Oyun

1001 Kelimeler
Kapı çaldığında koşarak kapıyı açtım. Ardıç'ı gördüğümde gülümsemiştim ama o hızla içeri girip boynumu sıkarak duvara yaslamıştı beni. "Ar..." konuşmama izin vermeden dudaklarıma kapanıp öpmeye başlarken ayağıyla kapıyı kapatıp sertçe öpmeye başladı. Dudaklarına doğru inlerken boğazımı biraz daha sıktı. Nefessiz kalırken dilini ağzımın içine sokup dilimin etrafında çevirdiğinde boğuk bir şekilde inleyip ellerimi göğüslerine yerleştirip onu uzaklaştırmaya çalıştım. Sinirlenince gözü hiçbir şey görmüyordu belli ki ama şu an nefes alamıyordum. Dudaklarını uzaklaştırıp boynuma götürdüğünde derin derin nefesler aldım. "Ardıç dur biraz." Geri çekilip elini vücudumda gezdirirken konuştu. "Sana çıplak ol demiştim." "Henüz erken olduğu için. Hem ben yemek yemedim. Çok açım." "Yeseydin ya. Gelmemi mi bekledin?" Başımı salladım. "Evet. Hem senin de yemen gerekiyor. Madem haftasonunu ele geçirmek gibi bir planın var o halde güçlü olman gerekiyor." "Seni açken bile saatlerce sikebilirim Larin." "Ben sevişemem ama." kollarının arasından çıkıp mutfağa doğru ilerlemeye başladım. "Hadi gel, bu arada evde çalışan kadının yaptığı yemekler çok iyi." "Öyledir. Ama umarım bu yemek faslı uzamaz." Sandalyemi çekip oturdum. Yemekleri bir kaç dakika önce servis etmiştim zaten. "Elbette uzayacak. Önce yemek yiyeceğiz sonra yemeği sindirmemiz gerekecek." "Larin, bak benimle oyun oynama." "Ne oyunu? Yani gerekli şeyler bunlar Ardıç bey." Nefesini bırakıp yerine oturdu. "Ben de seninle gece oynayacağım Larin." Gülüp yemeğime odaklandım. "Bakalım." Ardıç da yemek yemeye başladığında tamamen önüme dönüp yemeğime başladım. ~ ~ ~ ~ ~ Yemekten sonra mutfağı halledip salona geçtim. Ardıç uslu bir şekilde bilgisayarıyla bir şeyler yaparken televizyonun altındaki film cd'lerine baktım. "Belli ki aksiyon seviyorsun." elime birini alıp konuşmaya devam ettim. "Erotik filmler izlersin diye düşünmüştüm." "Erotik filmler izlemem. Kendimi tatmin etmek için öyle şeylere ihtiyacım yok." Başımı sallayıp elime aldığım filmi açarken konuştum. "Tabi, istediğin kadınla yatarsın sonuçta." "Öyle." hâlâ bilgisayarına bakarken filmi açıp yanına oturdum. "Neye bakıyorsun?" "Toplantıda konuştuğumuz konunun üstünden geçiyorum. Yeni bir plan." Göz ucuyla bilgisayara baktım. Ekranda bir plan vardı ve baya ince işçilikle işlenmişti. "Baya programlı görünüyor. Ne bu?" "Alışveriş merkezi." "Ooo, baya sürecek desene." "Öyle." O işine odaklanmışken ben de filmi açıp izlemeye başladım. Fakat çok geçmeden sıkılmaya başlamıştım çünkü hiç tarzım değildi. Aksiyon severdim ama bu o kadar da iyi değildi. Oflayıp televizyonu kapatıp Ardıç'a döndüm. "Odaya mı geçsek artık?" "Yapman gereken şeyler bitti mi? Bahane üretmeyecek misin?" Gözlerini bilgisayardan ayırmadan konuşmuştu. "Hayır, tüm bahanelerimi tüket. Hadi kapat şu bilgisayarı artık." "Olmaz. Başladığım işi bitirmeyi severim." "Ya hadi Ardıç ya, çok sıkıldım ben." "Dolapta tatlı var. Onu ye. Sonra da sindirmeyi bekle. Al senin için bir sürü zaman." "Çok kötüsün." kollarımı bağlayıp derin bir nefes aldım. Bacak bacak üstüne attığımda Ardıç'ın telefonu çalmaya başladı. "Bu çok önemli bir görüşme. Sessiz ol." Başımı salladım. "Tamam." Bu saatte kim neden arıyorsa sanki? Bilgisayarı sehpaya bırakıp telefonu açtı. "Kemal bey, iyi akşamlar." Ardıç telefonla konuşurken sıkıntıyla etrafa bakındım. Bana sessiz ol demişti, daha değil demişti ama bence tam zamanıydı. Konuşmasına devam ederken elimi penisine götürüp yavaşça okşamaya başladığımda göz ucuyla beni süzüp boğazını temizledi. "Anlıyorum Kemal bey." Saçlarımı arkaya atıp eşofmanını sıyırdığımda boşta kalan eliyle bileğimi tuttu. Dur der gibiydi ama