"Efendim?" "Söyle Menekşe." "Haddime değil ama niye titriyorsunuz?" "Ha?" Salonda yan yana durmuş karşımızdaki adamların konuşmalarını dinlerken fark ettiğim şeyle ellerime baktım. Aslında yalan söyledim Menekşe değil ben dinliyorum. Menekşe sadece bir ihtiyaçları olursa diye burada. "Niye haddime değil dedin?" Ellerimin titremesine bakarken Menekşe'ye sorduğum soru çok saçmaydı. Dakikalar önce yaşanan şeye o da şahit olmuştu ve şu an ima da bulunuyordu. Tam ima gibi olmasada yine de ima denilebilir... Menekşe'ye dönüp "Önemsiz." gibisinden omuz silktim. Sonrada arkama bakmaksızın seri adımlarımı mutfağa yönlendirmiştim. Yanaklarım ısınmıştı, neden? Mutfağa girdiğimde çalışanları masanın etrafında toplanmış bir şekilde gördüm. Onlara doğru yaklaşırken fısıldaşmalarını duyduğumda

