1-Omar Fakhri Kim?
Yer altının en karanlık isimlerindi Omar Fakhri, bu işi babasından devralmıştı. Yer altının korkulan adamı Omar'ın bakışlarıyla adam öldürdüğü bile söylenmekteydi. Fakat geceleri ne kadar karanlık ise gündüzleri de o kadar aydınlıktı bu adam. Yirmili yaşlarında babasının vefatından sonra mecburen okulu bırakmış şirketin ve yer altının başına geçmişti. Erken büyümüştü, yarım kalmış bir adamdı. Babasından devraldığı El Fakhri'yi yirmi iki yaşına bastığında küçük bir aile şirketi olmaktan çıkarıp dünyaca ünlü bir petrol şirketi haline getirmişti.
Tabi ki bu sırada yer altının da en tehlikeli adamlardan biri haline gelmişti. Babasının mirasına hakkıyla bakan Omar Fakhri. Bir gece bastığı mekanlardan birinde kollarından tavana asılmış küçük bir kız gördü. Tüm vücudu kanlar içindeydi. Gördüğü an ilk kez birine acıdığını hissetti. Düşmanının elemanlarından biri olduğunu düşünse bile bir kadına bunun yapılmasını kabullenemedi ve kızı oradan kurtardı. Omar'a göre bu kanlı davda kadınlar olmamalıydı. Düşmanlarının eşleri bile olsa kadınlara saygı duyan bir adamdı Omar. Bir kadına zarar vermeyi geçerdi aklına bile getirse annesi gelirdi gözlerinin önüne. Yedi yaşında gözleri önünde babasının işleri için öldürülen bir kadındı Omar'ın annesi.
Küçük kızı Omar evine getirdi ve ona çok iyi baktı fakat kız üç ay kadar kendine gelemedi. Omar bu sürede her gün gördüğü bu küçük kıza fazlasıyla alıştı. Sesini bile duymadığı gözlerine bile bir kez bakamadığı kıza alıştı... Bu üç ayın sonunda küçük kız gözlerini açtı, sanki denizleri sığdırmıştı küçücük iki boncuk tanesine. Omar onun uyanmasına bir yandan sevinirken bir yandan da üzülür çünkü ondan ayrılma fikri Omar'ı korkutuyordu.
Omar o kızı o günden sonra asla bırakmadı daha doğrusu bırakamadı aradan aylar geçti, küçük kız tamamen toparlandı. Omar ise daha da alıştı küçük kıza. Deniz gözlüm diye seviyordu kendi içinde. Duygularını karşısındaki kıza söyleyip ve evlenme teklifi ettiğinde de olumlu sonuç almıştı. o an Hayatında bir şeye ilk kez bu kadar mutlu olduğunu hissetmişti. Reddedemedi küçük kız, kendisine bu kadar iyilik yapan aylardır gördüğü bu adamı. İlk kez bu denli güzel kalpti bir adam görmüştü. Omar deniz gözlüsüne dünyanın en güzel düğününü yaptı. Düğünden üç ay kadar sonra ise Elvis içinde bir can taşıdığını söyledi Omar'a. İşte o gün Omar'ın mutluluğu ikiye katlandı. Sevmelere doyamadığı küçük kadın ona bir can daha verecekti.
Aradan yıllar geçti Omar tüm zorluklara karşı hem mutlu bir evlilik sürdürdü hem de imparatorluğunu her gün biraz daha büyüttü. Elli yaşlarında iken Miran adında bir çocukla tanıştı. Annesinin yıllar önce öldürüldüğünü düşündüğünü ve yapanı bulmak istediğini söylediğinde Omar bunu yıllar sonra araştırmasına şaşırsa da geri çevirmedi. Bir nevi intikam istiyordu genç adam. Hak verdi karşısındaki gence bu hikaye ona tanıdık gelmiş kendini hatırlatmıştı. Annesinin öldürüldüğünden emin olduklarında ise yapanı bulup genç adamın intikamını aldı fakat bu sırada intikam aldıkları kişilerde boş durmadı ve Omar'ın canından daha değerlisini Elvis'ini aldılar elinden. Miran'a hiç kızmadı Omar fakat bu durumdan dolayı kendine öyle bir öfkesi vardı ki içini yakıp kavuruyordu.
Omar bu durumu uzunca bir süre kabullenemese de Miran'ın yardımıyla kendini toparladı ve bunu yapanların kökünü kurutana kadar da durmadı. Miran bu süreçte yanında durmuştu Omar'ın ona yoldaş olmuştu. Miran'ı bu süreçten sonra asla yalnız bırakmadı Omar. Olmayan oğlu yerine koydu, işlerinin içine aldı fakat Miran okulu bitince ülkesine dönmesi gerektiğini söylemişti. Hiç bırakmak istemese de oğlunu onun böyle daha mutlu olacağını bildiği için ses etmedi Omar ve Miran gitti. Fakat aralarındaki mesafe onları birbirinden ayıramadı çünkü bu süreçte aralarında çok güçlü bir bağ kurulmuştu. Miran'ın ve ailesi bu işlerden zarar görme ihtimali ortaya çıkınca işin içinde bir de aşireti olunca üç-dört yıl kadar sonra yolları mecburen ayrılıdı. Omar ne zaman başı sıkışırsa yardım edebileceğini söyledi içi kan ağlayarak kesti oğluyla iletişimini.