"Peki ya gül? O memnun mu yerinden?" bir cümle ne kadar alay barındırabilirse benimkisi de o kadar alaylıydı. "Onu da güle sormak lazım." ne yapmaya çalıştığımı anlamış gibi bir ifade takınmıştı yüzü. Anladığım bir şey varsa o da bu kadının kesinlikle şehzadenin biyolojik annesi olduğuydu. Çünkü bu gıcıklığın genetik kod dışında başka bir şekilde aktarılabileceğine kesinlikle inanmıyordum. "Öğrendiğinizde bana da söylemenizi rica ederdim ama korkarım ki bu mümkün değil. Zira bunu bilecek kadar kalmayacağım bu şehirde." sert bakışlarım orta yaşlarda olmasına rağmen hâlâ genç duran çehresinde gezindi. "Zaman Gonca... Zamanın insana ne getireceği bilinmez." yüzündeki bilmiş gülümsemeyi hançerimle bölmemek için gerçek anlamda kendimle savaş veriyordum. Hele bahsettiği zaman kavramı zih

