Talihsiz Kaza

2160 Kelimeler
Çoğu zaman bir beyefendinin yapması gereken tek şey olağanın dışında gerçekleşen durumlara karşı duygularını en samimi şekilde ifade etmektir sevgili okur. Arthur Osborn, arkasında ilerleyen küçük grubu çiftliğe doğru yönlendirdiğinde tüm çalışanlarının hazır bir vaziyette kendilerini beklediğini görerek memnun bir ifadeyle gülümsedi. Çiftliğin uzun yıllardır kahyalığını yapan Bay Oliver telaşla misafirleri karşılarken "Hoş geldiniz !" diyerek saygıyla eğildi. "Uzun bir geziden geliyoruz Bay Oliver. Misafirlerim için çay bahçesini hazırlayabilirseniz biz de bu ziyaretten oldukça memnun kalırız " dedi Lord Osborn atından inerek kahyasına selam verirken "Leydiler için İngiliz çayı ve biz beylere de en soğuk içkilerinizden getirmelerini sağlayın lütfen. " diye de ekledi Bay Oliver onaylarcasına başını sallayarak ayrılırken, Lord Osborn misafirlerini çiftliğin ön bahçesine yönlendirdi. Çitlerle ayrılmış bölümde, bakımlarının özenle yapıldığı belli olan her biri saf kan İngiliz atları bulunuyordu. Beyaz renkli olanlar Yunan mitolojisindeki pegasusu andırırken ,siyah olanlar ise birer gölge gibi koşturup duruyordu çitlerin arkasında. "Bu sene yarışlar oldukça çekişmeli geçeceğe benziyor." Lord Mateo Damien atların heybetli görüntüsüne hayran bir bakış attı. Lord Osborn her sezon yapılan at yarışlarına mutlaka en az iki atını dahil eder ve çok nadir zamanlarda yenilgiyle ayrılırdı. Bu sezon da en iyi iki atını büyük bir gayretle eğittiği arkadaşları tarafından bilinen bir gerçekti. "Bu sezonun galibi kesinlikle Rodeo olacak. Bahislere adınızı yazdırmayı unutmayın." diyerek güldü Arthur. Geçen sezon kıyasıya bir mücadele yaşanmıştı ve neredeyse mağlup bir şekilde ayrılacaktı yarıştan fakat atı Apollon son anda dizginleri koparmışçasına öne atılmış ve bitiş çizgisini birincilikle geçmişti. Bu sezon böylesi bir heyecan kaldıramayacağını düşünerek henüz genç ve daha dinamik iki at daha getirmişti çiftliğine. Hiç bir zaman yenilgiyi kabullenemeyen biri olarak beraberliği bir ihtimalden bile saymak istemiyordu. "Bu bir teminat mı?" diye soran Robert Burnham alayla burun kıvırdı. "Kaybedecek olursam paramı iade etmek zorunda kalırsın." "O halde kazandığın vakit payıma düşeni almak zorunda kalırım. " dedi Arthur. Robert 'in omzuna elini koyarak "Bazı şeylerin karşılığı olmalı değil mi?" diye sordu. Robert'ın suratı asılırken "Lord Osborn ,atlarınıza bu kadar güveniyorsanız belki bizim için küçük bir yarış düzenleyebilirsiniz." diyerek araya girdi Leydi Xiaomara. Yelpazesini , elbisenin hatırı sayılır biçimde açıkta bıraktığı göğüslerine yakın bir şekilde sallarken işve dolu bir bakış atmıştı. "Bu makul bir istek ." diyerek onu onayladı Arthur. Kendisine kur yapan hiçbir hanımefendiye karşı gelecek kadar kabalaşmazdı. "Şimdi gidip biraz dinlenelim." Hepsi birden çalışanların çoktan hazırlamış olduğu beyaz el oyması kamelyaya yöneldiklerinde kendilerine ayrılan sandalyelere oturdular. Buradan atları görmek çok daha kolaydı. Bir kaç çalışan ellerinde büyük tepsiler ile sunumlarını yaparak ayrıldıklarında "Bayan Watson?" diye seslendi Arthur. "Bugün oldukça sessiz oluşunuzu geziden zevk almadığınıza mı yormalıyım? Eğer öyleyse büyük bir üzüntü duyacağımı belirtmek isterim ." "Aksine, oldukça huzurlu olduğumda