Nefesi boynuma çarparken yavaşça ona döndüm.Demir Bey dibimde başı eğik ve nefesi alnıma çarpacak kadar yakındı bana. İçimi yakan bakışları beni esir alırken kapının açılma sesiyle ürkerek bir salisede kapının yanında soluğu aldım.Kapıda olan babam beni fark edip gülümsedi ve gözleri
asansörün yanında olan Demir Bey'e kaydı.
"B-baba nereye gidiyorsun?"
tedirginlikle sorduğum soru karşısında
babam tekrardan bana dönerek
"Asıl siz hoş geldiniz kızım.Demir oğlum niye orada öyle duruyorsun?Hadi girin içeri." dedi ve yana kaydı.Babama açık vermemek için gülümsedim ve hızlıca elimdekilerle içeri girdim.Demir Bey karşılık olarak babama başını salladı ve arkamdan yerdeki 1 milyonu alarak içeri girdi.Babam biz girdikten sonra kapıyı kapatıp aklına bişey gelmiş gibi bize dönerek
"Asayra Eda nerde kızım?" dediğinde
"Şey bizimle geldikten sonra bir işi çıkınca gitmek zorunda kaldı."
Babam başını sallayıp mutfağa doğru gitti.
Çantamı masaya bırakırken Demir Bey
masaya gelip oturdu.Ve bana bakarak
"Babana düğünün iki gün sonra olucağını söyle." dedi kısık ve tok sesiyle.Demir
Bey'i onaylayıp babamın yanına gittim
"Baba n'apıyorsun burda?"
Babam bana dönüp tebessüm ederek
"Yoldan geldiniz kızım yorgunsunuzdur.
Geç sen içeri ben kahveleri hazırlayıp gelirim." dediğinde başımı salladım ama
içeri gitmedim.Babam anında
"Söyle kızım" dedi kahveleri hazırlarken.
Hep anlamıştır benim bir konuyu açmaya çalışırken bir süre beklediğimi.
"Baba...Ben ve Demir düğün hakkında bir karar aldık"
Babam başını sallayarak ocağı altını kıstı ve bana döndü.
"Hımm peki bu karar ne?"
"Düğünü erken yapma kararı" dediğimde
babam anlayışla beni dinlemeye devam etti
"Şöyle ki düğünü iki gün sonra yapmayı
düşünüyoruz AMA baba sen istemezsen
sıkıntı değil.İlla iki gün sonra yapmamız gerekmiyor." Babam derin bir nefes alıp önümde dikildi.Ve gülümseyerek elini yanağıma koyup
"Sorun değil bu sizin düğününüz.Bilaks hatta kızım mutlu olacaksa bende mutlulukla karşılarım bu kararı"
Babam gülümseyerek kahveleri tepsiye koydu ve içeri doğru götürdü.Bunun üzerine
babamın arkasından salona girdim.Babam
kahveleri masaya koyup sandalyesine oturduğunda aynışekilde bende sandalyeye geçip oturdum.Sonra Demir Bey bana dönüp baktı ve konuyu açtı.
"Ömer Amca Asayra düğün hakkındaki
kararımızı sana söylemiştir.Eğer bir sakınca
yoksa iki gün sonra düğünü yapıcaz." dedi
tok bir sesle.Babam bana baktı ve Demir Bey'e baktıktan sonra
"Öncelikle burda evlenecek olan siz olduğunuz için aranıza girmek doğru değil.
Ve eğer kızımı bu karar mutlu ediyorsa benim için hiç bir sorun teşkil etmiyor." dedi ve babam verdiği cevaptan sonra kahvesinden bir yudum aldı.Demir Bey monoton bi ifadeyle bana dönüp baktığında
ona rahatsızcs gülümseyip rahatlamak için kahvemden bir yudum aldım.Bir kaç dakika sonra Demir Bey'e bir telefon geldi ve bir işi çıktığını söyleyerek gitti.Demir Bey gittikten sonra babam yorgun bişekilde bana dönüp
"Asayra sana verdiğim parayı hiç harcamadın değil mi?" dedi yerdeki bir dolu eşya yığınına bakarak.Bunun üzerine babama karşı mahçup oldum ve yavaşça başımı salladım.
