13.

1393 Kelimeler
Bahar; Bahçe kapısında dikiliyordum. Ne demişti öyle? Sülük gibi öpüşmekten korktuğumu nereden biliyordu? Yoksa dün? Tabi ya! Ben başka ne anlatmıştım? Rezil oldum. Zorla öptüğüm yetmezmiş gibi bir de sülük gibi öpüşüp öpüşmediğimi mi sormuştum? Bir insan ancak bu kadar rezil olabilirdi. Ben de bu sınırları zorluyordum. Nasıl bakacaktım yüzüne? Bu rezillikti. Oflayarak içeri girdiğimde Nazan teyze elinde su bardağıyla mutfaktan çıkıyordu. "Bahar, kuzum neredeydin?" "Biraz hava alayım dedim." "İyi yapmışsın kuzum. İyi geceler ben yatıyorum." kafa salladım. "İyi geceler." onun ardından ben de odama girdim. Uyumayı düşlerken gözümü kapatır kapatmaz gelen görüntülerle hızla açtım. Ne öpmüşüm be! Sabaha karşı yorgunluktan gözlerim kapanırken yarın ki çekimde ne yapacağımı düşünüyordum. Mor gözlü bir manken! Ne güzeldi ama! Gözde'nin dürtmesiyle gözlerimi açtığımda homurdandım. "Ben uyuyamadım." "Çekimin var bugün kuzum." "Biliyorum. Hiç gitmek istemiyorum." dudak büktü. "Gitme diyeceğim ama bu çekim için çok uğraştığını biliyorum." "Of! Niye bugün? Yarın olsa olmaz mıydı? Şimdi o Okan denen götün de yüzünü göreceğim. Hiç istemiyorum." "Kuzum, bunu şirkete söylesen?" "Ne diyeceğim? 'Bu herif benim eski sevgilim ben o onunla çekim yapmak istemiyorum.' mu? Adamlar da beni dinleyecek. Çokta umurlarındayım sanki!" "En azından denesen? Belki kabul ederler." "Zannetmem. Çok uzun zamandan beri hazırlanıyor bu çekim. Mecburen katlanacağım." "Ah be kuzucuk. Hadi kahvaltıya gel. Annem börek açmış." yataktan kalkıp banyoya yöneldim. Kahvaltıdan sonra kot pantolon ve tişört giyinip aşağı indim. Algı çıkıyordu. "Algı beni bırakır mısın?" "Tamam gel." çantamı alıp peşinden arabaya bindim. Algı da binip arabayı çalıştırdı. "Ee kuzu? Dudaklarının halini öğrenebildin mi?" "Evet." "Ne olmuş?" "Gökay'ı öpmüşüm." "Ne?!" kahkaha attı. "Sen ciddi misin?" "Evet. Bildiğin gidip çocuğa yapışmışım." "O da sana yapışmış. Dudaklarının hali onu gösteriyor. Sordun mu neden itmemiş?" "Hayır. Zaten utanıyorum. Yüzüne nasıl bakacağımı düşünüyorum." "O da seni öpmüş kuzum. O nasıl bakıyorsa sen de ona bakabilirsin." derin bir nefes verdim. "Senin bu yüzden mi masada yüzün asıktı?" "Hayır. Okan da bu çekimde olacak. Bir de ikimiz olacağız. Canım o yüzden sıkkın." "Benim gelmemi ister misin?" "Hayır. Kaçışım yok. Senin de sinirlerini bozar. Gidip yüzleşelim bakalım." "Çok uzun sürmeyecek sanırım." dediğini anlamasam da arabayı durdurduğunda karşıya baktım. Binanın önünde elinde sigarasıyla kapıya yaslanmıştı. Nefret ediyordum! "Başa gelen çekilir. Teşekkür ederim." "Bekleyebilirim?" "Gerek yok." "Sen bilirsin kuzum. Hadi kolay gelsin." yanağını öpüp arabadan indiğimde bakışları bana kaydı. Sigarayı yere atıp ayağıyla söndürdü. Bana yaklaşmaya başladığı sırada içeri giren kızların peşine takıldım. "Kaçamazsın." onu takmadan stüdyoya girdiğimde yapımcının yanına gittim. En azından şansımı deneyebilirdim. Kapıyı çalıp içeri girdim. "Hoş geldin Bahar. Çekimlere daha var." "Evet biliyorum. Ama ben sizinle bir şey konuşmak istiyorum." "Tabi ki, söyle lütfen." "Okan-" "Evet. Siz güzel bir çiftsiniz." "Artık çift değiliz. Ben de bu konu hakkında konuşmak istiyordum. Okan'la olan çekimlerimizi biraz azaltmanızı istiyorum." "Bahar ayrılmanız kötü olmuş ama konsept yaz aşkı. Bu isteğini geri çevirmek