Lordum, gereksiz konuşmaktan ziyade anın tadını çıkarmayı yeğlerim. " diye cevap verdi Heaven. Yüzünde samimiyetini belli eden gülümsemesiyle Lord Osborn'a baktı. "Ablam atları çok sever. " diyerek araya girdi Katherine. Tüm güzelliğiyle gülümserken Lord Henderson 'ın iç çekişini duymamak için zorlanmak zorunda kalanlar gözlerini çoktan devirmişti. "Buna pek şaşırmamak gerek. " Christian dudakları arasında kısık sesle dile getirdiği sözlerin Heaven Watson tarafından işitildiğini , onun kendisine attığı soru dolu bakışlarından anlayabiliyordu. "Sanıyorum yine kendinizce doğru kabul ettiğiniz bir kaç teoriniz var Ekselansları ." Heaven dükün tüm bu atmosferi bozacak yeni bir tartışma çıkarmadan duramayacağını anlamalıydı. "Neden olmasın?" Christian servis edilen içkisinden küçük bir yudum alarak Heaven'a dikkatle baktı. Heaven ellerini çenesinin altında birleştirerek ilgiyle dinliyormuşçasına "Lütfen beni aydınlatın ." dediğinde "Kız kardeşiniz atları sevdiğinizi söylediğinde tek düşündüğüm karakter olarak ne kadar benzer olduğunuzdu." diye cevap verdi Christian. Dudaklarında yarım bıraktığı alaycı gülümsemesi Heaven 'ın dikkatinden kaçmamıştı. "Atlarla mı?" Heaven kaşlarını çatarken "Atlarla.. " diye onayladı Christian. Kadının koyu kahverengi gözlerindeki kıvılcımı fark etmişti. "Tıpkı sizin gibi güçlü ve de zeki canlılar oldukları bilinen bir gerçek fakat kabul etmeliyiz ki evcilleştirilmesi oldukça zorlar." "Ah..." Heaven başına giren sancıyı yok saymaya çalıştı. Araya girmekten her ne kadar hoşlanmasam da bir hususu belirtmek isterim sevgili okur ;Bir beyefendinin , karşısında duran bir hanımefendiye, yakışıksız bir tavırla at benzetmesi yapması kadar kaba bir davranış var mıdır? Bazılarımızın aldığı nezaket eğitimini en kısa sürede gözden geçirmesi gerekebilir. "Sanırım bilmiyorsunuz Lordum fakat atlar tüm bu zorlukların yanında uysal ve de sadık birer arkadaştırlar. Yine de bu durum çoğu zaman tamamen karşısında duran kişiye bağlı bir davranıştır." "Uysallık nedense sizinle bağdaştıramadığım bir olgu. " Christian Heaven Watson'ın uysal ya da boyun eğen bir kadın olmadığını hatta ileriki zamanda dahi olmayacağını biliyordu. Onu bu kısa zamanda bu kadar tanımış olmak kendisi için de şaşkınlık yaratıcı bir farkındalıktı. Heaven sırtını geriye yaslarken günlerce konuşulması muhtemel herhangi bir skandala sebebiyet vermeyecek cümleler seçmekte oldukça zorlanıyordu. "Ön yargılarınız da tıpkı diğer fikirleriniz kadar yavan. " "Sanıyorum Christian sizin her zaman dik başlı ve de korkusuz oluşunuza iltifat ediyor. " Arthur ikili arasındaki tartışmanın büyümesini istemeyerek araya girdiğinde "Açıklaman için teşekkür ederim Arthur fakat kibar olmaya çalışmıyorum. " dedi Christian. Dik bakışlarını Arthur 'a yönlendirirken ondan neden nefret etmeye başladığını sorguluyordu. Ne olmuştu da bir anda Heaven yanlısı tarafta oluvermişti? Bayan Watson hakkındaki fikirleri bir anda sarsıntıya mı uğrayıvermişti? "Belki de çalışmalısınız. " Heaven kibirli bir ifadeyle çenesini kaldırdı. "Bu size karşı olan samimiyetimi sorgulamanıza neden olmaz mıydı?" "Aksine , bir beyefendi olduğunuzu hatırlamamı sağlardı ." "Beni yaralıyorsunuz ." Christian gayri ihtiyari elini kalbine doğru götürdüğünde "Kalbi olan bir adam gibi konuşuyorsunuz ." diye cevap verdi Heaven. Christian gülümsemesini olabildiğince genişletti ."