Parka vardığında hava iyice koyulaşmıştı. Ağaçların arasına serpilmiş ışıklar titrekti, sessizlik içini ürpertiyordu ama yürümeye devam etti. İçindeki boğuntu az da olsa dağılmaya başlamıştı. Çocukken bile sığınırdı parklara. Kalabalıktan, sorumluluktan, kendisinden kaçardı. Şimdi yine aynı şeyi yapıyordu. Biraz ilerleyince gözleri bir banka takıldı. Orada biri oturuyordu. Bir adam. Gölgelerin içinden ay ışığına yaklaştıkça kalbi yerinden fırlayacak gibi oldu. Adımlarını hızlandırmadı. Çünkü yavaşladığında bile içi hızla çarpıyordu. Atahan. Gitmemişti. Kafeden çıkıp uzaklaştığını sanmıştı ama... işte oradaydı. Omuzları düşmüş, elleri dizlerinde birleştirilmiş, başı öne eğikti. Tanem bir an durdu. Bu bir işaretti. Olmalıydı. Yalnızca kalbinin değil, hayatın da ona bu şansı sunduğuna i