zorundayım." "O zaman ben-" kapı çaldığında "Gel." gelene bakmak için kafamı döndürdüğümde Gökay'la göz göze geldik. Kaçırdım. "Gökay! Hoş geldin! Erken geldin?" "Öyle, gelip Tuncay'ı göreyim dedim." "İyi yapmışsın içecek bir şeyler ister misin? Bu arada bu modelimiz Bahar Şen. Bahar bu da fotoğrafçımız Gökay Saray." "Tuncay biz zaten tanışıyoruz. Bahar benim komşum." "Öyle mi? Bahar çok şanslısın. Harika bir fotoğrafçıyla komşusun. Çok uğraştırdı beni ama ikna ettim." gülümsemeye çalıştım. "Ben gitsem iyi olacak." "Nedenini anladın değil mi? Herhangi bir sorunda biz orada olacağız." "Ne sorunu?" Gökay bana baktı. "Önemli değil." "Erkek model Bahar'ın eski sevgilisi.-" "Okan?" "Evet tanıyor musun?" "Tanımaz mıyım? O da benim yumruklarımı iyi tanır." "Kavgalı mısınız?" "Öyleyiz. Ben o adamın fotoğraflarını çekmem." "Nasıl çekemezsin? Anlaşma-?" "Anlaşma umrumda değil." "Bu dar vakitte nasıl bir erkek model bulacağım?" "Bu senin sorunun. Bu dar vakitte düzgün bir fotoğrafçı hiç bulamazsın." Tuncay bey sıkıntılı bir nefes aldı. Ardından telefondan birini aradı. "Betül, bana hemen kumral erkek gönder. Çok acil." telefonu kapatıp Gökay'a döndü. "Oldu mu?" "Hem de çok güzel oldu." Bana ayrılan odada giyinirken Okan sırıtarak odaya girdi. "Sevgilim?" ona bakmadım. Elini belime koyduğunda geri çekildim. "Uzak dur benden." "Hadi ama? Sen de istemiyor musun? Resimlerimi beğenmedin mi yoksa?" "İğrenç pisliğin tekisin! Hiç utanmadın mı o fotoğrafları gönderirken?" "Hayır, sevgilim. Seni düşünmekten kendimi alamıyorum. Bütün duygularımı kapatıyorsun." bana yaklaştı. "Uzak dur!" ittim. "Hadi güzelim." elimle itmeye devam ederken kapı açıldı. "Bahar?" Gökay yanıma gelip arkasına çekti beni. Bu sefer çıkmayacaktım. O gün çıktığımda yumruk yemişti. "Yine mi sen lan?" Okan yine diklendi. "Okan mıydı?" kafa sallayarak onayladı. "Siktir git!" "Ne diyorsun lan sen?" "Bak, geçen günki gibi dayak yemeyi istemiyorsan git! Beni sinirlendirme. Ayrıca bir daha Bahar'a iğrenç mesaj atıp rahatsız edersen seni sikerim. Ve inan bundan zevk alırım!" "Sen kimsin lan? Sürekli Bahar'ın yanındasın?" "Ne yapacaksın?" "Kimsin lan sen?" "Sevgilisiyim lan! Var mı?" "Hadi lan oradan! Bahar doğru mu söylüyor lan bu?" "Düzenli olarak sevişiyoruz. Birbirimizi de çok seviyoruz. Oldu mu?" "Ulan bana ellettirmiyordun! Bu dağ ayısıyla sevişiyor musun?" "Bak duydun değil mi? Benim sevgilim! Uzak dur. Canını yakarım!" "Orospu!" odadan çıktığında Gökay arkasını döndü. "Baha-" ağlamaya başladım. "Bahar o pezevengin sözüne mi ağlıyorsun?" "H-hayır! O-o şer-refsizin kensine bakmadan bana hakaret edebilmesine ağlıyorum! Umrumda bile değil o!" bana kollarını doladı. "Sakin ol. Gitti. Bir daha yanına uğramasına izin vermeyeceğim." "Sürekli yanımda dolanamazsın ki?" "Sen şimdi bunları düşünme. Her şey iyi olacak tamam mı?" kafa salladım. İnanmak istiyordum. Birilerine inanmaya ihtiyacım vardı. 