Şimdi de gururumu okşuyorsunuz. " "Siz..." Heaven ne diyeceğini bilemeyerek dudaklarını bir kaç kez açıp kapattı. Bu durumun sıkça tekrarlamaya başladığını fark edebiliyordu fakat bu adamın tüm sinirlerini nasıl da kopma noktasına getirdiğine anlam veremiyordu. Huzursuz edici varlığı, sözlerinin her anlama gelebilecek genişliği onu tek bir kalıba sokmasına mani oluyordu fakat karakterini yansıtan iki kelime bu belirsizliğe biraz netlik kazandırabilirdi. Kibirli ve de küstah... Christian , Heaven'ı susturabilmenin tek yolunun onun kendisine iltifat ettiğini düşünmesine neden olacak bir kaç söz söylemek olduğunu fark etmişti. Heaven Watson öleceğini dahi bilse kesinlikle kendisine iltifat edecek bir kadın değildi. "Nedense bu tavrınız, değerli vaktinizi beni susturmak için vereceğiniz cevapları düşünerek geçirdiğiniz yanılgısına kapılmama neden oluyor. " "İnsan her zaman ikili ilişkilerde silahlarını kuşanmak zorunda hissetmiyor. " "O halde kabul ediyorsunuz." "Hayır , itiraz etmiyorum daha uygun bir cümle olurdu sanıyorum. " "Arada bir fark göremiyorum." Katherine ablası ile dükün hararetli tartışmasının giderek uzamasına karşılık ablasını koluyla dürtmek ve uyarı dolu bir bakış atmak zorunda kalmıştı. Buraya sezon sonunda evleneceği bir beyefendi bulmak için gelmişti fakat ablası tüm ihtimalleri bir bir yok ederken nasıl uygun bir eş bulacaktı? Bu geziye refakatçisi olarak katılmıştı ve bazı durumlarda hakimiyetini koruması gerekiyordu. Amaçlarına uygun hareket etmeliydiler. Heaven kız kardeşinin uyarısını dikkate alarak toparlanırken Katherine düke yönelerek "Siz atları sever misiniz ?" diye sordu. Ortamda bulunan ve her an ateş çıkarmaya meyilli bir titreşim vardı. Christian bakışlarını bir anlığına Heaven'a yönlendirip yeniden Katherine 'e çevirdi. "Fazlasıyla..." "İyi bir binici olduğunuzu duymuştum. " diyerek dükle konuşma hevesine kapılan Cecilia Gillian kirpiklerini kırpıştırarak baktığında " Londra'da hiçbir şey gizli kalmıyor öyle değil mi?" diye sordu Christian. "Oxford'da Christian'dan iyi binici bulamazdınız." diye ekledi Ryan Connor. Christian'a alayla bakarken " Umarım pas tutmamışsındır." diye sordu. "Belki de bunu kendi gözlerimizle görmeliyiz. " dedi Robert. "Centilmen beyler olarak hanımlar için bir yarış düzenleyelim ve söylenenler doğru mu görelim. " "Lütfen bizi bu eğlenceden mahrum bırakmayın." dedi Leydi Lyndsey küçük bir kıkırtı eşliğinde alkış tutarken Heaven bu küçük gösteriye gözlerini devirerek karşılık verdi. "O halde gidip atlarımızı seçelim." Arthur ayağa kalkarken itiraz etti Mateo Damien. "Atlar senin ve hangi atın daha iyi olduğunu senden başka bilen yok. Haksız bir rakabette kazanan mutlaka sen olacağın için bu yarışa katılamazsın ." "O halde benim kazancım ne olacak ?" Arthur bakışlarını kısarak Mateo'ya baktığında "Elbette ki güzel hanımefendilere eşlik etmek olacaktır ." diyerek Mateo yerine cevap verdi Robert. "O halde bu severek yapacağım bir refakat olacak ." Arthur ,beyler yarış için ayaklanırken , hanımları yarışı izleyebilecekleri uygun alana götürdü. *** Kimi durumda insan ,haksız oluşunu alışılmışın dışında bir suskunlukla taçlandırır fakat her koşulda bu durum haksız oluşuna gölge düşürebilir