Hesabı ödeyip çıktım, Atlas' la birlikte tek kelime etmeden yürümeye başladık. Hera' nın evi on-on beş dakika uzaklıkta olmalıydı.
"Çok uzak mı kız arkadaşının evi?"
"Eski kız arkadaşım. Hayır sanmıyorum on dakikaya orada oluruz gibi."
"Peki."
"Bak ciddi soruyorum sen nerede kalacaksın."
"Ben de ciddi cevap veriyorum, hiçbir yerde."
"Ooff."
"Sana of."
"İlk ben dedim."
"Banane."
"Aman iyi."
Yürümeye devam ettik. Ve Hera' nın apartmanına geldiğimizde içimde yine bir şeyler ağırlık yapmaya başladı. Büyük ihtimalle buraya gelmem en başından bir hataydı ve asla düşünmemeliydim bile. Onunla görüşmeyeli iki aya yakın olmuştu ve bilemiyorum, belki de düzenini hiç bozmamalıydım. İçeri girmeden önce Atlas' a döndüm. O da omuzlarını ben bilmem dercesine silkti.
"Burada yollarımız ayrılıyor güzel kız."
"Beni buraya kadar gelip kaçmak biraz kaba oldu ama neyse."
"Sonra görüşürüz."
"Umarım."
Sonra dönüp gitti. Öylece. Beni kararsızlığımla baş başa bıraktı. Ben de ağır ağır merdivenleri çıkmaya başladım. Saat sabaha yaklaşmıştı ve içimdeki korku her basamakta artıyordu. En sonunda doğru kata geldiğimde durdum, gerçekten bunu yapmalı mıyım? Hera beni affedecek mi veya ben kötü sonumdan kurtulabilecek miyim? Bilmiyorum. O yüzden kapıyı çaldım. Biraz bekledikten sonra kapının kilidinin açıldığını duydum. O an her şeyi bırakıp koşup kaçmayı o kadar isterdim ki, sonradan olacaklar olmasın isterdim. Her şeyi geri sarabilmek isterdim.
...
Kapıyı tanımadığım bir kadın açtı. 20' lerinde gözüküyordu, açık konuşmak gerekirse buz gibi bir güzelliği vardı.
"Buyrun?"
"Çok özür dilerim bu saatte rahatsız ettiğim için ama ben burada yaşayan birini, şey Hera' yı arıyorum."
"O taşındı ama, birkaç hafta oluyor."
"A- anladım nereye taşındığını biliyor musunuz peki?"
"Evet, evet siz Elçin misiniz?"
"Şey, evet benim."
"Eğer gelirseniz size vermem için bir kağıt bırakmıştı ama bu saatte geleceğinizi tahmin etmemiştim tabi."
"Tekrardan çok özür dilerim."
"Tamam işte burda, hayır sorun değil. Alabilirsin işte zarf."
"Çok çok teşekkür ederim, e, iyi günler diliyorum."
Böyle dedikten sonra apar topar kaçtım binadan. Elim ayağıma dolanmıştı, ve şimdi bir de o mektubu okumak vardı...