Kenan, dalgaların sesiyle gözlerini açtı. Yorganın altında sarıldığı karısına baktı. Mihrimah’ın saçları her yere dağılmış, Kenan’ın göğsüne yapışmıştı. Kokusunu içine çekti; karısının kokusu onu her zaman büyülüyordu. Dün gece onu çok yormak istememişti. Kollarının arasında uyuyan melek artık tamamen kendisinindi. Ömründe hiç tatmadığı duyguları tattırmıştı bu kadın. Sanki Mihrimah’ta bir büyü vardı; kızıl saçları, görünmez bir bağla Kenan’ı kendine zincirlemişti. Teninin yumuşaklığı, vücudunun her bir hattı sanki ona özel tasarlanmıştı. Tatlı, komik, bazen utangaç halleri Kenan’ı çıldırtıyordu. Daha önce yattığı, kirlenmiş bedenleri düşündü. Aklı almıyordu; o zamanlar nasıl içine sinmişti? Mihrimah’ın teni öyle değildi; mabedine ilk dokunan o olmuştu. Onun kuytularına sadece Kenan’ın er

