"Okuma günlüğümü!" Der demez hızla üzerine yürüdüm. Her ne okuduysa pişkince kahkahayı basarak günlüğü kendine çekti. "Ver şunu Kadir!" Bu adam gerçekten lanet pislik birine dönüşmüştü. Gözlerim fal taşı gibi açılmış, kalbim göğsümden fırlayacakmış gibi çarpıyordu. Birkaç saniye önce boş sandığım odamda, kendi yatağımda Kadir vardı. Gayet rahat uzanmış, yüzünde umursamaz bir sırıtışla elinde tuttuğu günlüğümün sayfalarını çeviriyordu. O günlüğü! Geceleri içimi döktüğüm, en karanlık sırlarımı sakladığım defteri… “Ne… ne halt ediyorsun sen burada?!” diye bağırdım, sesim öfke ve şaşkınlıktan titriyordu. Kadir, başını kaldırdı. Gözleri gözlerime kilitlendi, ama elindeki kalemi günlüğün arasına koyup sayfayı işaretlemeyi ihmal etmedi. “Okuyorum,” dedi, dudaklarının kenarında alaycı bir k

