmayacak hepsi avuçlarını yalayacak!”