mi? İşte bundan hiç bir zaman emin olamayız . (Christian O'Sullivan'ın , Gustave Flaubert'in Bayan Bovary'sine bıraktığı 28. Not) Gökyüzü , güneşli bir sabahın ardından hüzünlenmişçesine bulutlarla kendini gizlerken yağmur yağacağına işaret eden bir kaç gök gürültüsü duyuluyordu. Heaven başını kaldırıp da güneşin an be an yok oluşuna şahit olduğunda sıkıntıyla derin bir nefes aldı. Günü, daha berbat hale gelebilir miydi emin değildi fakat bunun kararını verebilmek için çok erken bir saat olduğunun farkındaydı. "Ne talihsizlik." dedi Arthur yanında bulunan Heaven'a dönerek gülümsedi. "Yağmur yağacak." "Öyle görünüyor." Heaven, Lord Osborn'un neden sürekli kendisiyle konuşmaya çalıştığını merak ediyordu. Oysa , Harrington Malikhanesi'nde kendisinden hoşlanmadığını dile getirenler arasındaydı. Bir anda fikirleri değişmiş miydi? Buna inanmak pek mümkün görünmüyordu zira insanların kolay kolay düşüncelerini değiştirdiğine şahit olmamıştı. "Memnuniyetsizliğiniz, yağmur yağacak olmasından mı kaynaklanıyor yoksa yarışı Christian'ın kazanmasından mı korkuyorsunuz?" Lord Osborn'un alayla kurduğu cümleye karşılık dudaklarındaki gülümsemeyi gizleyemezken "Sır tutabilir misiniz?" diye sordu Heaven. Tıpkı Lord Osborn gibi alaycı bir tavır takınmıştı. Arthur onun bu sorusuna gür bir kahkaha atarken bir kaç leydi, ikili arasındaki konuşmayı meraklı bakışlarla seyrediyordu. Arthur yerinden doğrularak mendiliniz var mı Bayan Watson?"diye sordu bir anda. Heaven Lord Osborn'un kendi mendili ile ne yapacağını anlamasa da "Umarım geri alabilirim." diyerek koluna bağlı olan mavi mendilini uzattı. "Bu konuda bana güvenebilirsiniz." diyen Arthur mendili alıp, Heaven'a gülümsedikten sonra çitlere doğru yürüdü. Atlarına binen ,her biri kazanmak hırsıyla bakan arkadaşlarına gülümsedi. Christian , evcileştirdiği - ki bu konuda henüz tam anlamıyla başarı sağlayamamıştı- en hırçın atlarından biri olan Herkül'ü seçmişti. Robert ise bu sezon kazanacağından emin olduğunu söylediği Rodeo'yu , Mateo'ya kaptırmamak için oldukça iyi bir direniş örneği gösterirken , Lord Henderson daha uysal ve bir o kadar yavaş olan Norton'un üstündeydi. Mateo ve Ryan ise Artemis ve Aramis'i seçmişti. İki sezon önce kaybetmesine neden olan atları seçmiş olduklarından haberleri olup olmadığını merak ederken elinde tuttuğu mendili salladı. "Hazır mısınız Baylar ?" diye sorarken Herkül'ün inatla Christian'ı üzerinden atmaya çalışmasına neredeyse kahkaha atacaktı. Kaybedenin başından belli olduğu bir yarış yapmayacaklarını umuyordu. "Yarışı başlatacak mısın yoksa atının Christian'ın tüm cazibesini yok etmesini mi bekleyeceksin?" Robert, Arthur yerine küçük bir kahkaha atarken grubun diğer üyeleri de ona katılmıştı. "O halde tüm marifetlerinizi gösterin." Arthur mendili tutan elini havaya kaldırdıktan sonra yere doğru indirdi ve beş atlı son sürat bitiş çizgisi olarak belirledikleri bölgeye doğru atlarını sürmeye başladılar. "Ah... " Katherine endişeyle düke bakıp "Sanırım oldukça zorlanıyor." dediğinde Heaven bu eğlenceli görüntüyü saatlerce izleyebileceğini düşünüyordu. Lord O'Sullivan atı sürmekten çok onunla inatlaşıyor gibiydi. Nedense bu durum şaşılası olmaktan çok uzaktı. "Umalım da Ekselansları bir yerlerini kırmadan önce yarışı bitirebilsin." "Lord Burnham bu yarışı önde