"Baba yapamadım sen bu kadar hastayken
..." Babam başını anlayışla sallayıp odasına doğru gitti.Kalbim sanki içinde volkan varmışçasına yanıyor ve acıyordu.Babamın
bana karşı sorumluluğunu yerine getirmemiş gibi kahrolması ve mahçup olması gereken benken,onun olması kalbimin sessizce,kendi içinde kimseye fark ettirmeden paramparça olmasına neden oluyordu.Ama ne yazık ki elimden
bununda geçmesini ummaktan başka bişey gelmiyordu.Gözümdeki yaşları silip yerdeki eşyaları odama taşıdım.Ve salonda kalan son kutuyu almak için geldiğimde o kutuda Demir Bey'in babama aldığı takım elbise olduğunu hatırladım.Derin bir nefes alıp kutuyu kaptığım gibi babamın odasına doğru gittim.Kapıyı çaldım ve babam girebileceğimi söylediğinde kapıyı yavaşça açıp her zamanki yerinde oturup kitap okuyan babama baktım.Hep böyle yapardı
ne zaman canı birşeye sıkılsa ya da canı yansa odasına çekilir kitabını kaptığı gibi
pencerenin önüne oturup kitabını okurdu.
Bir gün ona neden bu kadar çok kitap okumayı sevdiğini sorduğumda babam bana gülümseyip.
"Kitap seni bambaşka ve yepyeni hikayelere götürür.Bazen kahramanın kendisi,bazen orda bulunup izleyici olursun.Ama her ikisinin de bir ortak noktası var.Seni birkaç saatliğine de olsa dünyanın karmaşasından
, mutsuzluğundan,endişeleriden alıp götürür.Ve son olarak benim tatlı kızım sana yaşanmışlıkları okutup seni bilgili ve tecrübeli kılar." dediği dün gibi aklımdaydı.
Kitaplar hep onun için bir sığınak oldu.Ve
evet kitaba sığınmak için illa küçük bir ergen olmak gerekmiyor ya da asosyal biri olmak gerekmez.İnsanın her yaşta zorluk ve acı çektiği dönemler olabilir.Bazıları
o dönemlerde izole olmayı tercih ederken, bazıları canım babam gibi kitapları sığınak olarak inşa eder kendine.O kişilere deli
damgası vurmak ya da onlara küçük görmek yerine onlar gibi olmayı çalışmalıyız.Onlar yıkıldıkları zaman kendilerine neyin iyi geldiğini bilen kişiler
ama biz hâlâ bilmiyoruz.Kendimi bu derin düşüncelerden çıkarıp babama dönüp gülümsedim.Babam kitabı masaya bırakıp
elimdeki kutuya baktı.Babamın önüne gelip bişey demeden elimdeki torbayı ona uzattım.Ve bir bana bir torbaya bakıp elimden alıp yavaşça açtı.İçinden takım elbiseyi çıkartıp tebessümle bana döndü.
Takım elbisesini yana koyarak elimden tutup kendisiyle birlikte yatağa oturdu.
"Canım kızım hiç gerek yoktu.Zaten Demir
oğlum o kadar masraf yaptı..."
Babamı yarıda kesip onu mutlu etmek için
"Baba o nasıl laf öyle Demir bunu sana severek ve isteyerek aldı.Hem bunlar onun
için pek masraf sayılmaz.Sen bunları düşünerek sıkma canını tamam mı babam ?
" dedim tamam severek değil de mecburen almış olabilir takım elbisesini ama kısmen doğru bu onun için masrafın "m"si bile değildi.Babamın kafasını dinelemesi için ayaklanıp odadan çıktım ve odama girdiğim
gibi kendimi sırt üstü yata attım.Bir kaç kere derin nefesler alıp verirken aklıma
Demir Bey'in beni aklımı yerinden alan dokunuşları gelmeye başladı.Gözlerimi yavaşça kapatıp o anlara geri gittim.O
katran karası gözlerin her santimimi süzmesi,o kocam ellerinin ıslak bacak aramı yoğurması,sert nefes alış verişleri...
Bunların hepsi tekrardan ıslanmama ve bacaklarımı istemsizce birbirine sürtmeme
neden oluyordu.O sırada çalan telefonla korkarak gözlerimi açıp dik durdum.
Göğüslerim hızlıca inip kalkıp inerken telefona uzandım.Eda arıyordu.
"Alo "
"Alo Asayra eve vardın mı Balgözlüm?"
"Hımm vardım Eda.Senin ne işin çıktı da gittin?" dediğimde telefonun öbür ucundan kıkırdayarak
"Yok bir işim falan çıkmadı.Sadece sizi karı Koca yanlız bırakıyım dedim." dediğinde
ekşi bişey yemiş gibi suratımı ekşitip
"Ne! Eda sen ne saçmalıyorsun hımm? Biliyorsun.Bizim evliliğimiz aşk evliliği
falan değil." dediğimde Eda bir öf çekip sanki hiç birşey söylememişim gibi
"Ya tamam sen onu bunu bırak da işe yaradı mı?Yakınlaştınız mı?" diye sordu
heyecanla.Bunun üzerine aklım yine Demir
Bey'le yakınlaştığımız anlara gitti ve yüzüm
kızardı.Ama Eda'ya belli ettirmemek için
"Of Eda kapat şu teli yoksa ben fıttırıcam" dediğimde,Eda bıkkınlıkla öfleye püfleye
"Romantizm katilisin Asi kız.Enişteme üzülüyorum." dediği gibi kıkırdayarak telefonu kapattı.Kirpiklerimi kırpıştırıp telefonu yatağımın yan tarafına attım ve tekrardan kendimi yatağa attım.Ve Yukunup İki gün sonra onun evinde,onun odasında ve onun yatağında olucağımı düşünüp dudaklarımı korkarak ve üstüne heyecanlanarak ısırdım.Yorgun ve bitap düşmüş bir şekilde gözlerimi karanlığa doğru kapattım.
