Bizim masamız Salih Amcaların masasıydı. Hakan düşünerek Meral'i de bizim yanımıza aldırmıştı ama elbette ki Meral'in o düğünde tanıdığı çok fazla insan vardı. Sahneyi direkt gören masamızdan sürekli kalkıp gördüğü misafirlere selam veriyor, birilerine sarılıyor, bol neşeli sohbetler ediyordu. Neşe, etrafı radar gibi tarıyor hiç tanımadığı insanların yüzüne dikkatlice bakıyordu. Yaptığının sebebini anlamakta zorluk çekerek koluna vurup "Ayıp!" dediğimde mahcupça eğdi yüzünü. Az sonra gene çaktırmadan aramaya başladı. Artık kaşlarımı çatıp "Kızım yapmasana!" diye uyardım onu. Bakışları bir nokta da öylesi dikkatliydi ki söylediğimi duymadı bile. Gözleri kocaman olmuş, kirpikleri bile kıpırdamıyordu. "Neşe?" diye koluna cimciği basınca irkildi. "Duymuyor musun beni?" "Ne oldu Abla?" "Ayı