2 hafta sonra... Hakan; "Gözde seninle yüzyüze görüşemeyecek miyiz? Telefonla görüşmekten sıkıldım." "Ben de öyle. Ama annem sıkı yönetimde. Nazi kampı gibi. Çok sinir bozucu bir durum. Seni özledim." "Ben de seni özledim. Annen geleli 2 hafta oluyor. Baban aramadı mı hiç?" "Aradı, aramaz mı hiç? Ama annem Nuh diyor peygamber demiyor." "Aşkım alınma ama çok inatçı." "Öyle. Huylu huyundan vazgeçmez derler ya. Aynısı annem için geçerli." "Bugün biraz kaçamaz mısın?" "Ben sana haber veririm." "Özledim." derin bir iç çekti. "Ne güzel dedin öyle." gülümsedim. "Gözde ben seni-" "Kapatmam gerekiyor. Görüşürüz." "Seviyorum." mırıldandım. Ardından telefonu kulağımdan çektim. Telefonu bıraktığım an çalmaya başladı. "Annem!" "Oy benim oğluşum ne güzel annem dermiş. Senin ağzını yüzünü yerim. Kurban olurum sana." "Nasılsın annem?" "Ben iyiyim. Asıl sen nasılsın? Özledim bebeğimi." "Nasıl olayım annem iyiyim." "Ay! O nasıl iyiyim demek. Kim sıktı benim oğluşumun canını?" "Yok bir şey. Babam nasıl?" "Boşver o yaşlı adamı. Kim sıktı senin canını? Ne oldu? Gözde'yle mi kavga ettiniz?" "Yok be annem. Aramız iyi de göremiyorum." "Çok mu çalışıyorsunuz?" "Yaz geldi diye çalışmıyorum. Hep evdeyim. Ama Gözde'nin annesi geldi. Göstermiyor yüzünü bana. 2 haftadır görmedim. Bazen bahçeye çıkıyor. Telefonla konuşuyoruz." "Oy benim prensim sevgilisini göremiyor diye üzgün mü. Kıyamam bebeğime ben. Sen annesiyle tanıştın mı?" "Evet. Nazan adı. Çok hoş bir bayan ama biraz inatçı." "Neden kötü davranıyor ki? Yanlış bir söz mü söyledin?" "Yok annem. Kucağımdaydı. O halde gördü bizi." "Ne! Kucağında mıydı!" alnıma vurdum. "Annem öyle değil. Bahçede oturmuş konuşuyorduk, sonra böcek gördü Gözde. Kaçarken de bana takılıp kucağıma düştü. Nazan hanım da o sırada geldi." "Tamam bebeğim ben en kısa zamanda gelip görüşeceğim. Hatta Sultan'ı da alıp gelirim. Diğerleri tatile gitti." "Çok iyi olur annem. Gel de konuş Nazan hanımla görüştürsün bizi. Kıza onu sevdiğimi söyleyeceğim sürekli araya giriyor." "Sen hala söylemedin mi? Oy benim güzel oğlum. Neyse aslanım. Bayram'a az kaldı. Bayramlarda küslük olmaz. O arada anlaşırsınız." "Tamam annem babama selam söyle." "Tamam kurban olduğum. Hadi öptüm seni çok." "Ben de seni öptüm annem." telefonu kapatıp başını kaşıyarak gelen Maraz'a baktım. "Annem ve Sultan teyze gelecek. Kısa bir süre sonra." "Nereden biliyorsun?" "6. hislerim kuvvetli. Annemle konuştum şimdi." mırıldandı. "Pamir'i sen mi gönderdin? Uyuyakalmışım." "Evet. Bugün erken uyanınca hazırlayıp gönderdim. Algı'yı gördük bir de sabah." "Bir şey dedi mi?" gözlerini ovuşturmayı bırakıp bana baktı. "Pamir'i öpüp servise bindirdi." benim bu arkadaşım abayı yakmıştı Algı'ya! "Cevap vermedi mi?" "Ne?" "Annelik şeyi işte." "Ha. Yok. Hayır." "Tekrar sordun mu?" "Sormadım. Bir kere sordum. Kal geldi. İkincisini soramam. Hem o da kabul etmiş gibi davranıyor. Pek farkı yok." "Güzel kız değil mi?" ağzını aramaya çalıştım. "Ne bileyim oğlum! Ona mı bakıyorum?" "Yok da maşallah Allah sahibine bağışlasın." kaşları çatıldı. "Sen bir şey mi gizliyorsun? Sevgilisi falan mı var?" "Ne bileyim. Güzel kız. İllaki vardır sevgilisi. En azından sevdiği veya seveni vardır değil mi?" sinirlendiğinde homurdanarak "Ben yemek yiyeceğim! Gökay'la Deniz nerede?" "Gökay çekime gitti. Deniz şirkete. Mağazalarda bir sorun varmış." "Tamam. Deniz halleder." o mutfağa giderken ben arkasından gülüyordum. Maraz'ın telefonu çaldığında homurdanarak yukarı çıktı. Aşağı geldiğinde üzerini giyinmişti. "Hakan sen mutfağı toplarsın değil mi benim acil kreşe gitmem gerekiyor." "Pamir'e bir şey mi olmuş?" "Kavga etmiş. Ben gidiyorum." "Tamam ben hallederim." evden çıktığında Pamir gibi sakin bir çocuğun nasıl öyle bir şey yapabileceğini düşünüyordum.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE