Sabah tuhaf bir rüyayla uyandım.Daha doğrusu beni ıpıslak yapan bir rüya.
Rüyada Demir Bey'in uykumdayken yanıma gelip her yerime dokunduğunu, sıktığını ve edepsiz bir dille beni celbe getirdiğini gördüm.Sonra zaten terli bir şekilde uykumdan uyandım.Saat sabahın 6'sıydı.Erken uyanmıştım ama aslında işime geldi.Demir Bey dün beni arayıp bugün düğün alışverişi yapıcağımızı haber vermişti.Yani saat 8 gibi burada olur.
Yataktan kalkıp banyoda 5 dakikalık bir duş
aldıktan sonra dolabımdan iç çamaşırı ve sarı ,uzun kollu bir üst ve ona uygun uzun bir etek aldım.Aslında bunları giymek istemiyordum ama Eda dün Demir Bey'in bizi alışverişe götüreceğini duyduğunda bana dekolteli, lacivert bir elbise seçmişti.O elbise ben burdayım dediği için giymeyeceğimi söylediğimde ikinci bir seçenek olarak bunları giymemi istedi.
Kıyafetlerimi giyip saçlarımı açık bıraktım.
Böyle daha iyi hissediyordum ve ayrıca kış ayıydı.Bir iki fıs parfüm de sıkıp biraz dudaklarımı nemlendirdim.Tamam artık hazırdım.Daha sonra kahvaltı hazırlayıp babamı uyandırdım.Ve babamı ilk defa bu kadar iştahla kahvaltı yaparken görmüştüm
.Sanırım bu evlilik meselesi onu dinç tutuyordu.Babamla sohbet ederken kapının zili üç kere art arda çalınca babam bana bakıp gülümsedi. Ayağa kalkıp kapıyı açtığımda Eda beni parlak bir
gülümsemeyle karşıladı.
"Günaydın müstakbel gelin hanım."
Eda'nın göz kırparak söylediği şeye göz devirdim ve kahvaltı masasına doğru gittim
Babam bize bakıp gülerken Eda içeri girip kapıyı kapadı. "Günaydın Ömer Amca"
"Günaydın Kızım " Eda babama tebessüm edip yanımda yerini aldı.Ve çaydanlığı alıp kendine çay koydu."Asayra hazırsın değil mi? "
Sanırım Eda heyecandan ne dediğini bilmiyordu.Hemde hazır olduğum görmeyecek kadar heyecanlıydı.
"Hazırım Eda"
Çayımı yudumlarken bıkkınlıkla cevap verdim.Ve bir kaç dakika sonra kapı tekrardan çaldı.Eda heycanla kalkıp kapıyı açtı.Ve bana salondan bakıp gülümsedi.
"Günaydın Enişteciğim."
Eda bana bakıp yüksek sesle üstüne basa basa söylediği şeyle mesajı alıp ayağa kalktım ve çantamı aldım.Babamın yanına gidip ona sarıldım.
"Baba biz gidiyoruz eğer bişey ihtiyacın
olursa ya da...fenalaşırsan ara beni tamam mı?"
Babam bana bakıp tebessüm etti.
"Kızım ben iyiyim.Sen beni düşünme.Demir oğluma da söyle hiç içeri girip kendini rahatsız etmesin.Sen selam söyle ona "
Başımı salladım ve kapıya doğru adımladım
Kapıya vardığımda Demir Bey bir eli cebinde diğer elinde telefonu biriyle kızgın
bir şekilde konuşuyordu.Bir kaç saniye sonra geldiğimi fark edip bana doğru döndü
Ve yine beni baştan aşağı süzdü.Onun beni
böyle süzmesi aslında beni hiç rahatsız etmiyordu.Nedenini de bilmiyordum.
Acaba aklım bu bakışlara beni alıştırıyor muydu?Aklımda dolaşan girdaplı sorulardan çıkıp dikkatimi karşımdaki heybetli adama verdim.Demir Bey beni süzümeyi gözlerime gelerek bitirdi.
"Eğer hazırsanız gidelim."
Başımı salladım ve tekrar babamı tembihledikten sonra merdivenlerden indim
Ve binanın önünde siyah bir araba vardı.
Demir Bey arabaya binip benim ve Eda'nın
gelmesini bekledi.Fazla beklemeden Eda arka koltuğa oturup öne geçmemi söyledi.
Utana sıkıla Eda'yı dinledim ve ön koltuğa geçtim.Demir Bey bana bakıp emniyet kemerimi takmamı bekledi.Sonra arabayı sürdü.Bir kaç dakika sonra şehir kadar büyük bir alışveriş merkezinin önüne geldik.
"Hadi gidip bir an önce şu gerekli eşyaları alalım."Demir Bey duygusuz bir şekilde bana bakıp inmemi bekledi.Bende istediği
gibi yapıp derin bir nefes alıp arabadan indim.Ben indikten hemen sonra Eda da inip yanıma geldi.Eda karşısındaki dev gibi alışveriş merkezine bakıp heyecanlanırken,
ben bu koca alışveriş merkezi gibi koca meblağların harcanacağını düşüne düşüne kafamı patlattım.Demir Bey bana bakıp elini tutmamı istediğinde ben gerek olmadığını söyledim. Demir Bey derin bir nefes verip önümüzden geçerek onu takip etmemizi istedi.Onu takip edip alışveriş merkezine girdik ve içi baya güzel ve afilliydi. Demir Bey bir anda durup bize doğru kaşları çatık bir şekilde baktı.Ve iki adımda bize...bana doğru gelip elimden tutup kendine çekti.Yaptığı bu hareketle bu sefer benim kaşım çatıldı.
"Ne yapıyorsun sen?Bırak..."
Ona aşağıdan bakıp elimi çekmeye çalışırken bu sefer elimi bırakıp belimi tutup beni kendine çekti.
"Arkamdan gelmeyi bırak.Sen Demir KARAHAN'ın karısı olucaksın.Yanımda yürü
Ve beni Sakın sınamayın Küçük Hanım.Ben sabırlı bir değilim." Etrafına bakıp tekrar bana döndü ve baktı.Bana derince bakıp gözlerim ve dudaklarım arasında mekik dokudu. Bana böyle bakınca utanıp önüme döndüm.Demir Bey belimde ki tutuşunu gevşetti ve yavaşça elime doğru yol aldı.Elimi tutup yürüyünce herkes
bize bakıp arasında fısıldaştı. Daha sonra
2 saat boyunca ben istemesem de Demir Bey benim için binlerce dolarlık bir sürü kıyafet,çanta, aksesuar eşyaları aldı ve Eda'yı da unutmayıp kibarlık yapıp onun içinde bir çok şey aldı.Ve sonunda sadece gelinlik kalmıştı .SON olarak gelinliği almak için gelinlik mağazalarının olduğu kısma doğru yol aldık.Biz giderken Eda durdu ve bana dönüp kısık gözlerle baktı.
"Asayra şey siz gidin.Ben şu mağazada bişey unuttum da bir koşu gidip onu alıyım.
" Eda'nın bu bakışları pek iç açıcı değildi.
"Tamam bizde gele..."
Eda bir anda kaşlarını çattı ve başını iki yana salladı.
"Yok hiç gerek yok canım arkadaşım siz gidin." Bana göz devirip bizim gerimize doğru gitti.Ben başımı yana çevirip Demir Bey'e baktığımda bana bakıp sırıttı.
"Eee Küçük Hanım baş başa kaldık."
Demir Bey bana göz kırpıp yürüdü ve beni
de peşinden sürükledi.Ve gördüğüm şeyle
kaşlarımı çatarak Demir Bey'e döndüm.
"Bilerek yapıyorsun değil mi?...İstemiyorum gerek yok ." Demir Bey'in elini bıraktım ve dönüp gidecekken önüme geçip engel oldu. Çatık kaşlarımın altından ona bakarken onun yavaşça genişleyen sırıtması
dikkatimi çekti.
"Sen istemiyor olabilirsin.Ama ben istiyorum." Bir adım daha bana yaklaşıp başını eğip kulağıma doğru
"Seni o minicik iç çamaşırları içinde görmek istiyorum.Seni o iç çamaşırları içinde almak istiyorum.Çocuk yapacaksak zevkle yapalım." Demir Bey'in kulağıma fısıldadıkları bütünbedenimde yankılanıp kilotumun ıslanmasına neden oldu.
Kulağıma üfleyip saçlarımı kokladı. Şok olmuş gibiydim.Hareket edemiyordum.Ve önümden çekilip mağazaya girdi.
Gitmeyeceğimden bu kadar emindi yani. Tabi emin olur.Ben ona mecburdum.Fazla
beklemeden onun peşinden gidip mağazaya girdim.Her yerde minicik iç çamaşırları ve tangalar vardı.Demir Bey içeri girince çalışanlar etrafında pervane oldular.Ve bana doğru bakıp onlara bişey söyledi.Çalışanlar başını sallayıp bana doğru geldiler.
"Merhaba Hanım Efendi buyrun size yardımcı olalım."
Çalışan bana yol verip beni kabine doğru götürürken Demir Bey bekleme yerine gitti ceketini çıkarıp koltuğa attı ve oturup ellerini göğüs kafesinde birleştirdi ve düşünceli bir şekilde önüne döndü.
Ben kabine girip elime verilen bir ton iç çamaşırları ve tangaları denemek için soyunmaya başladım.Yarım saate yakın
iç çamaşırı, tanga ve gecelik demeye bin şahit minicik kumaşları denedim.Aynada kendime baktığımda kendi bakışımla yüzüm kızarıyordu.Demir Bey'in önünde ne yapıcam ben.Düşüncesi bile kalbimin hızlı hızlı atmasına neden oluyordu.Ve son olarak elime kan kırmızısı bir gecelik alıp
giydim.Aynada kendime baktığımda en hoşuma giden bu olmuştu.Bir kaç dakika sonra üstümdeki geceliği çıkarmak için hareket ederken dengemi kaybettim ama düşmedim.Ayağım burkuldu.Bu da küçük bir çığlık atmama neden oldu.Çok acıyordu.
Duvara yaslanıp bileğime bakarken aynadaki görüntüyle yutkunup ona doğru dönüp baktım.Demir Bey içeri girmiş beni kısık gözlerle süzüp derin nefesler alıp veriyordu.Ve gerilen kasları patlayacakmış
gibi duruyordu.Gözlerini benden ayırmadan bana doğru gelmeye başladı.İşte şimdi yandığımın resmiydi...