2 Gün Sonra
Sabah erkenden uyanıp yatağımı düzelttim
ve son kez bir yıl boyunca göremiyeceğim yatak odama veda edip banyoya girerek duş aldım.Bir kaç saat sonra Eda bizim eve geldi.Birlikte Demir Bey'in bizim için gönderdiği korumalar ve arabayla kuaföre gittik.Sabah babam takım elbisesini giydikten sonra Demir Bey babamı düğün alanına götürdü.Fazla büyük bir düğün merasimi olmayacaktı ve prosedür gereği
bir kaç yakın akraba katılacaktı.Bizden Eda, Annesi ve babası Meliha Teyze ve Salim Amca katılıcaktı.Onlardan ise sadece iş arkadaşları bulunacaktı.Kuaförde saç ve makyajı yaptıktan sonra Eda'nın yardımıyla gelinliği giydim.Ve gelinliğin tam uyması beni şaşrttı.Hiç ölçü falan almamasına rağmen gelinliği tam bana göre almayı nasıl becerdi.Aynada kendime baktığımda nutkum tutuldu.Gelinliğin içinde çok güzel gözüküyordum, belimi sıkıca sararak diri göğüslerimi belli ediyor ve belimi incecik gösteriyordu.İlk defa kadın olduğumu hissettim desem yalan olmaz.Eda da benim tepkimin sesli versyonu verdiğinde ona gülümseyip ne olursa olsun anlaşmalı da
olsa evlendiğimi kendime hatırlatıp mutlu olmaya çalıştım.Hepsi bittikten sonra
bir kaç kız ve Eda bana yardım ederek arabaya kadar gittik.Eda ile arabaya bindikten sonra şoför arabayı çalıştırdı ve düğün alanına gittik.Düğün alanı diyip duruyorum ama düğün Demir Bey'in
evinde olucaktı.Zaten saray gibi evi vardı en doğrusu orda yapmamızdı.Şoför evin bahçesinde durduğunda geldiğimizi anlayıp kapıyı açacakken dışardan arabaya doğru gelen siyah giyinimli bir kaç adamdan biri kapıya doğru yaklaşıp açtı ve çıkamam içinde biraz geri çekildi.Aynı şekilde Eda'ya da aynı muamelede bulundular.Arabadan indikten sonra arabanın hemen yanında varlığını bile bilmediğim hizmetliler ellerimden tutup beni kapıya doğru nazikçe götürdüler.İçeri girdikten sonra hizmetliler
beni konukların olduğu kısma doğru götürdüler ve zamanı gelfiğinde gitmeden Demir Bey siyah smokiniyle son derece yakışıklı ve cool bir şekilde karşıma çıktı. Demir Bey bana bakarken adem elması kıpırdandı ve beni baştan aşağı süzdü.Derin bir nefes alıp bir iki adımda yanımda yerini aldı.Başımı yana çevirip son kez ona baktıktan sonra bende derin bir nefes alıp önüme döndüm.Demir Bey koluna girmem için bana kolunu uzattı ve bende koluna girdim.Ve kapı açıldığında yürümeye başladık.Tanıdığım bir kaç yüz olarak Meliha Teyze,Salim Amca ve Babam vardı, diğerlerini tanımıyordum.Eda arkamdan gelinliğimin eteklerinden tutup yürümemi kolaylaştırıyordu.Bir dakika sonra nikah masasına geldik.Babama baktığımda çok mutlu ve huzurlu bir şekilde yüzünde neşeyle beni izliyordu.Babama gülümseyip nikah memuruna döndüm.Bir kaç dakika içerisinde nikahımız kıyıldı ve ilk dansımızı
yapmak için müzik çaldı.Bir kaç daki boyunca Demir'le dans ederken dansın ortasında Demir belimi sıkıp dikkatimi kendine çevirdi.Ve kulağıma doğru eğilip
"Biraz gülümse.Çok durgun gözüküyorsun."