eğlencem daha yeni başlıyordu. Elini çekmesini beklemeden eşofmanından bile beliren penisini okşadım. Git gide erekte olduğunu hissederken yutkunup başını arkaya attı. "Evet efendim. Bir gün bunu şirketimde konuşmak istiyorum." Boxerından penisini çıkarıp ağzımın içine alıp emmeye başladığımda inledi. "Ahhh... Tabi Kemal bey. Daha sonra görüşürüz." Ardıç telefonunu kapattığı gibi koltuğun yanına fırlattı. Omuzlarımdan tutup kucağına aldı. "Oyunlarından çok sıkıldım Larin." Güldüm. "Ne yapacaksın?" "Seni cezalandıracağım." Başını boyun girintime getirip öpmeye başladığında kollarımı boynuna doladım. Öpücükleriyle kendimden geçerken kapı çaldı. Bıkkınlıkla nefesimi bırakırken Ardıç boynumdan uzaklaşıp bir küfür savurdu. "Sikeyim ama cidden." Yavaşça kucağından indiğimde üstünü düzeltip kapıya doğru giderken ben de peşinden ilerledim. Bu saatte kim gelecekti ki? Gerçi adamın kimi var kimi yok ben nereden bileyim? Ardıç kapıyı açtığında tam arkasındayım. Orta yaşlarında, güzel ve şık bir kadın görmüştüm. Sarı saçları omuzlarına dökülüyordu. Yüzünde botoks olduğuna emindim. Ve göz alıcı makyajı ile Ardıç'a bakıyordu. "Anne?" Anasını... Annesi mi? Bu kadın annesi mi şimdi? "Ardıç, beni içeri almayacak mısın?" "Ne işin var senin bu saatte?" "Aşk olsun oğlum, beni böyle mi karşılayacaksın?" "Anne, uzatma da burada ne işin olduğunu söyle." Annesi nefesini bıraktığında gözleri beni buldu. "Bu kadın kim? Sana daha kaç kes söyleyeceğim, tek gecelik ilişkilerini eve getirme diye." tek gecelik mi? Ne alakası var ya? Belki bir aylıktı ama asla tek gecelik değildi. "Anne, derdin ne?" "Derdim sensin Ardıç. Baban ve benim tek derdim sensin." "Yine o adam hakkında konuşacaksan ben almayayım. Sen de hazır dışarıda iken git evine." "Oğlum, ne zaman affedeceksin babanı? Onun da yapmak zorunda olduğu gerekçeleri vardı." "Başlarım gerekçelerine anne! Git evimden." Ardıç sinirliydi ama annesine bağırmasını anlayamamıştım bir türlü. Aralarında bir sorun olduğu ise gayet belliydi. "Peki, gidiyorum ama bir gün yine mutlaka görüşelim." Kadın arkasını dönüp gitmeden önce bir kez daha baktı bana. Benden hoşlanmadığı da gayet açıktı. Ardıç kapıyı hızla çarptığında sinirle salona geçti. "Ne oluyor Ardıç?" "Bana hiçbir şey sorma Larin." Öfkeliydi ve öfkesini benden çıkarmasını asla istemiyordum. En iyisi dediğini yapıp hiçbir şey sormamaktı. Koltuğa oturduğunda yanına geçtim. Elimi omzuna götürüp gülümsedim. Bir süre elimi omzunda gezdirdikten sonra kendi kendine mırıldandı. "Yaşanmış onca şeyden sonra hâlâ beni görmeye gelebiliyor." ellerini birleştirip parmaklarını dudağında gezdirdi. "Hiçbir şey olmamış gibi..." Öfkesi kaybolmuştu sanki. Yerini hüzün almıştı. Ardıç belli etmemeye çalışsa da duyguları vardı ve üzgündü. "Aranızda ne oldu bilmiyorum ama seni böyle yapan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum." Nefesini bırakıp başını arkaya yasladığında elimi çektim. "Hangi hakla? Sen sadece beni tatmin etmek için buradasın Larin. Bilmen gereken bir şey değil." Yüzüme vurmasa ölürdü sanki. "Haklısın. O halde izin ver seni bu gece de tatmin edeyim. Yaşadığın her şeyi unutmanı sağlayacağım." "Sen mi?" "Beni hafife alma Ardıç. Şu an ne hissediyorsan hepsini silip atacağım." Nefesini bırakıp doğruldu. "O halde odama çık ve soyun. Yarım saat içinde döneceğim." "Ne yapacaksın ki yarım saat boyunca?" "Seni ilgilendirmez Larin." Bir şey demek için dudaklarımı araladığımda vazgeçtim. Konuşmaya değmezdi. Hayır zaten ne diyecektim ki? Adam haklıydı. "İyi, peki. Gidiyorum." ama bir kaç saat içinde de seni tüm bu söylediklerine pişman edecektim. Tek inleyen ben olmayacaktım. ~ ~ ~ ~ ~
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE