Beren doğumdan sonra iki gün hastanede kaldı. O iki gün, sanki zaman bizim için farklı akıyordu. Koridorlarda koşturmalar, doktorların sesleri, bebek ağlamaları arasında ben hep Beren’in ve minik meleğimizin yanında olmayı seçtim. Ve sonunda o gün geldi. Eve döndüklerinde evin içinde bir sevinç dalgası dolaşıyordu. Ferhan bebeği kucağında taşıyordu, ama yüzündeki şaşkınlık hâlâ geçmemişti. Sanki her an elindeki mucizeye zarar verecekmiş gibi temkinliydi. Beren yorgundu ama gözlerindeki mutluluk tüm yorgunluğunu gölgeliyordu. Ben ise… anlatması zor bir his içindeydim. Artık hala olmuştum. Kucağıma aldığımda, o minicik bedeni sararken kalbim yerinden taşacak gibiydi. Ellerim titredi, gözlerim doldu. “Sen nasıl bu kadar küçüksün?” diye fısıldadım, parmağımı minicik avucunun içine koyduğum