dediğinde gözlerimi kırpıştırıp derin bir nefes alıp Demir'e bakıp kocaman gülümsedim.Ay Şimdi de herkes bizim çifte kumrular olduğumuzu zannetsin.Aman ne güzel.Demir belimi çekip bedenimi kendine daha da yakınlaşatırdı ve alayla
"Beni bile inandırıdın bana aşık olduğuna"
dediğinde gözlerimi devirip
"Susar mısın kocacım? odaklanamıyorum."
dedim ona sinirle bakarak.Demir tek kaşını kaldırıp bana kuyruna basmış kuduz köpek gibi bakıp
"Hımm önce yaramazdın.Şimdi küstah oldun.Öyle mi kârıcım?" dediğinde sinirle dişlerimi sıktım.Ve en sonunda müzik durdu ve dans bitti.Bir kaç saat boyunca Demir'in iş arkadaşları ve onların bir iki tanesinin eşleriyle de tanıştım.Her ikisi de çok bakımlı ve alımlı kadınlardı.Sonra babam ve Edaların yanına gidip konuştuk sohbet ettik.Demir yanımda hiç bozuntuya vermeden sadece ben konuşurken beni dinledi.Arkadşlarının yanında ona sorulan birkaç soruyu cevaplayıp yine ipleri elime veriyordu.Aslında zaten bütün gözler ondan çok bendeydi arkadaşları beni ilk defa gördükleri için pek tabi merak edip bana
birçok soru soruyorlardı.Brn bunları düşünürken ve en sonunda korktuğum an geldi ve babamla, Eda'yla vedalaştım.Eda yine yaptı yapacağını bana ilk geceden sonra ona anlatmamı istedi.Of ya ben onu unuttum telaştan.O yetmedi bide ilkim.Yani tecrübesiz ve korkuyordum.Demir'in bütün arkadaşları gitmişti.Babam onlar da gitmişti.Bir of çekip içeri doğru gittim.
Demir'i...dur bir dakika Demir Bey'den ne ara Demir oldu bu ya. Düşüncemde bile evlenmişim bu despotla .Ne yapalım başa gelen çekilir..Gelinliğimin eteğinden tutup yukarı doğru çıktım.Ve kapısı aralık odayı görüp oraya doğru gittim.Kapıyı açıp içeri girdiğimde Demir eşofman takımı giymiş bir şekilde elindeki yüzüğü çıkarıyordu.
"Orda öyle durma içeri gel sende çıkart o üstündekini" dedi elindeki saatini de çıkarıp komidine bırakarak. Ve bana doğru dönüp ne var gibisinden göz kırptı.
"Yok birşey sadece uyuyucak mıyız yani? "
Sordum merak ederek sonuçta evliliğimiz
çocuk içindi.Demir tek kaşını kaldırıp sırıttı.
"Bu iş için bu kadar istekli gözükmüyordun"
Söylediği şeyle gözlerimi şaşkın şaşkın kırmıştırıp yutkundum.
"Ne alakası var.Ne için evlendiğimiz belli.
Hemen olsun bitsin." Cesurca konuşurken Demir üstüme doğru geldi.Ve tam dibimde biterek ciddi bir yüz ifadesiyle bana bakıp
"Bu gece yapmamızı istiyor musun?" dediğinde hızlı hızlı nefes alıp verirken ona cevap vermek için başımı salladım.Demir biraz daha bana yaklaşıp
"Konuş" dediğinde yanaklarım kızardı ve zar zor çıkan sesimle
"E-evet" Demir benden aldığı komuttan sonra üstüme eğilip kulağımın kenarında
"Sonradan pişman olmak yok.
Yarı yolda bırakmak yok.
Şaheyet bir tartışma ya da anlaşmazlık olursa bu yatak ozamıza dahil olmayacak.
Şunu da bil ki sen benim cinsel ilişkiye gireceğim ilk kadın olacaksın." dediğinde gözlerim kocaman açıldı.O gün bana dokunurken öyle gözükmüyordu ama.
Yoksa erkekler zaten biliyor mu bu işi.
Demir elini açıkta kalan sırtıma atıp kulağıma doğru beni tahrik eden bi fısıltıyla
"Bir kadının dokunuşundan uzun zamandır uzak kaldım Asayra KARAHAN.Ve bu yılların acısını senden çıkartıcam.
Gentilmenlik edip bu gece dinlenmeni istedim.Çünkü önümüzdeki bir kaç ay çok yorulacaksın.Ama sen beni sınamayı sevdiğin için o hakkını kaybettin.Off Asayra Off... Biliyor musun?Şuanda seni domaltıp sikmeyi o kadar çok istiyorum ki bu istek canımı yakıyor." dediğinde korkudan kalp krizi geçirmenin ucuna geldim.Ayvayı yedin Asayra.Bu Despot seni kıtır kıtır yer.
Adam beklemiş beklemiş bütün acısını benden çıkarmak için beklemiş sanki.