bitireceğe benziyor " dedi Leydi Lyndsey heyecanla ellerini birbirine vururken "Ben dük hazretlerinin kazanacağından eminim " diyerek tarafını belli etti Cecilia Gillian . Yerinde doğrulmuş , ciddi bir ifade takınmaya çalışırken komik bir görüntü sergiliyordu. Heaven onun , dün gece Lord Nelson ile olan kaçamağından sonra nasıl olur da hala Christian'a kur yapabildiğini anlamazken bunu umursamaması gerektiğini kendine hatırlatarak yarışı izlemeye koyuldu. Lord Damien ve Lord Ryan başa baş gidiyordu ve Lord Henderson hepsinin arkasındaydı. "Ne talihsiz bir seçim. " Leydi Xiaomara Lord Henderson'un kaybedeceği kanısına çoktan varmıştı fakat Lord Henderson Leydi Watson'ın beğenisini kazanabilmek için elinden geleni yapıyordu. Christian , her zaman atlardan iyi anladığını sansa da bugün belki de gününde değildi zira üstünde bulunduğu at koşmaktan ziyade zıplıyor gibiydi. Onu sakinleştirmeye çalışsa da bu onu daha da hırçınlaştırmaktan başka bir işe yaramıyordu. Yine de yarışı ikinci sırada devam ettiriyordu. Robert, Rodeo ile hızını alamamıştı . Hemen arkasında Christian'ın olduğunu bilse de onun kazanamayacağından oldukça emindi zira Christian'ın, o canavarın üstünde durabildiğine şükretmesi gerekiyordu. Bütün atlar kıyasıya rakabeti sürdürürken Heaven kısa süre sonra Christian'ın Lord Burnham'ın önüne geçtiğini görerek suratını astı. "Şimdiye kadar oldukça iyi idare etti ." Katherine gülümseyerek ablasına bakarken "Yarış henüz bitmedi Katherine." dedi Heaven . Memnuniyetsiz ifadesini sabit tutmuştu. "Bu senle dük arasında bir yarış değil Heaven. Keyfini çıkarmak yerine dükün yenilişini izlemek istiyorsun." "İşte bu keyfimi yerine getirecek bir durum olurdu." Heaven kız kardeşinin abartılı heyecanına başını iki yana sallayarak cevap verirken "Zalimsin. " diye cevap verdi Katherine."Yine de ablamsın." "Lord Henderson üçüncülüğü yakalıyor." Arthur yeniden Heaven 'ın yanındaki yerine otururken "Belki de hepimizi şaşırtır." dedi Katherine . Lord Henderson'un kazanma ihtimali olmadığını düşünse de. "Belki de şaşırtmaz." dedi Heaven Christian'ın arayı oldukça açtığını fark ediyordu . Lord Burnham ise gerisinde öfkeyle soluyor gibiydi. "Belki de şaşırtır." dedi Katherine sözlerinin üstüne basarken ablasına kıstığı bakışlarıyla baktı. "Christian'ın Herkül'ü bu kadar çabuk kontrolü altına alacağını düşünmezdim. " diyerek araya girdi Arthur. "İstedikleri konusunda oldukça ısrarcı olabiliyor. " Heaven bu konuda onun hakkını yemeyecekti. "Neredeyse ona karşı daha iyimser yaklaştığınızı düşüneceğim Bayan Watson." Arthur imayla Heaven'a baktığında "Neredeyse ..." diyerek açıklık getirdi Heaven. Bakışlarını yeniden yarışa çevirdiğinde bitiş çizgisine çok az kalmıştı ve Lord Henderson çoktan ikinci sıraya yerleşmişti. "İşte bu beklenmedik bir durum." Arthur , Lord Henderson'ın mı yoksa atı Norton'un mu daha istikrarlı olduğuna karar veremezken nihayet Christian bitiş çizgisine ulaşmıştı fakat Herkül tam da bitiş çizgisini geçtikten sonra şahlanmış ve herkesin şaşkın bakışları altında Christian'ı üzerinden atmıştı. Christian dengesini sağlayamayarak düştüğünde kendisine endişe dolu bakışlarla bakan Heaven Watson'ı görseydi eğer bu durumu muhakkak attan düşmekten daha şaşırtıcı bulurdu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE